
Yeni OVP öncesi iş dünyasından dikkat çeken uyarılar: Türkiye henüz yüksek katma değerli yapıya geçemeden üretim gücünü kaybedebilir.
AI-generated summary
Yeni Orta Vadeli Program (OVP) öncesinde sıkı ekonomi politikalarının sanayi sektörü üzerindeki etkileri tartışılıyor.
Enflasyonu düşürmek için uygulanan sıkı ekonomi politikalarının vatandaşa ve üreticiye etkisi tartışılırken reel sektörün de sesi giderek yükselmeye başladı. Yeni orta vadeli program (OVP) öncesinde iş dünyasından dikkat çeken uyarılar arttı. Sanayicilere göre fabrikalar üretmekte zorlanıyor, yatırımlar yavaşlıyor ve sanayinin ekonomideki ağırlığı giderek azalıyor. Sanayiciye göre Türkiye “erken sanayisizleşme” tehlikesi yaşıyor.
Son zamanlarda oda meclis toplantılarında özellikle bu riske vurgu yapan sanayiciler ve ekonomistlere göre Türkiye henüz yüksek katma değerli bir yapıya geçemeden tüm üretim gücünü kaybedebilir. Devletin yeni bir sanayi planınını katılımcılık ve hesap verebilirlik anlayışıyla oluşturması, yönlendirici bir ortak haline gelmesi isteniyor.
Gayrisafi yurtiçi hasıla içinde sanayinin payı 2022’deki yüzde 29’dan 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 17.7’ye; imalat sanayinin payı 2022’nin ilk çeyreğindeki yüzde 23.6’dan yüzde 15’in altına gerilemiş durumda. Sanayinin toplam ücretli istihdam içindeki payı 2009’da yüzde 36 iken bugün yüzde 30’un altına indi. Yine uzun vadeli görünümde sanayi üretiminin seyri yatay görünürken imalat ihracatında yüksek teknolojinin Gayrisafi yurtiçi hasıla içinde sanayinin payı 2022’deki yüzde 29’dan 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 17.7’ye; imalat sanayinin payı 2022’nin ilk çeyreğindeki yüzde 23.6’dan yüzde 15’in altına gerilemiş durumda. Sanayinin toplam ücretli istihdam içindeki payı 2009’da yüzde 36 iken bugün yüzde 30’un altına indi. Yine uzun vadeli görünümde sanayi üretiminin seyri yatay görünürken imalat ihracatında yüksek teknolojinin
Bir sanayicinin bugün yalnızca sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13.6 işletme kârı üretmesi gerekirken rakip ülkelerde bu eşiğin sadece yüzde 3.5 olduğuna dikkat çeken Narbay, tek merkezden yönetilen bütüncül bir sanayi politikasıyla “performansa dayalı, şeffaf bir teşvik mimarisi” talep ettiklerini söyledi.
Geçen hafta İSO Meclis’inde düzenlenen panelin de odağı, sanayisizleşmeye karşı devletin yapabilecekleriydi. Aile Şirketlerinde YKÜ Fatih Tamay şunları söyledi:
“Ülkeyi sanayinin büyüttüğü unutulmasın. Dilek listesi yapmakla olmaz, bizden fikir alınmayan planlar da tutmaz. Nerelerde büyüyeceğimizi, nerelerde olmayacağımızı belirlememiz gerekiyor. Sanayiciye seçici destek şart. Ayrıca artık hedefler ve planlar konusunda tıpkı özel sektörde yöneticiyi sorumlu tuttuğumuz gibi devlette de bir performans değerlendirme mekanizması olması gerekiyor.”
NİTELİK DEĞİŞMELİ
Kalkınma Yatırım Bankası Genel Müdürü Halil İbrahim Öztop da enerji ve savunmayı devletin doğru mekanizmalar kurarak alıcı rolüyle kapasite oluşmasını sağladığı iki örnek olarak gösterdi. Bankanın katalizör ve gerektiğinde öncü rol üstlenebileceğini ifade eden Öztop, özellikle katma değer yaratma potansiyeli olan şirketlere ortak olarak da destek verebileceklerini, bazı yatırımlarda risk almanın kaçınılmaz olduğunu, özel bankaların da finansmana katkı sunması gerektiğini söyledi. İktisatçı Prof. Sinan Alçın ise Türkiye’nin geçmişte “erken tarımsızlaşma” sorunu yaşadığını ve bunun etkilerinin bugün yüksek girdi ve gıda enflasyonuyla görüldüğünü vurguladı, aynı hataların sanayide tekrarlanmaması için uyardı: “İmalat sanayinin dışa bağımlılık oranı yüzde 70’lerde. İhtiyaç duyulan dönüşüm, mevcut sektörlerden vazgeçmek yerine üretimin niteliğini değiştirmeyi gerektiriyor. Genel teşviklerde kaynak heba oluyor. Bölgesel inovasyon ve kümelenme politikaları şart.”
‘EKONOMİK ÇÖKÜŞÜN FOTOĞRAFI’
Konuyu Cumhuriyet’e değerlendiren ekonomistlerden Prof. Hayri Kozanoğlu sanayisizleşme tartışmasının başta ABD olmak üzere birçok ülkenin gündeminde olduğunu belirtti. Çin’in imalat sanayisindeki üstün rekabet gücüyle başa çıkamadıklarını belirtti. Kozanoğlu Türkiye için şunları söyledi: “Dış sermaye girişlerine bağımlı yüksek cari açığa yol açan model sanayi sektörüne zarar veriyor. Ama 2023 seçimlerinden sonra rezervlerin dibe vurması sonucu devreye sokulan yüksek faiz-düşük kur programı da sanayi üretimine zarar veriyor. Büyük firmalar döviz borçlanarak sıkıntıyı hafifletiyor ama özellikle TL kredi kullanan KOBİ’ler olumsuz etkileniyor. Özellikle emek yoğun üretim yapan, son yıllarda daha da ucuz emeğe dayanan ülkelere pazar payı kaptıran tekstil, hazır giyim, mobilya gibi sektörler krizde. Kura yol vermek tüm ekonomi programının çökmesine yol açacağı için şimdilik tercihli kredi, kur primi gibi geçici önlemlerle kriz hafifletilmeye çalışılıyor. Ama son bir yılda 121 bin istihdam kaybına uğrayan sanayinin sorunlarını aşmak kolay görünmüyor.”
Doç. Dr. Caner Özdurak Türkiye gibi orta gelir kısıtlarını henüz aşamamış ekonomilerin; düşük ve orta-düşük teknolojili, fiyata duyarlı imalat sanayisinde pazar ve istihdam kaybetmesinin üretkenlik kapasitesini doğrudan tehdit ettiğini belirtti.
“Mevcut sıkışıklığın reçetesi ise ‘rekabetçi kur’ söylemine geri dönmek değil” diyen Özdurak, değersiz TL'ye dayalı büyüme modelinin enflasyonu beslediği gibi sanayinin yüksek katma değere geçiş motivasyonunu zayıflattığını vurguladı.
Sanayicilerin maliyet şikâyetlerinin ardında Marmara Havzası'ndaki aşırı mekânsal yığılmanın getirdiği yüksek arsa, kira, işgücü ve afet risklerinin de yattığını söyleyen Özdurak şöyle devam etti:
Çözüm; İstanbul'u finans, küresel yönetim, yüksek teknoloji Ar-Ge ve yaratıcı endüstrilerin merkezi olarak konumlandırırken; orta-ağır imalat sanayisini demiryolu iltisak hatlarıyla limanlara bağlanan organize Anadolu havzalarına taşımak. Bu mekânsal yayılma, sanayinin girdi maliyetlerini düşürecek en rasyonel savunma kalkanıdır. Kamu maliyesinin harcama disipliniyle dezenflasyon patikasını fiilen desteklemesi şart. Kamu kaynakları tabana yaygın, verimsizliği sübvanse eden ucuz kredi mekanizmaları yerine doğrudan yüksek teknolojiye, yeşil dönüşüme ve Anadolu sanayi havzalarının demiryolu/lojistik altyapısına tahsis edilmeli.
Ekonomist Emre Şirin, turizmden sanayiye tüm alanlarda geri gidişi cari açık, borçluluk ve faiz harcamalarının da artmaya devam etmesini, “ekonomik çöküşün fotoğrafı” olarak adlandırdı. “Ekonomi programı diye ifade ettikleri ama kamu harcamalarını finanse etme çabasından öteye gitmeyen strateji çöktü” diyen Şirin, iş dünyasını da şöyle eleştirdi:
“Bedel ödüyorlar çünkü bu duruma gelene kadar, gelir adaletsizliği artarken yanlış politikaları alkışladılar. Çürüyen sistemin kendilerini de çürüteceğini hesap etmediler. Siyaset ve hukuk alanında belirsizlik ortamı, yüksek kamu harcamaları gibi hususlarda düzelme olmadıkça sadece günü kurtarabilirler. Dolar ve faizi bu noktaya getiren, sıcak para için ekonominin tüm alanlarının sağlığını bozan gerçekleri konuşmadan hiçbir şey düzelmez.”
AI outlook — possibilities, not facts
Yeni OVP'nin açıklanmasıyla birlikte sanayi politikalarında yeni teşvikler duyurulabilir.
Likely · Within weeks

Apple CEO'su Tim Cook, 31 Ağustos 2026 itibarıyla görevini donanım mühendisliği kıdemli yöneticisi John Ternus'a devrediyor. Cook, İcra Kurulu Başkanı olarak stratejik ve diplomatik süreçlerde aktif kalmaya devam edecek.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, Temmuz 2026 işsizlik oranının yüzde 8,1 ile tek haneli seviyede kaldığını açıkladı. İstihdam sayısının 32,3 milyona ulaştığı verilerde, genç işsizlik oranının yüzde 14,5 olduğu belirtildi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü açıkladı. Hizmetler, sanayi ve tarım sektörlerinin büyümeye katkı sağladığını belirten Bolat, cari işlemler açığındaki gerilemeye ve ihracat hedeflerine dikkat çekti.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye ekonomisinin 2026 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü belirterek, küresel risklere rağmen ekonominin dayanıklılığını koruduğunu ve yıl sonu ihracat hedeflerine odaklandıklarını ifade etti.
Gırgır ve trol yöntemiyle avcılık yapan balıkçılar, av yasağının sona ermesiyle gece yarısı denize açılmaya hazırlanıyor. Balıkçılar ve vatandaşlar, yeni sezonda palamut ve hamsi bolluğu ile fiyatlarda düşüş bekliyor.
Huawei, 2024'ün ilk yarısında gelirini %9,6 artırarak 467,82 milyar yuana çıkarsa da, artan Ar-Ge harcamaları ve girdi maliyetleri nedeniyle net kârı %36 düşüşle 23,81 milyar yuana geriledi.