Mescid-i Aksa'nın kundaklanmasının 57. yıl dönümünde, İsrail polisinin gözetiminde cami avlularında gerçekleştirilen Yahudi dini ritüelleri ve statüko tartışmaları öne çıkıyor.
Mescid-i Aksa'nın 1969'daki yangınının 57. yıl dönümünde, İsrail polisinin koruması altında cami avlularında artan Yahudi dini ritüelleri, dua kitapları ve ihlal iddiaları Filistin ve Ürdün'ün tepkisini çekiyor.
AI-generated summary
Mescid-i Aksa, 21 Ağustos 1969'da Denis Michael Rohan adlı fanatik bir Yahudi tarafından kundaklanmış, olay büyük çaplı protestolara ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kurulmasına yol açmıştı.
Mescid-i Aksa'nın yakılmasının 57. yılı, İsrail polisinin 2026'nın başından bu yana caminin avlularında Yahudilerin dini ritüeller gerçekleştirmesine, toplu dua ve secde etmesine ve İsrail bayrakları açmasına izin verdiği bir döneme denk geliyor.
Bu yıl ayrıca ilk kez Yahudi ibadetlerinde kullanılan dua metinlerinin ve dua kitaplarının Mescid-i Aksa'ya sokulmasına izin verildi.
Filistin ve Ürdün makamları, bu uygulamaların Mescid-i Aksa'da onlarca yıldır geçerli olan tarihi ve hukuki statükoyu değiştirmeye yönelik adımlar olduğu uyarısında bulunuyor.
Mescid-i Aksa 1969'da kundaklandı
Mescid-i Aksa’nın içerisinde yer alan Kıble Mescidi, 21 Ağustos 1969'da Denis Michael Rohan adlı Avustralyalı fanatik bir Yahudi'nin saldırısına maruz kaldı. Rohan’ın çıkardığı yangın sonucu Mescit'teki Salahaddin Minberi ile güney duvarı tamamen yandı.
Yangında Kıble Mescidi'nin çatısı, kubbesi, duvarları, süslemeleri ve pencerelerinin yanı sıra Ömer Camisi'nin, Zekeriya Mihrabı'nın ve Kırklar Makamı'nın bazı bölümleri zarar gördü.
Kudüs'ten ve Batı Şeria'nın çeşitli kentlerinden gelen Filistinliler ile itfaiye ekipleri yangını söndürmek için müdahale etti.
İsrail makamları, fanatik Yahudi Rohan'ı olaydan iki gün sonra gözaltına aldı. Rohan, yangını "Yahudi tapınağının yeniden inşası" ile bağlantılı dini inançları nedeniyle çıkardığını itiraf etti.
İsrail'de görülen davada Aralık 1969'da Rohan'ın "akıl hastası" olduğu gerekçesiyle cezai sorumluluğunun bulunmadığına hükmedildi ve tedavi amacıyla bir kuruma yerleştirilmesine karar verildi.
Yangın, Arap ve İslam dünyasında geniş çaplı protestolara yol açtı. Olayın ardından Eylül 1969'da Fas'ın başkenti Rabat'ta ilk İslam Zirvesi düzenlendi. Zirvenin ardından İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) kuruldu. Örgütün adı daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olarak değiştirildi.
Mescid-i Aksa'da Yahudi dini ritüelleri bu yıl artış gösterdi
Mescid-i Aksa'nın yakılmasının üzerinden 57 yıl geçerken, Filistin ve Ürdün makamlarının uyarıları bu kez camiye girişlerde yaşanan değişiklikler ve İsrail polisinin avlularda izin verdiği uygulamalar üzerinde yoğunlaşıyor.
İsrail polisi, 2026 yılının başlarında ilk kez Yahudilere ait dua metinlerinin bulunduğu kağıtların Mescid-i Aksa'ya sokulmasına izin verdi.
İlerleyen aylarda uygulamalar, Mescid-i Aksa'nın avlularında açıkça yapılan dualar, toplu dini ritüeller, secde ve dans gibi eylemlere dönüştü.
İran'la 28 Şubat'ta savaşın başlamasının ardından İsrail, Mescid-i Aksa'yı Müslümanların ibadetine kapattı. Kudüs Valiliği kutsal mabedin 40 günün ardından 9 Nisan'da yeniden açıldığını duyurdu.
Bu dönem, Mescid-i Aksa'nın 1967'de Doğu Kudüs'ün işgalinden bu yana kapalı kaldığı en uzun süre olarak kayıtlara geçti.
Kudüs Valiliği, 2026'nın ilk yarısında 25 bin 604 Filistin topraklarını gasbeden İsraillinin Mescid-i Aksa'ya girdiğini, ayrıca 24 bin 912 kişinin sözde turizm kapsamında camiye geldiğini bildirdi.
Aynı dönemde avlularda dans, secde ve borazan çalma gibi Yahudi dini ritüellerinin yanı sıra İsrail bayraklarının açıldığı ve Mescid-i Aksa'ya giriş süresinin günlük 6,5 saate çıkarıldığı belirtildi.
Yahudilerin Hamursuz Bayramı sırasında ise "Pesah kurbanı" olarak adlandırılan hayvanın, Mescid-i Aksa'ya sokulması için birçok kez girişimde bulunuldu.
Ayrıca Kubbetu's-Sahra'nın avlusuna "bitkisel kurban (Minha)" sokulmaya çalışıldı.
Mescid-i Aksa'ya 23 Temmuz'da 4 bin 248 İsrailli baskın düzenledi
Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınların en yoğun yaşandığı günlerden biri 23 Temmuz oldu.
Kudüs Valiliğine göre, aynı gün sözde Tapınağın Yıkılışı anması dolayısıyla Filistin topraklarını gasbeden 4 bin 248 İsrailli, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.
İçlerinde İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail Meclisi üyeleri, bazı yetkililer ve hahamların da bulunduğu grubun girişleri sırasında caminin avlularında toplu dualar, dini ritüeller, secde ve İsrail bayraklarının açılması gibi eylemler gerçekleştirildi.
Kudüs İslami Vakıflar Dairesi ise yalnızca sabah saatlerinde 3 bin 228 kişinin Mescid-i Aksa'ya girdiğini açıkladı.
Ürdün, 23 Temmuz'daki girişleri "tarihi ve hukuki statükonun açık ihlali" ve Mescid-i Aksa'nın kutsiyetine yönelik "saygısızlık" olarak niteledi.
Ürdün, 144 dönümlük Mescid-i Aksa'nın yalnızca Müslümanlara ait bir ibadet mekanı olduğunu ve Kudüs İslami Vakıflar Dairesinin caminin yönetiminden ve girişlerin düzenlenmesinden sorumlu olduğunu vurguluyor.
Ağustosta dua kitapları Mescid-i Aksa'ya sokuldu
İsrail polisi, 16 Ağustos 2026'da Yahudilere ait dua kitabı "Siddur"un Mescid-i Aksa'ya sokulmasına müsaade etti.
Daha önce yalnızca dua metinlerinin bulunduğu kağıtların içeri sokulmasına izin verilirken, bu tarihten itibaren tam dua kitaplarının da camiye getirildiği kaydedildi.
Aynı gün Vadi Hilve Bilgi Merkezi, Filistin topraklarını gasbeden 179 İsraillinin Mescid-i Aksa'ya girdiğini aktardı.
Merkezin açıklamasına göre, gruptakilerin bazıları caminin avlularında açıkça dini ritüeller gerçekleştirdi. Bazıları ise yanlarında dua kitaplarını ve ibadet sırasında kullanılan örtüleri taşıdı.
Filistin Kurtuluş Örgütüne bağlı Kudüs İşleri Dairesi, bu olaydan iki gün sonra yaptığı açıklamada uygulamayı "tehlikeli bir tırmanış" olarak değerlendirdi.
Açıklamada, Mescid-i Aksa'daki uygulamaların sessiz dini ritüellerden secde ve toplu dualara, ardından da tam dua kitaplarının camiye sokulmasına doğru ilerlediğine dikkat çekildi.
Filistin Devlet Başkanlığı: Mescid-i Aksa sadece Müslümanlara ait bir ibadet mekanıdır
Filistin resmi ajansı WAFA'da yer alan açıklamaya göre, Filistin Devlet Başkanlığı, Mescid-i Aksa'nın 1969'da yakılmasının 57. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.
Açıklamada, Mescid-i Aksa'nın "ulusal ve dini meselelerin ön saflarında kalmaya devam edeceği, Kudüs kentinin Arap ve İslami kimliğinin ebedi bir sembolü ve kentin ile kutsal mekanlarındaki değişmez Filistin hakkının bir nişanesi" olduğu bildirildi.
Mescid-i Aksa'nın "sadece Müslümanlara ait bir ibadet mekanı" olduğu vurgulanan açıklamada, "Mescid-i Aksa'nın, 144 dönümlük alanının tamamıyla kutsallığının, itibarının, tarihi ve hukuki statükosunun korunması gerektiği, ona zarar vermeye veya kimliğini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm girişimlerin reddedildiği" aktarıldı.
Açıklamada ayrıca, İsrail ve fanatik Yahudilerin "baskınlar, Talmudi ritüeller, bayrak çekilmesi, kazı çalışmaları ve ibadet edenlere kısıtlamalar" gibi uygulamalarına işaret edilerek, Mescid-i Aksa'nın yanı sıra İslami ve Hristiyanlara ait mukaddesata yönelik ihlal ve saldırıların tehlike oluşturduğu vurgulandı.
Mescid-i Aksa'nın tarihi statükosu
Ürdün, 1994'te İsrail ile imzaladığı Vadi Araba Antlaşması uyarınca Kudüs'teki dini işlerden sorumlu ülke olarak kabul ediliyor.
Yine 2013'te Ürdün Kralı 2. Abdullah ile Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas arasında imzalanan anlaşmaya göre, Kudüs ve oradaki kutsal mekanların savunulması ve vesayet hakkı da Ürdün'e verildi.
Anlaşmaya göre Mescid-i Aksa, Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar Dairesinin himayesinde bulunuyor.
Daha önce Kudüs İslami Vakıflar Dairesinin izni dahilinde Mescid-i Aksa'yı ziyaret eden Yahudiler, 2003'ten bu yana Vakıflar İdaresinin egemenliğini ihlal eden İsrail'in tek taraflı kararı çerçevesinde polis eşliğinde Müslümanların kutsal mabedine giriyor.
İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa'da "sadece Müslümanların ibadet edebildiği diğer dinlerin mensuplarının ise sadece ziyaret edebileceği" tarihi statükonun korunduğunu savunuyor.
Ancak fanatik Yahudilerin İsrail polisi korumasında Aksa'ya düzenledikleri baskınlarda dua etmeleri ve dini ritüelleri yerine getirmeleri sıkça kameralara yansıyor.
AI outlook — possibilities, not facts
Ürdün ve Filistin makamları Mescid-i Aksa'daki ihlallere karşı diplomatik girişimlerini sürdürecek.
Likely · Within weeks
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Deyr el-Belah kentine düzenlediği İHA saldırısında 1 kişi yaşamını yitirdi. Gazze Sağlık Bakanlığı, 10 Ekim 2025'ten bu yana süren saldırılarda toplam can kaybının 73 bin 419'a ulaştığını açıkladı.
23 Ağustos 1791'de başlayan Haiti Devrimi, köleliğin kaldırılması mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. UNESCO tarafından anma günü ilan edilen bu tarih, günümüzde 50 milyona ulaşan modern kölelik sorununa ve insan ticaretiyle mücadeleye dikkat çekmektedir.

Tunus'un Carcis kıyılarında 15 düzensiz göçmeni taşıyan tekne battı. Bir kişinin kurtarıldığı olayda 14 kişi kayboldu. IOM verilerine göre Orta Akdeniz, 2024 yılında göçmen ölümlerinin iki kattan fazla arttığı dünyanın en ölümcül göç rotası olmaya devam ediyor.

Giresun'un Deregözü Köyü yakınlarında bir hava aracının düştüğü ihbarı üzerine ekipler bölgeye sevk edildi. Piraziz Belediye Başkanı Mahmut Esat Ayyıldız ve Giresun Valiliği, şu ana kadar herhangi bir enkaz veya bulguya rastlanmadığını belirtti.
İsrail güçleri Batı Şeria'nın Nablus ve El Halil kentlerinde baskınlar düzenleyerek iki Filistinliyi gözaltına aldı. Kuzey Ağvar'da Filistinli çobanların meralara erişimi engellenirken, bölgedeki saldırıların Filistinlileri göçe zorlama amacı taşıdığı belirtiliyor.
Husilere bağlı El-Mesire kanalı, Sana, Sada, Hacce, Mahvit, Zamar ve Amran kentlerinde 12 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendiğini duyurdu. Ölenler arasında 4 subay bulunuyor ancak çatışmaların yeri ve zamanına dair detay verilmedi.