Son Dakika
INIndia vs England T20I: Early Wickets Fall, Injury Updates Before Must-Win GameDESchiffsverkehr in Straße von Hormus kommt wieder fast zum ErliegenFREscalade des tensions : l'Iran riposte aux frappes américaines, le Koweït et Bahreïn touchésBROperações policiais no Rio resultam em prisões, apreensões e fechamento de escolasBRMãe de menino espancado até a morte é presa por omissão no RSINTLFake Federal Entity in Nigeria's Budget Sparks Political StormINIsrael Ready to Resume Military Campaign Against Iran, Defence Minister SaysRURussia: Ukraine conflict narrative used to justify militarizationINMonsoon Disruptions: Passenger Rights During Flight Delays and CancellationsARرئيس أركان الجيش الإسرائيلي: هاجمنا في كل ساحة وحققنا تفوقاً جوياًINIndia vs England T20I: Early Wickets Fall, Injury Updates Before Must-Win GameDESchiffsverkehr in Straße von Hormus kommt wieder fast zum ErliegenFREscalade des tensions : l'Iran riposte aux frappes américaines, le Koweït et Bahreïn touchésBROperações policiais no Rio resultam em prisões, apreensões e fechamento de escolasBRMãe de menino espancado até a morte é presa por omissão no RSINTLFake Federal Entity in Nigeria's Budget Sparks Political StormINIsrael Ready to Resume Military Campaign Against Iran, Defence Minister SaysRURussia: Ukraine conflict narrative used to justify militarizationINMonsoon Disruptions: Passenger Rights During Flight Delays and CancellationsARرئيس أركان الجيش الإسرائيلي: هاجمنا في كل ساحة وحققنا تفوقاً جوياً
Newsgather
Geriİsrail'in Lübnan'daki Saldırıları ve Yeni Statüko Arayışı
İsrail'in Lübnan'daki Saldırıları ve Yeni Statüko Arayışı
Gelişiyor
AA Güncel19.06.2026Dünya7 dk okumaTürkiye

İsrail'in Lübnan'daki Saldırıları ve Yeni Statüko Arayışı

Hızlı Bakış

  • Mustafa Yetim, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının amacını ve son durumu analiz ediyor.
  • ABD-İran mutabakatına rağmen devam eden çatışmalar, İsrail'in bölgesel hegemonya kurma çabalarını ve Hizbullah'ı gerekçe gösterme stratejisini ortaya koyuyor.

Yapay zekâ özeti

Neden Önemli?

İsrail'in Lübnan'daki saldırıları, ABD-İran arasındaki mutabakat süreçlerine rağmen devam etmekte ve bölgesel dengeleri etkilemektedir. İsrail, Lübnan'ın güneyindeki işgalini genişleterek hegemonya kurma amacı gütmektedir.

Yazı boyutu

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yetim, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının amacını ve son durumu AA Analiz için kaleme aldı.

***

ABD-İsrail ortaklığında İran'a başlatılan işgal girişiminde son dönemde yoğunlaşan yatışma ve nihai olarak anlaşma süreçlerine rağmen bu işgalin en çatışmalı alanlarından biri olan Lübnan cephesinde belirgin bir durulma söz konusu değildir.

ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatın yanı sıra İsrail-Lübnan arasında başlatılan direk görüşmelere rağmen İsrail, Lübnan'ın güneyindeki saldırılarını sürdürüyor. Bu bağlamda İran-ABD arasında yapılan anlaşmada tarafların derin anlaşmazlık yaşadığı Hürmüz meselesi, nükleer enerji/silah konusu ve İran varlıklarının serbest bırakılması gibi konuların yanı sıra Lübnan cephesinde ateşkes ve sonrasında kalıcı barış süreci karmaşıklığını sürdürmektedir. İran tarafı ABD ile imzalanan mutabakat anlaşmasına Lübnan'ın da dahil edilmesi ve İsrail'in Lübnan'daki işgalini sonlandırması gibi konuları da dahil etti. Bu bağlamda İsrail, Lübnan'ı baskı ile istisna tutmak istemektedir. Bu durum son dönemde Lübnan'a yönelik söylemlerinde Hizbullah unsurunu ön plana çıkararak Lübnanlıların yaşadığı yıkım, işgal ve çatışma iklimini Hizbullah'a bağlayan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ifadelerinde de yer almaktadır.

Lübnan'da farklı statüko inşası mümkün mü?

İsrail'in işgal ettiği bazı Lübnan tepeleri ve Şaba Çiftlikleri ile Lübnan'da 2020'ye kadar süren Lübnan işgalini gerekçe gösteren Hizbullah, bu süreçte tüm silahsızlanma çağrılarını İsrail'in işgali sonlandırmasına bağlamış ve kendisini 1989 Taif Anlaşması ile şart koşulan milis gücü olarak değil direniş hareketi olarak tanımlamıştır. 7 Ekim 2023 sonrası süreçte İsrail, Güney Lübnan bölgesinde işgal ağını genişletmiştir. Sonrasında imzalanan ateşkes anlaşması ile iki aktör arasında çatışmalar durmasına rağmen bu defa İsrail, mevcut Kefr Şuba ile Şeba Çiftlikleri işgaline 5 önemli tepeyi de eklemiştir. Bu durum İsrail'in Gazze'den başlayarak Lübnan-Suriye hattında işgal bölgelerini birleştirme ve burada kendisinin desteklediği aktörler üzerinden hegemonya tesis etme amacı olarak yorumlanmıştır. Dolayısıyla İsrail, Yahudi radikalizmi çerçevesinde arzuladığı bölgesel hegemonya düzeninde işgal rejimlerini sonlandırmadığı gibi bu rejimleri birleştirme ve genişletme yönünde eğilim göstermiştir. İsrail'in Güney Lübnan ve Kuzey İsrail şeklinde uzun yıllardır Hizbullah-İsrail arasında var olan ve İran tarafından da örtülü şekilde desteklenen (çıkabilir) geleneksel statükoyu Gazze soykırımı sonrası değiştirme çabaları İran'a yönelik işgal girişiminden sonra çok daha radikal şekilde yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda İsrail, Güney Lübnan işgal bölgesi planını açıklayarak ve Lübnan'da kalıcı işgal süreçlerini Hizbullah'ın varlığını gerekçe göstererek dile getirerek 7 Ekim öncesine dönmeyeceğine işaret etmiştir.

Bu çerçevede İsrail nisan ayında Güney Lübnan'ın 10 kilometre derinliğinde "İleri Savunma Hattı" ilan ederek işgal ettiği bölgeyi Hizbullah ile arasında tampon alan olarak tanımlamıştır. Bu alanda da yetinmeyen işgal rejimi, sonrasında askeri operasyonlarını Birleşmiş Milletler (BM) saldırmazlık ve çatışmasızlık alanı olarak bilinen Litani Nehri'ne taşımıştır. Sonrasında İsrail işgalini Beyrut'un 50 kilometre güneyinde bulunan Zehrani Nehri'ne kadar genişletmiştir. Böylelikle Suriye'de Hermon Dağı'nda genişleyerek devam eden ve Şam'a yaklaşarak tehdit oluşturan İsrail yönetimi, bölgenin diğer önemli başkenti Zehrani Nehri ötesine işgal rejimini yayarak tehdit etmektedir.

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla şekillendirmeye çalıştığı yeni statükonun izleri, bölgede giderek genişleyen ve kalıcı hale gelen işgal pratiklerinde görülebilir.

Bu noktada Suriye konusunda nüfuz, konum ve etki açısından önemli mevzi kaybeden İran yönetiminin, Lübnan'da da benzer süreci yaşamama amacıyla İsrail'in işgalini en az kendisine yapılan kadar hayati gördüğü ve geleneksel statükoya dönülmesi amacında olduğu söylenebilir. Diğer bir ifadeyle, mesele yalnızca Hizbullah ile İran arasındaki köklü bağlardan ibaret değildir. İran, Hizbullah'ı aynı zamanda İsrail'i Lübnan sahasında sınırlandıran ve caydıran önemli bir unsur olarak görmektedir. Bu hattın zayıflaması ya da çökmesi halinde, son çatışmaların da gösterdiği üzere, Direniş Ekseni'nin merkezi konumundaki Tahran kendisini doğrudan bir varoluşsal riskle karşı karşıya görmektedir. Bu nedenle İran, kendi güvenliği ile Hizbullah'ın varlığını büyük ölçüde iç içe geçmiş unsurlar olarak değerlendirmektedir.

Diğer taraftan İsrail'in oluşturmaya çalıştığı statükodan vazgeçme niyetinde olmadığını düşünürsek tarafların hangi noktada "yeni oyun kuralları" ortaya koyabileceği belirsizliğini korumaktadır. Meselenin İsrail-İran arasındaki bölgesel ve ABD boyutuyla küresel seviyedeki anlamının yanı sıra, Hizbullah'ın yaşadığı yüksek derecedeki yıkım, maliyet ve kayıplara rağmen özellikle son dönemde kullandığı ve Birinci Şahıs Görüşlü (FPV) dronları ile İsrail'in Güney Lübnan işgaline önemli meydan okuma gerçekleştirmesi sahadaki denklemlerde de etkili olmaktadır. Bu minvalde direnç ve moral kazanan Hizbullah'ın Lübnan cephesinde İsrail'e karşı en azından işgali yavaşlatma ve maliyetini artırma noktasında süreç uzadıkça daha fazla kapasite gösterdiği söylenebilir.

Lübnan hükümetinin süreçteki rolü

Bu temel çelişkilerin ve çatışmaların gölgesinde İsrail ile Lübnan hükümeti arasında süren müzakereler ve uzun aradan sonra gerçekleştirilen doğrudan görüşmelerin de sahadaki Hizbullah-İsrail çatışmalarının dinamikleri ile İran-ABD arasında imzalanan mutabakatın seyrine yakından bağlı olduğu aşikardır. Bu noktada İsrail, Lübnan'ın maruz kaldığı işgal ve çatışma sürecinin sorumluluğunu Hizbullah'a yüklemektedir. Ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik işgal politikalarının Hizbullah'ın ortaya çıkışından önceye dayanması ve Lübnan hükümetiyle yürütülen görüşmelere rağmen yayımladığı çeşitli haritalarla yalnızca karasal değil deniz yetki alanlarına ilişkin egemenlik haklarını da tartışmaya açması, Netanyahu'nun söylemlerinin Lübnan kamuoyunda Hizbullah ve İran karşıtlığını güçlendirmeyi ve mevcut politikalarına meşruiyet zemini oluşturmayı amaçladığını düşündürmektedir.

Hizbullah'ın da onay verdiği ve Lübnan hükümetiyle imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmaya rağmen, İsrail'in açıkladığı ileri savunma hattı haritasına Lübnan'ın deniz alanlarını da dahil etmesi, işgal politikalarının yalnızca Lübnan'la sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu durum, İsrail'in Filistin'den Suriye'ye uzanan işgal pratiğiyle birlikte Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, enerji rekabeti ve bölgesel kutuplaşma dinamikleri bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

Sonuç olarak, İran-ABD arasında imzalanan İslamabad Mutabakat Anlaşması'nın statüko ve yeni oyun kuralları inşa etme noktasında en çetin alanlarından birini oluşturan Lübnan cephesinde, mevcut İsrail-Lübnan görüşmelerine rağmen İsrail'in saldırıları devam ediyor. Bu bağlamda, Hizbullah'ı işgal ve Lübnan yıkımı gerekçesi olarak sunan Netanyahu hükümetinin, hegemonik amaçlar çerçevesinde Levant'ta İsrail merkezli hiyerarşi tesis etmeyi, diğer aktörleri çözülmüş ve kaotik bırakmayı tercih ettiği gözden kaçmamalıdır.

[Doç. Dr. Mustafa Yetim, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]

Bundan Sonra Ne Olabilir?

Yapay zekâ öngörüsü — kesinlik taşımaz

  • İsrail'in Lübnan'daki işgal politikaları devam edecek.

    Muhtemel · Orta vadede

  • Bölgesel gerilimler artacak ve yeni çatışmalar yaşanabilecek.

    Olası · Orta vadede

Açık Sorular

  • İsrail ve Lübnan arasındaki müzakereler ne sonuç verecek?
  • İran'ın Lübnan'daki rolü nasıl evrilecek?
  • Yeni bir bölgesel çatışma riski ne kadar yüksek?

İlgili Konular

Bu haber ilk olarak şurada yayınlandı: AA Güncel.

İlgili Haberler

Türkiye ve Irak enerji alanında iş birliğini güçlendiriyor
Gelişiyor·7 dk önce

Türkiye ve Irak enerji alanında iş birliğini güçlendiriyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Irak ziyareti sonrası yaptığı açıklamada, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın akışının devamı için kısa vadeli anlaşmanın son aşamaya geldiğini belirtti. Ayrıca, Irak'ın elektrik ihtiyacını karşılamak üzere doğal gaz getirme ve petrol hattını Basra'ya uzatma projeleri üzerinde çalıştıklarını duyurdu.

Milliyet Son Dakika
Bu konuda daha fazlaİsrail