Özgür Özel'in CHP'den Ayrılık Süreci ve Yeni Parti Oluşumu
L'essentiel
- Yazar, Özgür Özel'in CHP'den ayrılışını ve yeni parti kurma sürecini ele alıyor.
- "Mutlak butlan" kararıyla partinin "işgal" edildiğini belirten yazar, Özel'in duygusal vedasını ve bu kararın zorunluluk olduğunu vurguluyor.
- "Bay Kemal"i partiyi çökertmekle suçlarken, yeni partinin hızla yükseleceğini öngörüyor.
Résumé généré par IA
Pourquoi c'est important
İki ay önce CHP genel merkezinin "mutlak butlan" kararıyla boşaltılması ve partinin "işgal" edilmesi, Özgür Özel'i yeni bir yol arayışına itti.
İki gün önce Özgür Özel’i duygusallıkla izlerken düşündüm bunları… Bundan iki ay ve iki gün önce, bir kumpas olarak iki yıldır uğraştıkları o mantıksız mutlak butlan saçmalığı sonuca ulaştı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden, Sivas Kongresi’nden doğan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisinin genel merkezi, gerçek örgütü ve seçmen halkı, ağır bir saldırıya uğradı. Genel merkez boşaltıldı, partiyi çökertmeye çalışan Bay Kemal ve kısır döngüye takılmış bazı elemanları, bu işgali gerçekleştirdiler! Yüzleri kızarmadan, tersine, doyumsuz bir aç kurt saldırganlığıyla…
DUYGUSAL OLDUĞU KADAR MANTIKLI BİR VEDA
Özgür Özel, evvelsi gün CHP’nin Grup Salonu’ndaki toplantısında kürsüye adım attığında “Farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım” sözleriyle, kendisini izleyen parti örgütünün ve Türkiye kamuoyunun karşısında gözyaşlarını zor tuttu. O kürsüye ulaşana kadar bir gece önce yatağında dönüp dururken, biliyorum ki omuzlarında çok büyük sorumluluklar taşıyan değerli genç dostumuzun kalbi ağırdı, ama vicdanı rahattı. Çünkü gerek partinin genel başkanlığını yürüttüğü iki buçuk yıllık süreçte, gerek mutlak butlan rezilliğine karşı savaş verdiği son iki, hatta son sekiz-dokuz ayda, bu mantıksız ve hukuksuz saldırıyı boşa çıkarmak için elinden gelen fiili, hukuki, her adımı atmış, her çabayı göstermiş ve kamuoyuna da bunu halkla ilişkiler kapsamında elinden gelen en güzel şekilde anlatmıştı. Dolayısıyla CHP’yi kurtarmak, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’ye olan manevi ve vicdani sorumluluklarını sonuna kadar yerine getirmek için üzerine düşen her şeyi yapmıştı. Özel, kendi vicdanıyla baş başa kaldığında, tarihe karşı, CHP’ye karşı hesap veriyordu ve yaşadığı zorluklara rağmen kalbinde ve beyninde muhasebesini yaptığında Atatürk’e açık bir hesap verebildiğinin farkındaydı. Özel’in adeta “Paşam biz üzerimize düşeni inanın işte bütün süreç boyunca gördüğünüz gibi yaptık, CHP’ye ihanet etmedik. Partiye ihanet edenler genel merkezine ve tüzel kişiliğine çöktükleri için, bizler CHP’nin gerçek kimliğini ve ruhunu korumak adına, bu darbeye karşı Cumhuriyet’in kurucu değerlerini ve halkın partisinin içindeki halkı korumak için bu hamleyi yaptık” dediğini duyar gibiyim ve bu karar karşısında vicdanlarımızın hür ve alnımızın ak kaldığını ben de hissediyorum.
Dolayısıyla, artık halkımızın da net bir şekilde gördüğü gibi CHP’den istifa edip onu başka bir tüzel kişilik olarak yaşatmak, dayatma sonucu oluşan zorunluluktur, bir seçim değildir! Bugün Cumhuriyeti kurtarmak için gösterilen gayretin kaçınılmaz bir manevrasıdır.
ÖZEL’İN BAŞKA BİR ALTERNATİFİ KALMAMIŞTI!
Bu sütunu izleyen sizler, çok iyi biliyorsunuz ki son iki ayda net olarak Bay Kemal’in bir kurultaya yanaşmayacağını, partinin sorunlarını halledip örgütüne geri kazandırmayacağını, tam tersine partiye birilerinin istediği şekilde el koyacağını ve elbette bu fırsatı kaçırmayacağını hep dile getirmiştim. Dolayısıyla Bay Kemal ve ekibi Parti Meclisi’nin, delegelerin, örgütün, il başkanlarının ve de halkın sesini asla dinlemediğinde, birçok arkadaşımızın aksine hiçbir şaşkınlığım olmadı! Çünkü Bay Kemal’den farklı bir tavır beklemek, kendi beynimize bir meydan okuma olurdu. Ne yazık ki herkes onun CHP’nin önünü kesmek ve tökezletmek için kullanılan bir Truva atı olduğunu en derin ve acı şekilde öğrendi. Hani Sherlock Holmes veya Hercule Poirot, yazarları Conan Doyle veya Agatha Christie’nin kaleminden, işlenen suçun failini açığa çıkarmak için, yaşanan süreçte farklı ipuçlarını ve aydınlatıcı kilit anlarını geriye dönerek sırlarlar ve sırayla katilin önünde ona öyle bir tebliğ ederler de, suçlular kendilerini birkaç yalanda savunmayı deneseler dahi hiçbir şekilde bunu başaramayacaklarını anlayıp teslim olurlar ya… Geriye baktığımızda, Bay Kemal’in CHP Genel Başkanlığı’na geliş anından itibaren sırayla yaptığı her şeyi üst üste koyduğunuzda, karşımıza çıkan tablo o kadar net ve ağır ki, artık hiç kimse onun “niyetini” sorgulamıyor. “Acaba iyi bir niyeti vardı da biz mi anlamadık?” sorusunu soran objektif-tarafsız kimsenin kaldığına inanmıyorum.
Ekrem İmamoğlu‘na karşı 19 Mart 2025’te yapılan darbenin, o anda aslında CHP’ye ve Türkiye’nin birinci partisine karşı açılan adeta anti-demokratik bir savaş olduğunu, Özgür Özel ile beraber bütün halkımız izledi. Saraçhane’de geçirdiğimiz o ilk birkaç günün ardından demokrasi aşığı milyonlar ülkenin her ilinde sokaklara döküldü ve tüm Türkiye’de Özgür Özel’in tuttuğu aydınlanma meşalesine ışık kattı.
ÖZEL UYUYAN KİTLELERİ DE UYANDIRDI
Özgür Özel, genel başkanlık döneminde rüştünü o denli fazlasıyla ispat etti ki, yalnız CHP örgütü değil, Aziz Türkiye Cumhuriyeti’nin değerli halkı onu bağrına bastı, güvendi, çalışkanlığına özveri dolu çabalarına ve samimiyetine hayran kaldı. “Yeni bir yol açıyoruz, işgal altında olan Atatürk’ün mirasını korumanın sorumluluğu bizim omuzlarımızda. Biz binayı terk ettik, ama miras bizde, meşruiyet bizde, görev bizde”. Özel’in verdiği mücadele bundan daha iyi ifade eden bir cümle olamaz. Bu nedenle halk sokakta yeni partiyi kurmak için yola çıkan kurucu milletvekillerinin derin bir hayranlıkla arkasında… Birçok “apolitik” dostum var; daha doğrusu bugüne kadar politikaya değmemiş insanlar. Onlar dahi bugün arayıp “Biz bu partiye nasıl katkıda bulunabiliriz, nasıl girebiliriz, nasıl sorumluluk alabiliriz?” diye soruyorlar…. Yani CHP örgütü dışında, bugüne kadar hiçbir siyasi partiye kayıt yaptırmamış, fakat artık yaşananlara, gördüklerine, duyduklarına inanamayan, ülkede siyasetin bu kadar yozlaştırılması ve demokrasiye bu kadar saldırılmasına katlanamayan sayısız insan bugün Özel’in çıktığı bu yeni yolda onunla aynı trene binme ve oraya ait olma ihtiyacını iliklerinde hissediyor! Bundan daha güzel bir duygu tanımıyorum!
EYLÜLDE BUTLAN İPTAL OLURSA NE OLUR?
dün gündemdeki konulardan biri “Eylül ayında Yargıtay butlanı iptal ederse ne olur?” sorusuna aranan yanıttı. Size şimdiden bir yanıt verebilirim: Görüyorsunuz ki yeni parti yıldırım hızıyla kurulacak, yükselecek ve yine Türkiye’nin birinci partisi olacak, yine ana muhalefet partisi olacak ve milyonlara heyecan ve umut saçacak. Dolayısıyla Eylül ayında, bana sorarsanız, Yargıtay butlanı tabii ki iptal eder! Neden? Böylece yeni partinin çıkış heyecanını duraksatabileceği birilerinin akıllarına düşer! “Butlan iptal edilirse bu sefer bir zihin kargaşası, tereddüt ve anarşi yaşanır. Yeni partiden eski partiye tekrar göç başlar, gidenler-gitmeyenler, kalanlar-kalmayanlar derken güç bu kaosta karpuz gibi ikiye bölünebilir”. Böyle bir karar çıkabilir. Yargıtay’ın bu şekilde alabileceği bir karar, benim gözümde yine “mutlak butlan”dır (!) Yani Yargıtay bu kararı alabilir, ama bizim için bu karar yok hükmünde olur. Yeni partiye kaydolanları ilgilendirmemelidir! Hiç kimsenin bu tuzağa düşecek kadar saf olduğuna inanmıyorum, hele ki yaşadığımız onca kumpas, çelme ve tuzaktan sonra…
À surveiller
Perspective IA — des possibilités, pas des certitudes
Yeni parti yıldırım hızıyla kurulacak ve Türkiye'nin birinci partisi olacak.
Probable · En quelques mois
Yargıtay Eylül ayında butlanı iptal edecek.
Spéculatif · En quelques mois
Questions ouvertes
- Yargıtay Eylül'de butlanı iptal ederse yeni partinin durumu ne olacak?
- Yeni parti ne kadar sürede kurulacak ve güçlenecek?



