Eilmeldung
CRYPTO-FRChute spectaculaire du stablecoin Balance Coin (BLC) après une attaqueFRMonique Barbut retire sa démission et reste ministre de la Transition écologiqueFRFrappes américaines en Iran et tirs iraniens: l'escalade se poursuit au Moyen-OrientFRMenaces criminelles contre le maire d'Alès, Christophe Rivenq, placé sous protection du RaidFRNouvel incendie dans le Var : 500 hectares parcourus, 150 évacuationsFRLe coût du retrait-gonflement des argiles estimé à 500 milliards d'euros par la CCRCRYPTO-FRLe Pakistan crée une unité de police dédiée aux cryptomonnaies pour lutter contre le blanchimentFRTotalEnergies plafonne à nouveau les prix des carburants face à la reprise des hostilités au Moyen-OrientFRÉpuisement après les canicules : pourquoi la récupération est si longue ?FRAffaire Rupnik : L'avocate des victimes dénonce l'opacité du Vatican et le manque de transparenceCRYPTO-FRChute spectaculaire du stablecoin Balance Coin (BLC) après une attaqueFRMonique Barbut retire sa démission et reste ministre de la Transition écologiqueFRFrappes américaines en Iran et tirs iraniens: l'escalade se poursuit au Moyen-OrientFRMenaces criminelles contre le maire d'Alès, Christophe Rivenq, placé sous protection du RaidFRNouvel incendie dans le Var : 500 hectares parcourus, 150 évacuationsFRLe coût du retrait-gonflement des argiles estimé à 500 milliards d'euros par la CCRCRYPTO-FRLe Pakistan crée une unité de police dédiée aux cryptomonnaies pour lutter contre le blanchimentFRTotalEnergies plafonne à nouveau les prix des carburants face à la reprise des hostilités au Moyen-OrientFRÉpuisement après les canicules : pourquoi la récupération est si longue ?FRAffaire Rupnik : L'avocate des victimes dénonce l'opacité du Vatican et le manque de transparence
Newsgather
ZurückSınırsız Mizah Özgürlüğü: Toplumumuzda Bir Masal mı, Gerçek mi?
Sınırsız Mizah Özgürlüğü: Toplumumuzda Bir Masal mı, Gerçek mi?
NACHRICHT
Hürriyet Anasayfa4.7.2026Opinion5 Min. LesezeitTürkiye

Sınırsız Mizah Özgürlüğü: Toplumumuzda Bir Masal mı, Gerçek mi?

Auf einen Blick

  • Yazar, Türkiye'de mizah özgürlüğünün sınırsız olmadığını, toplumun dokunulmazlarına göre değiştiğini savunuyor.
  • Dini değerlere yönelik şakalara verilen tepkilerle, Atatürk veya Alevilik gibi konulara gösterilen hassasiyet arasındaki çelişkiyi vurguluyor.
  • "Sınırsız mizah özgürlüğü"nün masal, "sınırsız ikiyüzlülük"ün ise gerçek olduğunu belirtiyor.

KI-generierte Zusammenfassung

Schriftgröße

Dediği şu tarihçimizin:

“Mizahçının malzemesi dokunulmazlardır. Onun görevi dokunulmayana dokunmak, söylenmeyeni söylemek. Bu sayede de toplumlar bir ferahlama hissederler.”

Bir mizahçı, Atatürk’e dokunduğunda gözaltına alınmıştı.

Emrah Safa, “Ne var bunda? Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.

Bir mizahçı, Alevilere dokunduğunda büyük tepki almıştı.

Emrah Safa, “Tepki çok yanlış. Mizah sınırsızdır” videosu çekmedi.

Ne zaman ki sıra Kuran’a / Allah’a / Peygamber’e / dine / diyanete geldi.

Emrah Safa, tereddütsüz raconu kesiverdi:

“Mizahçının görevi dokunulmazlara dokunmaktır, söylenmeyeni söylemektir.”

Size bir şey söyleyeyim mi:

Sınırsız mizah özgürlüğü, bizim toplumumuzda kocaman bir masaldır.

Şuraya dikkat:

Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.

Ne yani?

Bizde sadece din / iman / Kuran / Allah mı dokunulmaz?

Atatürk de dokunulmaz. Alevilik de dokunulmaz. Etnik kimlikler de dokunulmaz.

Bizdeki esas sorun şurada:

- Başkasının dokunulmazına dokunulduğunda: Sınırsız mizah nutukları atıyoruz.

- Kendi dokunulmazımıza dokunulduğunda: Böyle mizah olmaz tavrı koyuyoruz.

Sonuç olarak...

Bizim toplumumuzda “sınırsız mizah özgürlüğü” masaldır ama “sınırsız ikiyüzlülük” buz gibi gerçektir.

BERLİN GÖSTERİSİNDE ‘SOYKIRIM YOK’ DE BAKALIM

Bir komedyenimiz, Berlin’de binlerce kişiye gösteri yapsa...

Ve gösterinin bir yerinde...

- Şakayla karışık Hitler’den söz etse.

- Toplama kamplarını tiye alsa.

- Soykırımı azıcık küçümsese.

Gör başına neler gelir.

Böyle bir durumda...

Bir Alman aydını çıkıp da...

“Mizahçının görevi dokunulmaza dokunmaktır, söylenmeyeni söylemektir” diye video çekmez.

Bırak videoyu, bir kelime yazıp paylaşmaz.

“Bizim toplumumuzda sınırsız mizah masaldır” dediğime bakmayın siz.

Başka toplumlarda da sınırsız mizah masaldır.

AMACI ÇOK KUŞ VURMAK AMA

stand UP’çı Deniz Göktaş’a destek vermek için adliyeye gitti Kemal Kılıçdaroğlu.

Normal şartlar altında doğru hamle.

Düşünsenize tek hamleyle:

- Muhalif kimliğinizi anımsatıyorsunuz.

- Kitlenizle aynı dalga boyunda oluyorsunuz.

- Deniz Göktaş’ın Alevi olmasından yararlanıyorsunuz.

- İktidarla ters düşüyorsunuz.

- Özgürlükçü bir pozisyona geçiyorsunuz.

Ama olmuyor.

Sonuçta Deniz Göktaş’ı desteklemeye gelenler arasındaki bazı Özgür Özelciler tarafından “yuh, butlancı, hain, dışarı” diye protesto ediliyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun işi gerçekten çok zor.

Nasıl ‘nato kafa nato mermer’ oldum

“Nato kafa, nato mermer” sözündeki nato, Rumcada “işte, aha” anlamına geliyor.

“İşte kafa, işte mermer” demek yani. Yalın anlamı ise şu: Taş kafa.

“Nato kafa, nato mermer” konulu yazı yaz ama bundan söz etme. Dünkü yazımda düştüğüm durum tam olarak bu.

Bazı okurlarım hatırlattılar.

Hatırlatılınca fark ettim ki bunu biliyordum ben.

Bir anlık “nato kafa, nato mermer” durumu söz konusu oldu yani. Bağışlanmamı dilerim.

DİYANET NE DİYECEK PAŞAM

Camilerdeki cuma hutbesinde minicik bir vurgu:

“Kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınmasıyla karşı karşıyayız.”

Budur, bu kadardır. Fazlası yok.

Buna itiraz edenler var.

Onlara soruyorum:

Camilerde “kutsallarımızla maytap geçin, inancımızı sarakaya alın” falan diye mi hutbe verilecek?

Ne istiyorsunuz abi siz?

İmamların “Deniz Göktaş, Kuran’la, Allah’la ne de güzel dalga geçti muhterem cemaat. Allah kendisinden razı olsun” demelerini mi?

HIZLI İNATÇI VE SAVAŞÇI BİR MÜCADELE

DEZENFORMASYONLA Mücadele Merkezi, İletişim Başkanı Burhanettin Duran Hoca’nın önderliğinde çok önemli bir iş yapıyor.

Tartışmalı işlerden kaçınıyor, net açıklamalar yapıyor, bıkıp usanmıyor, resmen savaş veriyor.

“ASELSAN’ı ABD’li şirkete satıyorlar” diye bir iddia salındı ortalığa. “Dur bakalım, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ne diyecek” diyorsun, daha cümlen bitmeden açıklama geliyor:

“ASELSAN’ın satılacağı iddiası külliyen yalandır.”

Son günlerde en iyi yapılan iş ise şu:

Günde en az 47 palavra atılan NATO Zirvesi’yle ilgili doğruları anlatmak.

Hakikat diye bir derdiniz varsa tavsiyem şudur:

Verwandte Themen

This article was originally published by Hürriyet Anasayfa.

Ähnliche Meldungen

Mehr zu diesem Themamizah