İran Saldırısı Sonrası ABD-İsrail Stratejik Ayrışması
İsrail, ABD'nin İran ile yürüttüğü ateşkes görüşmelerinden dışlandığını ve hedeflerine ulaşamadığını savunuyor.
En resumen
- İran'a yönelik saldırı öncesi ABD ile ortak operasyon bekleyen İsrail, Trump yönetiminin görüşmelerden dışladığını ve hedeflerine ulaşamadığını belirtiyor.
- ABD'nin diplomasiye yönelmesiyle stratejik ayrışma yaşanıyor.
Resumen generado por IA
28 Şubat’taki İran saldırısı öncesi süreçte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump ile Durum Odası’nda bir araya geldiği ve ABD-İsrail ortak operasyonunun İran'ı zayıflatabileceği beklentisiyle süreci yönlendirdiği öne sürüldü.
Ancak kısa süre içinde tablo tamamen değişti. İsrailli iki savunma yetkilisine göre, İsrail Trump yönetimi tarafından büyük ölçüde süreç dışında bırakıldı ve ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinden neredeyse tamamen habersiz hale geldi.
İSRAİL’E BİLGİ AKIŞI KESİLDİ
İddialara göre İsrailli yetkililer, Washington–Tahran hattındaki görüşmelere dair bilgilere artık doğrudan ABD üzerinden değil, bölgesel diplomatik kanallar ve İran içindeki gözlem ağları aracılığıyla ulaşmak zorunda kaldı.
New York Times gazetesini aktardığı bilgiye göre yetkililer, bu durumun İsrail açısından ciddi bir stratejik bilgi kaybı anlamına geldiğini belirtti.
NETANYAHU’NUN STRATEJİSİ SARSILDI
Netanyahu, uzun süredir İsrail kamuoyuna Trump üzerinde etkili bir lider profili çizdi ve savaş sürecinde iki liderin “neredeyse her gün görüştüğü” mesajını verdi. Ancak yeni dönemde bu anlatı zayıfladı ve İsrail ABD ile koordinasyonda geri planda kaldı.
İRAN SAVAŞINDA HEDEFLER GERÇEKLEŞMEDİ
İsrail’in savaşın başında üç ana hedef belirlediği aktarıldı:
- İran’ın nükleer programını durdurmak,
- İran'ın füze kapasitesini ortadan kaldırmak
- Tahran yönetimi üzerindeki baskıyı artırmak.
Ancak sahadaki gelişmeler bu hedeflerin hiçbirinin tam olarak gerçekleşmediğini ortaya koydu. ABD’nin bazı diplomatik önerileri ise İran’a yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve nükleer faaliyetlerde geçici bir moratoryum ihtimalini gündeme getirdi.
ABD–İSRAİL HATTINDA STRATEJİK AYRIŞMA
Trump yönetiminin rejim değişikliği fikrine mesafeli durduğu, özellikle enerji piyasalarındaki riskler nedeniyle ateşkes ve diplomasiye daha hızlı yöneldiği ifade edildi.
Bu tablo, Washington ile Tel Aviv arasında stratejik önceliklerin belirgin şekilde ayrışmasına yol açtı.
FÜZE PROGRAMI VE YAPTIRIM ENDİŞESİ
İsrail cephesi, olası bir anlaşmanın İran’a ekonomik rahatlama sağlayarak milyarlarca dolarlık kaynak yaratabileceği ve bu kaynağın Hizbullah gibi vekil güçlere aktarılabileceği endişesini dile getirdi.
Ayrıca İran’ın balistik füze programının müzakere kapsamı dışında bırakılması da Tel Aviv’de rahatsızlık yaratan başlıklar arasında yer aldı.
WASHINGTON’IN KARARLARI BELİRLEYİCİ
İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz’ın, “Sadece ABD’den yeşil ışık bekliyoruz” sözleri dikkat çekti.
Bu açıklama, askeri koordinasyonun güçlü olmasına rağmen nihai karar mekanizmasında Washington’un belirleyici rolünü bir kez daha gündeme taşıdı.
Savaşın ilk dönemlerinde “eşit ortaklık” olarak tanımlanan ABD–İsrail işbirliği, zamanla değişti ve İsrail daha sınırlı bir operasyonel role itildi.
İsrailli yetkililere göre bazı operasyon planlarında İsrail öneri sunmaya devam etse de, Washington’un onay sınırlarının belirleyici olduğu ve özellikle enerji altyapısına yönelik saldırılarda frene basıldığı ifade edildi.
Netanyahu'nun ABD'den doğrudan bilgi alamadığı, Washington ile Tahran arasındaki temasları yalnızca dolaylı kanallardan takip ettiği belirtildi.
NETANYAHU’DAN YENİ SÖYLEM
Netanyahu’nun savaş hedeflerine ilişkin söylemini revize ettiği, “ortadan kaldırma” hedefinden “stratejik güç dengesi” vurgusuna geçtiği ifade edildi.




