Son Dakika
CN柏林骄傲大游行遭汽车冲击:1死16伤,警方通缉21岁伊斯兰极端主义嫌疑人ARالجيش اللبناني يندن اعتداءات إسرائيلية في الجنوبCN颱風「紅霞」登陸廣東,香港一度發九號風球,多地交通受影響UK16-Year-Old Charged with Murder in Luton Stabbing IncidentCRYPTO-ENBitcoin's Weekend Pivots: $65,000 Resistance, $62,500 Support Define DirectionCNImpending 'Super' El Nino May Cause $10-20 Billion Damage in Africa, Trigger Mass MigrationTRHürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınlarına ÇarptıUKNethy Bridge Residents Return Home as Cairngorms Wildfire Major Incident Stood DownBR206 Cidades no RS Afetadas por Chuvas, Ventos e Granizo; 682 Pessoas DesalojadasTRPetrol Fiyatlarındaki Yükselişte ABD Ara Seçimleri ve Jeopolitik RisklerCN柏林骄傲大游行遭汽车冲击:1死16伤,警方通缉21岁伊斯兰极端主义嫌疑人ARالجيش اللبناني يندن اعتداءات إسرائيلية في الجنوبCN颱風「紅霞」登陸廣東,香港一度發九號風球,多地交通受影響UK16-Year-Old Charged with Murder in Luton Stabbing IncidentCRYPTO-ENBitcoin's Weekend Pivots: $65,000 Resistance, $62,500 Support Define DirectionCNImpending 'Super' El Nino May Cause $10-20 Billion Damage in Africa, Trigger Mass MigrationTRHürmüz Boğazı'nda Petrol Tankeri Deniz Mayınlarına ÇarptıUKNethy Bridge Residents Return Home as Cairngorms Wildfire Major Incident Stood DownBR206 Cidades no RS Afetadas por Chuvas, Ventos e Granizo; 682 Pessoas DesalojadasTRPetrol Fiyatlarındaki Yükselişte ABD Ara Seçimleri ve Jeopolitik Riskler
Newsgather
GeriMHP Lideri Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Açıklaması: 7 Ana Başlıkta Değerlendirme
MHP Lideri Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Açıklaması: 7 Ana Başlıkta Değerlendirme
Gelişiyor
Hürriyet Gündem18.05.2026Siyaset19 dk okumaTürkiye

MHP Lideri Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Açıklaması: 7 Ana Başlıkta Değerlendirme

Hızlı Bakış

  • MHP Lideri Bahçeli, PKK'nın feshiyle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin başladığını belirtti.
  • Milli birlik, toplumsal uzlaşı ve reformların önemini vurgulayan Bahçeli, yeni yol haritası ve Abdullah Öcalan'ın rolüne dair önerilerde bulundu.

Yapay zekâ özeti

Yazı boyutu

Terörsüz Türkiye hedefinin doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmekte olduğunu vurgulayan MHP Lideri Bahçeli'nin yedi ana başlıkta topladığı değerlendirme şöyle:

1.Terörsüz Türkiye Süreci ve Gelişmeler

Türkiye, yaklaşık elli yıldır kan ve gözyaşına sebep olan bölücü terör örgütü PKK’nın feshiyle yeni bir gün doğumuna şahitlik etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmektedir. Türkiye millî birliğin güçleneceği, barış ve huzurun kalıcılaşacağı bir döneme girmekte, yeni bir siyasî ve toplumsal hayat vasat bulmaktadır. Türkiye için tarihî bir fırsat olan PKK’nın silah bırakması ve fesih sürecinin uzun vadeli beklenen başarıya ulaşması için demokratik, siyasî ve ekonomik reformlarla millî birliğimiz daha da güçlendirilmeli, toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitlik esas olmalıdır.

Türkiye’de milli bütünlüğün tahkim edilmesi gayesiyle toplumsal mutabakat ve dayanışmanın yükseltilmesi, son dönemde “terörsüz Türkiye” vizyonu ekseninde şekillenen güvenlik, siyaset ve sosyal entegrasyon tartışmalarıyla birlikte merkezi bir önem kazanmıştır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda toplumsal uzlaşıyı derinleştirmek, toplumun her kesiminin ortak bir milli benlik ve gelecek tasavvuru etrafında kenetlenmesini teşvik etmek manasına gelir.

Bu bakış açısıyla “terörsüz Türkiye” gayesi, hem devletin bekasını teminat altına almayı hem de halkın farklı katmanları arasında sarsılmaz bir birliktelik zemini inşa etmeyi hedefleyen geniş ufuklu bir siyasi tasavvurun parçası olarak sunulmaktadır. Milli birlik mefhumu; Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter niteliğinin korunması, ortak milli şahsiyetin kuvvetlendirilmesi ve toplumun tüm unsurları arasında bir kader birliği algısının yerleştirilmesiyle doğrudan ilintilidir. Bu perspektifte milli bütünlük, vatandaşlık statüsü yanında; ortak mazi, kültür, lisan ve değerler manzumesi etrafında kristalleşen bir toplumsal aidiyet hissidir. Bu nedenle sıklıkla karşımıza çıkan “milli dayanışma”, “toplumsal kucaklaşma” ve “ortak istikbal” gibi kavramlar; milli birliğin sadece devlet aygıtının hamleleriyle değil, toplumun her bir ferdinin katılımıyla tahkim edilebileceği inancını yansıtır.

Bunu mümkün kılacak siyasî hukuki ve sosyal şartlar ülkemizde mevcuttur. Nitekim TBMM “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” bu yönde önemli bir işlev görmüş, çok önemli mesafe kat edilmiştir. Önümüzdeki dönemde Türkiye’yi demokrasisi gelişmiş, ekonomik ve sosyal olarak güçlenmiş, Dünya liginde üst sıralarda olan bir ülke yapmak temel hedefimizdir. Bu yönde oluşturulacak bir uzlaşma zemini birlikte yaşama iradesini güçlendirebilecek aynı zamanda da gelişmiş bir ülke olma yolunda kalkınma hedeflerine odaklanılabilecektir. Bu zeminin çerçevesi; öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin beka ve birliğini azim ve sadakatle savunarak ülkemizin geleceğini millet iradesinden aldığı güçle güvenceye kavuşturacak, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne, millî birlik ve kardeşlikte uzlaşmaya açılan bir siyasetin şekillenmesidir. Demokratik standartları yükseltmek, temel insan hak ve hürriyetlerini teminat altına almak, hukukun üstünlüğünü ve adaleti her alanda hâkim kılmaktır.

Önemli olan toplumun her kesiminin, milletimizin her ferdinin kendisini ait hissedeceği kuşatıcı, kapsayıcı ve koruyucu bir devlet ve toplum düzeni inşa etmektir. Türk milletinin her ferdinin kendisini ifade edebileceği, ayrıştırmak yerine birleşmeyi, dağılmak yerine toplanmayı, kavga yerine barış ve huzuru arayacağı, “hep birlikte Türkiye” anlayışıyla geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşasını mümkün kılan bir zeminde buluşmaktır. Bu kapsamda yasama yürütme ilişkilerine, yürütmenin kapsayıcılığına, yargının bağımsız ve tarafsızlığına, katılımcılığa ve temsil adaletine, aynı zamanda da yönetim istikrarına uygun düzenlemeler yapılabilecektir.

Bu sebeplerle süreçte atılan her adımın tek motivasyon kaynağı Türkiye’yi terör belasından kalıcı bir şekilde kurtarmak olduğu sarihtir. Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında terörü tamamen bitirmiş bir Türkiye’yi inşa etmek etnik ve dinî kökenine, mezhebine, meşrebine ve siyasî aidiyetine bakmaksızın her bir vatandaşımızın hayrınadır. Daha demokratik, daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye herkesin ortak arzusudur. Terörsüz Türkiye böylesi bir anlayıştan hareketle Türk ve Türkiye yüzyılı hedefinin stratejik kapısıdır ve Türkiye, önemli bir eşiği aşarak terör belasından tamamen kurtulmak için kararlılıkla ve titizlikle faaliyet yürütmektedir. Ya terör ya demokrasi; ya silah ya siyaset yönündeki tercihlerin ortaya konulacağı bu süreç, silahsız ve terörsüz Türkiye’de siyasetin ve demokratik meşru kurumların öne çıkacağı bir dönem olacaktır. Terörsüz Türkiye, terörü geçmişiyle normalleştirmek değil, tüm varlığıyla fiil ve eylemleriyle hayatın her yerinden ve zihinlerden çıkarmaktır. Terörsüz Türkiye taviz ve teslimiyet, terörle pazarlık değil, terör örgütlerinin yeşereceği alan da bırakmamaktır. Zira tam demokrasi ancak böyle bir zihinsel ve sosyal iklimde istendiği gibi gelişebilecektir.

Terörsüz Türkiye ve iç cepheyi güçlendirme çağrısının üzerinden yaklaşık bir yıl sekiz ay geçmiştir. Bu sürede alınan mesafe umut vericidir, herhangi bir eylemin olmaması da memnuniyet verici aynı zamanda atılan adımların samimi olduğunun işaretidir. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nda Türkiye’nin birliğinden beraberliğinden yana tavır ortaya konulmuştur. 27 Şubat 2026’da ise “demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanı, bir ilke bütünlüğü” olarak bu çağrıya atıf yapılmıştır. Bunun gereği de yapılmış, nitekim örgüt feshedilmiş, silah bırakma iradesi teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedeftir. Barışta ve kardeşlikte buluşma iradesidir. Hedefe en hızlı ve kalıcı şekilde ulaşmak ise amaca uygun yol ve yöntemlerin etkili bir şekilde kullanılmasını gerekli kılmaktadır. Kaybedecek zamanımızın olmadığını etrafımızdaki gelişmeler çarpıcı şekilde göstermiştir.

Barış iki taraflıdır ve bölücü terör örgütü PKK’nın taahhütlerini yerine getirmesi yanında Devlet olarak atılması gerekli adımların ikmal edilmesiyle süreç tamamlanabilecektir. Türkiye siyasi ve toplumsal ekseriyetle süreci desteklemektedir. Böylesi bir kapsamlı mutabakat meşru zemini güçlendirmekte, gerekli adımların atılması için motivasyon sağlamaktadır. Türkiye’nin en kronik sorununa kısa sürede çözüm üretmek kolay olmasa da zamanı etkin kullanmak, muhtemel provokasyonları engelleyerek sonuç almak bakımından hayati önem taşımaktadır.

Bugüne kadar ortaya konulan terörsüz Türkiye adımları az zamanda elde edilen önemli bir başarıdır ve artık sonuca ulaşacak hamlelerin de yapılması şarttır. Bu noktada kurumları harekete geçirmek ve ne yönde karar alacaklarına dair yönlendirme yapmak, bu süreçteki iletişimi sağlamak, bilgi kirliliğine fırsat vermemek, münfesih örgütün üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini ve nihai hedefe doğru yürünmesini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek ve terörün tekrar ortaya çıkmasının önünü kesmek amacıyla gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapmak öne çıkmaktadır.

Bu çerçevede, şu kritik aşamalardan geçilmiş olduğunu hatırlatmakta fayda vardır:

• 12 Mayıs 2025 tarihinde PKK terör örgütü kongresini topladığını ve Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısı üzerine örgütü feshetme ve silahlı mücadeleyi bırakma kararı aldıklarını açıklamıştır.

• 11 Temmuz 2025 tarihinde silah bırakma kararının göstergesi olarak 30 PKK militanı silahlarını yakmak suretiyle bırakmıştır.

• Silah bırakma ve devlet yetkililerinin bu silahları teslim alma süreci kısmen de olsa devam etmektedir.

• 27 Şubat 2026 tarihinde Abdullah Öcalan bir yıl önce yaptığı çağrının arkasında durduğunu ifade ederek PKK’nın bölgesel uzantılarına da silah bırakma çağrısı (üstü kapalı da olsa) yapmıştır.

• TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu çalışmalarını tamamlayarak komisyonda yer alan partilerin tamamına yakın bir ekseriyetle kabul ettiği ortak raporunu hazırlamış ve kamuoyuna duyurmuştur. Buradaki irade ise terörü ülkemizin gündeminden kalıcı olarak çıkarmak ve terörsüz Türkiye’yi inşa etmek için yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği yönündedir.

Ayrıca, bu süreçte başta Suriye olmak üzere İran ve Irak’ta yaşanan gelişmeler PKK terörünün bölgesel uzantıları ve tüm bileşenleriyle sonlanmasının önemini göstermiştir. ABD’nin İran’daki PKK unsurlarına silah verdiğini ve bunun karşılığında kendisine destek beklediğini ifşa etmesi, Türkiye’de PKK’nın feshedilmesiyle nasıl bir kazanım elde edildiğini de ortaya koymuştur.

2. Yeni Aşama ve Yol Haritası

Ancak yapılanların ve söylemlerin karşılıklı anlam kazanması noktasında bir iletişim eksiliği yaşandığı görülmektedir. Bu noktada yeni aşama için bir yol haritası ortaya koymak bu doğrultuda gerekli mekanizmaları harekete geçirmek gerekmektedir. Örgüt üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek, bir yandan da yasal ve idari düzenlemeleri yaparak barış ve kardeşliği, siyaseti ve demokratik değerleri öne çıkarmak terörsüz Türkiye hedefine ulaşma amacına hizmet edecektir. Genel olarak terör örgütü kurumsal kimliği ile örgütün feshi yönünde söylem geliştirilse de münferit farklı çıkışlarla kamuoyu terörsüz Türkiye’ye karşı kışkırtılmaya çalışılmaktadır.

Diğer yandan devlet ile örgüt arasındaki ilişki biçimi bir çerçeveye oturtulmadığından belli kurumlar eliyle sistematik olmayan bir kontrol ve yönlendirme süreci işlemektedir. Bu durum işlerin ortaya konulan irade paralelinde yürümemesi gibi bir sonuç ortaya çıkarmaktadır. Temel hedef terörü ülkemizin gündeminden, bölücülüğü zihinlerden tamamen çıkarmak ve terörsüz Türkiye’yi bütünüyle inşa etmektir. Devamında terörsüz ve istikrarlı bölgenin alt yapısını oluşturarak bölgesel barış ve huzura da katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda hızlı, etkin ve sonuç alıcı karar ve uygulamayı mümkün kılan bir model ortaya konulmalıdır. Böylesi bir tercihte ise çok yönlü ve dağınık yapılarla ayrı ayrı ilişki yahut irtibat yerine tek merkezli karar mekanizması ile hızlı ve etkin karar süreçlerini inşa etmek öne çıkmakta, belirleyici olmaktadır.

Parçalı yapılarla terörsüz Türkiye yolunda yürümek sonuç almayı geciktirecek, provokasyonları artıracak, dış müdahalelere imkan verecek, örgüt içi çatışma dinamiklerini öne çıkararak görünür kılacak ve sonuç almayı zorlaştıracaktır. Başından beri “örgütün kurucu önderi” ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde terörsüz Türkiye hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir.

Terör örgütlerinde kurucu önderler, örgütsel kimliğin inşası, ideolojik çerçevenin tahkimi ve hareketin siyasal meşruiyet anlatısının oluşturulması bakımından merkezi bir rol oynarlar. Siyaset bilimi literatüründe bu durum çoğu zaman “karizmatik otorite”, “örgütsel kurumsallaşma”, “lider-merkezli mobilizasyon” ve “kolektif eylem çerçevesi” gibi kavramlarla açıklanır. Özellikle yeraltı örgütlenmelerinde kurucu lider, yalnızca askerî ya da operasyonel bir figür değil; aynı zamanda hareketin ideolojik repertuarını belirleyen, üyeler arasında sadakat ilişkisi üreten ve örgütün dost-düşman ayrımını tanımlayan sembolik bir merkez işlevi görür. Bu bağlamda kurucu önder, hareketin “kurucu miti”nin ve lider kültünün taşıyıcısı hâline gelir ve örgütsel aidiyet büyük ölçüde liderin şahsında somutlaşır. Birçok silahlı örgütte lider kültünün gelişmesi, Weberyen anlamda karizmatik otoritenin bürokratik ya da kolektif yapılardan daha baskın hâle gelmesine yol açabilir. Bununla birlikte örgüt zamanla büyüyüp kurumsallaştıkça, kurucu liderin şahsî otoritesinin örgütsel mekanizmalara devredilmesi meselesi kritik bir sorun alanı yaratır.

Bu nedenle barış süreçleri, lider tasfiyeleri veya ideolojik dönüşümler sırasında kurucu önderlerin tutumu, örgütün stratejik yönelimini ve çözülme ya da devamlılık kapasitesini doğrudan etkileyen temel değişkenlerden biri olarak değerlendirilir. Terör örgütlerinin tasfiye süreçlerinde liderlik mekanizmasındaki çok seslilik, örgütün tasfiyesi sonrası başka liderliklerin doğmasına ve örgütün başka isimlerle yeniden organize olmasına sebebiyet verebilir. Bu bağlamda terörün tasfiye süreçlerinde muhatabın açık ve net bir şekilde ortaya konulması elzemdir. Bu muhataplık sürecin kolaylaştırılması, etkin, hızlı ve sonuç alacak şekilde yürütülmesi ile ilgilidir. İspanya’nın Bask bölgesindeki bölücü terör örgütü ETA, Birleşik Krallık’ta Kuzey İrlanda merkezli İRA mono-liderlik mekanizmasına sahip olduğu için fesih görüşmeleri bu zeminde ilerlemiştir. PKK terör örgütü de mono-liderlik mekanizmasının liderlik kültüyle beraber tesis edildiği bir sisteme haizdir. Lakin PKK’nın farklı isimlerle İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde barınması ve İsrail, ABD ve Bazı Kıta Avrupası ülkelerinin bölgede etnik/dini/mezhep temelli istikrarsızlıkları besleyecek emellere sahip olması, yönetici kadroların manipüle edilerek farklı terör faaliyetlerinin başlamasına neden olabilir. Bu durum fesih ve silah bırakma kararlılığını gösteren, bu yönde bölgeye de çağrı yapan PKK’nın kurucu önderliğinin örgüt üzerindeki etki alanını devam ettirme, buna uygun bir kavramsal çerçeve geliştirerek etki gücünü artırma zarureti ortaya çıkarmaktadır.

Nitekim yaşanan süreçte Abdullah Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisi ve iradesi test edilmiş ve görülmüştür. Terörsüz Türkiye hedefinin nihai aşamasına geçildiği bu safhada devletin barışa ilişkin uzattığı müşfik elin gereği olarak ceza hukuku ve demokratikleşmeye dönük bazı adımların atılması, terör örgütünün silah bırakma kararlılığının fiiliyata dökülerek sonlandırılması gerekmektedir. Bu noktada devlet kurumlarının bırakılan silahları alma, silah bırakmayanları da bertaraf etme gücü ve kudretiyle hareket etmesi gerekmektedir. Niyet beyanları ortadadır ve gecikmeye mahal bulunmamaktadır. Tüm bu süreçleri koordine etmek ise devlet kurumları yanında fesih sürecinde örgüt içi karar ve uygulamaları yönlendirecek bir kapasite oluşumu ile yeterli hıza ve etkinliğe erişecektir. Bu durumda PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır. Adı geçenin mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır.

Bize göre “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir.

Benzer bir sürecin yaşandığı İngiltere’de IRA ile muhtelif ateşkesler olsa da asıl barış süreci 1997’de başlayıp 2005’te neticelenmiştir. Bu süreçte IRA’nın siyasi kanadı olan Sınn Fein partisi güçlenirken, örgüt içerisinde de tartışmalar artmış hatta süreci kabullenmeyenler tara

İlgili Konular

Bu haber ilk olarak şurada yayınlandı: Hürriyet Gündem.

İlgili Haberler

Tokayev, Putin ile Görüştü: 'Ukrayna Meselesi Devletler Arası Çatışmadır, Barış için Büyük Güçlerin Garantisi Lazım'
Gelişiyor·dün

Tokayev, Putin ile Görüştü: 'Ukrayna Meselesi Devletler Arası Çatışmadır, Barış için Büyük Güçlerin Garantisi Lazım'

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev, Rusya'nın Omsk şehrinde Rusya-Kazakistan Bölgesel İşbirliği Forumu çerçevesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşerek Ukrayna meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tokayev, Ukrayna meselesinin devletler arası bir çatışma olduğunu, Avrupa ve ABD'den birçok sinyal aldıklarını ve barış için büyük güçlerin garantisi gerektiğini belirtti.

NTV Dünya
3 dk okuma
Bu konuda daha fazlaterörle mücadele