NextGenCOP30.5 Programı Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda Açıldı
Quick Look
- Çevre Bakanı Murat Kurum, Cemre Vakfı, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi iş birliğiyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı’nın açılışında konuştu.
- 12 ülkeden 200 genç delege ve 44 farklı milletten öğrenciler katıldı.
- Kurum, iklim diplomasiinde adalet, hedef ve uygulamanın önemiyle COP31 sürecini anlattı ve gençleri bugünün çözüm ortakları olarak gördüğünü belirtti.
AI-generated summary
Why It Matters
NextGenCOP30.5 programı, Cemre Vakfı, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi ile Çevre Bakanlığı iş birliğiyle düzenleniyor. Program, gençlerin iklim diplomasi becerilerini geliştirecek şekilde tasarlanmış ve COP31 sürecine hazırlık niteliğindedir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Cemre Vakfı, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi iş birliğiyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda düzenlenen NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı’nın resmi açılışı bugün yapıldı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katıldığı programda, 12 ülkeden 200 genç delege, 44 farklı milletten öğrencinin yanı sıra Türkiye’de çevre alanında eğitim gören 30 üniversiteden gençler, rektörler, akademisyenler, milletvekilleri ve belediye başkanları yer aldı. Program gençler arasından seçilen NextGenCOP30.5 Başkanı Abdulla Kikati ve Filistin’den katılan Dalya Saleh’in konuşmalarıyla başladı.
"BU MEKANDA GENÇLER UZLAŞI VE ORTAK ÇÖZÜM ÜRETMEYİ ÖĞRENİYOR"
Bakan Kurum, konuşmasının başında Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın ismini ve tarihi önemini anlattı: Bir zamanlar demokrasimizin ağır bir sınav verdiği bu mekanda, bugün gençlerimizin diyaloğu, müzakereyi, uzlaşıyı ve ortak çözüm üretmeyi öğreniyor olması son derece anlamlıdır. Çünkü demokrasi de diplomasi de her şeyden önce konuşabilmek, birbirini dinleyebilmek ve ortak bir geleceği birlikte kurabilmektir. Bugün burada 200 genç delege, 6 farklı müzakere bloğu altında, geleceğimiz için ortak çözüm üretmek adına bir araya geldiler.
NEPAL’DEKİ SEL FELAKETİ
Konuşmasında Nepal’de yaşanan sel felaketine dikkat çeken Bakan Kurum, "Bu sel felaketinin tek nedeni buzulların erimesi, kopan parçaların suyla taşınması ve taşkının kentlere doğru akması. Biz bunu ülkemizde de yaşadık. Bartın’da, Rize’de, Giresun’da, Kastamonu’da seller yaşadık; Antalya’da, Muğla’da tarihimizin en büyük orman yangınlarını yaşadık ve bir seferberlik anlayışıyla mücadele ettik. İşte bugün de bizi bir araya getiren neden bu. Çünkü o buzulları koparan ve felaketlere yol açan iklim değişikliği, hepimizin, tüm insanlığın ortak meselesidir" dedi.
"BAŞKALARI NE DER BİLEMEM, BEN ‘ADİL İKLİM DİPLOMASİSİ’ DİYORUM"
Bakan Kurum, iklim meselesinde ülkelerin koşullarının, kalkınma düzeylerinin, enerji sistemlerinin, iklim risklerinin ve finansmana erişim imkanlarının birbirinden farklı olduğuna işaret etti: Bir uluslararası anlaşmanın en kolay tarafı metni yazmaktır. Aslolan adalettir, herkesin kendisini o metnin içinde görebileceği ortak zemini kurabilmektir. İklim finansmanı da bu gerçeğin en açık örneklerinden biri. Bir ülkeye ‘hadi dönüştür kendini’ demek kolaydır. Asıl mesele; o dönüşümün finansmanını, teknolojisini ve kapasitesini erişilebilir hale getirmektir. Başkaları ne der bilemem, ben ‘Adil iklim diplomasisi’ diyorum. Adil iklim diplomasisi, farklı imkanlara sahip ülkelerin aynı hedefe, kendi koşulları içinde ilerleyebilmesini sağlayacak yolları sonuna kadar açmaktır. İnşallah biz, bu kapıları o ülkeler için sonuna kadar açacağız.
"BEN GENÇLERİ, BUGÜNÜN ÇÖZÜM ORTAKLARI OLARAK GÖRÜYORUM"
Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 sürecini ‘Diyalog, Uzlaşı ve Eylem’ olmak üzere 3 temel değer üzerine inşa ettiklerini hatırlatan Bakan Kurum, Paris Anlaşması’nın ikinci 10 yılında temel sınavın uygulama olduğunu kaydetti. COP31’de Türkiye’nin COP31 Başkanlığı’nı ve Eylem Gündemi’ni yürüteceğini; Avustralya’nın ise müzakere sürecinde özel bir sorumluluk üstleneceğini belirten Bakan Kurum, Pasifik ülkelerinin de bu sürecin önemli bir parçası olacağını söyledi. Böylece Akdeniz’den Pasifik’e uzanan, farklı coğrafyaları ortak bir iklim iradesinde buluşturan özgün bir iş birliği modeli ortaya koyduklarına vurgu yapan Bakan Kurum, gençlere tavsiyede bulundu: Sizlerin buradan almasını istediğim diplomasi dersi şudur; masada bir tarafı yenmek için asla uğraşmayın, masadaki herkesin kazanmasını sağlayın ve oradan kardeşler olarak kalkın. Başarılı müzakere de zaten masaya oturulduğu gün başlamaz. İyi hazırlıkla, doğru bilgiyle, karşılıklı güvenle ve sürekli diyalogla başlar. COP31 Başkanı olarak, Bonn’dan Londra’ya, İstanbul’dan Çin’e her yerde aynı cümleyi tekrar ettik. Ben, gençleri yalnızca gelecekte iklim değişikliğinin sonuçlarıyla karşılaşacak bir kesim olarak görmüyorum, asla da görmeyeceğim. Ben gençleri, bugünün çözüm ortakları olarak görüyorum ve öyle de görmeye devam edeceğim.
"BURADAN YENİ ÖNERİLERLE ÇIKMANIZI İSTİYORUM"
Bakan Kurum, COP31 Eylem Gündemi’nde de gençlerin katılımı ve eğitimi başlığının öncelikli alanlarından biri olarak belirlediklerinin altını çizerek, "COP31’i ‘Geleceğin COP’u’ olarak şekillendirirken, süreci geleceğin karar vericileri gençlerle birlikte yapmamız gerekiyor. 2030 yılına kadar; iklim değişikliğinin eğitim müfredatlarına entegre edilmesini istiyoruz. Yine 2035 yılına kadar toplum genelinde güçlü bir iklim farkındalığının oluşturulmasını hedefliyoruz. COP30.5 da bu yaklaşımın somut bir karşılığı olarak görüyorum. Sizler, COP31’in misafiri değilsiniz; öznesiniz, aktörlerisiniz. Buradan yalnızca yeni bilgilerle değil, yeni önerilerle çıkmanızı istiyorum. Antalya’ya taşıyabileceğimiz fikirler üretin. Çünkü geleceğin iklim politikaları, gençlerin masaya getireceği yeni sorularla ve yeni çözümlerle daha güçlü olacaktır" şeklinde konuştu.
"İKLİM DİPLOMASİSİNDE SÖZÜN ARKASINA HEDEF, TAKVİM VE UYGULAMA KOYUYORUZ"
Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı olarak Türkiye’nin hedeflerini de gençlerle paylaştı: Biz COP31’e yalnızca dünyaya ne yapılması gerektiğini anlatmak için hazırlanmıyoruz. Kendi ev ödevini yapan, hedeflerini mevzuatla ve sahadaki uygulamayla destekleyen bir Türkiye olarak hazırlanıyoruz. 2025 yılında ülkemizin ilk İklim Kanunu’nu yürürlüğe koyduk. Sayın Cumhurbaşkanımız, 2053’ü Net Sıfır Emisyon ve Yeşil Kalkınma Hedefi olarak ilan ettiler. Yolun ara duraklarını belirledik. İkinci Ulusal Katkı Beyanımızla, 2053 yılına kadar sera gazı emisyonlarından referans senaryoya göre 466 milyon ton azaltım gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Yine, yeşil kalkınma hedefi doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olan, karbon piyasasının hukuki çerçevesini çizecek emisyon ticaret sistemiyle ilgili yönetmeliğimizi de yayımladık. Yani biz, iklim diplomasisinde sözün arkasına hedef, takvim, mevzuat ve uygulama koyuyoruz. COP31 Eylem Gündemi’nde de ölçülebilir hedefler ortaya koyuyoruz. 2035’e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35’e çıkarılmasını, binalardaki enerji yoğunluğunun yüzde 25 azaltılmasını, döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e yükseltilmesini hedefleyen bir uygulama çerçevesi teklif ediyoruz.
"DOA’DA 130 MİLYON İCECEK AMBALAJINI GERİ DÖNÜŞÜME KAZANDIRDIK"
Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde Türkiye’den dünyaya yayılan Sıfır Atık Hareketi’nin COP31 Zirvesi’nde de önemli bir başlık olacağını belirten Bakan Kurum, bu proje kapsamında 81 ile yayılan DOA sistemiyle ilgili son verileri paylaştı: 1 Temmuz’da ulusal entegrasyon dönemini başlattığımız DOA uygulamasıyla ağustos sonuna kadar 130 milyon içecek ambalajını geri dönüşüme kazandırdık. Ülke genelinde en az 50 bin iade noktasına ve yaklaşık 150 sayma-doğrulama merkezine ulaşmayı hedefliyoruz. Sistemin ekonomimize yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlamasını öngörüyoruz. Yani DOA’yı daha da büyütecek, yaygınlaştıracak ve etki alanını artıracağız. Hedefi sisteme, sistemi alışkanlığa, alışkanlığı kalıcı bir dönüşüme çevireceğiz ve dünyamıza katkı sunacak en büyük adımları inançla, azimle, kararlılıkla atacağız.
"AYNI MASADA KONUŞACAĞIZ AMA MASADA KALIP DURMAYACAĞIZ"
Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda 6 gün sürecek programda gençlerin iklim diplomasisini yaşayarak, müzakere ederek öğreneceğine dikkat çeken Bakan Kurum, "Burada adeta COP31’in fragmanını görüyoruz. Burada savunduğumuz her şey kıymetli. Çünkü büyük dönüşümler, şu anda aynı masa etrafında yaptığınız doğru tercihlerle başlayacak. Bu aslında bizim COP31 için ortaya koyduğumuz yaklaşımı çok güzel özetliyor; aynı masada konuşacağız ama masada kalıp durmayacağız. Hafta boyunca 6 müzakere bloğunun hazırladığı önerileri genel kurulda ele alacak, metinler üzerinde müzakere edeceğiz, değişiklik önerileri sunacağız ve nihai anlaşmayı oylayacaksınız. Böylece bir uluslararası iklim anlaşmasının fikir aşamasından taslak aşamasına, müzakere ve uzlaşı sürecine kadar nasıl şekillendiğini de uygulamalı olarak burada deneyimleyeceksiniz. Bu sürecin sonunda ortaya çıkacak metnin adı da son derece anlamlı: Antalya Anlaşması. Yani COP31’de 196 ülkenin geleceği, yüz bini aşkın ziyaretçinin katılacağı, müzakerelerle alınacak kararlara ilişkin Antalya’da hazırlanacak metnin taslağını geleceğin karar vericileri olarak sizler oluşturacaksınız" ifadelerini kullandı.
"GELECEK, GENÇLERLE BİRLİKTE İNŞA EDİLEN EN KIYMETLİ ESERİMİZ OLACAK"
Bakan Kurum, konuşmasını gençlere çağrı yaparak tamamladı: Bugün Marmara’nın ortasında, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda başlayan bu gençlik ve iklim yolculuğu; birkaç ay sonra Akdeniz kıyısında, Antalya’da dünyanın iklim gündemiyle buluşacak. Sizlerden beklentim açık: Temsil ettiğiniz pozisyonu iyi öğrenin. Karşınızdaki tarafı gerçekten dinleyin. Bilime ve veriye dayanın. Farklılıkları, ortak çözümü güçlendiren bir imkan olarak görün. Ve her zaman çözüm arayın. Programın sonunda ‘1,5°C Hedefini Yakın Tut’ diyerek birlikte yürüyelim. Ve unutmayın: Gelecek, gençlere bırakılan bir miras olamaz. Çünkü gelecek, gençlerle birlikte inşa edilen en kıymetli eserimiz olacak.
CEMRE VAKFI ONURSAL BAŞKANI KARAASLAN: BU ADADAN BİR FİKİR ÇIKSIN
Programda konuşan AK Parti Samsun Milletvekili ve Cemre Vakfı Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan toplantının gerçekleştiği Demokrasi ve Özgürlükler Adası’na dikkat çekerek, "Bir zamanlar Türkiye demokrasi tarihinin en acı günlerine tanıklık eden bu ada, bugün dünyanın geleceğine ilişkin kararları tartışan gençlerin sesine ev sahipliği yapıyor, ne mutlu. Next Generation: COP30.5’ın burada gerçekleşmesinin en güçlü anlamı da aslında bu; geçmişin hafızasında geleceği konuşmak" dedi. Karaaslan, "Sevgili gençler, gelin bu adadan bir fikir çıksın. Gelin bu adadan bir çözüm çıksın. O çözüm COP31’e, Antalya’ya, oradan tüm dünyaya taşınsın" ifadelerini kullandı.
CEMRE VAKFI BAŞKANI GÖKGÖZ: 200 GENÇ SORUMLULUK ÜSTLENİYOR
Cemre Vakfı Başkanı Furkan Gökgöz ise "Bu masalarda 200 genç olarak bir sorumluluk üstleniyoruz. 6 farklı müzakere bloğuna ayrılacağız. 6 günün sonunda önümüze bir metin gelecek; Antalya Anlaşması. 6 müzakere bloğunun en az dördünün desteğini almadan kabul edilmeyecek. Tartışacaksınız, bazı maddeleri değiştireceksiniz, belki saatler süren görüşmeler yapacaksınız. Ama bir sonuç kadar o sonuca ulaşırken yaşadığınız yolculuğu da önemsiyoruz" diye konuştu. Programda Cemre Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve İTÜ Rektörü Hasan Mandal ve Birleşmiş Milletler Temsilcisi Tom Delrue de birer konuşma yaptı.
BAKAN KURUM’A, HEDİYE YERİNE ‘SÖZ’ VERDİLER
Programın sonunda Cemre Vakfı Onursal Başkanı Çiğdem Karaaslan, COP31 Başkanı Kurum'a etkinliğe katılan 200 delegenin imzasını taşıyan, 'Geleceğe Söz' başlıklı taahhüt metnini sundu.
What to Watch
AI outlook — possibilities, not facts
Antalya Anlaşması’nın taslağı, program sonunda gençлер tarafından oylanacak ve COP31’e öneri olarak sunulacak.
Very likely · Within weeks
Türkiye’nin 2025’de yürürlüğe konulan İklim Kanunu, COP31 sürecinde uygulama örneği olarak gösterilecek.
Likely · Within months
Open Questions
- Antalya Anlaşması’nın最终 metni ne zaman tamamlanacak?
- Programdan çıkan önerilerin COP31’e nasıl entegre edileceği?
- DOA sisteminin ulusal entegrasyonu tamamlandığında geri dönüşüm hedefleri ne olacak?




