COP31'e Doğru: Özel Sektör İstişare Toplantısı İstanbul'da Yapıldı
Auf einen Blick
- Sıfır Atık Vakfı, BM Türkiye ve UN Global Compact Türkiye, COP31 öncesi özel sektörün iklim eylemindeki rolünü tartıştı.
- Gıda israfı, enerji ve su verimliliği ile fonlama gibi konular ele alındı.
KI-generierte Zusammenfassung
Warum es wichtig ist
Sıfır Atık Vakfı, BM Türkiye ve UN Global Compact Türkiye işbirliğiyle düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, COP31 öncesinde özel sektörün iklim eylemindeki rolünü ele aldı. Toplantıda gıda israfı, enerji verimliliği, su kaynakları ve iklim finansmanı gibi konular tartışıldı.
Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Milletler Türkiye ve UN Global Compact Türkiye işbirliğiyle "COP31'e Doğru: İklim Eylemi Ajandası'nda Özel Sektörün Rolü-Özel Sektör İstişare Serisi Türkiye" başlıklı yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.
İstanbul Ataşehir'de düzenlenen toplantının açılışında konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, kamu kurumları, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerle COP31'i etkin bir şekilde değerlendirmeleri halinde iklim, çevre ve sıfır atık alanlarında yeni bir başlangıca imza atabileceklerini söyledi.
Dünya üzerinde açlık ve susuzluk nedeniyle her yıl 8 milyon insanın hayatını kaybettiğini belirten Ağırbaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde Sıfır Atık Vakfı olarak gıda israfı, enerji verimliliği, su verimliliği ile kadın, çocuk ve gençlik olmak üzere dört ana öncelik belirlediklerini ifade etti.
Gıda israfı ile ilgili COP31'de 100'den fazla ülkenin ve uluslararası kurumların desteğiyle yeni bir kampanyaya başlayacaklarını dile getiren Ağırbaş, "10 yıl sürecek bu kampanyada ülkelerden, kurumlardan, şirketlerden ve dünyaya dair söz söylemek isteyen herkesten taahhüt bekleyeceğiz. Gıda israfını azaltmak zorundayız. Şayet mevcut gıda israfını yüzde 20 azaltabilirsek dünyada açlığı bitirebiliyoruz. İkinci önceliğimiz, enerji verimliliği. Türkiye yıllık 100 milyar dolardan fazla bir rakamı enerji ithalatı için ödüyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, özellikle güneş enerjisi ve yenilenebilir enerji kapasitesinde Avrupa'da çok ileri seviyelere geldi. Bu çalışmaların daha da ileriye gitmesiyle alakalı özel sektör, sivil toplum, bütün paydaşlar olarak elimizden geleni yapacağımıza inanıyoruz." dedi.
Türkiye'nin su kaynaklarının oldukça kısıtlı olduğunu ve bu kaynakların her geçen gün kaybedildiğini dile getiren Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı olarak su kaynaklarına karşı taciz veya herhangi bir tehlike gördükleri zaman soruna çözüm üretmek için gerekenleri yaptıklarını belirtti.
İklim ve iklim değişikliğine bağlı sebeplerden dolayı en çok etkilenen grupların kadınlar, çocuklar ve gençler olduğuna dikkati çeken Ağırbaş, "Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde, COP31 bağlamında yeni bir fon oluşturduk. Dünyanın farklı bölgelerinde sıfır atığa dair, iklime, çevreye dair fikri ve projesi olan fakat finansal durumu olmayan insanları Sıfır Atık Vakfı olarak fonlayacağız. Onların hayallerini gerçekleştirmesi ve kendi söylemlerini dünyaya COP31'de anlatması için fon sağlayacağız. Bu başarıyı Sıfır Atık Forumu çatısı altında da sürdürmek istiyoruz." açıklamasını yaptı.
Ağırbaş, 5-7 Haziran tarihlerinde İstanbul'da düzenlenecek Sıfır Atık Forumu'nda eski devlet başkanlarının, 120'den fazla bakanın ve 200'den fazla büyükşehir belediye başkanının aralarında olduğu, dünyanın 183 ülkesinden 5 binden fazla ismi ağırlayacaklarını dile getirdi.
Sıfır Atık Forumu'nda, sıfır atık konularını tüm yönleriyle ele alacaklarını ifade eden Ağırbaş, "Bu dünyaya hep beraber sahip çıkmazsak, el ele, omuz omuza çalışmazsak yarın bu dünyada yaşanacak sorunların faturasını hep beraber ödeyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın." diye konuştu.
"TÜRKİYE DÖNÜŞTÜRÜCÜ EYLEMLER İÇİN ÖNEMLİ BİR İVME YARATIYOR"
Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, COP31'e doğru ilerlerken küresel bağlamın her zamankinden daha acil olduğunu belirtti.
İklim değişikliğinin artık geleceğe ilişkin bir risk değil, ekonomileri, toplumları, tedarik zincirlerini, şehirleri, gıda sistemlerini, su güvenliğini ve geçim kaynaklarını etkileyen mevcut ve sistemik bir sorun olduğunu vurgulayan Ahonsi, sorunlar karşısında özel sektörün rolünün merkezi bir önem taşıdığını ifade etti.
Güçlü özel sektör katılımı olmadan Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmanın, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nı hızlandırmanın veya adil bir dönüşümü sağlamanın mümkün olmayacağını dile getiren Ahonsi, "Düşük karbonlu ve iklime dayanıklı bir ekonomiye geçiş adil, kapsayıcı ve insan odaklı olmalıdır." dedi.
Uluslararası toplumun odağının giderek taahhütlerden uygulamaya, diyalogdan somut sonuçlara kaydığını belirten Ahonsi, Türkiye'nin bu dönüşüm sürecinde önemli bir liderlik rolü üstlenmek için güçlü bir konumda olduğunu söyledi.
Türkiye'nin sürdürülebilir ve dayanıklı büyümeyi ilerletirken küresel iklim hedeflerine önemli katkılar sunma potansiyeline sahip olduğunu aktaran Ahonsi, "Türkiye'nin İklim Kanunu süreci, Ulusal Katkı Beyanları, uzun vadeli kalkınma öncelikleri, yeşil dönüşüm gündemi, sürdürülebilir finansman çalışmaları ve uluslararası iklim raporlama standartlarına uyum çabaları, dönüştürücü eylemler için önemli bir ivme yaratıyor. Aynı zamanda Türkiye'nin özel sektörü, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim, döngüsel ekonomi uygulamaları, dayanıklı altyapı, sürdürülebilir tarım, yeşil finansman ve iklim teknolojileri alanlarında liderlik sergiliyor." şeklinde konuştu.
Ahonsi, dönüşüm için iş dünyası ve özel sektörle yakın işbirliğine ihtiyacın bulunduğunu, yuvarlak masa toplantıları serisinin de bu nedenle büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bugünkü azaltım ve karbonsuzlaşma, uyum ve dayanıklılık, iklim finansmanı ve kurumsal iklim raporlaması konularındaki tartışmaların son derece zamanlı olduğuna dikkat çeken Ahonsi, şunları kaydetti:
"Özellikle uyum ve dayanıklılık konularına, azaltım kadar aciliyetle yaklaşılması gerekmektedir. Kuraklıklar, seller, aşırı sıcaklıklar, su kıtlığı ve tedarik zinciri aksaklıkları gibi iklim değişikliği etkileri halihazırda bölgedeki işletmeleri ve toplulukları etkilemektedir. Bu nedenle dayanıklılığa yatırım yapmak yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik. Benzer şekilde iklim finansmanı da dönüşümün en kritik unsurlarından biridir. Büyük ölçekli yatırımların harekete geçirilmesi, karma finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi, yeşil finansman araçlarının yaygınlaştırılması ve finansal sistemlerin iklim hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı kalkınma yollarını hızlandırmak açısından hayati önem taşıyor."
"MESAFEYİ DAHA HIZLI KAPATMAMIZ GEREKİYOR"
UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Güliz Öztürk ise jeopolitik risklerin arttığı, maliyet baskılarının yoğunlaştığı ve küresel belirsizliklerin derinleştiği bir dönemde iklim gündemi zaman zaman geri plana itilmiş gibi görünebildiğini ancak iklim değişikliği ile mücadelenin yalnızca "iyi zamanların konusu" olmadığını söyledi.
İklim diplomasisi açısından da kritik bir dönüm noktasında olduklarını belirten Öztürk, "Türkiye'nin bu yıl COP31'e ev sahipliği yapması, iklim gündemini takip eden değil, gündeme yön veren bir aktör olma fırsatı sunuyor. COP31'in "Diyalog, Uzlaşı ve Uygulama COP'u" olarak tanımlanması da bu yaklaşımın güçlü bir göstergesi. Türkiye'nin son yıllardaki yenilenebilir enerji kapasitesindeki artış, yeşil finansman araçlarının gelişimi, Emisyon Ticaret Sistemi yönündeki hazırlıklar ve yeşil dönüşüm teşvikleri bu yönde atılan kritik adımlar. Şimdi hedeflerimizle mevcut durum arasındaki mesafeyi daha hızlı kapatmamız gerekiyor." dedi.
THY Yönetim Kurulu Üyesi Melih Ecertaş da iklim değişikliğinin artık gelecekte dünyayı bekleyen bir risk olmadığını, bugünün ekonomilerini, ekosistemini ve iş yapış şekillerimizi kökten sarsan sistematik bir gerçeklik olduğunu dile getirdi.
Çalışma grubunda alınacak emisyon azaltma ve karbonsuzlaşma başlığının THY olarak ana strateji odaklarını oluşturduğunu ifade eden Ecertaş, "Genç ve enerji verimli yüksek filo planlamamız, operasyonel optimizasyon süreçlerimiz ve en önemlisi sürdürülebilir havacılık yakıtı, yani saf kullanımını yaygınlaştırma tahadüdümüz, karbonsuzlaşma yol haritamızın en temel sütunlarıdır. Özellikle tedarik zincirimizin, yer hizmetlerimizin ve ekosistemimizdeki tüm KOBİ'lerin bu dönüşüme bizimle birlikte senkronize olmasında büyük fayda görüyoruz." dedi.
Ecertaş, THY olarak uluslararası standartları en üst düzeyde uygulamaya kararlı olduklarını vurgulayarak, yeşil tahviller, karma finansman modelleri ve sürdürülebilirliğe dayalı krediler gibi finansal araçların Türkiye'de ölçeklendirilmesinin özel sektörünün yeşil dönüşümü hızlandıracağını ifade etti.
Konuşmaların ardından aile fotoğrafı çekilirken, sonrasında katılımcılar gruplara ayrılarak yuvarlak masa toplantıları gerçekleştirdi.
Worauf zu achten ist
KI-Ausblick — Möglichkeiten, keine Fakten
COP31'de gıda israfını azaltmaya yönelik 100'den fazla ülkenin ve uluslararası kurumun desteğiyle yeni bir kampanya başlatılacak.
Sehr wahrscheinlich · Innerhalb von Tagen
Sıfır Atık Vakfı, dünyanın farklı bölgelerinde sıfır atık ve iklim projeleri olan ancak finansal imkanı olmayan insanları fonlayacak.
Sehr wahrscheinlich · Innerhalb von Monaten
Türkiye'nin özel sektörünün, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi alanlarında liderlik sergilemesi.
Wahrscheinlich · Mittelfristig
Offene Fragen
- COP31'de başlatılacak gıda israfı kampanyasına kaç ülke ve kurumun taahhüt vereceği.
- Sıfır Atık Forumu'na katılacak 5 binden fazla ismin somut katkıları.
- Özel sektörün iklim hedeflerine ulaşmadaki somut adımları ve başarı oranları.
- İklim finansmanı için oluşturulan fonun büyüklüğü ve dağıtım mekanizması.




