Mine Kırıkkanat'ın "kılıç artığı" söylemi ve CHP'nin kutuplaşma politikası üzerine eleştiri
Cumhuriyet yazarı Kırıkkanat'ın özrünün neden kabul görmediği ve CHP'deki söylem sorunu üzerine bir değerlendirme
En resumen
- Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat'ın Kılıçdaroğlu için kullandığı "kılıç artığı" ifadesinin ardından gelen özrün kabul görmemesi eleştiriliyor.
- Yazar, toplumu sürekli cahil olmakla suçlayan birinin bu cehaletinin bağışlanamayacağını savunuyor.
- CHP'nin iktidara gelme hedefiyle sertleşen söylemi, yargıya müdahale tehditleri ve parti içi çatışmaları da eleştiriliyor.
Resumen generado por IA
Por qué importa
Mine Kırıkkanat'ın Cumhuriyet gazetesindeki "kılıç artığı" söylemi Kılıçdaroğlu'ya yönelik ağır bir eleştiri olarak yorumlandı. Ardından gelen "anlamını bilmiyordum" özrü tartışma yarattı.
Mine Kırıkkanat'ın "kılıç artığı" söyleminin ardından "Anlamını bilmiyordum, cehaletimi bağışlayın" özrü neden kabul görmedi? Bağışlamak erdem değil mi? Lakin, toplumu her fırsatta cahil olmakla itham eden birinin bu denli cahilliği de bağışlanası değildir. Cumhuriyet gazetesinin işbu 74 yaşındaki kadın yazarının mahut söylemi "cehalet" değildir. Kılıçdaroğlu'na ne kadar hakaret edersen o kadar saygın olursun döneminin baltayı taşa vurma örneğidir. Öyle bir dönem ki... CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'na "Yüzüne tükürürüz" demişti.
Kılıçdaroğlu'nun yegâne suçu seçimi kaybetmesiydi. Zaten kazansaydı ondan iyisi yoktu. Eski günlerdeki gibi "Gandi" güzellemeleri eşliğinde yalakalık yarışına girerler, o şaşkaloz profesörleri de "Mustafa Kemal" benzetmesi yapardı. Özgür Özel'imiz cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıklamak için neyi bekliyor, yeterince "çıldırtacak" kıvama erişmeyi mi? Vaktiyle "Nasıl bir cumhurbaşkanı adayı?" sualine, "Recep Tayyip Erdoğan'ı en çıldırtacak zamanda, en çıldırtacak şekilde, en çıldırtacak adayı çıkaracağız..." cevabını vermişti ya ondan mülhem sordum. Ne günlerdi!.. Muharrem İnce'yi açıklamışlar, seçim sonuçları açıklanınca da bizzat kendileri hep birlikte çıldırmıştı.
Özgür Özel CHP Genel Başkanı olunca başlangıçta makul, diyaloğa açık, husumet ve düşmanlık gütmeyen bir tavır ortaya koymuştu. Hülasa... CHP'yi iktidara taşıyacak kuşatıcı bir söylem geliştirmeye çalışıyordu. Fakat kendi mahallesinin acul yazarçizerleri "Seçimi kazandık, iktidarı devirelim..." diyerek tazyik yapınca bocaladı. Ardından da CHP'lilerin CHP'lileri şikâyet ettikleri yolsuzluk davaları başlayınca ayarı bozuldu. Pavyon çalışanlarını belediyelere dolduran CHP'li belediye başkanları ve CHP'linin CHP'liye hazırladığı şantaj kasetleri kepazeliği söz konusu olunca da eskiye avdet etti. Eskiye dediğim, o sevimsiz tehdit diline. Son zamanlarda öfke patlamalarıyla "süslediği" meydan konuşmalarında, iktidara geldiklerinde kendilerini yargılayanları "yargılayacaklarını" dile getirerek, yargıya nasıl müdahale edeceklerinin "müjdesini" veriyor. Ne diyelim, sağlık olsun.
Preguntas abiertas
- Kırıkkanat'ın gerçek niyeti neydi?
- CHP'nin söylemi neden bu kadar sertleşti?
- Yargıya müdahale iddiaları ne kadar ciddi?





