Newsgather
BackEğitim-İş'ten Okullarda Artan Şiddete Karşı Kapsamlı Rapor: Önlemler ve Çözüm Önerileri
Eğitim-İş'ten Okullarda Artan Şiddete Karşı Kapsamlı Rapor: Önlemler ve Çözüm Önerileri
En desarrollo
Cumhuriyet26.06.2026Education3 dk okumaTürkiye

Eğitim-İş'ten Okullarda Artan Şiddete Karşı Kapsamlı Rapor: Önlemler ve Çözüm Önerileri

En resumen

  • Eğitim-İş, İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan ölümlü şiddet olayları sonrası okullarda artan şiddete karşı bir rapor yayımladı.
  • Raporda, rehber öğretmen sayısının artırılması, müfredatın yeniden yapılandırılması, özel bütçeler ayrılması ve öğretmen itibarının güçlendirilmesi gibi acil önlemler vurgulandı.
  • Çocukların okulda tutulması ve bütüncül bir yaklaşımla şiddetle mücadele edilmesi gerektiği belirtildi.

Resumen generado por IA

Por qué importa

Bu yıl İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda artan şiddet olayları öğrenciler ve öğretmenlerin yaşamını yitirmesine neden oldu. Eğitim-İş, bu duruma karşı mücadele için bir rapor yayımladı.

Tamaño de fuente

Bu yıl okullarda artan şiddet; İstanbul’da, Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta öğrenciler ve öğretmenleri yaşamdan kopardı. Şiddeti önlemek için alınması gereken önlemlerin alınmaması ya da geç alınması iktidara ve Milli Eğitim Bakanlığı’na yönelik tepkileri büyüttü. Eğitim-İş, eğitimde şiddetle mücadeleye ilişkin bir rapor yayımladı. Mücadelenin; eşitlikçi, kamusal, demokratik, laik, bilimsel ve kapsayıcı bir eğitim anlayışıyla mümkün olabileceğinin belirtildiği raporda çocukları şiddetten korumanın ve suça sürüklenmelerini engellemedeki ilk adımın “çocukları okulda tutmak” olduğu vurgulandı. Bu nedenle, “zorunlu eğitim çağındaki çocukların eğitimden kopuşunu önlemenin” temel öncelik olması gerektiği ifade edildi.

‘ÖZEL BÜTÇELER AYRILMALI’

Raporda özetle şu önlemlerin alınması gerektiğine dikkat çekildi: “Okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık öğretmenlerinin sayısı 250 öğrenciye 1 PDR uzmanı düşecek şekilde ayarlanmalı ve PDR uzmanı bulunmayan okul kalmamalı, gerekli görülen okullara ayrıca psikolog ve sosyal hizmet uzmanları atanmalı. Tüm öğrencilerin bütünsel gelişimi desteklenmeli, kendilerini ifade edebilecekleri, uzmanlar tarafından yapılandırılmış, ücretsiz alanlar oluşturulmalıdır.

Müfredat; insan hakları, demokratik yurttaşlık, toplumsal cinsiyet eşitliği, barış kültürü, cinsellik eğitimi, sağlık eğitim, şiddetsiz iletişim gibi şiddeti önleme konusunda etkililiği kanıtlanmış elementleri içerecek doğrultuda yeniden yapılandırılmalıdır. Okullarda fiziksel, duygusal şiddet, zorbalık, toplumsal cinsiyet temelli şiddet, teknoloji temelli şiddet, radikalleşme ve ayrımcılıkla mücadele için özel bütçeler ayrılmalı, her okulun uygulanabilir ve izlenebilir bir şiddeti önleme planı hazırlaması zorunlu hale getirilmelidir.”

‘ÖĞRETMENLERİN MESLEKİ İTİBARI GÜÇLENDİRİLMELİ’

2026-2027 eğitim-öğretim yılının ilk haftasının, eğitimde şiddetle mücadeleye ayrılması önerisinin de yer aldığı raporda, “Güvenli, kapsayıcı ve şiddetsiz okul anlayışının okulun kurumsal kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelmesini sağlayacak politikalar geliştirilmeli. Öğrencilerin ve öğretmenlerin şiddete maruz kaldıklarında veya tanık olduklarında başvurabilecekleri güvenli ve anonim mekanizmalar oluşturulmalı. Okulların fiziksel güvenliği; giriş-çıkışları kontrollü hale getirecek, pedagojik eğitim almış, denetlenen ve görev tanımları belirli kadrolu güvenlik görevlilerinin istihdamıyla sağlanmalıdır. Öğretmenlerin mesleki itibarı ve otoritesi güçlendirilmeli, öğretmenlerin şiddetin her türlüsünden korunmaları yasal ve kurumsal mekanizmalarla güvence altına alınmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

‘TERCİH DEĞİL, KAMUSAL SORUMLULUK’

Eğitimde şiddetin yalnızca okulların ve öğretmenlerin çözebileceği bir sorun olmadığının vurgulandığı raporda, ihtiyaç duyulanın; veriye dayalı, bilimsel, önleyici ve onarıcı bütünsel bir sistemin inşası olduğu ifade edildi. Çocukların suça sürüklenmelerini veya şiddetin mağduru olmalarını önleyecek kalıcı bir dönüşümün; eğitim politikalarının, sosyal politikaların, çocuk koruma mekanizmalarının, ruh sağlığı hizmetlerinin, adalet sisteminin, yerel yönetimlerin, okulların, üniversitelerin ve ailelerin ortak bir sorumluluk üstlendiği bütüncül bir yaklaşımla sağlanabileceğinin belirtildiği raporda “Eğitim sistemi bu mücadelenin tek aktörü değildir, ancak dönüşümün başlaması gereken en kritik alanlardan biridir. Dolayısıyla bugün önümüzde duran temel soru, şiddeti önlemek için gerekli bilgiye, deneyime ya da kaynaklara sahip olup olmadığımız değildir. Asıl soru, çocukların güvenli, eşit ve umut dolu bir geleceğe sahip olabilmesi için bu bilgi ve kaynakları harekete geçirecek siyasal ve toplumsal iradeyi gösterip göstermeyeceğimizdir. Çocukların güvenliği bir tercih değil, kamusal bir sorumluluk ve hukuki bir yükümlülüktür. Güvenliğin olmadığı bir ortamda ne öğrenme süreci sağlıklı bir biçimde yürütülebilir ne de eğitim emekçileri görevlerini özgürce yerine getirebilir. Bugün bu sorumluluğu yerine getirecek iradenin gösterilmesi için mücadele etmek, yalnızca eğitim ortamlarındaki şiddeti azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda vatandaşlarının Cumhuriyet değerleri etrafında birleştiği, demokratik, eşitlikçi, güvenli ve dayanışmacı bir toplumun da temelini oluşturacaktır” denildi.

Qué observar

Perspectiva de IA — posibilidades, no hechos

  • 2026-2027 eğitim-öğretim yılının ilk haftası eğitimde şiddetle mücadeleye ayrılacak.

    Especulativo · En meses

Preguntas abiertas

  • Milli Eğitim Bakanlığı önerilere nasıl yanıt verecek?
  • Önerilen önlemler ne zaman ve nasıl uygulanacak?
  • Şiddeti önleme planları okullarda nasıl izlenecek?

Temas relacionados

This article was originally published by Cumhuriyet.

Noticias relacionadas

Más sobre este temaeğitimde şiddet