İran ve ABD Arasında Nükleer Müzakereler ve Hürmüz Boğazı Gerilimi
En resumen
- ABD ve İran arasında İsviçre'de nükleer müzakereler sürerken, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve Lübnan'daki çatışmalar uluslararası gündemde yer alıyor.
- Taraflar, yaptırımların kaldırılması ve ateşkes gibi konularda ilerleme kaydetti.
Resumen generado por IA
Por qué importa
ABD ve İran arasında İsviçre'de devam eden nükleer müzakereler, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve Lübnan'daki çatışmalar uluslararası ilişkilerde önemli bir yer tutuyor. Taraflar, yaptırımların kaldırılması ve ateşkes gibi konularda ilerleme kaydetmiş olsa da, belirsizlikler sürüyor.
Trump, şu açıklamalarda bulundu: “Yaptırımlar kaldırılırsa bu ülkeye para girecek, bu paraların hepsi bizden yapılacak satın alımlar olarak geri dönecek. 99 milyonluk bir nüfusa sahipler ve onları besleyemiyorlar. Parayı halkının gıda almaları için kullanmalılar. Halkı şu anda aç. Sadece bizden alabilecekler farklı farklı ürünleri. Nükleer silahlar bunalımın üstünde bir öneme sahip. Nükleer silahlar bunalıma çok daha fazla yol açabilir. Bizde şu an bunalımın tam tersi bir durum var, çok iyi bir durumdayız. Sayılar harika, petrol kimsenin görmediği düzeyde, petrol fiyatları düştü. İran anlaşmaya uymazsa yapmam gerekeni yapacağım. Hürmüz’de çok iyi gidiyor.”
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hürmüz Boğazı’nda devam eden krizden ABD Başkanı Donald Trump’ı sorumlu tuttu. Pistorius, kamu yayıncısı ARD’ye yaptığı açıklamada, "Sonuçta Trump, Hürmüz Boğazı’na tıpayı tıkadı. Ancak onu tekrar çıkarmak bizim çıkarımızadır." dedi. Almanya Savunma Bakanı, İsviçre’de ABD ile İran arasında başlayan müzakerelerin kalıcı ateşkesle sonuçlanıp sonuçlanmayacağının henüz bilinmediğini söyledi.
Hürmüz Boğazı’nda olası bir müdahalenin ön şartlarından birinin ateşkes olduğunu vurgulayan Pistorius, ikinci temel şartın da Almanya Federal Meclisinden yetki alınması ve bunun uluslararası bir çerçeveye dayanması olduğunu dile getirdi. Pistorius, Meclisin yaz tatili öncesinde bir karar alıp almayacağının “tamamen belirsiz” olduğunu belirtti.
ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, ABD heyetini en çok heyecanlandıran konuyu açıkladı.
Vance, "İranlılar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini tekrar ülkelerine davet etmeyi kabul etti. Bu ABD için büyük bir dönüm noktası ve İran'daki nükleer silah programının kalıcı olarak sona erdirilmesinin ilk adımıdır" diye konuştu.
Vance, "Bu, tam olarak talep ettiğimiz şeydi. Nükleer görüşmelerin diğer başlıklarında da büyük ilerleme kaydettik" ifadelerini kullandı.
İranlılar, Katarlılar ve Pakistanlılarla çalışan heyetlerin büyük ilerleme kaydettiğini ifade eden JD Vance, "Buradaki ekipler teknik düzeyde çalışmaya devam edecekler ve bu teknik müzakereler önümüzdeki günler ve haftalarda sürecek" şeklinde konuştu.
Vance, kendisinin ABD'ye dönmek üzere olduğunu ve heyetlerin uygun siyasi denetim altında çalışmaya devam edeceklerini açıkladı.
Vance, "Başarılı bir nihai anlaşma için çok iyi bir temel oluşturduk. Henüz evi inşa etmedik ama ABD halkı adına iyi bir sonuca ulaşmak için sağlam bir temel oluşturduk" dedi.
AB Komisyonunun Dış İlişkiler Komisyonu Sözcüsü Anouar el Anouni, İsrail'in aşıcı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in Lübnan'a ilişkin ifadelerinin sorulması üzerine, "Bu söylemi en güçlü şekilde kınadığımızı açıkça ifade etmek isterim." dedi. El Anouni, Ben-Gvir'e yönelik yaptırım konusunun son düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda gündeme geldiğini ancak oybirliği bulunmadığını anımsatarak, "Bundan sonraki adımlara ilişkin herhangi bir öngörüde bulunmayacağım veya spekülasyon yapmayacağım." diye konuştu.
AB'nin Lübnan'ın ve halkının yanında olduğunun altını çizen el Anouni, Lübnan'ın seçmediği bir savaşın ağır bedelini ödediğini, halkının çok uzun süredir ve fazlasıyla acı çektiğini dile getirdi. El Anouni, AB'nin İsrail'e, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi, ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararı doğrultusunda güçlerini Lübnan'dan çekmesi çağrısında bulunduğunu yineledi.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir
BEN-GVİR'İN LÜBNAN'I HEDEF ALAN AÇIKLAMASI
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Lübnan'da saldırılarını ve işgalini sürdüren İsrail askerlerinin Hizbullah saldırısında öldürülmesinin ardından, ABD-İran mutabakatına rağmen "Lübnan'ın yanması" gerektiğini ve "İsrailli bir annenin döktüğü her gözyaşı için 1000 Lübnanlı annenin ağlaması gerektiğini" savunmuştu.
Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich de 4 İsrail askerinin öldürüldüğünü kaydederek, Lübnan'a saldırıların artırılmasını istemiş, "Cehennemin kapılarını açın." ifadesini kullanmıştı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin, arabulucular Pakistan ve Katar’ın da yer aldığı görüşmelerin yapıldığı İsviçre’nin Bürgenstock kasabasından ayrılmadan önce değerlendirmelerde bulundu. İran ile hafta sonu gerçekleştirilen müzakerelerde oldukça iyi ilerleme kaydettiklerini belirten Vance, "başarılı nihai anlaşma" için iyi bir temel attıklarını ifade etti.
Vance, İran ile yürütülen ateşkes görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Vance, "Bugün ABD'ye dönüyoruz ama teknik müzakereler devam edecek. Bölgesel ateşkes istiyoruz. Bunun için güzel bir zemin oluşturduk." dedi. Vance, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu savunan Vance, ABD'ye geri döneceğini ancak teknik ekiplerin "önemli hedeflere ulaşılması" için gerekli denetim altında çalışmaya devam edeceklerini dile getirdi. Gaz ve petrol fiyatlarının düşmeye ve milyonlarca varil ham petrol ile doğal gazın Hürmüz Boğazı'ndan akmaya başladığını belirten Vance, Hürmüz Boğazı’nın mayınlardan arındırılması için koordinasyon merkezi kurmak istediklerini ifade etti.
Bölgede "çatışma önleme mekanizması" kurmak istediklerini ve kurduklarını belirten Vance, şunları dile getirdi:
"Eğer ateş açılırsa, Hizbullah İsrail'e ateş açarsa veya İsrail karşılık verirse, bölgede başka çatışmalar ortaya çıkarsa, birbirimizle konuşup ateş açmayı nasıl durduracağımızı, bölgeyi nasıl daha güvenli hale getireceğimizi, müttefiklerimizi ve diğer herkesi nasıl koruyacağımızı bulabilelim."
Haaretz gazetesinin haberine göre, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'nden (UNIFIL) bir kaynak, 2 Mart tarihinden bu yana ilk kez 21 Haziran Pazar günü Lübnan'da İsrail ve Hizbullah'ın birbirine saldırısının kaydedilmediğini söyledi. İsrailli bir kaynak ise Tel Aviv ve Beyrut yönetimlerinin bu hafta, Lübnan'ın kontrolü altında olacak "pilot bölgeler" konusunda müzakere edeceklerini ve bunun, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki bazı bölgelerden çekilmesini gerektireceğini belirtti.
Lübnan ordusunun kontrolü ele alması planlanan bölgelerin bazılarının İsrail işgali altında olmadığına ve dolayısıyla İsrail ordusunun buralardan çekilmesine gerek olmadığını belirten İsrailli kaynak, Lübnan ordusunun İsrail'in çekileceği bölgelerde ABD denetimi altında faaliyet göstereceğini savundu. Haberde, görüşmelerin ABD arabuluculuğunda 23-25 Haziran tarihlerinde Washington'da büyükelçi ve askeri düzeyde gerçekleştirilmesinin planlandığı kaydedildi. Öte yandan, İsrail ordusu, Lübnan'da yeni ateşkes ve karşılıklı saldırıların durmasının ardından ülkenin kuzeyindeki tüm kısıtlamaları kaldırdı.
CBS News'ün "Face the Nation" programında açıklamalarda bulunan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran'ın Hürmüz Boğazı’nın kontrolüne elinde tutmakta direnmesi halinde ABD'nin Tahran yönetimini "yok edeceğini" belirtti. Trump'a yakınlığıyla bilinen Graham, ABD'nin İran ile diplomatik görüşmelere devam etmesi gerektiğini ancak bu görüşmelerin başarısız olacağına inandığını ifade etti.
'DİPLOMATİK ÇÖZÜM BAŞARISIZ OLACAK'
Graham, İran'ın anlaşmadan elde edeceği paranın ülkenin geleceğini değiştirmeyeceğini ve yeniden inşa için yeterli olmayacağını vurgulayarak, "Diplomatik çözümü deneyelim. Ama bence başarısız olacak" dedi. Senatör, 19 Haziran'da Başkan Donald Trump ile 4 saatten fazla süren görüşmesinin ardından, diplomasinin sonuç vermemesi durumunda Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı güç kullanarak ele geçireceğine inandığını dile getirdi.
'İRAN DİRENİRSE YOK EDİLECEK'
ABD'nin stratejik Hürmüz Boğazı'nı kontrol edeceğini ve geçiş yapan her gemiden ücret alacağını söyleyen Graham, Trump yönetiminin İbrahim Anlaşmaları'nı genişleterek Suudi Arabistan'ın da katılımını şart koşacağını belirtti. Graham, İran'ın ABD kontrolüne direnmesi halinde ülkenin yok edileceğini savunarak, "İran, Hürmüz Boğazı’nın ABD tarafından kontrol edilmesine itiraz ederse, onları yok edeceğiz. Dinleyen herkese söylüyorum, bu diplomatik çaba başarısız olursa, Başkan Trump Hürmüz Boğazı'nı ele geçirecek" ifadelerini kullandı.
Katar ve Pakistan, İsviçre'deki ateşkes görüşmelerine ilişkin ortak açıklama yaptı. İlgili konuların tümünü ele almak üzere Bürgenstock'taki teknik görüşmelerin hafta boyunca devam etmesinin planlandığı vurgulanan açıklamada, müzakerelerin nihai bir anlaşmayla sonuçlanması için arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan'ın çabalarını sürdürecekleri belirtildi.
Açıklamada ayrıca, Katar ve Pakistan'ın İran ile ABD'ye diplomatik çözümlere bağlılıkları ve anlaşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesine yönelik çabaları nedeniyle teşekkür ettiği, sürece destek veren diğer ülkelere de takdirlerini sunduğu ifade edildi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ve İran heyetlerinin İsviçre’nin Burgenstock kasabasında yürüttüğü müzakerelerin ilk turu ile ilgili olarak, "Pakistan ve Katar'ın yorulmak bilmeyen arabuluculuğu, Lübnan Savaşı'nı sona erdirme yolunda büyük bir ilerleme sağladı" açıklamasında bulundu.
ABD ve İran heyetlerinin İsviçre’nin Burgenstock kasabasında yürüttüğü müzakerelerin ilk turunun sona ermesinin ardından, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’den görüşmelerle ilgili açıklama geldi. Arakçi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Pakistan ve Katar'ın yorulmak bilmeyen arabuluculuğu, Lübnan Savaşı'nı sona erdirme yolunda büyük bir ilerleme sağladı" dedi. Diğer konularda da aşama kaydedildiğine işaret eden Arakçi, "Petrol ve petrokimya ihracatına yönelik kısıtlamalar kaldırıldı, abluka sona erdirildi, dondurulmuş bazı varlıklar serbest bırakıldı ve İran için kapsamlı bir yeniden inşa ve kalkınma planı başlatıldı" ifadelerini kullandı. Tarafların Lübnan’daki askeri operasyonların sona erdirilmesini sağlamak amacıyla çatışma önleme mekanizması kurulması konusunda mutabık kaldığını hatırlatan Arakçi, "İlk gerçek sınav: Lübnan çatışmasızlık mekanizması" dedi.
İran müzakere heyeti üyesi Hüseyin Kurbanzade, İsviçre’de gerçekleştirilen İran-ABD görüşmelerinde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılması ile ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini söyledi. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Kurbanzade, İran-ABD görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Lübnan'da savaşın sona erdirilmesi konusu kesinleşmedikçe, mutabakat zaptının diğer maddelerinin de uygulama aşamasına girmeyeceğini vurgulayan Kurbanzade, İsviçre’de ana müzakere görüşmelerinin yanı sıra teknik konularda da farklı görüşmeler yapıldığını söyledi.
Kurbanzade, teknik konularda yapılan görüşmelerde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılmasıyla ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini belirtti.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması hususunda da Katar heyeti ile görüşüldüğünü söyleyen Kurbanzade, ikili ve çok taraflı toplantıların en önemli konusunun, mutabakat zaptının 13. maddesi olduğunu dile getirdi.
Qué observar
Perspectiva de IA — posibilidades, no hechos
ABD ve İran arasında nükleer anlaşmaya varılacak.
Probable · En meses
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim artacak.
Posible · En semanas
Preguntas abiertas
- Nükleer anlaşma tam olarak ne zaman imzalanacak?
- Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim nasıl çözülecek?
- Lübnan'daki ateşkes kalıcı olacak mı?




