Seyfe Gölü tehlike altında: Bir kuş cenneti yeniden yok edilemez
TEMA Vakfı, Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı sınırlarının yarıya indirilmesine ve madencilik tehditlerine karşı 5 maddelik talep listesi yayımladı
Auf einen Blick
- TEMA Vakfı, Kırşehir'in Mucur ilçesindeki Seyfe Gölü'nün koruma alanının 15 Eylül 2024'te yarıya indirildiğini açıkladı.
- 1994'te Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınan göl, 1970'lerden itibaren kurutma çalışmaları nedeniyle zarar görmüş, son yağışlarla yeniden canlanmaya başlamıştı.
- Şimdi çevredeki madencilik faaliyetleri ve sınır daraltma kararı gölü tehdit ediyor.
KI-generierte Zusammenfassung
Warum es wichtig ist
Seyfe Gölü, Türkiye'nin iki büyük kuş göç yolunun kesişim noktasında yer alıyor ve milyonlarca yıldır kıtalararası bir yaşam köprüsü işlevi görüyor. 1970'lerden itibaren açılan kanallarla kurutulan göl, son yağışlarla yeniden canlanmaya başlamıştı. 1994'te Ramsar Sözleşmesi kapsamına alınan göl, uluslararası öneme sahip bir sulak alan olarak tescilli.
TEMA Vakfı'ndan Kırşehir'in Mucur ilçesinde yer alan ve iki büyük kuş göç yolunun kesişim noktasında olan Seyfe Gölü hakkında açıklama yapıldı. "Seyfe Gölü tehlike altında: Bir kuş cenneti yeniden yok edilemez" başlığı ile yapılan açıklamada, Seyfe Gölü'nün yaşam döngüsünde önemine dikkat çekildi. Açıklamada, 15 Eylül 2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına yer verilerek, Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı'nın sınırlarının yarıya indirildiği anımsatıldı. Açıklamada ayrıca 5 maddelik talep de sıralandı.
"SEYFE GÖLÜ TEHDİTLE KARŞI KARŞIYA"
Açıklama şu şekilde: "Kırşehir'in Mucur ilçesinde, Türkiye'nin iki büyük kuş göç yolunun kesişim noktasında yer alan Seyfe Gölü, milyonlarca yıldır kıtalararası bir yaşam köprüsü işlevi görüyor. Avrupa'dan, Asya'dan ve Kafkaslardan gelen on binlerce kuş, bu sulak alanda dinleniyor, besleniyor ve yaşam döngüsünü sürdürüyor. Seyfe Gölü, bu eşsiz önemi nedeniyle 1994 yılında sulak alanların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını; özellikle de su kuşları için yaşam alanı olarak korunmasını amaçlayan Ramsar Sözleşmesi kapsamına alındı ve uluslararası öneme sahip bir sulak alan olarak tescillendi. Ne var ki bu gölün geçmişi, aynı zamanda ihmalin ve doğa tahribatının izlerini taşır. 1970'lerden itibaren açılan kanallarla göl havzasındaki su Kızılırmak'a aktarıldı ve tarım arazisi açmak uğruna Seyfe Gölü sistematik biçimde kurutuldu. Yıllarca susuz bırakılan göl, son yağışlarla yeniden nefes almaya başladı. Flamingolar geri döndü, endemik türler yeniden görünmeye başladı. Bu canlanma, bölge halkı ve doğaseverler için bir umut ışığı oldu. Ancak Seyfe Gölü bugün yeni ve çok boyutlu bir tehditle karşı karşıya.
KORUMA ALANI YARIYA İNDİRİLDİ
15 Eylül 2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı'nın sınırları 10.978 hektardan 5.501 hektara indirildi. Böylece koruma alanı neredeyse yarı yarıya daraltılmış oldu. Bu kararla gölün çevresindeki özel mülkiyet alanları koruma sınırının dışına çıkarıldı. Kararın gerekçesi olarak gösterilen 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun 3. maddesinde ise koruma alanı sınırlarının bu şekilde değiştirilmesine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmuyor. Bu durum, tek başına ciddi bir hukuki belirsizlik yaratıyor.
"AĞIR BİÇİMDE ETKİLEYECEK"
Seyfe Gölü çevresinde şu anda birçok şirket, altın ve gümüş madeni açmak için faaliyet yürütüyor. Madencilik faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilecek; patlatma, kazı işlemleri, kimyasal kullanımı ve oluşacak atıklar havza üzerinde büyük bir tehdit. Gölün beslendiği tek varlık olan yeraltısuları üzerinde oluşacak bu baskı, hâlihazırda kırılgan bir denge üzerinde yeniden canlanmaya başlayan Seyfe Gölü'nü bir kez daha ağır biçimde etkileyecektir. Üstelik yalnızca göl ekosistemi değil, bölgedeki tarım arazileri ve içme suyu kaynakları da geri dönüşü olmayan etkilere maruz kalacak. Erzincan İliç'te yaşanan, doğayı ve insan hayatını görmezden gelen vahşi madencilik faaliyetlerinin yol açtığı acı hâlâ hafızalardayken, Seyfe Gölü'nü korumak hem bugünümüz hem de geleceğimiz için sorumluluğumuzdur.
"BU İNSANLARIN SESİ DUYULMALI"
Seyfe Gölü çevresinde yaşayan bölge halkı, koruma statüsü nedeniyle kendi arazilerinde temel yapı çalışmalarını yürütemezken, aynı bölgede yıllarca sürecek madencilik faaliyetlerine zemin hazırlanmasına anlam veremiyor. Bu çifte standart kabul edilemez! Tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan, toprakla uyum içinde yaşayan bu insanların sesi duyulmalı; gelecekleri ve yaşam alanları korunmalı.
TEMA VAKFI'NIN TALEPLERİ
Seyfe Gölü Tabiatı Koruma Alanı sınırlarını yarıya indiren Cumhurbaşkanlığı kararı ivedilikle geri alınmalıdır. Ramsar Sözleşmesi kapsamındaki bu uluslararası sulak alanın çevresindeki tüm maden ruhsatları iptal edilmeli, yeni ruhsat verilmemelidir. Gölün yeniden canlanmasını destekleyecek su yönetimi politikaları hayata geçirilmeli; havzaya yönelik bilimsel temelli bir yönetim planı uygulanmalıdır. Bölge halkının haklarını, tarım ve hayvancılığını koruyan; ama aynı zamanda doğal mirası da gözeten bütüncül bir yaklaşım benimsenmelidir. Türkiye'de 136 sulak alan bulunmaktadır. Bu alanların yalnızca 14 tanesi uluslararası Ramsar statüsüne sahiptir ve Seyfe Gölü, bu değerli alanlardan biridir. Onlarca yıl boyunca yanlış politikaların kurbanı olan bu göl, son yağışlarla yeniden nefes almaktadır. Bu canlanmanın önüne geçmek, tarihe karşı işlenen bir suç olacaktır. Bir kuş cenneti yeniden yok edilemez. TEMA Vakfı olarak Seyfe Gölü'nün korunması için herkesi bu doğal mirasa sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Worauf zu achten ist
KI-Ausblick — Möglichkeiten, keine Fakten
Cumhurbaşkanlığı kararının yargıya taşınması bekleniyor
Wahrscheinlich · Innerhalb von Wochen
Çevre örgütlerinin kampanya başlatması
Sehr wahrscheinlich · Innerhalb von Tagen
Offene Fragen
- Cumhurbaşkanlığı kararının gerekçesi nedir?
- Koruma alanı dışına çıkarılan özel mülkiyet alanlarına ne olacak?
- Maden ruhsatları hangi aşamada?





