Última hora
CN颱風「紅霞」登陸廣東,香港一度發九號風球,多地交通受影響UK16-Year-Old Charged with Murder in Luton Stabbing IncidentCRYPTO-ENBitcoin's Weekend Pivots: $65,000 Resistance, $62,500 Support Define DirectionCNImpending 'Super' El Nino May Cause $10-20 Billion Damage in Africa, Trigger Mass MigrationTRHürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınlarına ÇarptıUKNethy Bridge Residents Return Home as Cairngorms Wildfire Major Incident Stood DownBR206 Cidades no RS Afetadas por Chuvas, Ventos e Granizo; 682 Pessoas DesalojadasTRPetrol Fiyatlarındaki Yükselişte ABD Ara Seçimleri ve Jeopolitik RisklerCN比利时逮捕加拿大籍华裔女性,涉嫌代表第三国在北约实习期间从事间谍活动CNTrump's Presidency Stakes High as Democrats Predicted to Win House with 224-211 MajorityCN颱風「紅霞」登陸廣東,香港一度發九號風球,多地交通受影響UK16-Year-Old Charged with Murder in Luton Stabbing IncidentCRYPTO-ENBitcoin's Weekend Pivots: $65,000 Resistance, $62,500 Support Define DirectionCNImpending 'Super' El Nino May Cause $10-20 Billion Damage in Africa, Trigger Mass MigrationTRHürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınlarına ÇarptıUKNethy Bridge Residents Return Home as Cairngorms Wildfire Major Incident Stood DownBR206 Cidades no RS Afetadas por Chuvas, Ventos e Granizo; 682 Pessoas DesalojadasTRPetrol Fiyatlarındaki Yükselişte ABD Ara Seçimleri ve Jeopolitik RisklerCN比利时逮捕加拿大籍华裔女性,涉嫌代表第三国在北约实习期间从事间谍活动CNTrump's Presidency Stakes High as Democrats Predicted to Win House with 224-211 Majority
Newsgather
AtrásJames Baldwin'in İstanbul'unda Özgür Olmak ya da Olmamak
James Baldwin'in İstanbul'unda Özgür Olmak ya da Olmamak
Urgente
Cumhuriyet24/5/2026Other5 min de lecturaTürkiye

James Baldwin'in İstanbul'unda Özgür Olmak ya da Olmamak

En resumen

  • Yazar, Chicago'daki bir konferansta James Baldwin'in İstanbul'daki deneyimlerini ve insan onurunu savunma mücadelesini anlattı.
  • Türkiye'deki üniversitelerin kapanması ve artan baskı ortamına değinerek, Baldwin'in 'nefes alamıyorum' çığlığının günümüzdeki yankılarını vurguladı.

Resumen generado por IA

Tamaño de fuente

Sevgili okurlar,

Chicago’dayım. Northwestern Üniversitesi’nde Keyman Modern Türkiye Araştırmaları bölümünde düzenlenen “James Baldwin’in İstanbul’unda Özgür Olmak ya da Olmamak” başlıklı konferansında ana konuşmacıyım.

Çevrem ABD’nin her yerinden, Avrupa’dan ve Türkiye’den gelme profesör, bilim insanı, akademisyen dolu.

Daha konferans başlamadan mutlak butlan ve “Bilgi Üniversitesi kapandı” haberleriyle çıldırıyoruz. Moraller o biçim. Yakında ülkemizde aklı başında hiçbir akademisyen kalmazsa kimse şaşırmasın. Başka ülkeler onları kapışıyor. Zaten böyle giderse ülkede üniversiteye falan da ihtiyaç kalmayacak.

Bölüm başkanı İpek Kocaömer’in açış konuşması ve Sabancı Üniversitesi’nden Kenan Sharpe’ın beni tanıtmasından sonra sıra bende.

Belki de James Baldwin’i kanlı canlı tanıyan, onunla çalışan ve hâlâ hayatta olan ender insanlardan biri olduğum için ana konuşmacı olarak beni seçtiler diye düşünmeden edemiyorum.

Bir saatlik konuşmamı yaptım ve rahat bir nefes aldım. Hayır inanmayın. Rahat bir nefes almadım. Çünkü aklım fikrim ülkemdeydi. Olup biten mutlak rezillikte, alçaklıkta, ahlaksızlıktaydı.

Buradaki konuşmamı canım arkadaşım Jimmy’nin “İstanbul’da rahat nefes alabiliyorum” sözü üzerine kurmuştum.

Gelin görün ki artık boğuluyoruz. Artık ülkemde kimse rahat bir nefes alamıyor, alamaz.

Konuşmamın sonunda elbet bugünlere de değiniyordum.

Geriye dönüp baktığımda Jimmy’nin nice hallerini görüyorum: Aşk acısının çaresizliğinde başını omzuma dayayıp ağlayan... Tiyatro sahnesindeki bir sözü, bir duruşu saatlerce tartışan... İnsan hakları için mücadeleden vazgeçmeyen kişi.

68-70 yıllarında onu duygusal olarak anlıyordum... Bugün ise onu politik olarak anlıyorum. Etik olarak. Varoluşsal olarak anlıyorum.

Çünkü Baldwin yalnızca ırkçılıktan söz etmiyordu; gerçi siyah ve eşcinsel bir entelektüel olarak ırkçılıkla savaşmak onun tüm deneyimini belirliyordu. Ancak o, daha büyük bir şeyden söz ediyordu: İnsan onurundan. İnsanlığını ve onurunu sürekli savunmak zorunda kalmadan var olabilme hakkından.

DÜNDEN BUGÜNE...

1960’larda İstanbul; Baldwin’e nefes alacak, çalışabilecek, sevebilecek, düşünecek bir alan ve ortam sundu. Bana sık sık şöyle derdi: “Amerika’da nefes alamıyorum. İstanbul’da özgürce nefes alabiliyorum.”

On yıllar sonra dünyada George Floyd’un çığlığı duyuldu. Bir başka siyah ses, bir polisin dizininin altında haykırıyordu, “Nefes alamıyorum” diyordu. İşte o iki cümlenin arasında, insan onurunun hâlâ tamamlanmamış tarihi yatıyor.

Ve bugün... Ulusların, kimliklerin, dinlerin, etnik kökenlerin ötesinde milyonlarca insan yeniden aynı şeyi söylüyor: “Nefes alamıyoruz.”

Bunu sokaklarda duyuyoruz. Savaş bölgelerinde. Mülteci kamplarında. Hapishanelerde. Susturulmuş üniversitelerde. Sansürlenmiş gazetelerde. Baskı altındaki kimliklerde. Korkutulmuş demokrasilerde... Sözüm ona “demokrasilerde”...

İşte bu yüzden James Baldwin yalnızca Amerikan tarihine ait değildir. O, insanlığın vicdan tarihine aittir.

Baldwin’i olağanüstü yapan yalnızca büyük bir yazar oluşu değildi. Onu büyük yapan, insan acısına sırtını dönmeyi reddetmesiydi. O acı kendi ülkesini, kendi toplumunu, hatta kendisini suç ortağı yapıyor olsa bile.

O, gerçekle yüzleşmeyi talep ediyordu. Belki de bugün Baldwin’in hâlâ bu kadar önemli olmasının nedeni budur.

Çünkü biz, dinlemenin olmadığı bir gürültü çağında yaşıyoruz. Düşünmeden üretilmiş fikirlerin çağında. Empatiden yoksun görünürlüğün çağında. Ve ahlaki cesaretten yoksun bir öfkenin çağında...

Baldwin hayati bir şeyi anlamıştı: Eğer birbirimizin insanlığını tanıma yetimizi kaybedersek uygarlığın kendisi çökmeye başlar. Ve hayatta kalmanın bir yolu olarak sanat ve edebiyat önemliydi.

İstanbul’da “Düşenin Dostu” oyununun provaları sırasında bir geceyi anımsıyorum. Don Cherry müzik yapıyor, Jimmy fötr şapkası ve bastonuyla dans ediyordu. Kahkahaların, tartışmaların, cazın, şiirin ve tiyatro kaosunun ortasında şunu fark etmiştim:

Sanat, geçici yurtlar yaratır. Sürgünler için. Dışlananlar için. Yaralı ruhlar için. Hayal kuranlar için.

Ve belki de İstanbul, Baldwin için tam da buydu: Nefes alabileceği geçici bir yurt.

İNSANLIK ONURUNU SAVUNMAK

Bugün nefret yeniden dünyanın dört bir yanında bu kadar kolay yayılırken... Otoriterlik kendine güven kazanırken... İnsanlar birbirlerinden korkmaları için kışkırtılırken... Diktatörler ulusal ve uluslararası yasaları yok sayarken... Gerçekler yerini yalana bırakırken... Zulüm sıradanlaştırılırken... Tekrar Baldwin’in sesine kulak veriyorum. Bana saf bir iyimserlik sunduğu için değil; insan onurunu, teslim olmadan savunduğu için.

En büyük umutsuzluk anlarında bile insanlıktan çıkarmayı reddettiği için.

Sevgili dinleyiciler, şimdi bu akşam burada, sevgili dostum Jimmy’yi anarken bir şeyi fark ediyorum:

James Baldwin İstanbul’a nefes almaya gelmişti.

Belki bugün bizim sorumluluğumuz daha da büyük: Herkesin ve her birimizin nefes alabileceği bir dünya yaratmak!

Temas relacionados

This article was originally published by Cumhuriyet.

Noticias relacionadas

Más sobre este temaJames Baldwin