Eilmeldung
ESIncendio forestal en el Valle del Tiétar y Sierra Oeste de Madrid: Evacuaciones masivas y lucha contra el fuegoESTadej Pogacar pulveriza el récord del Alpe d'Huez en un Tour de Francia marcado por la multitudESJürgen Klopp, nuevo seleccionador de Alemania, promete revivir la selecciónESIncidio en Gironda: Más de 200.000 evacuados y 42.000 hectáreas calcinadasESIncendios en España: Solidaridad y Unidad ante la CatástrofeESIncendios en Madrid y Ávila: Frentes se fusionan, día crítico para evitar mayor uniónESSánchez anuncia declaración de zonas gravemente afectadas por incendios tras superar las 150.000 hectáreas calcinadasESGiro inesperado en el caso Plus Ultra: dimisión de directivos y nuevas investigacionesESLa primera ministra japonesa Sanae Takaichi genera controversia con su post sobre exceso de trabajo y escaso sueñoESIncendios y olas de calor: La crisis climática supera la realidad en España y EuropaESIncendio forestal en el Valle del Tiétar y Sierra Oeste de Madrid: Evacuaciones masivas y lucha contra el fuegoESTadej Pogacar pulveriza el récord del Alpe d'Huez en un Tour de Francia marcado por la multitudESJürgen Klopp, nuevo seleccionador de Alemania, promete revivir la selecciónESIncidio en Gironda: Más de 200.000 evacuados y 42.000 hectáreas calcinadasESIncendios en España: Solidaridad y Unidad ante la CatástrofeESIncendios en Madrid y Ávila: Frentes se fusionan, día crítico para evitar mayor uniónESSánchez anuncia declaración de zonas gravemente afectadas por incendios tras superar las 150.000 hectáreas calcinadasESGiro inesperado en el caso Plus Ultra: dimisión de directivos y nuevas investigacionesESLa primera ministra japonesa Sanae Takaichi genera controversia con su post sobre exceso de trabajo y escaso sueñoESIncendios y olas de calor: La crisis climática supera la realidad en España y Europa
Newsgather
ZurückYeni Küresel Düzenin Mimarları: Yalta 2025 ve Türkiye'nin Rolü
Yeni Küresel Düzenin Mimarları: Yalta 2025 ve Türkiye'nin Rolü
In Entwicklung
Sabah Ekonomi18.5.2026Welt3 Min. LesezeitTürkiye

Yeni Küresel Düzenin Mimarları: Yalta 2025 ve Türkiye'nin Rolü

Auf einen Blick

  • 1945 Yalta Konferansı'nın aksine, yeni küresel düzenin mimarisinin çizildiği 2025 Yalta'da (Alaska ve Pekin zirveleri), Birleşik Krallık yerine ABD, Rusya ve Çin masada.
  • Çin kurucu ortaklık statüsünü yeniden tanımlarken, ABD çözülmeyi yönetmeye çalışıyor.
  • Türkiye ise 'Orta Güç' olarak dengeleyici rol üstleniyor.

KI-generierte Zusammenfassung

Schriftgröße

Şubat 1945'te Yalta'da, o zaman ki yeni dünya düzenin taşları üç büyük gücü, ABD, Sovyetler ve Birleşik Krallık'ın (BK) masasında şekillendi. 1945 sonrasının ekonomi- politik güvenlik mimarisi orada çizildi. 1945 rumuzlu küresel düzen çatısı altında işleyecek ekonomik sistemin detayları Temmuz 1944'de Bretton Woods'ta, uluslararası siyasi ve kurumsal yapı ise Ekim 1944'de Dumbarton Oaks'ta tamamlanmıştı. Bugün ise, 80 yıllık eski küresel düzenin çözüldüğü, dağıldığı bir ortamda,15 Ağustos 2025 Alaska Zirvesi'nden 14 Mayıs 2026 Pekin Zirvesi'ne, yeni küresel düzenin mimarisine yönelik taşlar yeniden örülüyor. Ancak, Şubat 1945 Yalta'ya göre, '2025 Yalta'da, bu kez masada aktörlerden birisi farklı; Washington, Moskova ve Pekin masada otururken, bu defa Londra belirleyici aktör değil.

BK neden bu defa oyunun dışında? Çünkü 20. Yüzyıl'ın Atlantik düzeninde jeoekonomik ve finansal bir çekim merkezi olan Londra; 21. Yüzyıl'da artık merkez değil. ABD ile BK arasında imzalanan Ağustos 1941 Atlantik Bildirisi sonrasında, 1945 rumuzlu küresel düzenin finans dili dolar, güvenlik dili NATO, stratejik dili ise Washington olmuştu. Londra, imparatorluk sonrası dönemde, ABD'nin en yakın ortağı olarak sistem içinde etkiliydi. Ancak, son 10 yılda ABD ile BK arasındaki var olan Anglo-Sakson kardeşlik giderek zayıfladı. Bugün pişmanlık duyulan Brexit sonrası ekonomik daralma, enerji kırılganlığı, sanayi kapasitesindeki aşınma ve küresel stratejik ağırlığın Atlantik'ten Hint-Pasifik'e kaymasıyla birlikte, BK artık küresel düzen kurucu değil, düzen koruyucu bir pozisyona oturdu.

Çin ise, tam tersine, yeri geldikçe, 1944'den bu yana sistemin dışından gelen değil; kurucu masanın tarihsel ortağı olduğunu hep hatırlattı. 1944 Dumbarton Oaks görüşmelerinde, Çin zaten stratejik ortaktı. Bugün, Pekin'in sözleri, sisteme giriş talebi değil; 'kurucu ortaklık statüsünün yeniden tanımlanması' talebidir. Başkan Şi Jinping'in konuşmalarında yükselen ton da buradan gelmekte.

İlginçtir, ister Cumhuriyetçi, ister Demokrat kanat, Washington'un 2010'dan bu yana temel meselesi; yeni bir küresel düzen kurmak değil; kendi kurduğu 1945 rumuzlu küresel düzenin çözülmesini engellemek. Ancak, ABD bu süreci engellemenin artık mümkün olmadığı gerçeği ile yüzleşerek, en azından çözülmeyi yönetmeye çalışıyor.

Yeni küresel düzeni kurmak üzere masaya oturmuş üç süper güç olarak, Çin yüksek kapasiteli üretim, teknoloji, kritik mineraller ve ticaret ağlarıyla; Rusya enerji, nükleer kapasite ve askeri baskı gücüyle; ABD ise dolar, finans sistemi ve güvenlik mimarisiyle konumlanmış durumdalar. İşte bu masa yeni 'Yalta 2025' olarak adlandırılıyor.

Şi-Trump Pekin Zirvesi marjındaki temaslarda, kamuoyuna yansımayan asıl pazarlık başlıkları da işte burada saklı; Tayvan karşılığında ekonomik istikrar, nadir toprak elementleri karşılığında teknoloji erişimi, İran ve Hürmüz üzerinden enerji güvenliği, yapay zeka ile nükleer risk yönetimi. Bunlar artık klasik diplomasi başlıkları değil; yeni çağın jeopolitik haritaları.

Putin'in de, Trump'ın hemen ardından, yarın ve Çarşamba günü Pekin'de olacak olması, bu yüzden kritik önemde. Şi, Trump'a 'benimle istikrar kurarsan, sistem yönetilebilir' derken; Putin'e de 'stratejik arka cephem sağlam' mesajı verecek. Çin, ABD ile rekabet ederken, Rusya'yı yalnızca ortak değil, jeopolitik sigortası olarak görmek istiyor.

İngiltere'nin bu tabloya öfkesi de buradan kaynaklanmakta. Çünkü Londra, 1940-1945 tarihli Atlantik mimarisinin zihinsel tasarımının kendisine ait olduğunu düşünüyor. Fakat, yeni kurulacak olan küresel düzenin pazarlığı Londra'da değil, Alaska ve Pekin arasında gerçekleşiyor. Bir başka ifadeyle; BK bu kez oyunun yazarı değil, seyircisi olma riskiyle karşı karşıya.

İşte, bu yeni '2025 Yalta' sürecinde, Türkiye tam da oyunun köşegenlerini çizen 'Orta Güç' ülke olarak öne çıkıyor. Karadeniz'den Hazar'a, Basra'dan Hint Okyanusu'na uzanan eksende, Türkiye denge kuran, koridor inşa eden, kriz yöneten ve büyük güçler arasında güven üretebilen bir çekim merkezi. 'Yalta 1945'de Türkiye masada değildi. 2040'a giderken, kurulacak yeni düzende ise, Türkiye masanın dengesini belirleyen aktörlerden birisi konumunda. Yeni küresel düzen büyük güçlerin çatışmasıyla mı kurulacak, yoksa Türkiye gibi akıllı ve basiretli 'Orta Güç' ülkelerin denge koruyucu siyasetiyle mi? 21. Yüzyıl'ın cevabı burada saklı.

Verwandte Themen

This article was originally published by Sabah Ekonomi.

Ähnliche Meldungen

BM Genel Sekreteri Guterres, Kızıldeniz'deki Husi Saldırılarından Derin Endişe Duyuyor
In Entwicklung·vorgestern

BM Genel Sekreteri Guterres, Kızıldeniz'deki Husi Saldırılarından Derin Endişe Duyuyor

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının yeniden başlamasından derin endişe duyduğunu açıkladı. Bu saldırıların bölgesel gerilimi artırma, Yemen'i çatışmaya çekme ve barış umutlarını baltalama riski taşıdığı belirtildi. Guterres, saldırıların derhal durdurulması ve seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu.

AA Dünya
1 Min. Lesezeit
Mehr zu diesem Themaküresel düzen