
AI-generated summary
1 Eylül Dünya Barış Günü, 1939'da II. Dünya Savaşı'nın başlatılmasını hatırlatarak barışın korunmasının önemini vurgulayan uluslararası bir anma günüdür. Türkiye'de bu gün, Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrası benimsenen 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesiyle ilişkilendirilmiş ve 1970'li yıllardan itibaren düzenli olarak kutlanmıştır.
Bugün 1 Eylül “Dünya Barış Günü”. Barıştan yana tüm insanlara kutlu olsun. Dünya tarihi aynı zamanda savaşın ve barışın da tarihidir. Ülkelerin ve halkların birbirine düşman olmasından çıkar uman güçler, zaman zaman ulusları karşı karşıya getirdiler ve savaşları körüklediler. Savaşlar da acıları, üzüntüleri getirdi insanlara.
Savaştan çıkar umanların kâr ve iktidar hırsına bir dünya savaşı da yetmedi. 1. ve 2. dünya savaşlarında milyonlarca insan yaşamını yitirdi, yaralandı, sakat kaldı. Çok büyük ekonomik yıkımlar yaşandı. Böylesi büyük acılar yaşayan ve tehlikelerle yüz yüze gelen insanlık, barışın önemini kavradı.
BARIŞ MÜCADELESİ
Halklar barış içinde daha mutlu yaşamanın yollarını, yöntemlerini aramaya başladı. Çok yönlü bu mücadeleye de barış mücadelesi dendi. Barışa inananlar, barışı savunanlar örgütlendiler. Bu mücadeleyi tüm dünyaya yaydılar. Giderek büyüyen, güçlenen, yaygınlaşan uluslararası bir hareket oluştu. Barış ekmek oldu, su oldu tüm insanlar için.
Ünlü ozan Yannis Ritsos, dizelerinde şöyle anlatır barışı: “Çocuğun gördüğü düştür barış/ Ananın gördüğü düştür barış/ Ağaçlar altında söylenen sevda sözleridir barış./ Akşam alacasında, gözlerinde ferah bir gülümseyişle döner ya baba./ elinde yemiş dolu bir sepet;/ ve serinlesin diye su, pencere önüne konmuş toprak bir testi gibi/ ter damlalarıyla alnında.../ barış budur işte.”
BARIŞÇI GELENEK
Antiemperyalist mücadele geleneği olan ülkemiz solunun, aynı zamanda güçlü bir barış mücadelesi geleneği de vardır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’yla emperyalist işgalcileri yurdumuzdan söküp atan halkımız, barışı ve barış mücadelesini de sahiplendi. Böylece ulusal kurtuluşun ateşleri ve acıları içinden; barış mücadelesinin geleneği de doğdu.
Bu geleneğe sahip çıkan barış güçleri, 1950 yılında Kore’ye asker gönderilmesine karşı çıktılar. “Mehmetçik Kore’ye gitme” dediler. Aynı yıl Behice Boran’ın başkanlığında ve Adnan Cemgil’in yazmanlığında kurulan Barışseverler Cemiyeti, barış mücadelesini yükseltti. Ülkemizde barış mücadelesinin ikinci kez örgütlü biçimde ortaya çıkışı, 1970’li yıllarda Barış Derneği ile oldu. Aynı dönemde, 1 Eylül “Dünya Barış Günü” olarak kutlanmaya başladı.
1 EYLÜL’ÜN ANLAMI
Saygıyla andığımız, ülkemiz barış hareketinin önderlerinden, emekli büyükelçi ve Barış Derneği Başkanı Mahmut Dikerdem; 1 Eylül’ün anlamını ve önemini şöyle anlatır: “Eylül ayı Dünya Barış Günü ile başlar. Bilindiği gibi, 1 Eylül 1939’da Nazi Almanya’sı Polonya’ya saldırarak 2. Dünya Savaşı’nı başlatmıştı. Savaşın tüm dehşetini yaşamış kuşaklar, bu günü barışı anma günü seçerek, faşizm ve militarizm tehlikesinin gelecekte de asla unutulmaması gerektiğini vurgulamak istediler.”
Biz de bundan tam 50 yıl önce, 1976 1 Eylül’ünde, İzmir’de ilk kez kitlesel kutlanan 1 Eylül Dünya Barış Günü’nü hiç unutmuyoruz. Bütün bu çabaları, Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal’ın önsözünü yazdığı “Barış Güzellemesi” kitabımızda anlatmıştık. (Başak Yay. 1994)
YURTTA BARIŞ
Bilindiği gibi, emperyalist güçlerin işgali sonucu yaşanan ulusal Kurtuluş Savaşı döneminde, bizim coğrafyamızda çok acılar çekildi. Savaştan yenik çıkan ülkemiz ve halkımız tümüyle yok edilmek istendi. Ama Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde verilen ulusal Kurtuluş Savaşı’yla emperyalist güçler yurdumuzdan sökülüp atıldı. Cumhuriyetle birlikte yeni ve barışçı bir dönem başladı.
Halkımız savaşın tüm olumsuzluklarını yaşamış ve acılarıyla yoğrulmuştu. İşte bu nedenle Mustafa Kemal, yeni dönemin temel politikasını “Yurtta sulh, cihanda sulh” olarak tanımladı. Artık bu temel ilke ve yaklaşım, Cumhuriyetin geleceğini belirleyecekti. Günümüzde, ülkemizde uzun yıllar acılara yol açmış silahlı terörün aşılmasında da bu temel ilke belirleyici olmalıdır.
DÜNYADA BARIŞ
Uluslararası emperyal güçler elbette günümüzde de boş durmuyor. Çıkarları doğrultusunda yeni savaşların peşine düşüyorlar. Ülkeleri birbirine kırdırmaya ve halkları düşman etmeye çalışıyorlar. Başta Ortadoğu’da olmak üzere savaşlar çıkarıyorlar. Trump ve Netanyahu gibi liderlerin savaş yanlısı politikaları, kendi halklarından bile yeterince destek bulmuyor. Giderek de yalıtlanıyorlar.

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA), Ortak Doğu ve Basra Körfezi'ndeki askeri gerilim nedeniyle sivil uçuş uyarılarını 30 Eylül 2026'ya kadar uzattı. Ürdün hava sahasından kaçınma tavsiyesi kaldırıldı ancak bölgede temkinli olunması önerildi. İran, Irak ve Lübnan hava sahalarındaki uçuş yasakları da eylül sonuna kadar uzatıldı.
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile verimli, detaylı ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı. Görüşmede Ukrayna'daki cephe hattı durumu, Rusya'nın saldırıları ve Moskova ile yapılacak temasların sonuçları ele alındı. Zelenskiy, Eylülde çok şeyin değişebileceğini ve barış için ortaklarla birlikte her şeyin yapılmasının gerektiğini vurguladı.
Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri, Şii lider Musa es-Sadr'ın ortadan kayboluşunun 48. yılı dolayısıyla açıklama yaptı ve İsrail ile gerçekleştirilen 7 tur müzakere sonucunun işgal alanlarının genişlediğini, yıkımın arttığını ve ölüm sayısının yükseldiğini söyledi. Berri, İsrail'in hedefinin Lübnan'ın birliği ve iç barışı olduğunu vurguladı ve Lübnan'ın İsrail'in soykırım suçlarıyla ilgili yargı yoluna başvurma hakkından vazgeçmeyeceğini belirtti.
Ukrayna Prezidenti Volodymyr Zelenskiy, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Ukrayna front durumu ve Rusya saldırıları hakkında görüşme yaptığını açıkladı. Zelenskiy, görüşmelerin verimli ve yapıcı olduğunu belirtti, ABD temsilcilerinin Rusya ile diyalogunu sürdürdüğünü ve barış için ortak çözümler üretmenin gerekliliğini vurguladı.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur ilçesi, Nebatiye ve Kantara beldelerinde hava ve topçu saldırıları düzenledi; Beyrut'un Dahiye bölgesi üzerinde İHA'lar alçak irtifada uçuş yaptı. Lübnan resmi haber ajansı NNA'nın haberine göre, saldırılar sonucunda Kantara Dağı'nın bir bölümü çöktü. İsrail, 2 Mart'tan beri Lübnan'ın güneyindeki bölgeleri işgal etmiş ve ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor.
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği, Girne açıklarında alabora olan yolcu gemisi kazasından etkilenen yaralıları ziyaret ederek ihtiyaçlarını karşıladı, tedavi tamamlananları otellere yerleştirirken Türkiye’ye dönmek isteyenler için uçak bileti temin etti. Kayıp yakınlar bilgilendirildi, kimlik kartı kaybetti olanlar için geçici seyahat belgesi düzenlendi, cenazeler Türkiye’ye gönderilmek üzere işlenirken temel ihtiyaç paketleri dağıtıldı.