Türkiye'de Demokrasi, Siyasi Etik ve Ekonomik Sorunlar Gündemde
Auf einen Blick
- Türkiye'de demokrasi, siyasi etik ve sandık iradesine saygı konuları tartışılırken, 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası CHP'li belediye başkanlarının tutuklanması ve AKP'nin kayyım atamaları gündeme geldi.
- Ayrıca, ekonomik kriz, artan bütçe giderleri ve MEB'in laik eğitimle çelişen yönetmelik değişiklikleri de ele alınıyor.
KI-generierte Zusammenfassung
Warum es wichtig ist
Türkiye'de demokrasi, siyasi etik ve ekonomik sorunlar üzerine tartışmalar yoğunlaşırken, 31 Mart 2024 yerel seçimleri sonrası CHP'li belediye başkanlarının tutuklanması ve kamu bütçesindeki harcamalar gündemde.
Bir kamuoyu araştırması yapıp seçme ve seçilme özgürlüğü hakkından vazgeçer misiniz diye sorsanız, katılımcıların tamamına yakını “Hayır” der. En azından öyle olmasını umut edelim, aksi zaten demokrasi tabutunun üzerine çivi çakılmış demektir. Seçme-seçilme, güçler ayrılığı konusu antik çağdan günümüze şekillenen demokrasi fikrinin temellerinden. Ne var ki bunu görüntüde herkes savunur görünse de siyasetçilerin dilinden düşmese de söylem ve uygulamalar çelişkilerle dolu. Tarih sandık çoğunluğunu mutlak, sonsuz iktidar adına kullanma yolunu seçenlerden, geldikleri gibi seçimle gitmekten kaçanlardan, şiddet ve baskıyla muhaliflerini yok etmeye girişenlerden geçilmez. Buna karşı mücadele edenler de kuşkusuz hep olmuştur, olacaktır.
Siyasetin demokrasiyle ilişkisinin karmaşıklığı ülkemiz dahil küresel ölçekte oldukça yakıcı sorun başlıklarıyla hissediliyor. “Batı demokrasisi” düşüncesinin idealizmine karşın Batı merkezli emperyalizmin uygulamadaki çifte standardı, vahşi kapitalizmin yarattığı derin yıkım ve adaletsizlik yurttaşların yönetimlerin sorunlarını çözebileceklerine yönelik umutlarını kırar noktada. Popülist, aşırı sağ dalga, otoriter anlayış bu çözümsüzlük siyasetinden besleniyor.
SİYASİ ETİK, AHLAK
Seçme ve seçilme hakkının değerini bilmek, hakkını vermek gerek. Yoksa bir bakmışsınız oy hakkınızı kaptırmış, sandık kültürünün anlamını yitirmişsiniz. Haklarınızı, görüşlerinizi temsil etmesi için oy vererek seçtiğiniz siyasetçi bir anda başka, hatta taban tabana zıt görüşlü bir partiye geçivermiş. Kimi şantaja, kimi güç odaklarına, çıkar hesaplarına boyun eğmiş. Siyasi etik, ahlak buhar olmuş; utanma, seçmene hesap verme sorumluluğu yitirilmiş.
Ülkemizden de siyasi manzaralar son dönemde buna ilişkin örneklerle dolu. Yanar dönerlerin yeni adresleri kadar bunları siyaseten iyi tanımadan yurttaşla buluşturan parti anlayışının da kendini sorgulaması, bu kişileri neden, niye sandıkta seçmene önerdiğinin hesabını vermesi gerekiyor.
Çoğulcu demokrasinin olmazsa olmazı sandık iradesine saygı konusundaki karne derseniz geçen hafta gündeme yansıyan haberle daha da ilginç bir hal aldı; CHP’li belediyelere yönelik operasyonların sonucunda, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile 26 ilçe belediyesinden 16’sının belediye başkanı tutuklandı. Tutuklu CHP’li belediye başkanı sayısı görevi sürdüren belediye başkanı sayısını geçti. Muhabir arkadaşımız Batuhan Serim’in haberine göre, İstanbul’da halen görevine devam eden CHP’li belediye başkanı sayısı 11’e geriledi. AKP ise sandık zaferi olmadan operasyon, yargı süreçleri sonucunda, kayyımla, atamalarla belediye sayısını artırdı. “Bunu demokrasi kazandı, sandık iradesinin yansıması” diye yorumlamak mümkün mü?..
BÜTÇE YETMİYOR
İktidar yurttaşın sıkıntılarına çözüm üretemedikçe muhalefete baskıda. Ekonomik krizde bitiş çizgisi gözükmeyen bir maratondayız. Açlık sınırı; asgariyi, en düşük emekli aylığını geride bırakırken çarşı pazardan barınmaya, eğitimden sağlığa her şey el yakar durumda. Yurttaş karta, borca yükleniyor. Okulların açılacağı eylül ayıyla birlikte çocuklarının eğitim harcamalarını nasıl karşılayacağını, kışa girişle doğalgaz faturasını nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor. Enflasyonun ateşi sönmezken iktidarın bütçesinde 18.9 trilyon lira öngörülen faiz hariç giderlerin 2026 sonunda 19.6 trilyona ulaşabileceğine yönelik haberler de dikkat çekici. Bu darboğaza karşın kamuda tasarruf sözde kalır gibi... Bütçesi ile birçok bakanlığı geride bırakan kim derseniz; Diyanet İşleri Başkanlığı. Mustafa Çakır’ın haberine göre, Diyanet’in giderleri 62.2 milyar liradan 88.9 milyara yükseldi.
LAİK EĞİTİM VURGUSU
Geçen haftanın gündem başlıklarından biri de tarikatları okullara sokan MEB’in, Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nde yaptığı değişikliklere ilişkindi. Eğitim-İş, MEB’in, yönetmeliğin 21. maddesinde yer alan “farklı program uygulayan ilkokullar” düzenlemesinin özellikle Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve laik eğitim anlayışıyla bağdaşmadığını belirterek hukuka aykırı gördüğü hükümlerin iptali için dava açacağını duyurdu.
Worauf zu achten ist
KI-Ausblick — Möglichkeiten, keine Fakten
Eğitim-İş, MEB yönetmeliği değişikliğinin iptali için dava açacak.
Sehr wahrscheinlich · Innerhalb von Wochen
Offene Fragen
- CHP'li belediye başkanlarının tutukluluk süreçleri nasıl ilerleyecek?
- MEB yönetmeliği değişikliğine açılan dava ne sonuç verecek?
- Kamu tasarrufu ne zaman ve nasıl uygulanacak?







