Sudan'ın Ankara Ziyareti: Bölgesel Kuşatmayı Aşma Stratejisi ve Ankara-Hartum İlişkilerinin Geleceği
Afrika Boynuzu araştırmacısı ve yazar Umut Çağrı Sarı, Abdulfettah el-Burhan'ın Ankara ziyaretini, Sudan'ın bölgesel kuşatmayı aşma stratejisini ve Ankara-Hartum ilişkilerinin geleceğini AA Analiz için kaleme aldı.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 2 Haziran 2026’da Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret, rutin bir diplomatik temasın çok ötesinde bir anlam taşıyor. Savaşın dördüncü yılında, Sudan Silahlı Kuvvetlerinin sahada önemli kazanımlar elde ettiği kritik bir eşikte atılan bu adım, Hartum’un küresel güç dengesini kendi lehine çevirme stratejisinin önemli bir halkası niteliğinde. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından en üst düzey devlet protokolüyle karşılanan el-Burhan, uluslararası topluma da net bir mesaj verdi: Hartum, bölgesel izolasyon sarmalını kırmış ve geleneksel ittifak kalıplarını aşarak stratejik derinliğini genişletmektedir.
Bu stratejik yakınlaşma, Sudan’ın yakın dönem dış politikasında keskin bir makas değişimini ve köklü bir jeopolitik eksen düzeltmesini ifade ediyor. 2019 devriminin ardından kurulan sivil geçiş hükümeti, Batı, İsrail ve belirli bölgesel aktörlerle ilişkileri normalleştirme uğruna Ankara ile köprüleri tamamen atmayı tercih etmişti. O döneme kadar hayata geçirilen tüm stratejik ve askeri anlaşmaların sivil yönetim tarafından askıya alınması, ikili ilişkileri adeta sıfırladı. Ancak 2023 yılında patlak veren iç savaş, Hartum’un jeopolitik hesaplarını kökten değiştirdi. Beka tehdidiyle karşı karşıya kalan General el-Burhan, pragmatik bir güvenlik arayışıyla Türkiye’yi Sudan’ın oyun planındaki en kritik stratejik ortak olarak yeniden konumlandırdı. Bu bağlamda, Sudan Başbakanı Kamil İdris’in el-Burhan’ın ziyaretinden hemen önce Ankara’da gerçekleştirdiği üst düzey temaslar, ilişkilerin geçici bir kriz diplomasisinden sıyrılarak yeniden yapısal bir ortaklığa dönüştüğünü gösteriyor. Bu diplomatik hareketlilik, yalnızca mevcut iç savaşı yönetmeye yönelik değil, geleceğin Sudan’ının jeopolitik yönelimini ve savaş sonrası yeniden inşasını şekillendirmeyi amaçlayan uzun vadeli bir stratejinin yansımasıdır.
Sahadaki paradigma değişimi ve HDK’nin sınırları
Sudan ordusu, savunma pozisyonundan bir karşı taarruza geçerek Hartum ve Cezire eyaletindeki kritik merkezleri geri almakla kalmadı, buralardaki yerel idari kontrolü de hızla yeniden tesis etti. Buna karşılık Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK), arkalarındaki yoğun dış desteğe rağmen sahada stratejik bir kırılma yaratmayı başaramadı. Sudan Silahlı Kuvvetleri aslında oldukça karmaşık bir vekalet savaşına ve bölgesel bir kuşatmaya karşı direniyor. Öyle ki, Mısır ve Eritre dışındaki neredeyse tüm komşu ülkeler Hartum’un karşısında saf tutmuş durumda ve sahada 17 farklı ülkeden gelen paralı askerler savaşıyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) son dönemde Etiyopya sınırı üzerinden HDK'ye sağladığı lojistik desteği artırması bile savaşın genel seyrini değiştirmeye yetmedi.
HDK'nin Etiyopya sınır hattında Sudan ordusunun gücünü ve kaynaklarını bölmek amacıyla uygulamaya koyduğu lojistik taktik bu kez amacına ulaşamadı. Sudan Silahlı Kuvvetlerinin ezici hava üstünlüğü ve kurumsal askeri hafızası karşısında tıkanan HDK, stratejik inisiyatifi kaybederek savunma pozisyonuna geriledi. Daha da önemlisi, HDK şu an yapısal bir çözülme süreci yaşıyor. Darfur ve Kordofan'daki çeşitli kabile milislerinin, artan hoşnutsuzluk nedeniyle gruptan ayrılması veya tarafsızlığını ilan etmesi, örgütün operasyonel insan gücünü ve yerel meşruiyetini ciddi şekilde eritiyor.
"Somali Modeli" ve güvenlik ortaklığının geleceği
Ankara-Hartum yakınlaşmasının en sağlam temelini, Türkiye’nin Afrika’daki yeni güvenlik doktrini oluşturuyor. Türkiye bu doktrinle kıtada, salt ekonomik bir aktör olmanın ötesine geçerek bir "güvenlik sağlayıcısı" rolüne evrildi.
Bunun en somut örneği, askeri eğitim, kurumsal kapasite inşası ve savunma sanayi entegrasyonuna dayanan "Somali modeli"dir. Bugün pek çok Afrika ülkesi, yaşadığı egemenlik krizlerini aşabilmek için Ankara’dan tam da bu modelin uygulanmasını talep ediyor. Dolayısıyla acil güvenlik ihtiyaçları ve savaş sonrası yeniden yapılanma süreciyle karşı karşıya olan Sudan için de Türkiye ile savunma işbirliğini derinleştirmek en doğal adım olarak öne çıkıyor.
Üç boyutlu stratejik mesaj
General el-Burhan’ın Ankara ziyareti, hem küresel hem de bölgesel aktörlere yönelik üç temel mesaj barındırıyor:
İlk olarak bu ziyaret, Sudan kamuoyuna yönelik bir iç siyaset mesajı niteliğinde. Hartum yönetimi, süregelen çatışmalara rağmen devlet mekanizmalarının işlerliğini koruduğunu, diplomatik kanalları genişlettiğini ve uluslararası arenada aktif bir aktör olarak varlık göstermeye devam ettiğini kanıtlıyor. El-Burhan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından en üst düzey devlet protokolüyle karşılanması da Sudan hükümetinin uluslararası meşruiyetinin güçlü ve sembolik bir tescili olarak okunabilir.
İkincisi, ziyaret bölgesel aktörlere yönelik net bir mesaj taşıyor. Hartum son dönemde, geleneksel ittifaklarının yanı sıra yeni stratejik ortaklıklar da inşa ederek dış politikasını daha dengeli bir zemine oturtma arayışına girdi. Türkiye ile yakınlaşma, Sudan'ın bölgesel izolasyonu kırma ve diplomatik ilişkilerini çeşitlendirme yönündeki geniş kapsamlı stratejisinin temel bir ayağını oluşturuyor.
Üçüncü ve en kritik boyut ise uzun vadeli stratejik işbirliği perspektifidir. Sudan, savaş sonrası döneme hazırlanırken savunma sanayi, ekonomik kalkınma, yeniden inşa ve altyapı yatırımları gibi alanlarda güçlü ortaklara ihtiyaç duyuyor. Son yıllarda Afrika genelinde diplomatik ve ekonomik etkinliğini istikrarlı bir şekilde artıran Türkiye, bu süreçte kilit bir aktör olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla Ankara'daki temaslar sadece mevcut çatışmaların değerlendirilmesiyle sınırlı kalmamış, Sudan'ın savaş sonrası yeniden inşasına yönelik uzun vadeli işbirliği zeminini de kapsamıştır.
El-Burhan’ın Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından en üst düzey devlet protokolüyle karşılanması, Sudan’ın artık yalnızca kriz yöneten bir aktör değil, meşru bir devlet otoritesi ve bölgesel denklemin kilit bir muhatabı olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Ziyaretin asıl önemi ise Hartum’un sahadaki askeri kazanımlarını başarılı bir şekilde diplomatik sermayeye tahvil edebilmesinde yatıyor. Başbakan Kamil İdris’in öncü temaslarından el-Burhan’ın zirvesine uzanan bu süreç, savaşın yıktığı bir ülke imajını geride bırakan Sudan'ın, uzun vadeli uluslararası ortaklıklar kurabilen, rüştünü ispatlamış bir devlet olarak kendisini yeniden konumlandırdığını gösteriyor.
[Umut Çağrı Sarı, Afrika Boynuzu araştırmacısı ve yazardır.]
* Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.




