Newsgather
Back|Kılıçdaroğlu'nun Siyasi Yolculuğu ve Eleştiriler
Kılıçdaroğlu'nun Siyasi Yolculuğu ve Eleştiriler
PolitikAI
Cumhuriyet·8 sa önce·🇹🇷Türkiye·Politik

Kılıçdaroğlu'nun Siyasi Yolculuğu ve Eleştiriler

3 dk okuma·%60 önem·608 kelime
#Kılıçdaroğlu#CHP#siyaset#Demokrasi#GenelBaşkanlık#Bürokrasi#İsmetİnönü#BayKemal
C
Cumhuriyet
Yayıncı
Schriftgröße

Bugünlerin demokrasi karşıtı siyasal gelişmeleri içinde Kılıçdaroğlu’nun özgeçmişi, maliye hesap uzmanlığından SSK Genel Müdürlüğü’ne gelişi, DYP’den milletvekili olmak istemesine Demirel’in engel olması, Ecevit’e yaklaşması, Ecevit’in “Bu adamın kafası karışık” diyerek kendisini kabul etmemesi, ardından CHP’ye gelişi, Baykal’ın kaset krizinden sonra genel başkanlığa yükselişi üzerinde duruluyor.

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’nı 5 Kasım 2023 tarihli kurultayda kaybedişine kadar geçen 13 yıl içinde, kendisine siyasal iktidar tarafından “Bay Kemal” olarak hitap edildi. Bu hitapta kuşkusuz bir “küçümseme” vardı ancak Kılıçdaroğlu da bu hitabı kabullenmişti.

2023 kurultayı üzerinde tartışma açılıp, Yüksek Seçim Kurulu’nun kurultay ile ilgili kararı bir kenara atılıp, asliye mahkemesinin hukuksal dayanaktan yoksun kararıyla ve kayyım modeli ile tekrar CHP Genel Başkanlığı’na gelince Kılıçdaroğlu “Bay Kemal”den “Kemal Bey”e terfi etti. Yandaş basın ve yandaş televizyon kanallarında “Kemal Bey” hitabına mazhar oldu (erişti).

Kılıçdaroğlu, “Ben Cumhuriyetin kurucu partisi CHP’ye 13 yıl genel başkanlık yaptım, mahkeme tarafından verilen tartışmalı genel başkanlığı kabul edemem” diyemedi. Neden diyemedi? Çünkü CHP ruhunu hayatının hiçbir döneminde yaşamamış. CHP delegeliği nedir, ilçe-il kongreleri nedir bilmiyordu. Parti için karşılıksız olarak alın teri dökmemişti. Tepeden milletvekili ve genel başkan olmuştu. Her zaman parti üyelerini doğru da olsa hatalı da olsa kendi kararlarına “tıpış tıpış” uymak zorunda olan bir robot gibi kabul etti.

Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin parti kültürü ve parti ruhu ile hiçbir ilgisi yoktur. Kılıçdaroğlu hayatı boyunca içine girdiği, devlet bürokrasisinin bir hizmetkârı olmuştur. En yakın yardımcısı CHP ile ideolojik bir ilişkisi olmayan, bir gün dahi CHP’de çalışmamış Kuşoğlu’na, 12 yıl CHP milletvekilliğini ve partinin genel saymanlığını armağan etti. Bu en yakını bürokrat, iki gün önce yaptığı açıklamada, olan biten için “devlet kararı” nitelemesinde bulunuyor, adeta böylesi bir devlet kararını kabul edeceklerini ifade ediyor.

Politik süreçlerin içine karışarak siyasal makamları işgal eden kişilerin nitelikleri, bu makamlardan ayrıldıktan sonra daha açık olarak ortaya çıkar.

Bugün Kılıçdaroğlu ne yazık ki milyonların lanetlediği eski bir politikacı durumuna gelmiştir. Mitinglerde kitleler “Hain Kılıçdaroğlu” diye bağırıyor. Bu satırlar yazılırken manevi değeri yüksek Hacı Bektaş ilçesinde bulunan “Kemal Kılıçdaroğlu Kültür Merkezi”nden isminin kaldırıldığı haberi geldi. Bir fani için ne kadar üzücü bir sonuç...

Kılıçdaroğlu sakin bir yere çekilip derin bir düşünceye dalmalı ve ne yaptığını sorgulamalıdır. “Son kararlarımla halkın arasında dolaşamayacak hale geldim, buna değer mi?” demesi lazım. Kökten bir karar vererek radikal kararlar alması gerekiyor.

Bu yazımızı CHP’nin ikinci genel başkanı İsmet İnönü’nün bir sözü ile bitirmek isteriz.

“İktidara bir defa geldim bir daha gitmem sevdasına bir siyaset adamı bir kere kapıldı mı ne kendisi rahat eder ne memlekete rahat ettirir. Mutlaka kötü yola sapar.” (Giresun, 16 Mayıs 1952)

Kılıçdaroğlu da “Ben 13 yıl genel başkanlık yaptım, ölünceye kadar gitmem” diyor.

İnönü, 18 Kasım 1953’te Meclis kürsüsünden şunları söylemiş:

“İnsanlar iktidara oldukları zaman değil, iktidardan düştükleri zamanlarda şerefle, vicdan huzuru ile vatandaşları arasında göğsünü gere gere dolaşacak durumda olmalıdır.

İnsanlar iktidara geldikleri zamanki şaşaalarıyla ölçülmez, düştükleri zamanki itibarlarıyla ölçülürler.”

Kılıçdaroğlu her gün itibar kaybediyor. CHP’nin 13 yıl genel başkanlığını yapan Kılıçdaroğlu’nun korunması gerekiyor. Bir gün gelip mahkemenin ya da Kuşoğlu’nun söylediği gibi derin devletin kararıyla “mutlak butlan başkanlığı” sona ererse halkın arasına nasıl girebilecek?

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories