27 Nisan e-muhtırasının 19. yıl dönümü: Askeri vesayete karşı ilk direniş
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 2007'deki askeri muhtıranın hükümetin direnciyle "kâğıt parçası" kaldığını açıkladı
Hızlı Bakış
- 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesine konulan e-muhtıranın üzerinden 19 yıl geçti.
- AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetin bu askeri vesayet girişimine direnmesiyle "hesapların altüst olduğunu" belirtti.
- Çelik, muhtıra verenlerin 15-16 saat boyunca telefonlara çıkmaktan kaçtığını ve bu direnişin Türk siyasi tarihinde bir ilk olduğunu vurguladı.
Yapay zekâ özeti
Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 27 Nisan e-muhtırasının üzerinden 19 yıl geçti. Cumhurbaşkanı seçimi bahane edilerek 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesine konulan ve hükümetin bir gün sonra verdiği karşılıkla siyasi hayatta "kırılma noktası" kabul edilen krizin yıldönümünde, siyasiler o dönem yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
HESAPLARI ALTÜST OLDU
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, askeri vesayetin, 27 Nisan 2007'de Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesine koyduğu muhtırayla elde edilmek istenen sonucun, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve hükümetin direnmesiyle altüst edildiğini belirtti.
Çelik, "Askeri muhtıra, Türkiye'de siyasi iradenizi vesayet makamlarına teslim etmezseniz doğrudan silahlı müdahaleyle karşılaşırsınız demenin bir başka çeşidiydi. Dolayısıyla muhtıra, Türkiye'de demokratik hayatı son derece zehirleyen, tahrip eden, berhava eden, işlevsiz kılan kötü bir geleneğin önemli enstrümanlarından maalesef bir tanesiydi. Buna karşı da Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet direnemedi. İşte 27 Nisan'ın önemi nedir? İlk defa Cumhuriyet tarihinde bir Başbakan, Sayın Cumhurbaşkanımız ve AK Parti hükümeti bu muhtıraya direnmiştir. Buna aslında muhtıra da dememek lazım. Çünkü bir muhtıra vermek istediler. Hükümet direnince o, kâğıt parçası oldu. Yani bu, hesap edilmemiş bir şeydi ve Türk siyasi hayatında bir ilkti. Muhtıra zihniyetine bir hükümetin cevap verebileceği hiç düşünülmemişti. O gece Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olarak direnmesi ve hükümetin, AK Parti'nin, milli iradenin topyekûn direnmesi, sivil toplumun buna destek vermesi, bazı siyasi partilerin doğru bir tutum sergilemesi, muhtıra girişiminde elde edilmeye çalışılan sonucu altüst etti" dedi.
TEFONA ÇIKAMADILAR
Çelik, o geceye dair şunları aktardı: "Muhtırayı verenlere o gece hesap sorulmak isteniyor. Yani Başbakanlık 'Siz böyle bir muhtırayı nasıl verirsiniz' demek için arıyor. Fakat onlar, hem muhtıra vermişler hem de telefonlara çıkmaktan kaçıyorlar. 15-16 saat boyunca böyle bir kaçma durumları oldu. Hükümetin cevap vereceği duyurulunca ortaya çıkmaya çalıştılar. Yani görüyorsunuz aslında ne kadar niteliksiz, ne kadar çirkin, Türk demokrasisine ne kadar büyük bir saygısızlık yapan maalesef kötü bir gelenek oluşmuş ve bu yıllarca devam etmiş. Türkiye'de millet iradesiyle iktidara geliyorsunuz, askeri vesayet iradesiyle iktidardan gidiyorsunuz gibi bir tablo vardı. Geçmişte bunun birçok örnekleri görülmüştü. O kötü gelenek, demokrasiye, milli iradeye musallat olan saygısızlık o gece bitirilmiştir."



