Manken Aslı Baş'ın Ölüm Davasında Cep Telefonu Mesajları Gündemde
Şüpheli şekilde hayatını kaybeden manken Aslı Baş'ın ölümüne ilişkin yeniden görülen davanın ikinci duruşması, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya, tutuksuz sanıklardan Hakan Sadi Bayer ile Aslı Baş’ın babası Mehmet Baş ve taraf avukatları katıldı.
Mahkeme heyeti, duruşmaya rahatsızlığı nedeniyle katılmayan sanık Ahmet Derya Bayer'in mazeretini kabul etti. Mahkeme, Ulusal Kriminal Büro'ya yazı yazılarak söz konusu cep telefonunun marka ve modelinin belirtilmesi, SIM kart ve telefondan silinen mesajların geri getirilmesine yönelik bir rapor hazırlanıp hazırlanmadığının sorulmasına karar verdi.
Kurumdan olumlu yanıt gelmesi halinde duruşma günü beklenmeksizin bilirkişi raporu alınacağı belirtildi. Duruşma 27 Ekim’e ertelendi.
“TEKNOLOJİMİZ CEP TELEFONUNDAKİ KAYITLARIN GERİ DÖNÜLMESİNE ELVERİŞLİ BİR TEKNOLOJİDİR”
Duruşma sonrası açıklama yapan Aslı Baş’ın aile avukatı İbrahim Ataş, cep telefonlarında silinen mesajların geri getirilebileceğini ve bu teknolojinin Türkiye’de olduğunu söyledi.
Buna benzer dijital yargılamaların olduğunu aktaran Ataş, şunları söyledi:
“Yargıtay dedi ki, ‘Aslı Baş’ın ölmeden önce attığı mesaj HTS kayıtlarında gözüküyor. Ancak ne hikmetse, bütün mesajlar duruyor, son mesaj durmuyor, silinmiş ve bu telefon cinayetin işlendiği mahallede.’ Bu mesajın geri döndürülmesini istiyoruz. Mevcut teknolojimiz cep telefonundaki kayıtların geri dönülmesine elverişli bir teknolojidir. Bunu, benzer dijital yargılamaların olduğu yargılamalarda da gördük. Ancak ne hikmetse, bu dosyada yine bilirkişiler ya bunu görmemezlikten geliyor, ya anlamamazlıktan geliyor.
Vermiş oldukları raporda hiç mesajın geri döndürüp döndürülemeyeceğine ilişkin olarak bir açıklama yapmıyor. Biz bunu anlamıyoruz. İki bilirkişiye gitti. İki bilirkişi de bu konuya hiç değinmedi. Mahkemenin göndermiş olduğu müzekkerede bunun ortaya çıkartılmasına ilişkin açık ifadeler yazılmasına rağmen, ne hikmetse anlamadığımız nedenlerden ötürü bilirkişiden gelen raporda bu hususun hiç açıklanmadığı, değinilmediği açık. Sayın mahkeme heyetine bu hususu dile getirdik. Türkiye'de bu teknoloji var. Bu teknolojinin olduğuna ilişkin olarak bizim yaptırmış olduğumuz yine internetten anlayan ortalama zekaya sahip herkesin bulabileceği durumlar var.”
“BİZ BUNU YARGILAMANIN BAŞINDAN BERİ DİLE GETİRİYORUZ”
Resmi bilirkişilerin bu konuda dosya içerisinde bir açıklama, bir cevap, bir beyanda bulunmadığını dile getiren Ataş, “Söz konusu olan mesaj kaydının alıcısı cinayet zanlısı. Eğer bu mesaj kaydı basit bir mesaj, öylesine bir mesaj olmuş olsaydı silinmesi bir yana, karşı tarafa gitmiştir bu mesaj, bir örneği onda var. Biz bunu yargılamanın başından beri dile getiriyoruz. O zaman karşı taraf cep telefonu sunardı, ‘bakın o mesaj bu mesaj, bu mesaj içerisinde de bir şey yok’ derdi” ifadelerini kullandı.
“YARGILAMANIN TAMAMLANMAMIŞ OLMASI YARGILAMA MEKANİZMASININ EKSİKLİĞİNİ AÇIK BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYUYOR”
Duruşmaya destek için katılan avukat Evrim İnan ise Aslı Baş'ın ölümünün, Türkiye'de şüpheli kadın ölümleri ve kadın cinayeti konusunda bilinen en bariz örneklerden biri olduğunu belirterek, “15 yılı aşkın bir süredir yargılamanın tamamlanmamış olması aslında yargılama mekanizmasının eksikliğini de çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Rojin Kabaiş cinayeti, Gülistan Doku cinayetinde olduğu gibi Aslıbaş cinayetinde de aslında arka planda başka bir mekanizmanın olduğu çok açık bir şekilde ortada” diye konuştu.
“YARGININ, HUKUKUN ÜSTÜN OLMASINI İSTİYORUZ”
Aslı Baş’ın babası Mehmet Baş ise “Adil bir yargılama istiyoruz” talebinde bulunarak şunları kaydetti:
“12 sene süren bir mahkeme sürecinde delillerin, eksiklerin bulunmayışı, 2 senelik bir Yargıtay süresinde ortaya çıkarılıyor. 12 senede çıkarılamayan eksiklikler 3 ayda nasıl çıktı? Bu yargılamayı, dosyayı inceleyen insan değil mi? Mahkemedeki hakim ve savcılar insan da, Yargıtay’dakiler robot mu? Onlar buluyor da bunlar niye çıkarmıyorlar ortaya?
12 senede ortaya çıkmayan eksiklikleri, 2 yılda Yargıtay ortaya çıkarıyor. Neden karartıyorlar bu delilleri suçu var da karartıyor. Sonunda inkar ediyor. Bunun alt sebebi ne biliyor musunuz? Ekonomik ve sosyal güçleri yüksek olanların yargıyı etkilemeleri. Biz ekonomik gücü, sosyal çevresi güçlü olanların yargılanması değil, adaletin güçlü olmasını istiyoruz. Yargının, hukukun üstün olmasını istiyoruz. Biz adil yargı istiyoruz.”
NE OLMUŞTU?
Aslı Baş, 21 Temmuz 2010’da Yalıkavak Mahallesi’nde iş insanı Ahmet Derya Bayer’e ait villanın terasından düşerek yaşamını yitirmişti. Olayın ardından Ahmet Bayer ile oğulları Hakan Sadi Bayer ve Volkan Bayer hakkında “nitelikli kasten öldürme” ve “azmettirme” suçlamalarıyla dava açılmış, yaklaşık 10 yıl süren yargılamanın sonunda sanıklar beraat etmişti. Karar, istinaf tarafından da onanmıştı.





