Güç Zehirlenmesi ve Demokrasinin Sınırları
Devletin temel görevleri, kuvvetler ayrımı ve denetimsiz gücün tehlikeleri üzerine bir değerlendirme
Auf einen Blick
- Emekli Danıştay Üyesi ve Sosyolog Suna Türkoğlu, Türk Anayasası'na göre devletin temel amaç ve görevlerini ele aldığı yazısında, kuvvetler ayrımı ve denetimsiz gücün tehlikelerini inceliyor.
- Yazara göre, demokratik hukuk devletlerinde güçlerin denetimi zorunludur; denetlenemeyen güç 'güç zehirlenmesi'ne yol açarak toksik hale gelir ve toplumda korku yaratır.
KI-generierte Zusammenfassung
Warum es wichtig ist
Bu yazı, Türk Anayasası'nın devletin temel amaç ve görevlerini nasıl tanımladığını ve kuvvetler ayrımının neden kritik olduğunu açıklayan bir anayasa hukuku değerlendirmesidir. Yazar, 'güç zehirlenmesi' kavramını ilaç endüstrisindeki toksik madde-doz ilişkisinden hareketle ele almaktadır.
Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir. Ayrıca bu belirlemeyi yaparken amaç ve görevleri gruplandırmış; millet için, bağımsızlık ve bütünlüğü; ülke için bölünmezlik, Cumhuriyet ve demokrasiyi korumayı; toplum ve insanlar için refah, huzur ve mutluluğu sağlamayı; birey için ise siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırarak maddi ve manevi varlığını geliştirecek koşulları hazırlamayı ayrı ayrı saptamıştır. Üstelik devlet, toplum ve birey için bu görevlerini yaparken anayasa devleti “sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri” ile sınırlandırmıştır. Devlet, bireyin temel hak ve hürriyetlerini bu ilkeler ile bağdaşmayacak biçimde sınırlayan hem siyasal hem sosyal hem de ekonomik engelleri kaldırmak zorundadır.
DEVLETİN VARLIK NEDENİ
Yine anayasamıza göre; yasama, yürütme ve yargı, ayrı ayrı kuvvetler veya diğer bir ifade ile “güç”ler olarak belirlenmiştir. Bu güçlerden yasama ve yargı “yetki” olarak düzenlenmiş ve her iki yetkinin de “Türk milleti adına” kullanılacağı hüküm altına alınmıştır. Yürütme gücü ise “yetki ve görev” olarak nitelendirilerek anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılıp, yerine getirileceği hükme bağlanmıştır. Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ise anayasada ayrıca düzenlenmiş ve anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olarak ve hiçbir gücü ayrık tutmadan, istisna tanımadan, boşluk bırakmadan tümünü kapsar biçimde belirlenmiştir. Devlet bu düzenlemeler uyarınca ve anayasa gereği olarak koruyucu, huzur sağlayıcı, olumsuzlukları kaldıracak koşulları hazırlayıcı olarak vardır.
DENETLENEMEYEN GÜÇ
Zehir ise tehlikelidir. İlaç endüstrisinde kullanılan zehirli maddeleri ilaçtan ayıran temel unsur onun dozudur. Diğer bir anlatımla toksik maddeleri kullanılabilir kılan, kesinlikle dozdur. Doz aşımı ise zehirlenme sonucunu doğurur ve iyileşmek her zaman olanaklı olamayabilir. Güç de zehir de dozu iyi ayarlanması gereken etkenler olarak kabul edilmektedir. Devletin gücünü algılamak önemlidir, kendinizi güvende hissedebilirsiniz. Ancak denetlenemeyen, sınırlarında duramayan, ne yapacağı belli olmayan kendi koyduğu kurallara kendi uymayan, adeta toksik hale gelen güç, güven vermez, tam aksine korku salar. O nedenle demokratik hukuk devletinde kuvvetler ayrımı vardır ve devlet yönetiminde güçlerin denetimi zorunludur. Aksi durumda güç zehirlenmesi olur. Kendini her şeye muktedir gören yasama, yürütme ve yargı maalesef güven yerine korku verir. Korkan, kendini güvende hissetmeyen insan, en azından huzursuz olur. Bugün dünyanın birçok yerinde iktidar sahiplerinde güç zehirlenmesi yaşanmaktadır. Yüksek statü elde eden muktedirler, bu gücün etkisiyle insani değerlerini kaybedip hırsın ve narsist duyguların etkisine girmiş bulunmaktadırlar. Bu kişiler kendilerine aşırı güvenip, herkesin bir birey olduğunu unutup, onları aşağılayıp duyarsızlaşmışlardır. Denetimsiz ve aşırı güç, beraberinde aşırı özgüven getirirken ahlaki ve etik normlardan da sapma sonucunu yaratmaktadır. Güç zehirlenmesinden uzak olmak için gücün dozunu iyi ayarlamak gerekmektedir. Bu da bizzat millete düşen bir görevdir.
SUNA TÜRKOĞLU EMEKLİ DANIŞTAY ÜYESİ, SOSYOLOG
Offene Fragen
- Makalede spesifik bir güncel olay veya kriz anılmamaktadır
- Yazarın bahsettiği 'ik iktidar sahipleri' kimlerdir ve hangi ülkelerdedir?
- Türkiye'de güç zehirlenmesi örnekleri verilmemiştir





