Última hora
RUВенгерский парламент пригрозил импичментом президенту из-за отказа подписать поправку к конституцииITSam Neill, attore di Jurassic Park, è morto a 78 anniINTLUkraine War: EU discusses sanctions, 'Coalition of the Willing' meets in ParisRUВ России подготовят около 600 экспертов для наблюдения за выборамиTRSüleyman Soylu anlattı: 15 Temmuz gecesi neler yaşandı?RUБывшего гендиректора "Торпедо" Скородумова осудили за подкуп арбитровCN广东探索“产教评”技能生态链:三小时速成一线技工,助力稳就业TRİzmir'de Deprem Hazırlıkları: Karşıyaka'da Saha Çalışmaları TamamlandıRUУполномоченный по правам ребенка: 11-летний умерший в больнице Севастополя ребенок имел паллиативный диагноз с рожденияRUЖители Омской области привлечены к ответственности за съемку атаки дронов на НПЗRUВенгерский парламент пригрозил импичментом президенту из-за отказа подписать поправку к конституцииITSam Neill, attore di Jurassic Park, è morto a 78 anniINTLUkraine War: EU discusses sanctions, 'Coalition of the Willing' meets in ParisRUВ России подготовят около 600 экспертов для наблюдения за выборамиTRSüleyman Soylu anlattı: 15 Temmuz gecesi neler yaşandı?RUБывшего гендиректора "Торпедо" Скородумова осудили за подкуп арбитровCN广东探索“产教评”技能生态链:三小时速成一线技工,助力稳就业TRİzmir'de Deprem Hazırlıkları: Karşıyaka'da Saha Çalışmaları TamamlandıRUУполномоченный по правам ребенка: 11-летний умерший в больнице Севастополя ребенок имел паллиативный диагноз с рожденияRUЖители Омской области привлечены к ответственности за съемку атаки дронов на НПЗ
Newsgather
AtrásTrump'ın Çin Ziyareti: Rekabetten Kontrollü Yönetime Geçiş mi?
Trump'ın Çin Ziyareti: Rekabetten Kontrollü Yönetime Geçiş mi?
Mundo
AA Güncel16/5/2026Mundo6 min de lecturaTürkiye

Trump'ın Çin Ziyareti: Rekabetten Kontrollü Yönetime Geçiş mi?

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğlu, AA Analiz için kaleme aldığı yazısında Trump'ın Pekin ziyaretinin öne çıkan çıktıları ve olası yansımalarını değerlendirdi.

En resumen

  • Erman Tatlıoğlu, Trump'ın Çin ziyaretinin rekabeti sona erdirmeye değil, ekonomik ve jeopolitik çatışmayı kontrollü yönetmeye yönelik olduğunu belirtti.
  • Tayvan, ticaret ve enerji güvenliği gibi konuların ele alındığı ziyarette, 'kontrollü sistemik rekabet' döneminin başladığı vurgulandı.

Resumen generado por IA

Por qué importa

ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin ziyareti, ABD-Çin arasındaki stratejik rekabetin yeni bir aşamaya geçtiği bir dönemde gerçekleşti. Son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan gerilimi ve küresel güvenlik krizleri nedeniyle sertleşen ilişkiler, küresel sistemin geleceğini şekillendiren temel dinamiklerden biri olarak görülüyor.

Tamaño de fuente

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğlu, Donald Trump’ın Çin ziyaretini ve ziyaretin öne çıkan çıktıları ile olası yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyareti, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabetin yeni aşamaya geçtiği bir dönemde gerçekleşmiştir. Son yıllarda ticaret savaşları, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan gerilimi ve küresel güvenlik krizleri nedeniyle sertleşen ABD-Çin ilişkileri, artık yalnızca iki ülke arasındaki klasik güç mücadelesi değil, küresel sistemin geleceğini şekillendiren temel dinamiklerden biri olarak görülmektedir. Bu nedenle Trump’ın Çin ziyareti, rekabeti sona erdirmeye yönelik bir girişimden çok ekonomik ve jeopolitik çatışmayı daha kontrollü bir zeminde yönetme arayışı olarak değerlendirilebilir.

Trump’ın "Önce Amerika" (America First) yaklaşımı, ideolojik çatışmadan çok işlem odaklı bir diplomasi anlayışını öne çıkarmaktadır. Washington yönetimi, Çin’i tamamen çevrelemek yerine rekabeti yönetilebilir seviyede tutmayı, ekonomik bağımlılığı kontrollü biçimde sürdürmeyi ve büyük krizlerin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Bu durum aynı zamanda taraflar arasında olası bir "Büyük Pazarlık" ihtimalini de gündemde tutmaktadır.

Tayvan meselesi: Rekabetin en hassas başlığı

Görüşmelerin en kritik gündem maddelerinden biri Tayvan olmuştur. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Tayvan konusunun "Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli mesele" olduğunu vurgulayarak yanlış adımların doğrudan çatışma riskini beraberinde getirebileceği uyarısında bulunmuştur. Pekin açısından Tayvan yalnızca diplomatik değil; egemenlik, rejim güvenliği ve Çin’in tarihsel bütünlüğüyle bağlantılı stratejik bir meseledir.

Washington ise Tayvan’a silah satışları ve askeri desteğini sürdürme eğilimindedir. Trump’ın görüşme öncesinde Tayvan’a yönelik silah satışlarını Şi ile konuşacağını açıklaması, ABD’nin Tayvan kartını Çin’e karşı stratejik baskı unsuru olarak kullanmaya devam edeceğini göstermektedir. Bununla birlikte tarafların söylemlerinde dikkati çeken unsur, sert açıklamalara rağmen doğrudan askeri tırmanmadan kaçınma isteğinin korunmasıdır. Bu durum, ABD-Çin ilişkilerinin artık "kontrollü gerilim" modeli üzerinden yürütülmeye çalışıldığını göstermektedir.

Ancak ABD’nin Tayvan merkezli politikası, Japonya, Güney Kore ve Filipinler gibi bölgedeki müttefiklerde de ciddi kaygılar yaratmaktadır. Bu ülkeler, Trump’ın Tayvan’ı savunma ilkesinden çok Çin ile yapılacak daha büyük bir ticaret anlaşmasında pazarlık unsuru olarak kullanabileceğinden endişe etmektedir.

ABD/İsrail-İran Savaşı ve enerji güvenliği

Ziyaretin önemli gündemlerinden biri de ABD/İsrail-İran Savaşı ve enerji güvenliği olmuştur. Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri, küresel enerji piyasalarını ve ticaret yollarını doğrudan etkilemektedir. Çin, enerji ihtiyacının önemli bölümünü Körfez ülkelerinden karşıladığı için enerji akışlarının kesintiye uğramasını istememektedir. ABD ise enerji yolları üzerindeki küresel denetimini sürdürmeye çalışırken petrol fiyatlarında aşırı yükselişin Batı ekonomilerine zarar vereceğinin farkındadır.

Trump görüşmeler öncesinde Çin’den İran konusunda destek beklediğini ifade etmiş, Washington yönetimi Pekin’in Tahran üzerindeki etkisini kullanmasını istemiştir. Çin ise İran ile ekonomik ilişkilerini tamamen riske atacak bir politika izlemekten kaçınmıştır. Buna rağmen Şi’nin Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının önemine vurgu yaptığı ve Çin’in enerji güvenliği açısından Amerikan petrolü alımını artırabileceği belirtilmektedir. Trump’ın, Şi’nin İran’a askeri ekipman sağlamayacağı yönünde güvence verdiğini açıklaması da Washington’un İran krizinin daha büyük bir jeopolitik kırılmaya dönüşmesini engellemeye çalıştığını göstermektedir.

Ticaret savaşları ve tarifeler: Rekabetin ekonomik boyutu

ABD-Çin ilişkilerinin temel eksenlerinden biri olmaya devam eden ticaret ve tarifeler konusu da görüşmelerin merkezinde yer almıştır. Trump döneminde başlayan yüksek gümrük tarifeleri ve ticaret savaşları, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri derinden etkilemiştir. Washington, Çin’i haksız rekabet ve ticaret dengesizliği üzerinden eleştirirken; Pekin ise ABD’nin korumacı politikalarının küresel ekonomiye zarar verdiğini savunmaktadır.

Bu noktada, Şi Cinping’in "işbirliği ile ölçülü rekabetin birlikte yürütülebileceği yeni ilişki modeli" vurgusu dikkati çekmiştir. Trump tarafı ise ticaret açığı, tarım ürünleri ihracatı ve tarifelerin azaltılmasına odaklanmıştır. Bu durum, tarafların ekonomik rekabeti tamamen sona erdirmekten çok yönetilebilir seviyede tutmaya çalıştığını göstermektedir. Trump’ın yaklaşımı, Çin ekonomisini çökertmekten ziyade Amerikan iç pazarını koruyan ve Çin’i ABD’den daha fazla mal almaya zorlayan "karşılıklılık" anlayışına dayanmaktadır.

Teknoloji, yapay zeka ve iş dünyasının rolü

Görüşmelerin önemli boyutlarından biri de teknoloji ve yapay zeka rekabeti olmuştur. Yapay zeka, yarı iletkenler ve ileri teknoloji üretimi artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik güç unsurları olarak görülmektedir. Trump’ın "ABD’nin yapay zekada lider olduğu" yönündeki açıklamaları, Washington’un teknoloji üstünlüğünü koruma kararlılığını ortaya koymaktadır.

Çin ise ABD’nin çip ve ileri teknoloji ihracatına getirdiği kısıtlamaları stratejik çevreleme politikası olarak değerlendirmektedir. Trump’ın Tesla'nın CEO'su Elon Musk, Apple CEO'su Tim Cook ve Nvidia'nın CEO'su Jensen Huang gibi önemli iş insanlarını Pekin’e götürmesi, Washington’un jeopolitik rekabete rağmen Çin pazarını tamamen kaybetmek istemediğini göstermektedir.

- Küresel güvenlik ve jeopolitik rekabet

Trump-Şi görüşmeleri yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, küresel güvenlik mimarisi bakımından da önem taşımaktadır. Güney Çin Denizi, Rusya-Ukrayna Savaşı, Kuzey Kore ve Hint-Pasifik rekabeti gibi başlıklar, ABD ile Çin arasındaki mücadelenin çok boyutlu hale geldiğini göstermektedir.

Trump’ın Şi’yi "büyük bir lider ve dost" olarak tanımlaması, Şi’nin ise "Çin’in yeniden yükselişi ile Amerika’yı yeniden büyük yapma hedefinin birlikte ilerleyebileceğini" söylemesi, tarafların kamuoyu önünde doğrudan çatışmacı görüntü vermekten kaçındığını göstermektedir. Ancak söylemsel yumuşama, Hint-Pasifik bölgesindeki askeri yığınak ve AUKUS gibi ittifakların yarattığı stratejik gerilimi ortadan kaldırmamaktadır.

Rekabetten kontrollü yönetim arayışına mı?

Trump’ın Pekin ziyareti, ilk bakışta diplomatik normalleşme ya da yeni bir yakınlaşma girişimi gibi görünse de gerçekte ABD-Çin rekabetinin yeni kurallarını belirlemeye yönelik stratejik bir temas niteliği taşımaktadır. Washington artık Çin’i tamamen durdurabilecek ekonomik, teknolojik ve jeopolitik üstünlüğe tek başına sahip olmadığının farkındadır. Bu nedenle ABD’nin temel amacı, Çin’in yükselişini engellemekten çok bu yükselişi kontrol altında tutmak ve küresel sistem açısından yönetilebilir hale getirmektir.

Bu durum, ABD’nin Çin stratejisinde önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. Washington artık "angaje ederek dönüştürme" ya da "tam çevreleme" politikası yerine, kontrollü rekabet ve seçici baskı modeline yönelmektedir. Tayvan, tarifeler, teknoloji ambargoları ve enerji güvenliği gibi başlıklar, ABD açısından doğrudan çözülmesi gereken krizlerden ziyade, Çin ile sürdürülecek uzun vadeli pazarlığın araçları haline gelmektedir.

Bununla birlikte Çin tarafı da doğrudan çatışmadan kaçınmaktadır. Pekin yönetimi, küresel ekonomik sistemden tamamen kopmanın kendi büyüme modeline zarar vereceğini bilmektedir. Ancak Şi Cinping yönetimi aynı zamanda zamanın Çin lehine işlediğine inanmaktadır. ABD küresel liderliğini korumaya çalışırken, Çin mevcut düzen içinde ekonomik, teknolojik ve diplomatik etkisini artırarak sistem içi yükseliş stratejisini sürdürmektedir. Bu nedenle kontrollü rekabet modeli, Washington açısından stratejik bir zorunluluk anlamına gelirken Pekin açısından zamana yayılan avantajlı bir süreç olarak görülmektedir.

Trump’ın Pekin ziyareti, ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir barış döneminin başlangıcından çok "kontrollü sistemik rekabet" döneminin kurumsallaşması olarak okunmalıdır. Taraflar arasındaki temel çelişkiler ortadan kalkmış değildir. Aksine teknoloji, Tayvan, enerji güvenliği ve küresel liderlik mücadelesi önümüzdeki yıllarda rekabeti daha da sertleştirebilir. Ancak her iki taraf da doğrudan çatışmanın maliyetinin farkındadır. Bu nedenle Washington ile Pekin arasında oluşan yeni denklem; savaş ile uzlaşma arasında, rekabet ile karşılıklı bağımlılık arasında şekillenen kırılgan bir stratejik dengeye işaret etmektedir. Bu yönüyle Trump’ın Pekin ziyareti, yeni bir ittifaktan çok Thukidides Tuzağı’nı ertelemeye yönelik bir "zaman kazanma diplomasisi" olarak değerlendirilebilir.

[Dr. Erman Tatlıoğlu, Bağımsız Araştırmacıdır.]

* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Qué observar

Perspectiva de IA — posibilidades, no hechos

  • ABD ve Çin arasındaki rekabet, doğrudan çatışmadan kaçınılarak kontrollü bir şekilde devam edecek.

    Alta probabilidad · Medio plazo

  • Tayvan meselesi, ABD-Çin ilişkilerindeki en hassas ve potansiyel olarak en tehlikeli başlık olmaya devam edecek.

    Alta probabilidad · Largo plazo

  • Teknoloji ve yapay zeka alanındaki rekabet, ekonomik ve stratejik bir unsur olarak önemini artıracak.

    Muy probable · Largo plazo

Preguntas abiertas

  • Kontrollü rekabet modeli ne kadar sürdürülebilir olacak?
  • Tayvan meselesinde doğrudan çatışma riski ne zaman artacak?
  • Teknoloji ambargoları küresel tedarik zincirlerini nasıl etkileyecek?
  • ABD'nin Çin stratejisindeki dönüşümün uzun vadeli sonuçları neler olacak?

Temas relacionados

This article was originally published by AA Güncel.

Noticias relacionadas

Más sobre este temaDonald Trump