Son Dakika
Newsgather
GeriFestivalde Eşcinsellik ve Savaş Temaları Harmanlanıyor
Festivalde Eşcinsellik ve Savaş Temaları Harmanlanıyor
Gelişiyor
Cumhuriyet23.05.2026Kültür3 dk okumaTürkiye

Festivalde Eşcinsellik ve Savaş Temaları Harmanlanıyor

Hızlı Bakış

  • Festivalde, kişisel özgürlükler ve savaş gerçekleri temalarını işleyen filmler öne çıkıyor.
  • Özellikle eşcinselliği savaş ortamında ele alan "Coward" ve İspanya İç Savaşı öncesinden günümüze uzanan süreçte eşcinsel çiftlerin hikayelerini anlatan "La bola Negra" filmleri dikkat çekiyor.

Yapay zekâ özeti

Neden Önemli?

Festivalde kişisel özgürlükler ve savaş temaları işleniyor. Ödül listesinde yer alması beklenen filmler heyecan yaratıyor. Özellikle eşcinselliği savaş ortamında ele alan filmler dikkat çekiyor.

Yazı boyutu

Kişisel özgürlüklerin önemli bir parçası olan cinsel tercihler konusunu işleyenler yanında (Koji Fukada, Charline BourgeoisTacquet), küresel ölçekli, geçmiş ya da güncel savaş gerçeklerine el atan yönetmenlerin (Pawel Pawlikowski, Laszlo Nemes, Andreï Zviaguintsev...) filmleriyle başlamıştık festivale.

Aynı temalardan farklı yansımalar getiren filmlerle sürdürdük ve bitiriyoruz.

Üstelik, bu akşam açıklanacak ödül listesinin üst sıralarında yer alması beklenen üç film, son günlerde gerilimi oldukça yükseltti, farklı sinemasal tatlar eşliğinde yeni heyecanlar yarattı.

Önce, eşcinselliği savaş ortamında işleyerek söz konusu ana temaları birlikte harmanlayan iki filmden söz etmek gerekiyor.

İspanyol sinemasının ana seçkide yer alan üçüncü örneği, Javier Ambrossi (1984) ile Javier Calvo’nun (1991) birlikte yönettikleri “La bola negra” (Siyah Küre) ve Belçikalı yönetmen Lukas Dhont’un (1991) aynı gün yarışan “Coward” (Korkak) adlı üçüncü uzun filmi.

Lukas Dhont, genç yaşına rağmen ödülleri bol bir sanatçı. İlk filmi “Girl” ile 2012’de Cannes’da “altın kamera” ve FIPRESCİ ödüllerini kazanmış; ikinci filmi “Close” ile de 2022’de jüri büyük ödülü almıştı. Bu yıl da üst basamaklara tırmanma olasılığı oldukça yüksek. “Coward”, her şeyden önce bir mizansen başarısı. İç tutarlılığı sağlam bir film. Şiirsel yoğunluğu yüksek kimi görüntülerle; yer yer aşırı çiğ sayılabilecek kanlı savaş sahnelerini bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak sunmayı başaran, çok farklı, özgün bir deneme.

Birinci Dünya Savaşı sırasında aynı siperleri paylaşan, toplumsal kökenleri farklı iki genç askerin yaşadıkları katıksız eşcinsel tutkunun izlerini, 1918 sonrasına dek süren “Coward”, ne sahte ne de zorlama sahneler içeren, içtenlikli, duyarlı bir deneme. Belki de bir başyapıt.

FEDERİCO GARCİA LORCA’NIN ÖLDÜRÜLMESİ

İspanyol Xavier ikilisine, iki kafadar demek de mümkün. Üstelik, çok yetenekli iki kafadar. Daha çok televizyon için çalışmış olan Xavier’ler, belki de birbirlerini çok iyi tamamlayan sahte “ikiz kardeşler”!... “Altın Palmiye”nin olası sürpriz isimleri olarak hemen su yüzüne çıkmayı başarıyorlar.

“La bola Negra” 1930-2020 yılları arasında, değişik dönemlerde yaşamış birçok eşcinsel çiftin yollarını, gelgitleri bol mizansen cilveleriyle kesiştiriyor.

Differente cinsel tercihi yaşamanın tarihsel zorluklarını, İspanya İç Savaşı öncesinden (1930’lar) günümüze dek gelen süreç içinde, üç kuşağı kucaklayan çapraz bir senaryo eşliğinde anlatıyor.

“La bola Negra”nın çıkış noktası, büyük İspanyol şairi, dramaturg Federico Garcia Lorca’nın (1898- 1936) homoseksüelliği... İç savaş çıktığında, faşist milliyetçi güçler tarafından öldürülen Lorca ve yaşadığı ilişkiler, filmin ana çıkış noktasını oluşturmakta. Böylece, eşcinsellerin, İspanya’da yüzyıllar boyunca göğüs vermek zorunda kaldığı baskılar, gösterdikleri direnç günümüze dek uzanan süreç içinde sahnelenmekte. Glenn Close ile Penélope Cruz gibi yıldız oyuncuların da filme misafir olmaları, “La bola negra”yı birçok açıdan çekici kılmakta. Ayrıca estetik düzeyde özenli bir çalışma olması, filmin getirdiği görsel keyfi de yükseltiyor.

İYİ OYUNCU BOLLUĞU

Bağımsız Amerikan sinemasının temsilcisi İra Sachs (1965), “The Man I Love” (Sevdiğim Adam) adlı filminde yine “eşcinsel bir tutkuyu, bu kez savaşlardan uzak bir ortamda, 1980’lerin New York’unda anlatırken özellikle baş oyuncusu Rami Malek’in yorumuyla dikkati çekiyor.

Sadece İkinci Dünya Savaşı’na odaklanan Fransız yönetmen Emmanuel Marre’ın (1980) filmi “Notre salut” (Kurtuluşumuz) de son günlerin beğenilenlerinden biri olarak, başroldeki Swann Arlaud’ya erkek oyuncu ödülünü kazandırabilir. Ancak, erkek oyuncu Palmiyesi için bol bol aday var. Amerikan sinemasının yarışmalı bölümdeki ikinci temsilcisi olan James Gray’in dikkat çeken filmi “Paper Tiger”daki rolüyle Adam Driver’ı katmak da mümkün... Kadın oyuncu Palmiyesi için de Lea Drucker, Léa Seydoux, Virginie Efira gibi birçok oyuncu daha var.

Oyuncu ödülleri, bazen, listede başka bir yer bulunamayan filmleri dolaylı yoldan onurlandırmak için de veriliyor olabilir!

Bundan Sonra Ne Olabilir?

Yapay zekâ öngörüsü — kesinlik taşımaz

  • Lukas Dhont'un "Coward" filmi ödül töreninde üst sıralarda yer alabilir.

    Muhtemel · Günler içinde

  • Swann Arlaud erkek oyuncu ödülü kazanabilir.

    Olası · Günler içinde

  • Oyuncu ödülleri, listede başka bir yer bulamayan filmleri onurlandırmak için de verilebilir.

    Olası · Günler içinde

Açık Sorular

  • Festivalin ödül töreninde hangi filmlerin öne çıkacağı.
  • Erkek ve kadın oyuncu ödüllerini kimlerin kazanacağı.
  • Filmlerin uluslararası alanda ne kadar yankı uyandıracağı.

İlgili Konular

Bu haber ilk olarak şurada yayınlandı: Cumhuriyet.

İlgili Haberler

Bu konuda daha fazlafestival