Erzurum Kongresi: Milli Mücadele'nin İlk Adımı ve Bağımsızlık İlkesi
Quick Look
- Erzurum Kongresi, 1919'da İzmir'in işgali sonrası başlayan yerel direnişleri ulusal düzeye taşıyan ilk kongreydi.
- Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında toplanan kongre, milli sınırlar içinde vatanın bütünlüğünü, yabancı işgale karşı direnişi ve manda/himayenin reddini içeren önemli kararlar alarak Misak-ı Milli'nin temelini attı.
AI-generated summary
Why It Matters
15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlar tarafından işgali sonrası yerel direniş örgütlenmeleri ve kongreler oluşmuş, ancak Mustafa Kemal ulusal düzeyde bir örgütlenmenin gerekliliğini vurgulamıştır.
Erzurum Kongresi’nde başkanlığa seçilen Mustafa Kemal Paşa delegeler arasında.
15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlar tarafından işgali ertesinde harekete geçen yurtseverler arasında yerel ya da bölgesel kuruluşlar oluşturulmuş ve bu amaçla kongreler yapılmıştı.
Birinci Balıkesir Kongresi, Erzurum Kongresi’nden bir ay kadar önce 27 Haziran 1919’da; İkinci Balıkesir Kongresi ise Erzurum Kongresi’nden üç gün sonra 26 Temmuz 1919’da açıldı. Birinci Nazilli Kongresi 6-8 Ağustos 1919, Alaşehir Kongresi ise 16-25 Ağustos 1919 günlerinde toplanmıştı. Bu yerel kongreler, yerel Kuvayı Milliye birliklerinin kurulmalarının da kaynağını ve itici gücünü oluşturmaktaydı.
Anayasa hukukçusu ve siyaset bilimci Prof. Dr. Bülent Tanör, yerel kongrelerin, yalnızca merkezi otorite ve iktidar boşluğu nedeniyle değil, düzenli ve ulusal ordunun eksikliği yüzünden bölgelerini yerel olanaklarla savunma zorunluluğundan da doğduğunu ileri sürmektedir. Yine Tanör’e göre kongreler, askeri gereksinimi karşılamak için ortaya çıkan sivil örgütlenme modelleriydi.
KURTULUŞ ÇARESİ
Mustafa Kemal, “yerel kurtuluş yolları”nı reddetmemekle birlikte, bunların “kurtuluş çaresi” olarak yetersizliğini vurgulamaktaydı. Mustafa Kemal, ulusal kurtuluşa ancak ulusal düzeyde bir örgütlenmeyle gidilebileceği inancında ve görüşündeydi. İşte Erzurum Kongresi, kurtuluş çaresini ilk kez ulusal düzeyde öngörmesi ve Mustafa Kemal’in yönettiği ilk yerel kongre olması açısından önem taşımaktaydı.
Amasya’dan sonra Mustafa Kemal Paşa, 3 Temmuz 1919 günü Erzurum’a gelmiş ve burada dört yıl sürecek olan Milli Mücadele’nin ilk adımını atmıştı.
“9. Ordu Kıtaları Müfettişi” olarak atanan Mustafa Kemal Paşa’ya, Erzurum’dayken, 7-8 Temmuz 1919’da Saray’dan aldığı bir telgrafla İstanbul’a dönmesi buyrulmuş; Mustafa Kemal, İstanbul’a gitmeyi reddetmiş ve 9 Temmuz’da bir genelge ile “görevinden istifa ettiğini, kutsal milli gaye için çalışmak üzere artık milletin sinesinde bir ferdi mücahit olarak bulunduğunu” orduya, valilere ve millete ilan etmişti.
KONGRE KARARLARI
23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi resmen açılmıştı. 14 gün süren kongrenin başkanlığına Mustafa Kemal Paşa seçildi. 7 Ağustos 1919’da yayımlanan Erzurum Kongresi kararları şunlardı:
1) Milli sınırlar içinde bulunan vatanın bütün kısımları bir bütündür. Birbirinden ayrılamaz.
2) Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde, millet birlikte kendisini savunacak ve direnecektir.
3) Vatanın bağımsızlığı, Osmanlı hükümeti tarafından sağlanamazsa, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli bir kongre tarafından seçilecektir. Kongre toplanmamışsa seçimi Heyeti Temsiliye (Temsil Heyeti) yapacaktır. Bu hükümet heyeti milli kongrece seçilecektir. (Erzurum Kongresi’nde, Heyet-i Temsiliye üyeliklerine şu kişiler seçilmişti: Mustafa Kemal Paşa, Rauf (Orbay) Bey, Raif Hoca, Bekir Sami (Kunduh) Bey, Servet Bey, İzzet Bey, Sadullah Bey, Musa Efendi, Fevzi Efendi.)
4) Kuvayı Milliye’yi etken ve milli iradeyi hâkim kılmak esastır.
5) Hıristiyan unsurlara siyasi hâkimiyet ve toplumsal dengemizi ihlal edecek imtiyazlar (ayrıcalıklar) verilemez.
6) Manda ve himaye kabul olunamaz.
7) Milli Meclis’in derhal toplanmasını ve hükümet icraatının Meclis’in denetimine konulmasını sağlamak için çalışılacaktır.
Erzurum Kongresi kararlarıyla Misakı Milli’nin temeli atılmaktaydı.
BAĞIMSIZLIK İLKESİ
Erzurum Kongresi’nin sonunda, Vilayat-ı Şarkiyye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti yerine yeni bir örgüt olarak, “Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” kurulmuştu. Erzurum Kongresi kararlarından bir diğeri, Doğu Anadolu bölgesinin hiçbir sebep ve bahane ile birbirinden ve Osmanlı camiasından ayrılmayacak bir bütün olmasıydı. Yine bu kongre kararları arasında; her türlü işgal ve müdahale Rumluk ve Ermenilik teşkili amacına yönelik sayılacağından, buna karşı birlik halinde savunma ve direnme esasının kabul edilmesi bulunmaktaydı.
Erzurum Kongresi’nde alınan önemli bir karar, anayurdun sınırlarının saptanmış olmasıydı. Bu, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması’nın sınırları olarak belirleniyordu. Böylelikle imparatorluk iddiasından ve Arap ülkeleriyle bağlantıları sürdürme isteğinden vazgeçilmiş olunuyor; buna karşılık, bağımsızlık ilkesi üzerinde direniliyordu.
Öte yandan 8 Ağustos’ta Veliaht Abdülmecit, şöyle bir açıklamada bulunmuştu: “Anadolu’daki hareket hainane, delice ve gaddarcadır. Türkiye, Amerikalılara bırakılmalıdır.” Damat Ferit hükümeti de Erzurum Kongresi’ne katılanları, başta Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşları olmak üzere, asi olarak ilan etmiş ve asilerin tutuklanarak İstanbul’a gönderilmelerini emretmişti.
Padişah Vahdettin 9 Ağustos 1919’da, Mustafa Kemal’in ordudan çıkarılmasına, nişanlarının geri alınmasına ve “fahri yaverlik” unvanının kaldırılmasına ilişkin hükümet kararını onaylamaktaydı.
Erzurum’da 8 Ağustos (1919) sabaha doğru Mustafa Kemal, Mazhar Müfit Kansu’ya şunları not ettirmekteydi:
“1) Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır.
2) Padişah ve hanedan hakkında zamanı gelince gereken muamele yapılacaktır.
3) Tesettür kalkacaktır.
4) Fes kalkacak, uygar uluslar gibi şapka giyilecektir.
5) Latin harfleri kabul edilecektir.”
Bu tarihte Osmanlı Devleti hâlâ varlığını sürdürmekte olup Ulusal Kurtuluş Savaşı da henüz yapılmamıştı. Mustafa Kemal, kurulacak yeni Türk devletinin hükümet şeklinin cumhuriyet olmasını öngörürken; onun çevresindeki en yakın arkadaşları bile bu düşüncelerin yaşama geçirilebilmesini mümkün görmemekteydi. Ancak tüm bu savaşların sonunda laik, demokratik, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu.
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
Zaferden sonra hükümet şekli cumhuriyet olacaktır.
Very likely · Within years
Padişah ve hanedan hakkında gereken muamele yapılacak, tesettür kalkacak, fes yerine şapka giyilecek ve Latin harfleri kabul edilecektir.
Very likely · Within years
Open Questions
- Osmanlı hükümetinin kongre kararlarına karşı somut adımları neler oldu?
- Heyet-i Temsiliye'nin sonraki faaliyetleri nasıl şekillendi?





