Prof. Dr. Kemal Sayar: Küresel kaygı pandemisi dönemindeyiz
Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı, belirsizlik arttıkça kaygı bozukluklarının arttığını belirtti
En resumen
- Türk Psikofarmakoloji Derneği Başkanı Prof.
- Kemal Sayar, dünyanın küresel bir kaygı pandemisinden geçtiğini söyledi.
- Belirsizlik arttıkça kaygı bozukluklarının arttığını ifade eden Sayar, ekonomik problemler ve siyasi belirsizliklerin bu artışta etkili olduğunu belirtti.
Resumen generado por IA
Por qué importa
Prof. Dr. Kemal Sayar, Antalya'da düzenlenen 17. Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Sayar, kaygının dünyada çok yaygın bir rahatsızlık olduğunu ve belirsizlik arttıkça kaygı bozukluklarının arttığını vurguladı.
Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) Başkanı Prof. Dr. Kemal Sayar, insanların kendisini aşan, çözemeyeceği sorunlar için kaygı üretmemesi gerektiğini belirtti. Sayar, TAP tarafından "17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi/Psikoterapi Kongresi" için geldiği Antalya'da, AA muhabirine, kaygının dünyada çok yaygın bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Belirsizlik arttıkça kaygının da arttığını dile getiren Sayar, toplumda bir konuda gelecekle ilgili öngörü yoksa ve geleceği insanlar "Tamamen üzerimize paldır küldür gelen" bir şey gibi algılıyorsa kaygı bozukluklarının o toplumda artmaya başladığını ifade etti. İş, ekonomik problemler, siyasi belirsizlikler başta olmak üzere birçok etkenin kaygı bozukluklarının artmasına yol açabildiğini belirten Sayar, şunları kaydetti: "Dünya çok enteresan bir dönemden geçiyor. Çok kolaylıkla gücün hakkı, hakkın gücünün önüne geçebiliyor. Yani ben güçlüyüm diyen bir insan, 'gücü, gücüne yetene' mantığını çok kolaylıkla uygulayabilir hale geldi. Bu bütün dünyada küresel bir kaygı pandemisine yol açtı. Yani yarın bugünden daha mı kötü olacak? Çünkü ümit duygusu insana şu hissi verir. Yarın daha güzel olacak hissi verir. İnsan giderek ümidini kaybetmeye, yarının daha kötü şeyler getirebileceğini düşünmeye başladı. Zaten pandemiden hasarlı olarak çıkan dünya toplumları, bir de bu küresel savaşlarla beraber daha da fazla yara almış durumdalar." Sayar, ekonomik belirsizliğin, iş güvencesinin yeterince olmamasının insanlardaki kaygıyı tetiklediğine dikkati çekti. "YAPABİLECEĞİMİZİN EN İYİSİNİ YAPMAYA GAYRET ETMELİYİZ" Kaygı bozukluğundan korunmanın önemine işaret eden Sayar, "Kaygı bozukluğundan korunmak için her birimiz kendi yapabileceğimiz şeye odaklanmalıyız. Bizi aşan, çözemeyeceğimiz büyük dertler için kaygı üretmeyi bırakmalıyız. 'Kendi küçük köşemizde, hayatımızda ne yapabiliriz? Neyi iyi yaparsak her şey daha iyi olur?' Bunlara odaklanmalı, yapabileceğimizin en iyisini yapmaya gayret etmeliyiz." diye konuştu. Sayar, kaygı bozukluğu tedavi edilmediği takdirde insanın çalışamamasına, hayattan kopmasına, hayatının felç olmasına, üretememesine ve toplumda var olamamasına neden olduğunu söyledi. Kaygının insanı mutsuz ve işlevsiz hale getirdiğinin altını çizen Sayar, insanların düşünce tarzlarını, yaşam biçimlerini değiştirerek birtakım kaygı bozukluklarını düzeltebileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Sayar, üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren insanların kaygı bozukluğunun düzeltilmesinde herhangi bir aşama kat edemezse hekimlerden yardım istemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Preguntas abiertas
- Kaygı bozukluklarının Türkiye'deki kesin prevalansı nedir?
- Kongrenin somut çıktıları neler olacak?






