Dernière minute
ESIncendio forestal en Almorox se extiende a Madrid, provocando evacuaciones y cortes de carreteraESFord y Geely anuncian un proyecto industrial chino en AlmussafesESDaniel Siad, supuesto reclutador de Jeffrey Epstein, aparece muerto en ParísESFallece Joan Roca, bajista de Antònia Font, a los 53 añosESColapso en obras de soterramiento en Montcada i Reixac engulle una grúaESOcho heridos, dos graves, por deflagración de gas en estación de metro de BarcelonaESJosé Luís Rodríguez Zapatero concederá una entrevista a TVE tras su imputaciónESMaría Becerra actúa en Barcelona con bandera argentina en medio de polémica por Rosalía y el MundialESChina intensifica ejercicios militares con fuego real cerca de TaiwanESEE.UU. y Arabia Saudí firman acuerdo nuclear civil con apoyo de empresas estadounidensesESIncendio forestal en Almorox se extiende a Madrid, provocando evacuaciones y cortes de carreteraESFord y Geely anuncian un proyecto industrial chino en AlmussafesESDaniel Siad, supuesto reclutador de Jeffrey Epstein, aparece muerto en ParísESFallece Joan Roca, bajista de Antònia Font, a los 53 añosESColapso en obras de soterramiento en Montcada i Reixac engulle una grúaESOcho heridos, dos graves, por deflagración de gas en estación de metro de BarcelonaESJosé Luís Rodríguez Zapatero concederá una entrevista a TVE tras su imputaciónESMaría Becerra actúa en Barcelona con bandera argentina en medio de polémica por Rosalía y el MundialESChina intensifica ejercicios militares con fuego real cerca de TaiwanESEE.UU. y Arabia Saudí firman acuerdo nuclear civil con apoyo de empresas estadounidenses
Newsgather
RetourYerel Seçim Sonrası Belediye Krizi: Yapısal Sorunlar ve Reform Önerileri
Yerel Seçim Sonrası Belediye Krizi: Yapısal Sorunlar ve Reform Önerileri
En développement
Cumhuriyet29/04/2026Politique4 min de lectureTürkiye

Yerel Seçim Sonrası Belediye Krizi: Yapısal Sorunlar ve Reform Önerileri

31 Mart 2024 sonrası muhalefet belediyelerine yönelik adli süreçlerin analizi ve belediye yönetim sisteminde reform önerileri

L'essentiel

  • 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından muhalefet belediyelerine yönelik adli süreçlerin yoğunlaşmasını ele alan bu analiz, Türkiye'deki belediye başkanlık modelinin yapısal krizini inceliyor.
  • 5393 sayılı kanunun yarattığı güç yoğunlaşması, ihale tekeli, sembolik meclis denetimi, liyakatsiz kadrolaşma ve belediye şirketlerindeki denetim boşlukları dört temel kırılma noktası olarak değerlendiriliyor.
  • Yazar, encümen reformu, bağımsız ihale komisyonları ve güçlendirilmiş meclis denetimi öneriyor.

Résumé généré par IA

Taille de police

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir. Bu durum, yalnızca yerel yönetimlerin işleyişini değil, Türkiye'nin idari vesayet ve hukuk devleti tartışmalarını da yeniden alevlendirmiştir. Belediye başkanları hakkında başlatılan soruşturmalar ve gözaltılar, hukukun siyasi bir mücadele enstrümanı olarak kullanıldığına ilişkin yaygın bir algı oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sürece ilişkin, "Turpun büyüğü heybede" sözleri, bu algıyı kurumsal düzeye taşıyan bir çıkış olarak kayda geçmiştir. İktidar kanadı, kendi saflarındaki belediyelere de işlem yapıldığını iddia etse de kamuoyuna yansıyan veriler bunu doğrulamıyor.

Burada bir yol ayrımındayız. Yargının siyasi saiklerle hareket ettiğine ilişkin güçlü kanaat, kurumsal şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesinden taviz vermeyi meşrulaştırmaz. İddialar siyasi amaçlı olsa bile denetim mekanizmalarının işler tutulması zorunludur; aksi halde muhalefet, savunduğu ilkeleri kendi eliyle zayıflatmış olur. Mevcut belediye yönetimi sistemi hem yolsuzluğa zemin hazırlamakta hem de yolsuzlukla mücadele iddiası taşıyan süreçleri siyasi bir tasfiyeye dönüştürebilecek kadar kırılgandır.

TEKELCİ BAŞKANLIK MODELİ

1580 sayılı kanunun ilk döneminde belediye başkanı, meclis üyeleri arasından meclis tarafından seçiliyordu; başkan meşruiyetini meclisten alıyor, ona karşı sorumlu ve ona bağımlı kalıyordu. 1960 sonrasında başkanın halk tarafından ayrıca seçilmesiyle bu denge bozuldu ve belediye başkanları giderek güç kazanmaya başladı. 5393 sayılı kanun bu süreci tamamladı: Yürütme yetkisini münhasıran başkana devrederek encümeni istişari bir organa, meclisi ise sembolik bir denetim makamına dönüştürdü. Oysa hiçbir kişi; personel yönetimi, kentsel altyapı, çevre, imar, sosyal hizmetler ve mali yönetim gibi birbirinden farklı uzmanlık alanlarında aynı anda yetkin olamaz. Bu boşluk kaçınılmaz olarak liyakatsiz kadrolaşmayı ve denetlenemeyen bir bürokratik hiyerarşiyi doğurmaktadır.

Bu düzenin bir paradoksu vardır: Belediye başkanı ne kadar çok yetkiyle donatılmışsa da bir o kadar da az sorumludur. Bu yapısal kriz dört temel kırılma noktasında somutlaşmaktadır:

1. İhale ve harcama tekeli: 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale komisyonlarının bağımsız olması esastır. Ancak uygulamada komisyon üyelerinin atanma biçimi ve fiili hiyerarşik bağımlılık, bu komisyonları başkanın onay makamı haline getirmektedir. Kamu İhale Kurumu'nun denetimi özünde bir hukukilik denetimidir: İhale sürecinin kurallara uygun yürütülüp yürütülmediğini inceler; kararın yerinde olup olmadığını, yani kamu yararına hizmet edip etmediğini değil. Bu ayrım kritiktir; çünkü en büyük yolsuzluk alanı tam da burada, kurallara biçimsel olarak uyulurken yapılan usulsüzlüklerde gizlidir.

2. Meclis denetiminin sembolik niteliği: 5393 sayılı kanunun 25. maddesi uyarınca meclis, denetim komisyonu kurabilmektedir. Ancak bu komisyonun yetkileri bilgi edinme ve faaliyet raporunu değerlendirme ile sınırlıdır; bağlayıcı karar alma ya da başkanı görevden düşürme yetkisi bulunmamaktadır. Meclis çoğunluğunun başkanın partisinde olması durumunda denetim tamamen işlevsiz kalmaktadır.

3. Kadrolaşma ve sadakat esası: 5393 sayılı kanunun 49. maddesi norm kadro ilkelerine atıf yapsa da; genel sekreter, başkan yardımcıları, daire başkanları ve belediye şirketi yöneticileri gibi üst düzey atamalarda liyakat koşulu kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Yasal boşluk, sadakatin liyakatin önüne geçtiği bir atama kültürünü pekiştirmektedir.

4. Bütçe, borçlanma ve belediye şirketleri serbestisi: 5393 sayılı kanunun 68. maddesi borçlanmayı meclis onayına bağlasa da bu onay uygulamada şekli kalmaktadır. Daha vahim olan, belediye şirketleri üzerindeki Sayıştay denetiminin zayıflamış olmasıdır. 2018 sonrası cumhurbaşkanlığı hükümet Sistemi düzenlemeleriyle bu şirketlerin denetim çerçevesi daraltılmış; milyarlarca liralık kamu kaynağının şeffaflıktan uzak bir biçimde yönetilmesine zemin hazırlanmıştır.

YENİ BİR DENGE MEKANİZMASI

Sorun geçmişe dönmek değil, geçmişteki idari vesayet ile yerel özerklik arasındaki hassas dengeyi bugünün hukuk devleti standartlarına uyarlamaktır. Bu bağlamda aşağıdaki reformlar acildir:

- Encümen reformu: Encümen yeniden güçlü bir yürütme organına dönüştürülmeli; üye seçiminde mecliste muhalefet gruplarına kontenjan tanınmalıdır. - Bağımsız ihale komisyonları: İhale komisyonlarının en az yarısının, belediye meclisindeki muhalefet partilerinin göstereceği adaylar arasından seçilmesi zorunlu hale getirilmelidir. - Meclis denetim yetkisinin artırılması: Denetim komisyonu raporları bağlayıcı hale getirilmeli; komisyona, tespit ettiği usulsüzlüklerde doğrudan cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunma yetkisi verilmelidir. - Belediye şirketlerinde tam Sayıştay denetimi: Belediye şirketleri ve iştirakleri, hiçbir istisna olmaksızın Sayıştay'ın performans ve uygunluk denetimine tabi kılınmalıdır. - Borçlanmada meclis denetiminin güçlendirilmesi: Belirli bir eşiğin üzerindeki borçlanma kararları meclis nitelikli çoğunluğuna bağlanmalı; olası uyumsuzlukların yönetsel ve mali denetimi idari vesayet yerine bağımsız yargı denetimiyle sağlanmalıdır. - Bağımsız denetim yapısı: Yerel yönetim denetimi, siyasi iktidarın yönlendirmesinden bağımsız, güvenceli ve kadrolu denetim elemanlarından oluşan özerk bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bu denetçiler yalnızca hukukilik değil yerindelik denetimi de yapabilmelidir.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Muhalefet partileri için iki temel ilke aynı anda savunulmak zorundadır: Yolsuzluğa karşı tavizsiz bir mücadele ve hukukun siyasallaşmasına karşı net bir duruş. Bu yalnızca bir parti meselesi değil, anayasanın 127. maddesi ve Türkiye'nin taraf olduğu "Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı"nın doğrudan bir gereğidir. Bu çerçevede CHP'nin bugünkü operasyonlara itiraz etmesi yetmez. İktidara gelmeyi de gerek yoktur. Parti, kendi iç kararlarıyla şimdi harekete geçmeli; yönetimindeki tüm belediyelerde encümen reformunu, bağımsız ihale komisyonlarını ve belediye şirketlerinde gönüllü Sayıştay denetimini mevcut yasal çerçeveyi sonuna kadar zorlayarak yaşama geçirmelidir. Bu hem siyasi güvenilirliğin sınavı hem de muhalefet belediyeciliğinin fark yaratabileceğinin kanıtıdır. Yolsuzlukla mücadele siyasi hesaplaşmanın bahanesi olamaz. Hukuk kimsenin sopası değildir; olmasına izin verilirse ortada hukuk da kalmaz.

Sujets liés

This article was originally published by Cumhuriyet.

Articles liés

HRW eski Direktörü Roth: Han'ın görevden alınması Netanyahu ve Gallant'ın tutuklama emirlerini etkilemez
En développement·il y a 1 heure

HRW eski Direktörü Roth: Han'ın görevden alınması Netanyahu ve Gallant'ın tutuklama emirlerini etkilemez

İnsan Hakları İzleme Örgütü eski Direktörü Kenneth Roth, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han'ın görevden alınmasına ilişkin yarınki oylamanın, İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkındaki tutuklama emirlerini etkilemeyeceğini belirtti. Roth, ABD ve İsrail'in bu durumu UCM'yi itibarsızlaştırmak için kullanabileceği uyarısında bulundu.

AA Dünya
4 min de lecture
Plus sur ce sujetyerel seçimler