ABD'den İsrail Muhalefetiyle Temas: Netanyahu Hükümetine Alternatif Arayışı
En resumen
- ABD yönetimi, İsrail'deki seçimler öncesi Netanyahu hükümetinin alternatifi olarak görülen muhalefet liderleriyle gayriresmi temas kuruyor.
- Aşırı sağcı bakanların varlığı ve Gazze politikası nedeniyle Netanyahu hükümetinden rahatsızlık duyan Washington, Bennett ve Eisenkot gibi isimlerle nabız yokluyor.
Resumen generado por IA
Por qué importa
ABD, İsrail'deki seçimler öncesi Netanyahu hükümetinin alternatifi olarak görülen muhalefet liderleriyle temas kuruyor. Bu durum, Netanyahu kabinesindeki aşırı sağcı isimlerden ve Gazze politikası nedeniyle oluşan uluslararası imaj zedelenmesinden duyulan rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor.
ABD yönetiminin, İsrail'de yaklaşan seçimler öncesi Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümetin alternatifi olarak görülen muhalefet liderleriyle gayriresmi kanallar üzerinden temas kurmaya başladığı belirtildi.
İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun haberinde, aralarında Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen isimlerin de yer aldığı Trump yönetiminden bazı yetkililerin, İsrail'de adı başbakanlık koltuğu için zikredilen bazı muhalif isimlerle ilişkileri geliştirmek amacıyla nabız yoklamaya başladığı aktarıldı.
Haberde, Trump yönetiminin gayriresmi kanallardan temasa geçtiği muhalif isimler arasında Netanyahu’nun en güçlü rakipleri arasında gösterilen eski Başbakan Naftali Bennett ile eski Genelkurmay Başkanı ve Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot olduğu belirtildi.
Trump yönetiminin muhalefetle temasa geçme arzusunun ardında üç temel motivasyonun olduğunu belirten haberde, aşırı sağcı bakanların Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetindeki varlığının ABD'de endişeye yol açtığının altı çizildi.
Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılar nedeniyle uluslararası alanda "imajı zedelenen" mevcut İsrail hükümetiyle çeşitli diplomatik süreçlerin ve ajandaların ilerletilememesinin Washington'da rahatsızlık yarattığı da belirtildi.
Son olarak ABD'li yetkililerin İsrail'de en geç 27 Ekim'de yapılması planlanan seçimlerde Netanyahu'nun hezimet yaşayacağını değerlendirdiği aktarıldı.
ABD-İran mutabakatının ardından İsrail hükümeti ile Trump yönetimi arasındaki anlaşmazlık tarafların kamuoyu önünde yaptığı açıklamalara kadar yansıdı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, mutabakatın yürürlüğe girmesinden sonra Washington yönetimine yönelik "Bize kimse ne yapacağımızı söyleyemez." ifadelerini kullanmıştı.
Trump, Netanyahu hükümetini Lübnan'a yönelik saldırılar nedeniyle eleştirerek, bu konudaki tutumunu doğru bulmadığını söylemişti.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, mutabakata tepki gösteren İsrailli aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'i sert bir şekilde eleştirerek "İsrail'i koruyan silahların üçte ikisinin ABD'de ve Amerikalı vergi mükelleflerinin paralarıyla üretildiğini" ifade etmişti.
ABD ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik başlıkların ele alınacağı görüşme için geri sayım sürerken, İran heyeti müzakerelerin yapılacağı İsviçre’ye vardı. İsviçre Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, "İran heyetinin İsviçre’ye varışını memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerine yer verildi. İran heyetinin görüşmelerin yapılacağı Bürgenstock kasabasına gittiği aktarıldı. İran'ın resmi haber ajansı IRNA da gelişmeyi doğrulayarak ABD ile yürütülecek müzakerelerde Tahran’ı temsil edecek heyetin İsviçre'ye geldiğini bildirdi.
İran heyetine İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın liderlik edeceği öngörülüyor. Heyette ayrıca İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin yanı sıra İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri ve İran Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti gibi üst düzey isimlerin de yer alması bekleniyor.
İsrail basınına göre, ABD, İsviçre'de İran ile yapılması planlanan görüşmeleri baltalamaması adına Lübnan'da herhangi bir askeri tırmanmadan kaçınması için İsrail'e baskı yapıyor.
İsrail'de yayın yapan Kanal 13'ün ismi açıklanmayan İsrailli bir diplomata dayandırdığı haberinde, Washington yönetiminin İsrail'e, İran ile planlanan görüşmeleri baltalayabilecek bir tırmanmadan kaçınılması gerektiğini belirten bir mesaj gönderdiği aktarıldı.
Mesajda, ABD ile ön koordinasyon sağlanmadan İran ile müzakerelerin çökmesine neden olabilecek saldırıların gerçekleştirilmemesi gerektiği kaydedildi.
İsrail ordusunun birliklerini Lübnan'da işgal ettiği noktalarda tutma ve saldırıları "ani tehdit" durumlarıyla sınırlaması için saldırılarını önemli ölçüde azaltma talimatı aldığı hatırlatıldı.
Haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İsrail ordusunun Lübnan'da işgal ettiği bölgelerde uygun görüldüğü müddetçe kalma ve herhangi bir saldırıya güçlü bir şekilde karşılık verme talimatı verdiği ifade edildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de başlaması planlanan İran müzakerelerine katılmak üzere Washington'dan ayrılmıştı.
Vance, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Umuyorum ki nükleer meselede ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedebiliriz." demişti.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de başlaması planlanan İran müzakerelerine ilişkin "Umuyorum ki nükleer meselede ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedebiliriz." dedi.
Vance, müzakerelere katılmak için Washington'dan ayrılırken uçağa binmeden önce basın mensuplarına kısa bir açıklama yaptı.
ABD Başkan Yardımcısı, "Orada sadece bir, iki gün kalabileceğim. Umuyorum ki nükleer meselede ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedebiliriz. Bence odaklanmamız gereken iki önemli konu bunlar. İranlıların da görüşmek isteyecekleri konular olacağına eminim." ifadesini kullandı.
Lübnan'daki çatışmaların diplomatik süreci tehlikeye atıp atmayacağı sorulan Vance, "Manşetlere rağmen orada durum aslında iyileşiyor ve çatışmalar biraz yavaşlıyor. İsrail ve Lübnan'ın her ikisinin de güvenli ve emniyetli olmasını sağlamak için bu süreci sürekli olarak yönetmemiz gerekecek." dedi.
ABD Başkan Yardımcısı, "Ateşkesi sürdürülebilir kılmak için çatışmayı yeterince uzun süre durdurmak zorundayız. İşte biz de bunu yapmaya çalışacağız." diye konuştu.
ABD Başkan Yardımcısı Vance'in Basın Sözcüsü Luke Shroeder, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Vance'in uçağa bindiği sıradaki bir görüntüsünü paylaşarak, "Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'ye gitmek üzere Washington'dan ayrılıyor." ifadesini kullanmıştı.
Vance, İran müzakerelerine ilişkin son açıklamasında, görüşmelerin en erken 21 Haziran Pazar günü başlayabileceğini ve kendisinin de gerekli ayarlamalardan sonra görüşmelere katılacağını belirtmişti.
Hizbullah'ın medya ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in bugün sabah saatlerinden itibaren Lübnan'a düzenlediği 180 saldırıda 3'ü Lübnan askeri olmak üzere 28 kişinin öldüğü, 35 kişinin de yaralandığı aktarıldı.
Böylelikle İsrail'in cuma gecesinden bu yana Lübnan'a savaş uçakları, insansız hava araçları (İHA) ve topçu ateşiyle düzenlediği saldırıların 300'ü aştığı kaydedildi.
Nebatiye de dahil olmak üzere 25'in üzerinde köy ve kasabanın hedef alındığı bu saldırılarda toplamda 111'in üzerinde Lübnanlının öldüğü, 176'sının yaralandığı ve bu saldırılarda uluslararası anlaşmalarla yasaklanan misket bombasının kullanıldığı ifade edildi.
Açıklamada, "Bu hain ve yalancı düşmanın 27 Kasım 2024, 8 Nisan 2026, İran ile ABD arasında 14 Haziran 2026'da ilan edilen mutabakat zaptı ve dün (Hizbullah ile İsrail arasında) yapılan ateşkes anlaşmalarına hiçbir zaman uymadığı aksine saldırılarla, evleri yıkarak ve insanları öldürerek Lübnan'ın egemenliğini ihlal etmeyi sürdürdüğü açıktır." ifadesi kullanıldı.
Bu gerçeklerin, ateşkes anlaşmasını ihlal edeni ve anlaşmaları sabote edeni şüphe götürmez bir şekilde gösterdiğine işaret edilen açıklamada, "İsrail'in düzenlediği saldırılar ve işlediği katliamlar, ateşkes ihlalinden de öteye geçip savaşın tam anlamıyla devam ettiğini göstermektedir. Bunun sorumlusu, mevcut anlaşmaları ve işgal altındaki Lübnan topraklarından çekilmeyi defalarca ve alenen reddettiğini açıklayan İsrail'dir." değerlendirmesi yapıldı.
İsrail'in, ateşkes ihlalinden Hizbullah'ı sorumlu tutan iddia ve yalanlarının asılsız olduğu ve bu iddialarla Lübnan'da sivillere karşı işlediği katliamları haklı çıkarmaya, kamuoyunu yanıltmaya ve ABD ile İran arasındaki mutabakatı sabote etmeye çalıştığı vurgulandı.
Lübnan'ın, İsrail'in mükerrer saldırılarına karşı topraklarını ve egemenliğini müdafaa etme hakkı olduğu, İsrail'in saldırılarının cevapsız kalmayacağı ve Lübnan topraklarından kovulmasının da an meselesi olduğu kaydedildi.
İngiliz gazetesi The Times’ın haberine göre, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptında Lübnan başlığı kritik bir pazarlık unsuru haline geldi. Haberde, İran’ın metne Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini içeren özel bir madde eklettiği aktarıldı.
LÜBNAN ŞARTI GERİLİMİ ARTIRIYOR
The Times’ın aktardığına göre Tahran yönetimi, nihai anlaşmayı İsrail’in Lübnan’dan tamamen çekilmesi şartına bağlayarak taleplerini genişletti. Bu durum, diplomatik sürecin en tartışmalı başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
ABD ile İran arasındaki görüşmeler sürerken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise İsrail ordusunun Lübnan’da oluşturduğu güvenli bölgeden çekilmeyeceğini açıkladı. İsrail’in ateşkese ne ölçüde uyduğu tartışmaları ise sürece ilişkin belirsizliği artırıyor.
NÜKLEER PROGRAM EN KRİTİK BAŞLIK
Uzmanların dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise İran’ın nükleer programı oldu. Mutabakat metninde uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin detaylı düzenlemelerin yer almaması dikkat çekerken, bu başlığın 60 günlük müzakere sürecinde netleşeceği ifade ediliyor.
İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği ise halen belirsizliğini koruyor.
YAPTIRIMLAR VE KONGRE ENGELİ
Nükleer anlaşma karşılığında yaptırımların kaldırılması da sürecin en zor dosyalarından biri olarak değerlendiriliyor. ABD’nin yaptırımları kaldırabilmesi için Kongre onayı gerekmesi, Washington’daki siyasi dengeleri kritik hale getiriyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI ENDİŞESİ
The Times’ın analizine göre anlaşmanın geleceği açısından Hürmüz Boğazı da stratejik risk alanlarından biri olarak görülüyor. Bölgede yaşanabilecek bir gerilimin küresel enerji ve ticaret akışını doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor.
Tahran’ın boğaz üzerindeki etkisi ve kontrol kapasitesine ilişkin tartışmalar ise uluslararası kamuoyunda endişeleri artırmaya devam ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda önceki ABD yönetimlerini İran politikaları nedeniyle sert sözlerle eleştirdi. Trump, İran'ın yıllarca herhangi bir bedel ödemediğini savunarak, "Ben gelene kadar 47 yıl boyunca cezadan kurtuldular. Ben geldikten sonra her şey değişti" ifadelerini kullandı.
"İRAN SAVAŞINDA BAŞARILI OLDUĞUMUZU KABUL ETTİLER"
Yaptığı paylaşımda Demokratları ve aşırı solu hedef alan Trump, İran ile yaşanan savaş sürecine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Trump, "Aşırı sol ve Demokratlar, İran'la olan savaşta ne kadar başarılı olduğumuzun farkına vardılar; bu savaşta ülkemiz askeri olarak tamamen yenilgiye uğratıldı" ifadelerini kullandı.
OBAMA'YI HEDEF ALDI
Paylaşımında eski ABD Başkanı Barack Obama'yı da eleştiren Trump, Obama döneminde İran'a yönelik politikaların başarısız olduğunu öne sürdü.
Trump, "Barack Obama onlara milyarlarca dolar nakit verdi ve o dönemde zayıflamış olan ABD ordusunu, dünyanın en büyük terörizmi destekleyen devleti olan İran'a karşı alınması gereken önlemleri uygulamak için kullanmadı" dedi.
İran yönetiminin Obama'yı zayıf bir lider olarak gördüğünü iddia eden Trump, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
"Ona hiç saygı duymadılar. Onu Joe Biden gibi zayıf ve etkisiz bir lider olarak gördüler ve bu konuda yüzde yüz haklıydılar."
ABD ve İran arasındaki anlaşmanın ardından iki ülke arasındaki müzakerelerin ne zaman başlayacağı merak konusu olurken, konuyla ilgili dikkat çeken bir gelişme yaşandı.
ABD merkezli haber sitesi Axios’un hükümet kaynaklarına dayandırdığı habere göre; ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, İran ile yapılması beklenen ilk tur müzakereler için İsviçre’ye doğru yola çıktığı bildirildi.
Trump’ın damadı Jared Kushner’ın ise halihazırda İsviçre’de olduğu aktarıldı.
İSVİÇRE’DE YAPILMASI PLANLANAN ABD-İRAN GÖRÜŞMESİ İPTAL EDİLMİŞTİ
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İran arasında dün İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında yapılması beklenen görüşmenin iptal edildiğini duyurmuştu.
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada ise İsviçre'deki görüşmede ABD heyetine başkanlık edecek olan ABD Başkan Yardımcısı James David Vance'in İsviçre seyahatinin iptal edildiği bildirilerek, "Başkan Yardımcısı’nın basın toplantısında da belirttiği gibi, yaklaşan teknik görüşmelere ilişkin planlar henüz kesinleşmedi ve ABD heyeti ilk fırsatta yola çıkmaya hazır. Ancak bu müzakerelerin lojistik düzenlemeleri hiçbir zaman basit ya da öngörülebilir olmamıştır. Şu an itibarıyla Başkan Yardımcısı bu gece yola çıkmayacak. Sonraki adımlarla ilgili somut bir gelişme olur olmaz sizleri bilgilendireceğiz. Teknik görüşmelerin bir an önce başlamasını sabırsızlıkla bekliyoruz" ifadeleri kullanılmıştı. İran tarafından görüşmenin iptaline dair resmi bir açıklama yapılmazken İran basını, İranlı müzakerecilerin öncelikle ABD'nin anlaşmayı uygulamaya koyduğuna dair işaretler görmek istediğini ve İran heyetinin İsviçre'ye gidip gitmeyeceğinin netleşmediğini aktarmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında görüş ayrılıkları yaşandığına yönelik haberler gündemdeki tazeliğini korurken, İsrail basını dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı.
Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Trump yönetimindeki bazı yetkililerin, İsrail'de en geç ekim ayına kadar yapılması beklenen seçimler öncesinde muhalefet liderleriyle gayriresmi kanallardan temas arayışında olduğu öne sürüldü.
İletişim kurulmak istenen isimlerin başında ise en güçlü başbakan adayları arasında gösterilen eski Başbakan Naftali Bennett ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eyzenkot’un yer aldığı aktarıldı.
ABD’NİN NETANYAHU KABİNESİNDEN RAHATSIZ OLDUĞU ÖNE SÜRÜLDÜ
Washington yönetiminin alternatif isimlere yönelmesinin nedenlerine de dikkat çekilen haberde; ABD'li yetkililerin, Netanyahu kabinesindeki aşırı sağcı isimlerden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğu belirtildi. Washington’ın ayrıca İsrail hükümetinin Gazze politikasından dolayı zedelenen uluslararası imajının diplomatik süreçleri tıkamasından da şikayetçi olduğu ifade edildi. ABD yönetiminin, Netanyahu'nun yaklaşan seçimi büyük ihtimalle kaybedeceğini öngörmesinin, muhalefetle dirsek teması kurma çabalarını hızlandırdığı vurgulandı.
Washington Post (WP) gazetesinin ismini açıklamak istemeyen ABD'li yetkililere dayandırdığı haberine göre, söz konusu uyarı, Netanyahu ile Trump hükümetleri arasında gerginliğin tırmandığı bir dönemde geldi.
Bu kapsamda, ABD istihbarat kurumlarının, Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın "İran ile kalıcı bir barış anlaşmasına varma çabalarını baltalayabilecek adım atma olasılığının muhtemel olduğu" konusunda Washington yönetimini uyardığı öne sürüldü.
İstihbarat raporlarında, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürme konusunda niyetli olduğu, bu durumun ABD-İran mutabakatının temel unsurlarından birini ihlal edeceği ileri sürüldü.
Yeni bir raporda, İsrail'de sonbaharda yapılması planlanan genel seçimler karşısında Netanyahu'nun siyasi geleceğinin, iç kamuoyuna Lübnan'dan asker çekmeyeceğini ve Hizbullah ile çatışmaları tırmandırmaya kararlı olduğunu göstermesine bağlı olduğu iddiasında bulunuldu.
Raporda ayrıca
Qué observar
Perspectiva de IA — posibilidades, no hechos
ABD-İran müzakereleri önümüzdeki haftalarda ilerleme kaydedebilir.
Probable · En semanas
İsrail, Lübnan'daki askeri operasyonlarını sınırlayabilir.
Posible · En días
Preguntas abiertas
- ABD-İran müzakereleri ne zaman başlayacak?
- İsrail Lübnan'daki saldırılarını durduracak mı?
- Netanyahu seçimleri kazanabilecek mi?



