Everest'in 'Ölüm Bölgesi': Zirveye Giden Yol Neden Bu Kadar Tehlikeli?
Everest'in 8.000 metre üzerindeki 'ölüm bölgesi'nde oksijen yetersizliği, donma ve yüksek irtifa hastalıkları dağcılar için hayati riskler oluşturuyor.
Quick Look
- Everest'in 8.000 metre üzerindeki 'ölüm bölgesi', oksijen yetersizliği ve aşırı soğuk nedeniyle dağcılar için ciddi hayati riskler barındırıyor.
- Purnima Shrestha gibi deneyimli dağcılar bile burada oksijen tüpü arızası gibi ölümcül durumlarla karşı karşıya kalabiliyor.
AI-generated summary
Why It Matters
Everest'te 8.000 metrenin üzerindeki alan 'ölüm bölgesi' olarak adlandırılır; burada oksijen seviyesi deniz seviyesinin üçte biridir. 1920'lerden bu yana 300'den fazla kişi tırmanış sırasında hayatını kaybetmiştir.
Purnima Shrestha dağın son etabındaki zorlu 13 saatlik tırmanışı bitirip Everest'in zirvesine ulaştığında büyük bir sevinç yaşadı. Dünya'nın en yüksek noktasında bulunmakta olan Shrestha, aşağıdaki karlı zirveleri hayranlıkla seyretti.
Ancak Purnima, dağcıların oksijen kaynağı olan son oksijen tüpüne uzandığında, başarısı hızla bir kâbusa dönüştü. Tüp arızalanmıştı ve içinde hiçbir şey kalmamıştı. Saniyeler içinde rahatlama ve mutluluk paniğe dönüştü.
BBC Dünya Servisi'ne konuşan Shrestha, "O an 'Burada bir saniye bile fazla kalmak güvenli değil' diye düşündüm" diyor.
Purnima o sırada deniz seviyesinden 8.000 metrenin üzerindeki dağ bölümünde, yani ölüm bölgesindeydi. Bu irtifada insan vücudu çok sınırlı bir şekilde işler ve oksijen takviyesine ihtiyaç duyar.
Dr. Nima Namgyal Sherpa, "Bu yüzden ölüm bölgesi olarak adlandırılıyor" diyor. "Oksijen takviyesi yoksa yaklaşık 30 dakika içinde insanlar şiddetli irtifa hastalığı belirtileri göstermeye başlar ve bu durum ölüme yol açabilir."
1920'lerde kayıt tutulmaya başlanmasından bu yana Everest'e tırmanmaya çalışırken 300'den fazla kişi hayatını kaybetti. Mayıs ayında sona eren son tırmanış sezonunda ise en az beş kişi daha yaşamını yitirdi.
Haziran ayı başlarında, Nepalli bir rehber yaklaşık 7.500 metre yükseklikte kayboldu, ancak altı gün sonra sağ bulundu.
Dawa Sherpa, "buz çiğneyerek" ve cebinde bulduğu birkaç çikolatayı yiyerek hayatta kalmayı başardığını söylüyor.
BBC Nepalce'ye konuşan Sherpa, "Hayatta kalmayı beklemiyordum" dedi. "Bu şekilde öleceğimi düşünmüştüm."
Peki, ölüm bölgesi insan vücudu için neden bu kadar tehlikeli?
Daha önce beş kez Everest'in zirvesine ulaşmış olmasına rağmen, Purnima kendisini ölümle burun buruna buldu. "O gün tek isteğim hayatta kalmaktı" diyor. İrtifa arttıkça atmosfer basıncı düşer ve bu da tırmandıkça akciğerlerin alabildiği oksijen miktarını azaltır.
Sekiz bin metrenin altında, vücut kalp atış hızının artması, derin ve hızlı nefes alma ile sindirim sisteminin baskılanması gibi bir dizi uyum süreci sayesinde genellikle azalan oksijen seviyelerine uyum sağlayabilir.
Ölüm bölgesinde dağcılar, deniz seviyesinde mevcut olan oksijenin yaklaşık üçte birini soluyabilir. Uzmanlara göre, sağlıklı bir dağcı vücut kendini tamamen kapatmadan önce takviye oksijenle 16 ila 20 saat hayatta kalabilir.
Everest'in ölüm bölgesinde sıcaklıklar -40C'ye kadar düşebilir ve şiddetli rüzgârlar koşulları daha da zorlaştırır.
Soğuk nedeniyle ortaya çıkan en yaygın durumlardan biri donmadır.
Dağcılara acil tıbbi müdahale konusunda uzman olan Dr. Nima, "Vücut ısısı düştüğünde savunma mekanizmamız devreye girer ve kan, el ve ayaklardan çekilerek iç organlara yönlendirilir. Oksijen eksikliği nedeniyle vücut hücreleri ölmeye başlar" diyor.
Aynı zamanda turistlere rehberlik eden ve çoğu zaman ekipmanlarını dağa taşıyan son derece yetkin yerel dağcılara da ilk yardım eğitimi veriliyor.
Donmada, hava soğudukça ve soğuğa maruz kalma süresi uzadıkça durum kötüleşir.
Belirtiler şunları içerebilir:
Beyaz, mavi ya da lekeliye dönen sert, donmuş bir cilt
Etkilenen bölgede şişlik ve his kaybı
Kan ya da berrak veya sütümsü sıvı dolu kabarcıklar
Vücut ölüme yaklaştıkça cildin siyaha dönmesi ve sertleşmesi (Bu durum beyaz tenli olmayanlarda daha zor fark edilebilir)
Ağır vakalarda, etkilenen vücut bölümünün kesilmesi gerekebilir.
KAFA KARIŞIKLIĞI VE HALÜSİNASYONLAR
Dağcılar ölüm bölgesinde hayatta kalmak için genellikle dağa etaplar halinde tırmanarak, vücutlarının her irtifaya kademeli olarak uyum sağlamasına dikkat eder.
Bununla birlikte Dr. Nima, en deneyimli dağcıların bile zirveye çok yaklaştıklarında ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini söylüyor.
Yüksek irtifa beyin ödemi (HACE), beynin şişmesine neden olan nadir ancak ağır bir dağ hastalığı türüdür. Kafatası içindeki basıncın artması, kafa karışıklığı, peltek konuşma, koordinasyon bozukluğu ve halüsinasyonlar gibi bir dizi belirtiyi tetikleyebilir.
Dr. Nima, "Dağlarda sık sık, yabancı bir dağcının ya da yerel rehberin yüksek irtifada aniden aklını yitirdiğini duyarız" diyor.
"Bu tür durumlarda dağcılar son derece mantıksız davranabilir, bazen kendilerini sabit halatlardan çözerler ve çoğu kez düşerek hayatlarını kaybederler."
Baş ağrıları, Everest'e tırmanan insanların en sık yaşadığı rahatsızlıklardan biridir ve genellikle susuzluk ile beyindeki damarlara yeterli oksijen ulaşmamasından kaynaklanır.
Yüksek irtifa ayrıca akciğerlerde sıvı birikmesine neden olabilir; yüksek irtifa akciğer ödemi (HAPE) olarak bilinen bu durum, tedavi edilmezse ölümcül olabilir.
Pembe, köpüklü balgamla öksürük, yüksek kalp atış hızı ve ciltte, dudaklarda veya tırnaklarda mavimsi renk belirtileri görülebilir.
Bu durum genellikle vücuda artan irtifalara uyum sağlaması için yeterli zaman verilmediğinde ortaya çıkar.
Yüksek irtifa akciğer ödemi belirtileri gösteren kişilerin mümkün olan en kısa sürede daha düşük bir irtifaya inmeleri ve kendilerine oksijen takviyesi verilmesi gerekir.
İrtifa, bölgede yetişmiş insanlar için bile bir sorundur. Deniz seviyesinden yaklaşık 4.000 metre yükseklikte bulunan yakındaki Khumjung köyünde yaşayan etnik grup Şerpa ailesinde doğup büyüyen Dr. Nima, vücudun nasıl etkilendiğini "birinci elden anlamak" amacıyla 2013 yılında Everest'in zirvesine tırmandı.
"Yüksek irtifada doğup büyümüş olmanın genetik bir avantajı olsa da bu yalnızca uyum sağlamaya yardımcı olur. Fiziksel olarak herkes zorlanır" diyor.
Purnima, Everest'in zirvesinde olabilecekleri düşünürken, aşağısında, neredeyse dik bir kayalık olan Hillary Basamağı'nda toplanan insanları görebiliyordu.
12 metre uzunluğundaki bu bölüm, zirve yolundaki son engel ve yalnızca tek tek tırmanılıyor.
Başka bir yerel rehberin çaresizliğini hatırlıyor: "Üç çocuğum var. Buradan sağ çıkamayacağım."
Uzun süre beklemek, dağcıların ve yerel rehberlerin oksijenlerini tüketme riskiyle karşı karşıya kalmalarına neden olur.
Nepal'in turizm otoritesine göre bu sezon Everest'in zirvesine 1.000'den fazla kişi ulaştı ve kayıtlardaki en yoğun sezondu.
Bu rekor sayı, dünyanın zirvesinin kapasitesi ve dağdaki insanların güvenliği konularında tartışmaları beraberinde getirdi.
Ölüm bölgesinde tıbbi müdahale seçenekleri de sınırlı.
2005 yılında Fransız bir pilot, zirveye helikopter indiren ilk kişi oldu. Ancak helikopterle kurtarma görevlerinin çoğu 6.500 metrenin ötesine geçmez.
İlk müdahaleyi yapanlar, yüksek irtifada bir hastayı stabil hale getirmek için sınırlı imkânlara sahiptir ve genellikle ilk tedavi olarak oksijen kullanırlar.
Dr. Nima, "Yüksek irtifa akciğer ödemi gibi durumlar için az sayıda ilaç veya donma vakalarında iltihap önleyici ağrı kesiciler kullanıyoruz; ancak bu ekstrem ortamda ilaçların etkili olma ihtimali de oldukça düşüktür" diye ekliyor.
"Tüm kurtarma çabalarının, kurtarıcının kendi hayatı için de bir risk yarattığını söyleyebilirim."
Purnima dağdan inerken azalan oksijenini paylaşan yerel bir rehber sayesinde kurtuldu; daha sonra aşağıdaki dağcılardan destek aldı.
Tehlikelerine rağmen Everest, bu zorluğu göze almaları için insanları cezbetmeye devam ediyor.
Purnima, "Hayatımdaki iyi anları, ölüm bölgesinde her nefes ve her adım için verdiğim mücadeleyle sık sık karşılaştırırım" diyor.
"Oraya kaç kez gidersem gideyim, ölüm bölgesine vardığımda, neden buraya yeniden gelmek istediğimi hep sorgularım."
Open Questions
- Everest'teki tırmanış yoğunluğu nasıl sınırlandırılabilir?
- Ölüm bölgesindeki kurtarma operasyonları için teknolojik çözümler mümkün mü?



