Newsgather
Back|ABD Aracılığıyla Ateşkes Mutabakatı: Lübnan'da "Deneme Bölgeleri" Modeli
ABD Aracılığıyla Ateşkes Mutabakatı: Lübnan'da "Deneme Bölgeleri" Modeli
العالمAI
Habertürk Dünya·3 sa önce·🇹🇷Türkiye·العالم

ABD Aracılığıyla Ateşkes Mutabakatı: Lübnan'da "Deneme Bölgeleri" Modeli

5 dk okuma·%80 önem·1038 kelime
#ateşkes#Hizbullah#İsrail#Lübnan#ABD#denemebölgeleri#siyasianlaşma#güvenlikanlaşması
H
Habertürk Dünya
Yayıncı
حجم الخط

2-3 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen görüşmeler sonrasında yayımlanan ortak bildiride, ABD’nin yürüttüğü müzakereler sonucunda tarafların ateşkesin uygulanması konusunda mutabakata vardığı belirtildi. Ancak bu ateşkesin yürürlüğe girmesi için Hizbullah’a yönelik son derece ağır koşullar öne sürüldü. Anlaşmanın merkezinde yer alan “deneme bölgeleri” modeli, Güney Lübnan’ın belirli kesimlerinin silahlı unsurlardan tamamen arındırılmasını öngörüyor.

"Deneme Bölgeleri" Ne Anlama Geliyor?

Ortak bildiride yer alan plana göre, Litani Nehri’nin güneyinde seçilecek bazı bölgelerde Hizbullah ve diğer tüm devlet dışı silahlı gruplar tamamen çekilecek. Bu alanlarda güvenlik ve idari kontrol yalnızca Lübnan Silahlı Kuvvetleri tarafından sağlanacak.

Planın ilk aşamasında Hizbullah’ın söz konusu bölgelerden tamamen ayrılması bekleniyor. Ardından İsrail birliklerinin geri çekilmesi ve güvenlik sorumluluğunun Lübnan devletine devredilmesi öngörülüyor. Taraflar bu uygulamanın başarılı olması halinde daha kapsamlı bir siyasi ve güvenlik anlaşmasının önünün açılabileceğini değerlendiriyor.

Bu yaklaşım aslında Kasım 2024’te imzalanan düşmanlıkların durdurulması anlaşmasının yeniden yorumlanmış bir versiyonu olarak görülüyor. Ancak bu kez ABD’nin daha doğrudan garantör rolü üstlenmesi ve sürecin kademeli olarak uygulanmasının planlanması dikkat çekiyor.

Ateşkesin Ön Şartı: Hizbullah’ın Tam Çekilmesi

Anlaşmanın en kritik maddesi Hizbullah’ın kuzey İsrail’e yönelik tüm saldırılarını durdurması ve Litani Nehri’nin güneyindeki askeri varlığını sonlandırması olarak öne çıkıyor.

Buna karşılık İsrail’in de Beyrut’un güney banliyölerini hedef almaktan vazgeçmesi öngörülüyor. Ancak taraflar arasında güven eksikliği oldukça yüksek seviyede bulunuyor. Özellikle İsrail hükümeti, Hizbullah’ın yeniden silahlanmasını engelleyecek mekanizmalar konusunda çok daha sert talepler ileri sürerken, Hizbullah ise herhangi bir geri çekilmenin İsrail işgalinin tamamen sona ermesine bağlı olduğunu savunuyor.

Washington’daki müzakereler sonrasında yapılan açıklamada, tarafların 22 Haziran haftasında siyasi ve güvenlik başlıklarında yeni görüşmeler gerçekleştireceği ve nihai bir anlaşma için çalışacağı ifade edildi.

Trump Yönetimi Lübnan Dosyasını İran’dan Ayırmak İstiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakerelerdeki temel hedeflerinden biri Lübnan dosyasını İran ile yürütülen görüşmelerden ayrı tutmak olarak öne çıkıyor. Washington yönetimi, Lübnan sınırındaki çatışmaların doğrudan İsrail-Lübnan ekseninde çözülmesini isterken, Tahran ise Hizbullah’ın bölgesel “direniş ekseni”nin bir parçası olduğunu ve Lübnan’daki gelişmelerin İran’a yönelik baskılardan bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor.

Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Carnegie Middle East Center ve çeşitli Batılı düşünce kuruluşlarının son raporlarında da Lübnan cephesindeki kalıcı bir çözümün İran faktörü hesaba katılmadan sürdürülebilir olmayacağı değerlendirmesi öne çıkıyor.

Netanyahu’nun Hedefi: Silahsız Bir Lübnan

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, anlaşmanın duyurulmasının ardından yaptığı açıklamalarda yalnızca Hizbullah’ın değil, genel anlamda Lübnan’ın silahsızlandırılmasını hedeflediklerini açık şekilde dile getirdi.

ABD merkezli CNBC’ye konuşan Netanyahu, Lübnan’da kalıcı barışın sağlanabilmesi için Hizbullah’ın tüm askeri kapasitesinin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. İsrail Başbakanı, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını gelecekte iki ülke arasında normalleşme ve barış anlaşmasının ön koşulu olarak tanımladı.

Bu yaklaşım, İsrail güvenlik kurumlarının son aylarda hazırladığı stratejik değerlendirmelerle de örtüşüyor. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah’ın yalnızca sınır hattından değil, Lübnan’ın genelinden askeri olarak tasfiye edilmesini uzun vadeli hedef olarak görüyor.

İsrail Ordusu: Savaş Bitmedi

Diplomatik açıklamalara rağmen İsrail ordusu ateşkes sonrasında da operasyonlarını sürdürdüğünü duyurdu. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Güney Lübnan’daki çatışmaların devam ettiğini belirterek Lübnanlı sivillere Zahrani Nehri’nin güneyine geçmemeleri yönünde uyarıda bulundu. Açıklamada İsrail birliklerinin Hizbullah altyapısını hedef almaya devam ettiği ifade edildi.

Aynı gün Lübnan’ın Zefta-Nemiriye yolu üzerinde sivil bir aracı hedef alan İsrail saldırısında üç kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail insansız hava araçlarının Beyrut ve çevresi üzerinde yoğun keşif faaliyetleri yürüttüğü de aktarıldı.

"Sarı Hat" Tartışması

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise çok daha sert bir açıklama yaparak ordunun “Sarı Hat” olarak adlandırılan bölgelerden çekilmeyeceğini duyurdu.

İsrail’in son aylarda fiilen kontrol altına aldığı onlarca sınır yerleşimini kapsayan bu hattın yeni güvenlik kuşağı olarak korunacağı belirtildi. Katz ayrıca Hizbullah’ın İsrail yerleşimlerine saldırması durumunda Beyrut’un yeniden hedef alınacağını vurguladı. Bu açıklamalar, Washington’da duyulan ateşkes planının uygulanabilirliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. Çünkü İsrail’in kalıcı güvenlik bölgesi oluşturma isteği, Lübnan tarafından fiili işgal olarak değerlendiriliyor.

Hizbullah’tan Ret Mesajı

Örgütün Siyasi Konseyi Başkan Yardımcısı Mahmud Kumati, kısmi ateşkes veya aşamalı anlaşma formüllerini kabul etmeyeceklerini açıkladı. Kumati, Beyrut’un güney banliyölerinin vurulmaması karşılığında kuzey İsrail’e saldırmama şeklindeki denklemi de reddettiklerini ifade etti. Hizbullah kaynakları, İsrail birlikleri Lübnan topraklarında bulunduğu sürece direniş faaliyetlerinin meşru olduğunu savunuyor.

Mart Ayında Başlayan Savaşın Ağır Bilançosu

Lübnan savaşı 2 Mart 2026 tarihinde Hizbullah’ın kuzey İsrail’e yönelik füze saldırılarıyla yeniden alevlenmişti. Hizbullah söz konusu saldırıları, İran lideri Ali Khamenei’nin ABD-İsrail operasyonlarında öldürülmesine karşılık olarak gerçekleştirdiğini açıklamıştı.

Bunun ardından İsrail geniş çaplı hava harekâtı başlatmış, daha sonra Güney Lübnan’a yönelik kara operasyonları düzenlemişti. Çatışmalar kısa sürede sınır hattını aşarak Beyrut çevresine kadar yayılmıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre savaşta şu ana kadar 3 bin 516 kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık bir milyon kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler raporları, ülkenin altyapısında milyarlarca dolarlık zarar oluştuğunu ve savaşın Lübnan’ın zaten kırılgan olan ekonomisini daha da derin bir krize sürüklediğini ortaya koyuyor.

Ortaya Çıkan Tablo: Ateşkes mi, Yeni Bir Geçiş Süreci mi?

Washington’da imzalanan mutabakat ilk bakışta bir ateşkes anlaşması gibi görünse de sahadaki gelişmeler daha farklı bir tablo ortaya koyuyor. İsrail ordusu operasyonlarını sürdürürken, Hizbullah da silahlı varlığını koruyor. Tarafların kabul ettiği “deneme bölgeleri” modeli ise kalıcı barıştan çok kontrollü bir geçiş sürecine işaret ediyor.

Bu nedenle birçok uluslararası gözlemciye göre Lübnan-İsrail hattında yaşananlar gerçek anlamda bir savaş sonundan ziyade, daha büyük bir siyasi pazarlığın başlangıcı niteliği taşıyor. Washington’un hedefi sınırı sakinleştirmek, İsrail’in hedefi Hizbullah’ı silahsızlandırmak, Lübnan’ın hedefi ise egemenliğini yeniden tesis etmek. Ancak bu üç hedefin aynı anda gerçekleşip gerçekleşmeyeceği önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmelerin sonucuna bağlı olacak

This article was originally published by Habertürk Dünya.

Related Stories