Ahmet Davutoğlu'nun Siyasi Mirası ve Tartışmalı Dönemi
Hızlı Bakış
- Gelecek Partisi'ni fesheden Ahmet Davutoğlu'nun siyaseten ölü bir figür olduğu iddia ediliyor.
- Yazı, Davutoğlu'nun başbakanlık dönemindeki Rus uçağı krizi, IŞİD politikaları, terör olayları ve Suriye siyasetindeki sorumluluklarını eleştirel bir dille sorguluyor.
Yapay zekâ özeti
Neden Önemli?
Gelecek Partisi'ni fesheden Ahmet Davutoğlu, siyasetten çekilmese de siyaseten ölü bir figür olarak değerlendirilmekte ve başbakanlık dönemindeki tartışmalı olayları eleştirel bir bakış açısıyla incelenmektedir.
Dilimizde bu deyim ölenlerin arkasından söylenen bir temennidir. Biz bedenen ölmese de siyaseten ölmüş olan biri için kullanmak istedik.
Kim o siyasetçi?
Alayı vala ile kurduğu Gelecek Partisi’ni bir gelecek görmediği için fesheden Ahmet Davutoğlu.
Gerçi partisini feshetme kararını açıklayan Davutoğlu, siyaseti bırakmadığını söylese de siyaseten ölü bir figür olduğu gerçeğini değiştirmez. Davutoğlu açıklamasında, “Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil, herkese siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır” diyor.
İlahi Davutoğlu, siyaset sizin başbakanlığınız döneminde pirüpak mıydı?
Tamam, sizin akçeli işlerle zerre ilginiz olmadığı konusunda herkes hakkınızı teslim eder. Ama sizin döneminizde rüşvet, yolsuzluk, irtikap tüm hızıyla sürdüğü gibi 17-25 Aralık rüşvet olayına adı karışan bakanların TBMM’de aklanması bile siyasetin ne halde olduğunu göstermişti.
Dışişleri Bakanlığı’ndan başlayıp yirmi bir ay süren başbakanlığı döneminde Türkiye’de ve bölgemizde pek çok karanlık olay yaşandı.
Çözüm sürecinde masa devrildikten sonra Ceylanpınar’da iki polisimizin şehit edilmesinin arka planında neler olduğunu hâlâ bilmiyoruz mesela.
HADİ O DEFTERLERİ BİR AÇIVER
Kasım 2015 tarihinde sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle Rus uçağını düşürme emrini kendisinin verdiğini övünerek kabul eden Davutoğlu, bunun Türkiye’ye maliyetini hiç mi düşünmedi?
Sonuçta 1952’den beri Soğuk Savaş süreci sonrasında ilk kez bir NATO üyesi ülke tarafından doğrudan bir Rus uçağı düşürüldü. Suriye’ye NATO tarafından sürekli müdahale edilmesini savunan Davutoğlu’nun muradı neydi diye merak ediyor insan. Bugün başımızdaki S-400 krizine neden olan bu olay FETÖ işi miydi yoksa Rufailerin mi anlamadık gitti.
IŞİD’in militanı Musul Konsolosluğu’muzu bastı, 91 vatandaşımız esir alındıktan 101 gün sonra serbest kaldılar. Hükümetin açıklamalarına göre başarılı bir operasyonla rehineler kurtarılmıştı. Bir başka iddiaya göre ise IŞİD ile müzakere ve ikna yoluyla bırakıldılar. Müzakere ve ikna yolu ile olduğu tezi daha akla yatkın. Zira o günden sonra IŞİD’e karşı inanılmaz bir yumuşak politika izledik. Hatta koalisyon güçlerinin IŞİD’e yönelik operasyonuna katılma konusunda uzun süre ayak direttik.
IŞİD’le mücadeleye biz katılmayınca PKK katıldı ve nihayetinde sınırımızda Rojava özerk bölgesi diye nur topu gibi bir sorunumuz oldu.
Ya gar katliamına ne demeli?
IŞİD’in katliam hazırlığına ilişkin 62 ihbar gelmesine karşın ne şehre girişlerde ne de miting meydanında polis araması yapıldı. İsimleri bile belli olan militanlara yönelik neden operasyon yapılmadığına ilişkin Başbakan Davutoğlu, “Eylem yapmadan bir şey yapamazdık” demişti.
Sadece bu kadar olsa iyi. Aynı Davutoğlu, Suruç, Diyarbakır HDP mitingi ve gar katliamlarının ardından çıktığı bir televizyon programında da “Katliamlar sonrasında yapılan anketlerde partimizin oyları artıyor” diyebilmişti.
Suriye politikalarına ve bunun hem Türkiye hem bölgeye maliyetini yazmaya kalsak köşe yazısı değil dizi olur.
Hani partisini kurduktan sonra da “1 Kasım 2015 seçimlerine giden süreçte terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan önüne çıkamaz” demişti ya Davutoğlu, hazır siyaseti bırakmışken o defterleri de bir açsa ya!
Belki taksiratları affolur.
Açık Sorular
- Ceylanpınar'daki polis şehit edilmesinin arka planı neydi?
- Rus uçağı düşürme emri FETÖ işi miydi?
- IŞİD ile rehineler nasıl serbest bırakıldı?
- Gar katliamı ihbarlarına rağmen neden operasyon yapılmadı?






