Newsgather
Geriİsrail-Lübnan Ateşkesi: İç Çatlağı Derinleştiren 'Ölü Doğmuş' Anlaşma
İsrail-Lübnan Ateşkesi: İç Çatlağı Derinleştiren 'Ölü Doğmuş' Anlaşma
Gelişiyor
AA Dünya06.06.2026Siyaset4 dk okumaTürkiye

İsrail-Lübnan Ateşkesi: İç Çatlağı Derinleştiren 'Ölü Doğmuş' Anlaşma

Hızlı Bakış

  • İsrail ve Lübnan arasında 3 Haziran'da ilan edilen şartlı ateşkes, Lübnan'da derin iç çatlağa neden oldu.
  • Hizbullah anlaşmayı reddederken, Lübnan Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı farklı tatlarda açıklamalarda bulundu.

Yapay zekâ özeti

Yazı boyutu

İsrail ile Lübnan arasındaki şartlı ateşkes, ülkenin güneyindeki saldırıların hız kesmeden devam ettiği, her gün çok sayıda kişinin öldüğü bir ortamda ilan edildi. ABD'de yapılan müzakere turunun ardından 3 Haziran'da açıklanan "yeni" ateşkes, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarının Litani Nehri'nin güneyinden çekmesini şart koşuyor. Buna karşın Lübnan ordusunun tek yetkili güç olarak kontrolü devralacağı "pilot bölgelerin" kurulmasını öngörüyor. Pilot bölgelerde Lübnan ordusu dışında hiçbir silahlı unsurun bulunmaması şart koşuluyor. Anlaşma, Hizbullah'ın saldırıları durdurması ve bazı bölgelerde (pilot bölgeler) Lübnan ordusunun konuşlanmasını ve yeteneklerini güçlendirmek için ek Amerikan desteği almasına yol açabilir. Bu süreç, iç siyasi anlaşmazlıkların daha da büyümesine ve belki de askeri ve güvenlikle ilgili gerilimler yaşanmasına neden olabilir. Anlaşma ayrıca müzakere sürecinin de devam etmesini öngörüyor. Anlaşma, iç bölünmeleri derinleştirdi İki ülke arasında varılan bu anlaşmanın ardından Lübnan'da, sahada İsrail'e karşı savaşan Hizbullah, müzakereleri yürüten hükümet ve Şiileri (Hizbullah ve Emel Hareketi) temsil eden Meclis Başkanından gelen açıklamalar, iç siyasette yaşanan derin çatlağı ortaya koydu. Zira Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail, Lübnan topraklarından çekilene kadar savaşmaya devam edeceklerini söyleyerek ateşkesi reddetti. Kasım, İsrail saldırılarını sürdürürken Hizbullah'ın ateşkese uyması ve güçlerini güneyden çekmesinin "teslimiyet ve yenilgi" anlamına geleceğini söyleyerek anlaşmaya karşı olduklarını ilan etti. Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise "şartlı" ateşkesin, nihai ve kapsamlı ateşkese varılması için "son fırsat" olduğunu, aksi takdirde her iki tarafın da bunun sorumluluklarına katlanacağını belirtti. Ülkedeki Şiileri temsil ettiği için yapacağı açıklama merakla beklenen Meclis Başkanı Nebih Berri ise bugün ateşkese ilişkin tavrını ortaya koydu. Berri, ateşkesin kara, deniz ve havada hiçbir ön koşul olmaksızın tam ve kapsamlı şekilde uygulanması gerektiğini kaydederek anlaşmaya kapılarını kapatmadığını gösterdi. Ancak Berri, Hizbullah'ın ateşi tamamen kesmesi ve tüm unsurlarının Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesi" şartını getirirken İsrail'in işgal ettiği bölgelerden çekilmesine ilişkin ifadelerin sınırlandırıldığı anlaşmanın bu haliyle "tuzaklarla dolu olduğunu" dile getirdi. Lübnan, İran'ın etki alanından çıkmak istiyor Siyasi analist ve gazeteci Munir er-Rabi, ateşkes anlaşmasının, Lübnan siyasi istikametinde yapısal bir değişimi ve Lübnan meselesini İran'ın etki alanından çıkarma çabasını yansıttığını dile getirdi. Rabi, barışa elverişli koşullar olmamasına rağmen, Lübnan'da, günün sonunda İsrail ile barışla sonuçlanacak yeni bir yola girilebileceğine dair bir yönelim olduğunu savundu. Anlaşmanın özünde "iki taraf arasındaki düşmanlık halini" sona erdirmeyi ve İsrail veya İsraillilerle ilişkileri suç sayan yasaların gözden geçirilmesi de dahil olmak üzere sonraki adımlara kapı aralamayı" içerdiğini kaydeden Rabi, anlaşmanın uygulanması konusunda yaşanacak sıkıntılara ilişkin şunları kaydetti: “Lübnan'ın anlaşmaya uymaması, İsrail'i, askeri operasyonlarını ve güneydeki işgalini sürdürmeye sevk edebilir. Anlaşmaya uyulması ise Lübnan ordunun konuşlanmasını ve yeteneklerini güçlendirmek için ek Amerikan desteği almasına yol açabilir. Bu süreç, iç siyasi anlaşmazlıkların daha da büyümesine ve belki de askeri ve güvenlikle ilgili gerilimler yaşanmasına neden olabilir.” "Ölü doğmuş bir anlaşma" Bir diğer siyasi analist ve gazeteci Gassan Rifi ise Hizbullah'ın anlaşmayı ve hatta İsrail saldırıları sürerken müzakerelerde bulunmayı en baştan reddettiği üzerinde durdu. Rifi, "Hizbullah anlaşmayı, İsrail ile olan çatışma sırasında yaşanan insani ve maddi kayıpları görmezden gelen bir anlaşma olarak görüyor. Üstelik anlaşma, Hizbullah'ın saldırılarını durdurmasını ve faaliyet gösterdiği bölgelerden çekilmesini öngörüyor. Bunu yaparken de İsrail tarafına hiçbir yükümlülük getirmiyor. Hizbullah, bu şekilde kendisinin 'saldıran' İsrail'in ise 'kendini savunan' taraf olarak gösterildiğini düşünüyor." dedi. Hizbullah'ın anlaşmayla ilgili başlıca itirazlarına da değinen Rifi, bunlar arasında "sınır bölgelerinde Lübnan ordusunun performansının denetlenmesi rolünün İsrail'e verilmesi ve bunun da "yükümlülüklerin yerine getirilmediği" bahanesiyle İsrail'e müdahale imkanı sunması olduğunu ifade etti. Rifi, "Anlaşma, bir çeşit koordinasyon ve normalleşme dayatıyor ve İsrail'in Lübnan'ın iç işlerine yeniden müdahale etme olasılığını güçlendiriyor." diye konuştu. "Bu durum Hizbullah'ın ve diğer güçlerin reddettiği bir şey. Bu, ölü doğmuş bir anlaşma ve direnişe hiçbir etkisi olmayacak." diyen Rifi, anlaşmanın uygulanması konusundaki bu anlaşmazlıkların sürmesi durumunda askeri gerilimin yeniden tırmanma ihtimali konusunda uyardı.

İlgili Konular

Bu haber ilk olarak şurada yayınlandı: AA Dünya.

İlgili Haberler

Türkiye'nin Dış Politika Sorunu: Geçmiş Başarılar ve Mevcut Eleştiriler
Gelişiyor·1 saat önce

Türkiye'nin Dış Politika Sorunu: Geçmiş Başarılar ve Mevcut Eleştiriler

Makale, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan itibaren dış sorunları başarıyla çözdüğünü belirtirken, AKP ve Erdoğan iktidarıyla dış politikada durumun tersine döndüğünü iddia ediyor. Kıbrıs, Ege, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki mevcut sorunlar ile "Kürt sorunu"na yönelik politikalar eleştirilerek, iktidarın sessizliği ve eylemsizliği vurgulanıyor.

Cumhuriyet
3 dk okuma
Bu konuda daha fazlaİsrail-Lübnan Ateşkesi