Breaking
ITSinner batte Djokovic 2-0 in semifinale: è in finaleDEMotorradfahrer stirbt bei Unfall auf der A27FRMort en direct de Jean Pormanove : les co-streamers bannis de KickINTLAnn Widdecombe Found Dead, Police Investigating Possible MurderPLGIS ostrzega przed suplementem diety Verdin Fix - wykryto SalmonellęARجريمة اغتصاب وقتل طفلة في الهند تثير غضباً واسعاً وتكشف عن تحديات العدالةTRTürkiye ve KKTC Arasında Doğal Gaz Boru Hattı Mutabakatı İmzalandıBRLula diz que China tem 'obsessão' por minerais críticos e Trump tem 'inveja'BRPassageiro é parcialmente sugado para fora de avião da Ryanair em voo para AlemanhaUSSpotify Enhances Release Radar Playlist with New Customization OptionsITSinner batte Djokovic 2-0 in semifinale: è in finaleDEMotorradfahrer stirbt bei Unfall auf der A27FRMort en direct de Jean Pormanove : les co-streamers bannis de KickINTLAnn Widdecombe Found Dead, Police Investigating Possible MurderPLGIS ostrzega przed suplementem diety Verdin Fix - wykryto SalmonellęARجريمة اغتصاب وقتل طفلة في الهند تثير غضباً واسعاً وتكشف عن تحديات العدالةTRTürkiye ve KKTC Arasında Doğal Gaz Boru Hattı Mutabakatı İmzalandıBRLula diz que China tem 'obsessão' por minerais críticos e Trump tem 'inveja'BRPassageiro é parcialmente sugado para fora de avião da Ryanair em voo para AlemanhaUSSpotify Enhances Release Radar Playlist with New Customization Options
Newsgather
Backİltica Hakkının Sonu: Küresel Kuzey Kapılarını Kapatıyor
İltica Hakkının Sonu: Küresel Kuzey Kapılarını Kapatıyor
Developing
Cumhuriyet6/18/2026World3 min readTürkiye

İltica Hakkının Sonu: Küresel Kuzey Kapılarını Kapatıyor

Quick Look

  • Küresel Kuzey ülkeleri sığınmacı ve göçmen politikalarını sıkılaştırarak iltica hakkını anlamsızlaştırıyor.
  • Yazı, bu durumun Apartheid rejiminin küresel ölçekte yeniden yorumlanması olduğunu ve biyopolitik emperyalizm ile biyo-ırkçılık kavramlarıyla açıklandığını belirtiyor.

AI-generated summary

Why It Matters

Küresel Kuzey ülkeleri sığınmacı ve göçmen politikalarını sıkılaştırarak iltica hakkını kısıtlıyor. Bu durum, Apartheid rejiminin küresel kapitalizmdeki işleyiş mantığına benzetiliyor.

Font size

Pazartesi günü şöyle bir yazıya rastladım: “İltica Hakkının Sonu- Küresel Kuzeydeki ülkeler kapılarını kalıcı olarak kapatıyor.”(Foreign Policy). Yazı “Küresel Kuzey’de” hükümetlerin sınır kontrollerini sıkılaştırdığını, hak kazanma koşullarını daralttığını, sınır dışı etme işlemlerini hızlandırdığını, gözaltı uygulamalarını genişlettiklerini, aile birleşimini kısıtladıklarını, sorumluluğu üçüncü ülkelere devrettiklerini anlatıyor. Sığınma talebinde bulunma hakkı kâğıt üzerinde hâlâ var ama pratikte hızla anlamsızlaşıyor.

ÇOK UYGUN BİR MODEL

Gerçekten de “Küresel Kuzey’in” sığınmacılar, göçmenlik politikalarına bakınca, günümüzde Apartheid’in Güney Afrika’nın eski (1948- 1994) rejimi olmaktan öte, küresel kapitalizmin işleyiş mantığı haline geldiğini görüyoruz. Apartheid, siyah çoğunluğun emeğini ekonominin beyaz merkezinde sömürüyor ama siyasal haklarını dışlıyor, onları özel alanlarda (Bantustans) yaşamaya zorluyordu. Bu yalnızca ırkçı bir ayrım değildi, emek ile yurttaşlık arasındaki bağın koparılmasıydı. Bugün bu modelin ölçeği büyüdü, biçimi değişti; fakat mantığı aynı kaldı: “Apartheid” düzeni artık sınırların ötesinde küresel düzeyde işliyor.

Biyopolitik emperyalizm kavramı tam bu noktada anlam kazanıyor. Emperyalist birikimin dayandığı kaynakları, artı-değeri üreten halklar, bu değere el koyan karar merkezlerinden, mülkiyet rejiminden, siyasal temsil ilişkisinden dışlanıyorlar. İş gücü çevre ülkelerde tüketiliyor üretilen artı-değer merkez ülkelerde birikiyor.

Bu düzenin en görünür ayaklarından biri ekstraksiyon (maden/mineral çıkartma) emperyalizmidir. Madenler, su havzaları, enerji kaynakları, tarım arazileri ve ucuz işgücü, küresel sermaye için birer “hammadde deposu” olarak görülüyor. Kâr merkezde gerçekleşirken çevresel yıkım, iş kazaları, yerinden edilme (göç), toplumsal çözülme çevrede bırakılıyor. Çözülen toplumlardan kaçarak Küresel Kuzey’e sığınmaya gelenler, düşmanlıkla, ırkçı şiddetle, kapalı kapılarla karşılaşıyorlar. Bu nedenle bugün sömürü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda biyopolitiktir; çünkü hangi bedenlerin çalışacağına, hangi bedenlerin yerinden edileceğine ve hangi bedenlerin korunaksız bırakılacağına, hangi bedenlerin korunacağına “sistem” karar veriyor. Bu bağlamda, Kiarina Kordela’nın günümüzde kapitalizmin, piyasa rasyonalitesini, seküler sermaye mantığını, sonsuz değer üretme potansiyelini norm olarak kabul eden bir “üst-ırk” (posthüman/immortal) ile dini yahut etik-geleneksel değerlere bağlı kalan, sermayenin sınırsız akışına uyum sağlayamayan, dolayısıyla sistemin gözünde yalnızca ölümlülüğü temsil eden bir “alt-ırk” (sadece -biyolojikinsan) arasındaki ayrıma işaret eden “biyo-ırkçılık” kavramı da anlamlıdır.

YENİ ‘ALT-IRK’

Göç rejimlerinde yaşanan son değişimler de bu biyopolitik mantığı açığa çıkarıyor. 2024 itibarıyla dünya genelinde uluslararası göçmen sayısı 304 milyona çıktı; dünya 36.9 milyon mülteci ve 8.4 milyon sığınmacı barındırıyor. Bu koşullarda, bu insanlara yardım etmek yerine, birçok ülke sınırlarını sıkılaştırıyor, sığınma hakkını daraltıyor, başvuruları hızlandırılmış sınır dışı etme mekanizmalarına bağlıyor ve güvenlik söylemiyle göçü kriminalize ediyor. Yani emek, sermaye için dolaşabilir kalırken insan, hak sahibi bir özne olarak değil; denetlenmesi gereken bir risk olarak kodlanıyor.

İklim krizi bu eşitsizliği daha da sertleştiriyor. 2024’te 295 milyondan fazla insan akut gıda güvencesizliği yaşadı; 2 milyar insan güvenli içme suyu güvencesinden yoksundu; 800 milyon kişi ise açlıkla karşı karşıyaydı. Bu durum tesadüf değil. Küresel ısınma, kuraklık, su savaşları, ürün kaybı ve fiyat şokları üzerinden sömürüyü derinleştiriyor; en ağır yükü ise iklim krizine en az katkıda bulunan yoksul toplumlar taşıyor.

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Open Questions

  • Sığınmacıların hakları nasıl korunacak?
  • İklim krizi göçmenliğini nasıl etkileyecek?
  • Küresel Kuzey'in politikaları değişecek mi?

Related Topics

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories

More on this topiciltica hakkı