İran'dan İsrail'e Tehdit: "En Büyük Hatası Olur"
En resumen
- İsrail Savunma Bakanı Katz, İran'a tehditle yanıt verirken, İsrail kabinesinde Lübnan ateşkesi nedeniyle gerilim yaşandı.
- ABD arabuluculuğundaki İsrail-Lübnan görüşmeleri uzatıldı.
Resumen generado por IA
Por qué importa
İsrail Savunma Bakanı Katz, İran'a tehditle yanıt verirken, İsrail kabinesinde Lübnan ateşkesi nedeniyle gerilim yaşandı. ABD arabuluculuğundaki İsrail-Lübnan görüşmeleri uzatıldı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin Lübnan'da işgal ettikleri bölgelerden çekilmeleri yönündeki mesajına tehditle yanıt verdi.
Katz, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı İbranice ve Farsça paylaşımlarda, Kaani hakkında daha önce yayılan ajanlık iddialarına işaret ederek "Görünüşe göre işbirlikçi imajı, bu gülünç tehditler yığınına kıyasla ona çok daha fazla yakışıyordu." ifadesini kullandı.
Eğer İran İsrail'e saldırırsa, bunun şimdiye kadarki en büyük hatası olacağı tehdidinde bulunan Katz, böyle bir durumda hiçbir şeyin kendilerini durduramayacağını ileri sürdü.
İsrail'de kabine toplantısında, aşırı sağcı bakanlar ile Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir arasında Lübnan ateşkesi nedeniyle gerilim yaşandı. Bakanlar, Lübnan topraklarında "askerlerin haksız yere kısıtlandığını" savunarak ateşkesin sonlandırılmasını isterken Zamir, sorumluluğun hükümette olduğunu belirtti.
Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, dün akşam toplanan Bakanlar Kurulu'nda işgal altındaki Lübnan'da İsrail askerlerinin yaralanmasının, "ateşkes anlaşmasını çökertmek için bir fırsat" olduğunu savundu. Ateşkesin çökertilmesi çağrısında bulunan Ben-Gvir, birkaç İsrail askerinin Hizbullah'ın saldırısıyla yaralanmasının ardından, "Yüzlerce hedefi vurabilir ve onları bombalayabiliriz." ifadelerini kullandı. Aşırı sağcı Ulusal Misyon Bakanı Orit Strook da ateşkes konusunda Ben-Gvir'e katılarak, Lübnan'daki İsrail askerlerinin "kendilerini bir atış poligonundaymış gibi hissettiklerini" vurguladı.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir
'ATEŞKESİ SİZ İSTEDİNİZ'
Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Ben-Gvir ve diğer bakanların şikayetlerine, "Ateşkesi siz istediniz." diyerek yanıt verdi. Ben-Gvir, Zamir'in çıkışına itiraz ederek, ateşkes istemediğini söyledi.
Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz da ateşkesi savundu. Katz, "Ateşkesin avantajları ve dezavantajları var ancak hiçbir askeri tehlikeye atmıyoruz. Her asker anında karşılık verebilir." ifadelerini kullandı. Netanyahu ise "Sahadaki askerler her türlü anlık tehdide anında yanıt veriyor. Hiçbir askeri kısıtlamıyoruz." iddiasında bulundu.
Kabinede Lübnan ateşkesi konusundaki çatlak, ABD'nin arabuluculuğunda Washington'da 3 gündür yürütülen İsrail-Lübnan görüşmeleri sırasında gerçekleşti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Lübnan-İsrail görüşmelerinin beşinci turunun Washington'da bir gün uzatıldığını duyurdu. Karar, medyada İsrail güçlerinin güney Lübnan'dan çekilmesi konusundaki "derin anlaşmazlığın" giderilemediği yönündeki haberlerin ardından geldi. İsrail'in kamu yayın kuruluşu KAN, ismi açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberinde, temel anlaşmazlığın İsrail'in nisan ayında işgal ettiği topraklarda ilan ettiği 8 kilometrelik sözde "sarı hat"tan kaynaklandığını belirtti.
Habere göre İsrail, yalnızca ele geçirdiği bazı bölgelerden kısmi ve koşullu çekilmeyi değerlendirirken; Lübnan, Majdel Zun, Zibkin, Beyt Lif, Tayri ve Kunin dahil olmak üzere hat içindeki tüm köy ve kasabalardan tam çekilme talep ediyor.
İŞGALİ SONLANDIRMAK İÇİN 'PİLOT PLAN'
The Jerusalem Post'un haberine göre Washington, güney Lübnan'ın bazı bölgeleri için "pilot plan" önerdi. Bu plana göre Lübnan ordusu boşaltılan bölgelerin kontrolünü aşamalı olarak devralacak ve Hizbullah'ın askeri altyapısını sökecek. Hizbullah ve Beyrut yönetimi, İsrail'i sivil hedeflere kasıtlı saldırılar düzenlemekle suçluyor.
İSRAİL, ABD VE LÜBNAN'IN ÖNERİSİNİ KABUL ETMEDİ
Taraflar arasındaki temel görüş ayrılığı, uygulamaya nereden başlanacağı konusunda yaşandı. ABD ve Lübnan, planın İsrail güçlerinin halihazırda bulunduğu bölgelerde başlatılmasını istedi. İsrail ise sahadaki ilk adımın, "Lübnan ordusunun Hizbullah faaliyetlerini engelleme kabiliyetini değerlendirmek" için ilk etapta asker konuşlandırılmamış bölgelerde atılmasını istiyor.
WASHINGTON'UN TEL AVİV'E BASKI YAPTIĞI İDDİASI
İsrail merkezli Yedioth Ahronoth'un haberinde, İsrail güçlerinin işgali altındaki bölgelere Lübnan ordusunun konuşlanmasını denetleyecek bir ABD koordinasyon mekanizması kurulmasını görüştüğü bildirildi. Washington'un Tel Aviv'e Lübnan'daki askeri gerilimi düşürmesi yönünde baskı yaptığı kaydedildi.
İsrail Ordu Radyosu, eğitim planları kapsamında birkaç muharebe tugayının güney Lübnan'dan çekildiğini duyurmuştu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Tel Aviv'deki bir konferansta İsrail'in "Lübnan'da kalacağını" söylemişti. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ordunun "ABD çekilme talep etse bile" güney Lübnan'daki "güvenlik bölgesinden" çekilmeyeceğini açıklamıştı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Tahran ile anlaşmadan hiçbir devletin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş garantisi veremeyeceğini söyledi. "Muğlak düzenlemeler" ya da yeni rotalarla garanti edilemeyeceğini söyledi. Garibabadi, X hesabından yaptığı açıklamada, stratejik su yolunun statüsüne ilişkin İslamabad Mutabakatının 5. maddesini hatırlatarak, İran'ın ilan edilen alternatif güzergahları kapatacağını belirtti.
Garibabadi, "(5. maddedeki) Koşulların karşılanmaması, belirlenen alternatif güzergahın askıya alınmasıyla sonuçlanacaktır." uyarısında bulundu.
Söz konusu 5. maddede, "Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi’nden Umman Denizi’ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır." ibaresi yer alıyor.
İran Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı yazılı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın İran ve Umman'ın karasuları içinde yer aldığını ve su yolundaki seyir yönetiminin anlaşmanın 5. maddesi çerçevesinde yürütüleceğini bildirmişti. Tahran yönetimi, bölgesel güvenliğin sağlanması için 2 ülkeyle de işbirliğinin zorunlu olduğunu vurgulamıştı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, Japonya'nın başkenti Tokyo'daki Japonya Ulusal Basın Kulübü'nde düzenlenen basın toplantısında, İran tarafının yalanladığı nükleer tesislere erişim konusuna dair açıklamalarda bulundu.
Grossi, ABD-İran mutabakatının, UAEA müfettişlerine, İran'daki saldırıya uğrayan nükleer tesislere erişim hakkı tanıdığını ifade etti.
UAEA müfettişlerinin teknik konuları görüşmek üzere İranlı yetkililerle halihazırda bir ön görüşme yaptığını aktaran Grossi, bu çalışmaların da yakında hız kazanmasını umduğunu kaydetti.
Grossi, ABD-İran mutabakatının nükleer malzeme konusunda UAEA'ya işaret ettiğini belirterek "Yakında orada olmayı umuyoruz." diye konuştu.
UAEA Başkanı Grossi, İran'a yapılacak herhangi bir ziyaretin ilk hedefinin, daha önce denetlenen nükleer malzemeler üzerindeki UAEA mühürlerinin bozulup bozulmadığını ve burada herhangi bir eksik olup olmadığını kontrol etmek olacağını söyledi.
Grossi, kendisine göre ABD-İran mutabakatının amacının "İran'da nükleer silah geliştirilmemesini sağlamak olduğunu", İran hükümetinin de böyle bir niyeti olmadığını net şekilde beyan ettiğini anımsattı.
"Niyetin" yeterli olmadığının altını çizen Grossi, çok güçlü bir "doğrulama sistemine" sahip olmaları gerektiğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin ortak bildirisini "müdahaleci, sorumsuz ve kışkırtıcı" diye niteleyerek, "bölgedeki düşmanca davranışların sürdüğü" uyarısı yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, ABD'nin bölge ülkelerindeki askeri üs ve tesisleri İran'a saldırmak için kullanmasının, Washington'un bölge ülkelerinin güvenliğine ya da karşılıklı ilişkilerine değer vermediğini açıkça gösterdiği belirtildi.
FİLİSTİN VE LÜBNAN DİRENİŞİNE DESTEK
Tahran yönetimi, KİK ülkelerinin "Filistin ve Lübnan direniş hareketlerini İran vekilleri olarak tanımlama" konusunda ABD ve İsrail ile aynı safta yer aldığını kaydetti. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Filistin ve Lübnan halklarının işgale karşı mücadelelerinin uluslararası hukuka göre meşru olduğu" vurgulandı. İran ayrıca, ABD ve İsrail hükümetinin "İran'ın barışçıl nükleer programına" ilişkin tutumunu asılsız iddialar olduğunu belirtti.
BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI
Bakanlık, KİK ülkelerine "İran'ı tehdit olarak gösterme politikalarıyla uyum sağlamak yerine" Orta Doğu'da nükleer silahlardan arındırılmış bölge oluşturulması girişimini destekleme çağrısında bulundu. Açıklamada, kalıcı barış ve güvenliğin ancak dış müdahale olmaksızın bölgesel işbirliğiyle sağlanabileceği belirtilerek, İran'ın savunma amaçlı füze ve insansız hava araçları kabiliyetlerinin tehdit olarak gösterilmesi kınandı.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, sosyal medya hesabından yayımladığı konuşmasında, İran'ın anlaşma aşamasına kadar direnebildiğini ve bunun ABD ile İsrail'in yenilgisinin resmi ilanı olduğunu belirterek, "İsrail-Amerikan projesini kırdık ve yeni bir aşamaya girdik." ifadesini kullandı.
Kasım, ABD ve İsrail'in kendilerini hedef alan projesini boşa çıkardıklarını belirterek, İsrail'in hiçbir koşul öne sürmeden Lübnan'dan çekilmesi gerektiğini belirtti.
Hizbullah'ın tasfiyesini isteyen Lübnan makamlarının ülke nüfusunun yarısını karşısına alamayacağını belirten Kasım, Lübnan'ın egemenliği doğrultusunda hareket ederse "direnişin" hükümetin yanında olacağını vurguladı.
LÜBNAN HÜKÜMETİNE ÇAĞRI
Kasım, Lübnan makamlarına "safları düşmana karşı birleştirme, dayatmaları ve ABD ile İsrail'in çıkarlarını uygulamayı durdurma" çağrısında bulundu. Sabrın, kasıtlı bir stratejinin parçası olduğunu ve zayıflık olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kasım, "Sabrımız geleceği inşa eder, denklemleri tersine çevirir ve zalimin zulmünü kırar." dedi.
Litani Nehri'nin kuzeyinde silahsızlanmaya karşı olduklarını ifade eden Hizbullah lideri, silahların, İsrail'in tam ve koşulsuz çekilmesinin ardından Lübnan makamlarıyla görüşüleceğini söyledi.
İSRAİL İŞGALİNE KARŞI DİRENİŞ VURGUSU
Kasım, "Bizi yok etmeyi amaçlayan bu saldırganlığı durdurduk." diyerek, direnişin İsrail işgalinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Hizbullah lideri, savaşçılarının Ali Taher tepelerinde savaşmaya devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, ABD-İran arasında imzalanan Mutabakat Zaptı'nın İran'ın nükleer tesislerinin UAEA tarafından denetleneceğini açıkça belirttiğini aktararak, "Denetleme yapabilmemiz için bizzat incelemelerde bulunmamız gerekiyor, bunun başka bir yolu yok. Teknik çalışmalar başladı ve yakında oraya gitmeyi umuyoruz. UAEA'nın tesislere erişim hakkı olmalı ve teftiş yapması gerekiyor. Teknik çalışmaları sürdürmeye ve mümkün olan en kısa sürede oraya gitmeye hazırım" dedi.
İran'ın nükleer silah geliştirmediğinden emin olmak için “çok güçlü” bir doğrulama sistemine ihtiyaç olduğunu ifade eden Grossi, “Bence bu anlaşmasının amacı, İran’da nükleer silah geliştirilmemesini sağlamaktır. İran hükümeti, buna niyetleri olmadığını oldukça açık bir şekilde beyan etmiştir. Ancak elbette niyetler yeterli değildir. Mümkün olan en kısa sürede çok güçlü bir doğrulama sistemini hayata geçirmeliyiz” dedi.
Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre, İran'ın füzeleri ve insansız hava araçları, ABD'nin Orta Doğu'daki deniz operasyonlarının merkezi konumundaki Bahreyn üssünü defalarca hedef aldı. Wall Street Journal'ın uydu görüntüleri, sosyal medya kayıtları ve görevli ile eski askerlerle yaptığı görüşmelere dayanan analizine göre, şubat sonu ile haziran arasında üsse yönelik saldırılar ciddi hasara yol açtı. Komuta merkezi, en az bir düzine diğer bina ve iki uydu iletişim terminali ağır darbe aldı. Pentagon, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını ve operasyonları önemli ölçüde etkilemediğini açıklarken, üsse isabet eden hasarı kamuoyundan gizlendi.
BEŞİNCİ FİLO KARARGAHI KULLANILAMAZ HALE GELDİ
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (CSIS) Salı günü yayımladığı rapora göre, savaşın toplam maliyetinin yaklaşık 40 milyar dolar olduğu tahmin edilirken, ABD üslerindeki hasarın 2,2 ila 5,1 milyar dolar arasında olduğu belirtildi. Wall Street Journal'ın analizine göre, Bahreyn'deki Deniz Destek Faaliyetleri üssünde üç bölüme ayrılan tesisin tamamı hasar gördü. Beşinci Filo karargâhının kullanılamaz hale geldiği, Deniz Güvenlik Kuvvetleri eğitim binasının yıkıldığı, acil durum yönetim deposu, su deposu, ana yemekhane ve 450 kişilik koğuş binasının hasar aldığı tespit edildi. Üssün uzak tarafındaki Banz Group deposunun üç bölümü ağır hasar alırken, Navy'nin ilk insansız hava aracı ve yapay zekâ birimi Task Force 59'un da burada konuşlandığı belirtildi.
WASHINGTON BÖLGEDEKİ ASKERİ VARLIĞINI AZALTMAYI DEĞERLENDİRİYOR
ABD'li yetkililer, Bahreyn'deki tek deniz üssünün yanı sıra bölgedeki askeri tesis ve diplomatik temsilciliklerin de aralarında bulunduğu en az 20 ABD hedefine yönelik saldırıların, Washington'un bölgedeki tüm varlığını gözden geçirmesine neden olduğunu kaydetti. Yetkililer, ordunun artık Bahreyn'deki üssü elden geçirme, Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki varlığını azaltma, bazı üs veya işlevlerini İran füzeleri ve insansız hava araçlarının menzilinden uzaklaştırmak için batıya taşıma seçeneklerini değerlendirdiğini belirtti. Saldırıya uğrayan yapıların yeniden inşa edilmeyebileceği, komuta kontrol noktalarının yer altına alınabileceği ve askeri kabiliyetlerin bölgeye daha yaygın şekilde dağılabileceği ifade edilirken, henüz kesin bir karar alınmadığı vurgulandı.
İLETİŞİM SİSTEMLERİNE AĞIR DARBE
İran'ın misilleme saldırılarının ilk saatlerinde, yaklaşık 20 milyon dolar değerindeki iki AN/GSC-52B uydu iletişim terminali ve bir iletişim yönetim tesisi imha edildi. CSIS'te kıdemli danışman ve emekli Deniz Piyade Albayı Mark Cancian, bina inşasının hasarın daha küçük bir kısmını oluşturabileceğini ve asıl maliyetin içerideki ekipmanlara bağlı olacağını belirtti. American Enterprise Institute'un Nisan ayı analizine göre, üsteki hasarlar "her alanda zayıflıkları ve güvenlik açıklarını ortaya çıkardı." Deniz Kuvvetleri eski Komutan Yardımcısı Koramiral Kevin Donegan, Bahreyn'in güçlü bir müttefik olarak görüldüğünü ve Beşinci Filo karargâhının burada kalacağını, asıl sorunun savaş sonrası yapının nasıl olacağı olduğunu söyledi. Yetkililer, mevcut durumun Bahreyn'deki üssün uzun vadeli geleceğine ilişkin önemli soruları gündeme getirdiğini ifade etti.
ABD YENİ ÜS ARAYIŞINDA
ABD'li iki yetkiliye göre, üs için değerlendirilen yerler arasında İsrail de bulunuyor. İsrail, savaş sırasında aralarında jet avcı uçakları ve yakıt ikmal uçaklarının da olduğu düzinelerce ABD uçağına ev sahipliği yapmıştı. ABD ordusu, Nisan ayında ticari uydu görüntüsü sağlayıcılarını, Amerikan üslerindeki hasarı ve çatışma bölgesini gösteren görüntülere erişimi kısıtlama konusunda baskı yaparken, yetkililer bu hamlenin ABD güçlerini korumaya yardımcı olacağını savundu. Pentagon yetkilileri, üslerdeki hasarın maliyetine ilişkin Kongre'yi bilgilendirmekten kaçınırken, Savunma Bakanı Pete Hegseth bir duruşmada "İran'ın nükleer silah elde etmesinin maliyeti nedir?" yanıtını verdi.
Qué observar
Perspectiva de IA — posibilidades, no hechos
İsrail-İran arasındaki gerilimin artması bekleniyor.
Probable · En semanas
ABD'nin bölgedeki askeri varlığını yeniden değerlendirmesi olası.
Probable · En meses
Preguntas abiertas
- İsrail-Lübnan görüşmeleri sonuç verecek mi?
- İran'ın nükleer programı hakkında ne gibi gelişmeler yaşanacak?
- ABD'nin bölgedeki askeri varlığı nasıl şekillenecek?





