Breaking
INTLOver 11,000 Flee Escalating Fighting in Sudan's El-ObeidRUРоссийские войска наступают на северо-западном направлении в ДНРBRMorte de treinador de futebol de 23 anos causa comoção nas redesBRDerrota para a Noruega expõe crise de identidade na Seleção BrasileiraCN各民主党派中央、全国工商联和无党派人士热烈反响习近平总书记在庆祝中国共产党成立105周年大会上的重要讲话INTLFIFA Overturns Balogun Red Card Ban Amidst Controversy and Political PressureCN卡瓦利上訴成功 禁賽場次從7場減至5場CN葡萄牙主帥馬丁尼茲解釋C羅踢滿全場原因DEFifa äußert sich erstmals zu umstrittener Balogun-SperreAUChina's Ballistic Missile Test in South Pacific Raises Coercion ConcernsINTLOver 11,000 Flee Escalating Fighting in Sudan's El-ObeidRUРоссийские войска наступают на северо-западном направлении в ДНРBRMorte de treinador de futebol de 23 anos causa comoção nas redesBRDerrota para a Noruega expõe crise de identidade na Seleção BrasileiraCN各民主党派中央、全国工商联和无党派人士热烈反响习近平总书记在庆祝中国共产党成立105周年大会上的重要讲话INTLFIFA Overturns Balogun Red Card Ban Amidst Controversy and Political PressureCN卡瓦利上訴成功 禁賽場次從7場減至5場CN葡萄牙主帥馬丁尼茲解釋C羅踢滿全場原因DEFifa äußert sich erstmals zu umstrittener Balogun-SperreAUChina's Ballistic Missile Test in South Pacific Raises Coercion Concerns
Newsgather
BackCHP'de 'mutlak butlan' kararı sonrası Özgür Özel'den ilk açıklamalar
CHP'de 'mutlak butlan' kararı sonrası Özgür Özel'den ilk açıklamalar
Urgent
Cumhuriyet6/11/2026Politics11 min readTürkiye

CHP'de 'mutlak butlan' kararı sonrası Özgür Özel'den ilk açıklamalar

Quick Look

  • CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu'nun atanmasına tepki gösterdi.
  • Özel, bu kararı "büyük hukuksuzluk ve akıl tutulması" olarak nitelendirerek, partiyi birinci parti yapmanın ve AK Parti'yi yenmenin suçları olduğunu belirtti.

AI-generated summary

Why It Matters

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla CHP yönetimine Kemal Kılıçdaroğlu'nun atanmasının ardından ilk kez Halk TV'nin canlı yayınına konuk oldu. Özel, bu kararı ve partide yaşananları değerlendirdi.

Font size

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, mahkemenin 'mutlak butlan' kararıyla CHP yönetimine Kemal Kılıçdaroğlu'nun atanmasının ardından ilk kez Halk TV'nin canlı yayınına konuk oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Halk TV canlı yayınında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, butlan yönetiminin adımlarının sorulması üzerine, “Belki şöyle bir çerçeveye ihtiyaç var. Bu noktaya neden geldik, nasıl geldik? Televizyonunu şimdi açan birisi için ‘Ne oluyor?’ diye. Ben 2011’de milletvekili oldum, cezaevlerini ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi olarak ziyaret ediyoruz Veli Ağbaba ve Nurettin Demir’le. Daha sonra da Mehmet Haberal’ı ziyaret ettim. Mehmet Haberal beş dilde bir kitap yazmıştı, ‘Suçum Ne?’ diye. Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca soruyordu; ‘Suçum Ne?’ Biz bu noktadayız” dedi.

Özel, şöyle devam etti:

“SEÇMENLE ARAMIZDA BÜYÜK DUYGUSAL KOPUŞ VARDI”

“Devlet bütün gücüyle üzerimize saldırıyor ve partimizin içinden de birileriyle birlikte bir süreç götürüyorlar. Peki buraya gelmekte bizim suçumuz ne, ne yaptık biz? Mesela geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi kurultayları yapılıyor, kesinleşiyor ve bu son, bizim yaptığımız ve bu tartışmayı yürüttükleri, karar çıkarttıkları kurultay geçmişte yapılmış hiçbir kurultaydan daha tartışmalı değil. Hatta en tartışmasızı ve müthiş bir demokratik sonuç doğurmuş. Bütün Türkiye’nin gözü önünde olmuş ne olduysa. Ama ne oldu da bizim başımıza bunlar geliyor? Bizim suçumuz, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni 24 yıl sonra yenmiş olmak. Birinci suçumuz bu. Kendi kendimize işlediğimiz suç da partiyi 47 yıl sonra birinci parti yapmış olmak. Ben bunu kurultayda söylemiştim. Kurultayda dedim ki ‘Eğer Bülent Ecevit gibi ikisi yerel, ikisi genel…’ 70’li yıllarda girdiği dört seçimde de bu partiyi birinci çıkarttı. ‘...Yerel olsun, genel olsun eğer partiyi birinci yapmazsam ertesi gün kongreye götüreceğim ve aday olmayacağım’ demiştim. Biliyorsunuz partimiz 13 kez seçim kaybetmemize rağmen hiçbir seçimden sonra bir kurultayla güven tazelememiş, özeleştiri yapmamış ve bu konuda sert eleştirilere muhatap olan bir parti iken ben bu sözleri söylediğimde… Büyük bir duygusal kopuş vardı seçmenle aramızda. Çünkü Cumhuriyet’in 100’üncü yıl seçimini kaybetmiştik. Kesin kazanmamız gereken bir seçimi kaybetmiştik ve kendi hatalarımız yüzünden kaybetmiştik. Seçmen diyordu ki ‘Daha da sandığa gitmeyeceğim.’ Onu bırakın, emekli öğretmenler öğretmenevine çıkmıyordu yani. Gençler partiye gelmiyordu. Yolda birbirini görmeden geçiyordu yan yana Cumhuriyet Halk Partililer. Başlar o kadar öne eğikti.”

“MUHARREM İNCE ‘BEN YAPAMADIM, SEN YAPTIN’ DEDİ”

“O süreçte biz dedik ki ‘Bir değişim yapacağız. CHP değişirse Türkiye değişecek.’ Değişim Kurultayı’na gittik ve sıraladık neler yapacağımızı. Çok uzatmayacağım. Ne dediysek de yaptık. Sizin yayınlarınıza ne anlattıysak. ‘Gençler’ dedik, ‘Kadınlar’ dedik, ‘Bilime güvenme, ölçme - değerlendirme’ dedik. ‘Dijital demokratik katılım’ dedik, ‘Ön seçim’ dedik. ‘Yeni tüzük’ dedik, ‘Yeni program’ dedik. ‘Kadınlara alan’ dedik ve üç adım atlamalı tüzüğümüzle birlikte ‘Kadın kotası, eşit temsil de üçüncü kurultayda gelecek’ dedik. Ne dediysek yaptık ve kurultayda destek aldık, seçildik. Diyorlar ya ‘Kurultayda ne oldu?’ Kurultayda şu oldu… Kurultaydan önce sevgili Muharrem İnce’nin bir lafı vardı. Kulağı tırmalıyor ama etkisi de fena bir laf. Buna da birçok kişi ‘Doğru, doğru’ diyordu. Diyor ki ‘Atatürk kalkacak, gelecek. Bu delege ile bu seçimi kazanamaz.’ Yani bu seçimi kazanamayacağımı, kendisinin de bunu iki sefer deneyip yapamadığını söyledi. Sonra kutlama için aradığında ‘Genel Başkanım kutluyorum. Ben yapamadım, sen yaptın’ dedi bana yani. Ama Muharrem İnce‘nin lafı, ‘Atatürk kalksa gelse bu delegeyle bu seçimi kazanamaz’dı. Öyle bir delege desteği vardı. Ne oldu? Ben hep şunu savundum sizin yayınlarınıza çıktığımda da bütün bütün yayınlarda da. ‘Göreceksiniz delege ikna olacak.’ O delege nasıl ikna oldu? Dedim ki ‘Komşusu ikna edecek. Berberi ikna edecek. Torunu ikna edecek. Evden uğurlarken kızı ikna edecek.’ Kurultay salonunu hatırlıyorsunuz, yayındasınız o sırada. Bazı sloganlar zoraki atılır, büyümez salonlarda, meydanlarda. Uğraşırsın, uğraşırsın ama büyümez. Bazısı da böyle birden saman alevinin yayılması gibi yayılır. Ben o sırada ki daha konuşmama da vakit var. Ama yavaş yavaş yaklaşıyor. Şöyle solda yukarıda bir yerden ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye bir slogan duydum. Pır diye bütün salonu sardı ve gün boyu susmadı o slogan. Siz oradaydınız. Hep birlikte orada salonda işte 8 bin kişi, 10 bin kişi delegeye ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye diye kendi sesini duyurdu. O delege Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir siyasi partinin Genel Başkanı’nı seçimle değiştirebildi. O değişimin sonucunda biz göreve geldik.”

“EN PROFESYONEL ŞEKİLDE YAPTIK”

“O değişimde ne vaat ettiysek yaparak ve doğru bir yöntemle… Hep anlattım, 255 bin anketle aday belirleyip 355 bin anketle adayları sahada takip ederek… O zamanlar dalga geçenler olmuştu, yapay zekadan yararlanarak belli yöntemlerde. Millet işte ‘Yapay zekanın adayları mı var?’ Yok. Anketi dinliyor yapay zeka. Eğer orada bir yalan, hile - hurda varsa durduruyor anketi. Onu söylemiştik o zaman. Bütün olanaklarla… Partinin seçim müziği, rastgele birine verilerek yaptırılmadı. Tarif edildi nasıl bir müzik istediğimiz. 18 firma geldi, konkur verdi. Onlara önce brief verildi, geldi konkur verdi. Seçici heyet altıya, dörde indirdi. MYK’nın da katıldığı bir şekilde karar verildi. Aklınıza gelebilecek; partinin reklam filmleri… Tamamı en profesyonel şekilde hazırlandı, hep izlediniz ve hep odak gruplar tarafından kararlaştırıldı. Yapılıp da yayınlanmayan filmimiz var. Bütün filmlere ‘Eğer yayınlarsak tam parasını, yayınlamazsak maliyetini veririz’ dedik. Ben bir kurumun en iyi nasıl yönetileceğini bilirim. Bunu çok iyi bilen genç bir ekiple birlikte, arkadaşlarımızla birlikte bu işleri yaptık. Adaylar doğru belirlendi, doğru izlendi ve müthiş bir şey oldu. Biraz önce yukarıda söylüyordum. İzmir’de Cumhuriyet tarihi boyunca altı kadın seçilmiş, biz bu seçimde sekiz kadın belediye başkanı seçtirdik. Hiç genç yoktu. İzmir bize kızıyordu, ‘Hep bildiğinizi dayatıyorsunuz’ diye. 14 genç aday şu anda belediye başkanlığı yapıyor İzmir’de. ‘O başarılar nasıl geldi?’ diye bakarsak... Bunların sonucunda biz beklenmedik bir şey yaptık, AK Parti’nin hiç beklemediği bir şeyi yaptık. Nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine hizmet edecek şekilde seçimleri kazandık. Budur bizim esas işlediğimiz suç. Bu geceki seçim sonucunu kabul edemeyenlerle, yani ‘Tek adam rejimi değişmesin’ diyen mutlak sultancılarla partide yaptığımız değişimi hazmedemeyen mutlak butlancıların bir araya gelmesi sonucunda; aylarca, yıllarca da devam eden bir sürecin sonucunda, dünya kadar iftirayla, dünya kadar yalancı tanıkla… Bir mahkeme kararı yok, yani şöyle bir şey yok kurultay davasında; bu kişi, bu kişiye bir menfaat temin etmiş… Bunları söyleyenlerin, biz davaları takip ediyoruz, ‘Böyle demişsin’, ‘Dedim’, ‘Nerede gördün?’, ‘Görmedim’, ‘Kimden duydun?’, ‘Birinden duydum’, ‘Kimden duydun’, ‘Kimden duyduğumu unuttum’ diyen adamların ifadeleriyle yürüyor orada davalar. O davaları beklemeden… Normalde ceza, hukuk davasını beklemez. Ama hukukun ceza davasını beklemesi lazım. Beklemeden, nasıl olduğunu bildiğimiz, Adalet Bakanlığı yönetiminde, oradaki hakimlere, üç hakime nelerin söylendiğini ve bizzat Adalet Bakanı tarafından neyin söylendiğini de biliyorum.”

“BÜYÜK HUKUKSUZLUK VE AKIL TUTULMASI”

“Yapılan bir işle Türkiye siyasetine görülmemiş yani askeri darbe dönemlerinde herkese birden yapılıyor ama seçici bir darbe ile geleceğin iktidarına, nasıl geçen sene 19 Mart günü geleceğin Cumhurbaşkanı’na darbe yapıldıysa, geleceğin iktidar partisine darbe yapıldı. Dört kurultayın mazbata almış Genel Başkanı’nın mazbatalarına hiçbir şey olmadığı halde bir mahkeme kararıyla bundan beş önceki kurultayda, 2020’de yapılan; maskelerle yaptığımız, seyircisiz kurultayda seçilen Genel Başkan’a ‘Sen Genel Başkan’sın. Bu kurultay ile ilgili bir karar verdik ve diğerlerini yok sayıyoruz’ dediler. Son sözüm şu olsun. Buradan bütün vatandaşlarımıza soruyorum. Ben bu kurultayda Kemal Bey’le yarıştık ve kazandım. Sonra bu kurultayların üçünde de geçerli oyların tamamını verdiler, çünkü parti büyük saldırı altındaydı. Ama velev ki ben bu kurultayı kazandım ya, bu kurultayı ya da bu kurultayı veya son kurultayı kaybetseydim. Yarışsaydık ve yerime Bengü Hanım seçilmiş olsaydı. Şu anda CHP’nin Genel Başkanı Bengü Hanım olsaydı. Mutlak butlan kararıyla Kemal Bey’i göreve getirenler getirdiğinde, bu kurultayda olan ne olduysa Bengü Hanım’ın suçu neydi? O dört sene sonra geldi ve Özgür Özel’i yendi. Nasıl siz Bengü Hanım’ın elinden alırsınız da Genel Başkanlığı Kemal Bey’e verirsiniz? Ne kadar büyük bir hukuksuzluğun, ne kadar büyük bir akıl tutulmasının ve ne kadar büyük bir hukuk tanımazlığın içinde olduğumuzu görmek açısından şunu bir hatırlamak lazım. Benim suçum, ekibimizin suçu seçim kazanmak, AK Parti’ye tehdit oluşturmak. Devamını söyleyeyim mi? Amerika’nın, İsrail’in bölgedeki planladığı düzene ve nizama uyum gösterecek makul bir aktör olmayı reddetmek. Onların tarif ettiği o düzenin içinde yer almayacağımızı söylemek.”

“İŞTE PARTİNİZ BİRİNCİ PARTİ OLMUŞ”

(Dün Müslüm Sarı’nın konuştuğu kürsünün arkasında ‘Türkiye’nin birinci partisi’ yazıyordu…) “Allah’a şükür biz yaptık onu 47 yıl sonra. (Normalde Kemal Bey’in ve ekibinin de CHP’nin bu noktaya gelmesinden mutluluk duyuyor olması gerekmez mi?) Vallahi Kemal Bey’in girdiği son seçimde, ondan önceki seçimlerde de Kemal Bey’den az çalıştıysam namussuzum. Benden daha fazla parti için emek veren, koşturan olduysa biri çıksın ve söylesin. Ben 2019 yerel seçimlerinde 41 ilde 267 aday tanıttım, 267 miting yaptım 41 ilde ve bunu 60 gün içinde yaptım. Ayrıca kendi ilimin bütün ilçelerine gidip çalıştım. Ama biz şunu başaramadık bir türlü. Yıllarca başaramadık. Yüzde 25’lik cam tavanı bir türlü kıramadık. Biz bu seçimde yüzde 38’e gelirken… Şimdi de bir şeyler yaşanıyor, onu da konuşuruz. Türkiye’de toplum bazen çok büyük sıçramalar için çok uzun süre bekliyor ama bazen öyle bir şeyden etkileniyor ki öyle bir samimiyetten, öyle bir iyi niyetten, öyle bir gayretten ya da bir özeleştiriden, bir vitrin değişikliğinden, bir söylem değişikliğinden, bir tarz-ı siyasetten etkileniyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünlere gelmesi noktasında hep kendilerinin anlattığı hikaye. Yani hapse girmesi ve o hapisten çıktıktan sonra partisini kurması ve buralara gelmesi hep anlatılıyor. Büyük bir ekonomik krizin üstüne geldi, o oldu, bu oldu, falan, filan. Biz 2023 yılının kasım ayında milletin gözünün içine bakan bir siyasetle özeleştiri yaparak, ‘Gençler’ diyerek, ‘Kadınlar’ diyerek, ‘Sizi dinleyeceğiz’ diyerek ve yeni nesil bir siyaseti tarif ederek bir rüzgâr yakaladık. Geçmişte yakalanamayan rüzgârlarda bizim de kusurumuz vardı elbette. Biz de o partideydik. Bunun hiçbir zaman aksini söylemedik. Ama biz günü geldiğinde ‘Bu millet değişim istiyor…’ Hatta ben o zaman aday değilken, ‘Kurultaya gidelim, ben de aday değilim’ diye açık açık söylemişken. Kurultaya gitmek önce reddedilip, işte bir değişime direnilip, ‘Efendim biz yerel seçimlerden sonra yapacağız bunları’ deyince. Ama şimdi bugün geldiğimiz noktada yahu partiniz Türkiye’nin birinci partisi olmuş. AK Parti yenilmiş. AK Parti zaten partiye saldırıyor.”

“KAMU HUKUKÇULARI ‘TEDBİR AKSİNE ZORUNLU KILAR’ DEDİ”

“Ama bu saldırı sırasında, artık bu saldırıyla birlikte buradan medet umup, buradan bir parti içi iktidar isteyip, bu parti içi iktidar size teklif edilince bunu kabul edip, bir an önce partinizi sandığa götürmek yerine çeşitli bahaneler üretip… Daha düne kadar ‘Kurultay yapılamaz, tedbir var’ diyorlardı. Hatta bugün bile bazı yerde… Ama şimdi esas yapılamayacak olan olağan kurultay takvimini işletme. Ya olağan kurultay takvimi günü geldiğinde işletilecek. Bu mahkeme kararıyla yapılamayacak bir şey. Yapılması gereken, Türkiye’nin bütün kamu hukukçuları, dünya kadar kamu hukukçusu, 32 çok güçlü isim ‘Derhal kurultay yapılmalıdır. Tedbir kurultaya karşı değildir, aksine zorunlu kılar’ diyor. Ama öyle bir noktada ki gelmişler, ‘Sandık koyarsak Özgür Özel oyların yine tamamını alır ve seçilir. Biz bu ekibi yenemeyiz. Sokaktaki hava yüzde 99,9 partinin uğradığı bu saldırıdan dolayı Özgür Özel ve arkadaşlarına sahip çıkıyor. Sokağa çıkamıyoruz. Delegenin karşısına çıkamayız. Seçmenin karşısına çıkamayız. Ne yapalım? Biz kurultay yapmayarak burada oturalım. Nasılsa unuturlar, nasılsa gevşerler. Yok direnirlerse de partiden atarız, giderler başka yerlere. Biz burada rahat ederiz.’ Böyle bir şey yok. Benim bunu anlamam, kabullenmem, normalleştirmem ve milletin buna rıza göstermesini beklemem olmaz. O zaman milletin gözünde benim de bir güvenilirliğim kalmaz, benim de değerim kalmaz. Ama net olan bir durum var. Parti, bütün bu son anketleri de aldım, arşivledim duruyor. Partiyi aldığımızda yüzde 13’le aldık partiyi. Herkes dönüp bakabilir. Kurultaydan önceki son anket, örneğin Metropol’ün yüzde 13,5 falan. Partiyi bıraktığımız noktada parti birinci parti. Kimi yüzde 36 gösteriyor, kimi yüzde 33 gösteriyor. Ama partiyi birinci parti yapmışız, yüzde 38 sandıkta oy almışız. Bunu AK Parti’nin hazmetmemesini, AK Parti yönetiminin anlıyorum. Kanun tanımaz yollardan saldırmasıyla mücadele etmek lazım. Ama bu mücadelede esas benimle birlikte olması gerekenlerin bir kısmının o tarafla mutabakat halinde yargı oyunlarıyla bu işi engellemeye çalıştığını görüyorum. Bunun kabul edilebilir, affedilebilir herhangi bir tarafı yok.”

“TOPLUMUN TEPKİSİNİ ŞU AN GÖZE ALAMAMIŞLAR”

(Butlan yönetimi PM’deki istifaları kabul etmedi, mahkemeye vermeniz gerektiğini söylüyorlar. Bir de sizin ihracınız sorulduğunda ‘Değerlendirme daha sonra yapılacak’ denildi. Sizce neden ilk ihraçların arasına sizi koymadılar, beklentiniz var mı?) Bir kere şöyle bir şey var, toplumun gösterdiği dayanışmayı ve sahiplenmeyi görüyorlar. Onun toplumsal tepkisini şu anda göze alamamışlar. Bir süre sonra kendilerince toplumun bizi sahiplenme noktasında onların beklediği gibi bir gevşeme olursa o zaman yapacaklar. Şimdi yapsalar hani toplumun bize verdiği desteğin zaten kendilerine de çok ciddi bir rahatsızlık yarattığı ortada ve onu yapıyorlar. Dünkü ihraçlar şundan dolayı, dünkü ihraçların iki yönü var. Bir tanesi bugün yapılacak Parti Meclisi’nden hemen önce Parti Meclisi’ndeki çoğunluğumuzu elimizden almaya çalışmak. Birincisi bu. Ama burada çok ayıplı bir durum var, affedemeyeceğim bir durum var. İhraçları anlatırken oradaki seçilmemiş sözcü, atanmış sözcü şöyle söylüyor; ‘Bu arkadaşlarımız, dokuz kişi yargının karşısına gidecekler, orada yargılanacaklar. Aklanırlarsa gelecekler.’ Ya düşünebiliyor musunuz? Siz ne zamandan beri kendi partinizin milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırılacağını dilinizin altında bakla olarak söylüyorsunuz. Bu arkadaşlarımız milletvekili. AK Parti gelip

What to Watch

AI outlook — possibilities, not facts

  • CHP'de olağan kurultay takvimi işletilecektir.

    Possible · Within weeks

  • Parti içi mücadele devam edecek ve olası ihraçlar yaşanacaktır.

    Very likely · Within weeks

Open Questions

  • Mahkeme kararının hukuki dayanağı nedir?
  • CHP'nin olağan kurultay takvimi nasıl işleyecek?
  • Parti içi iktidar mücadelesi nasıl sonuçlanacak?
  • Bu durumun ilerleyen seçimlere etkisi ne olacak?

Related Topics

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories

Avrupa Ordusu Fikri ve Türkiye'nin NATO Üyeliği Mücadelesi
Developing·3h ago

Avrupa Ordusu Fikri ve Türkiye'nin NATO Üyeliği Mücadelesi

İkinci Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa'da Sovyet tehdidine karşı savunma yapılanması arayışları, Avrupa Konseyi bünyesinde "Avrupa ordusu" fikrini doğurdu. Winston Churchill'in öncülük ettiği bu fikir, Fransa'nın Almanya'yı yeniden silahlandırma konusundaki çekinceleri ve Türkiye ile Yunanistan'ın dışlanmasıyla karmaşıklaştı. Türkiye, Atlantik Paktı'na dahil olma arzusuyla bu sürece dahil olmaya çalışırken, sonunda NATO'ya Yunanistan ile birlikte kabul edildi. Avrupa Savunma Topluluğu Antlaşması ise Fransa'nın reddiyle başarısız oldu.

NTV Gündem
Milli Savunma Bakanı Güler'den Türk-Amerikan İlişkileri ve Savunma Sanayii Vurgusu
Developing·3h ago

Milli Savunma Bakanı Güler'den Türk-Amerikan İlişkileri ve Savunma Sanayii Vurgusu

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk-Amerikan ilişkilerinin savunmadan enerjiye birçok alanda geliştiğini belirtti. İkili ticaret hacminin 2025'te 35 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini, 100 milyar dolarlık hedef için somut adımlar gerektiğini vurguladı. Savunma sanayiinde ortak üretim, Ar-Ge ve teknoloji transferi konularında ABD'li firmalarla iş birliğine hazır olduklarını söyledi.

Hürriyet Gündem
Milli Savunma Bakanı Güler'den ABD'ye Savunma Sanayii İş Birliği Çağrısı
Developing·2h ago

Milli Savunma Bakanı Güler'den ABD'ye Savunma Sanayii İş Birliği Çağrısı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türk-Amerikan ilişkilerinin savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda geliştiğini belirterek, "Savunma sanayisinde ortak üretim, Ar-Ge ve teknoloji transferi dahil birçok başlıkta ABD'li firmalarla iş birliğine hazırız." dedi. Güler, Türkiye'nin savunma sanayisindeki ilerlemesine dikkat çekerek, "Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır." diye konuştu.

Habertürk Gündem
More on this topicCHP