
Türkiye'nin milli deniz parkı ilan etmesi Yunan basınında ve Dışişleri Bakanlığı'nda tepki ve değerlendirmelere yol açtı.
AI-generated summary
Türkiye, Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'de iki bölgede milli deniz parkı ilan etti ve bu karar Resmi Gazete'de yayımlandı.
Türkiye'nin Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'de iki bölgede "milli deniz parkı" ilan etmesi, Yunanistan'da geniş yankı uyandırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla alınan kararlar Resmi Gazete'de yayımlanırken, Yunan basını Ankara'nın hamlesini Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını mercek altına aldı.
YUNAN BASINI: "ANKARA ÜÇ HEDEF GÜDÜYOR"
Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Liberal, "Türk parkları: Ankara, Ege ve Doğu Akdeniz'de ne arıyor?" başlıklı haberinde Türkiye'nin hamlesinin üç temel hedef taşıdığını öne sürdü.
Haberde, "Türkiye'nin Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'de resmi deniz parkları ilan etme kararının üç hedefi var. İlki, Ankara'nın kalıcı hak iddialarını haritalar ve siyasi açıklamalar düzeyinden, devlet ve idari uygulamalar düzeyine taşıma yönündeki daha geniş bir çabanın parçasıdır. İkinci hedef ise idari bir varlık oluşturmaktır. Bir deniz parkı, düzenlemeler, çevresel izleme, bilimsel faaliyetler, balıkçılık kısıtlamaları ve diğer idari denetim biçimleri için potansiyel bir alan yaratır. Türkiye bunun için herhangi bir onaya ihtiyaç duymaz. Üçüncü hedef, müzakereler için yeni bir başlangıç noktası oluşturmaktır" ifadelerine yer verildi.
Gazetede ayrıca, Ankara'nın uzun süredir haritalar, siyasi açıklamalar, askeri faaliyetler ve araştırma çalışmalarıyla ortaya koyduğu "Mavi Vatan" yaklaşımını idari düzenlemelerle desteklemeye çalıştığı iddia edildi.
"MAVİ VATAN" İDDİASINDA YENİ AŞAMA
Yunan basınında yer alan değerlendirmelere göre Türkiye'nin deniz parkları hamlesi, "Mavi Vatan" yaklaşımının farklı bir boyuta taşınması olarak görülüyor.
Haberde, Türkiye'nin daha önce deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini ağırlıklı olarak haritalar, siyasi açıklamalar ve sahadaki askeri ve araştırma faaliyetleri üzerinden ortaya koyduğu, deniz parklarıyla birlikte bu yaklaşımın idari ve hukuki düzenlemelerle desteklenmesinin hedeflendiği öne sürüldü.
Yunanistan'da yapılan değerlendirmelerde, bir iddianın haritalara, mekânsal planlara, koruma alanlarına, mevzuata ve idari kararlara dahil edilmesinin kurumsal bir süreklilik oluşturabileceği savunuldu.
Ancak bu tür düzenlemelerin uluslararası hukuk açısından deniz yetki alanlarının statüsünü kendiliğinden değiştirmediği de vurgulandı.
YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin deniz parklarını ilan etmesine tepki gösterdi. Atina, Ankara'nın kendi yetki alanının dışına taşan bölgelerde tek taraflı olarak "milli deniz parkı" ilan etmesinin hukuki sonuç doğurmayacağını savundu.
Yunan tarafı, deniz hukukuna göre hiçbir devletin kendi ulusal yetki alanının ötesinde tek taraflı olarak deniz koruma alanı oluşturamayacağını belirtti. Atina ayrıca, söz konusu bölgelerin Yunanistan'ın kıta sahanlığına uzandığını ileri sürdü.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin kararlarının deniz bölgelerinin hukuki statüsünü değiştiremeyeceğini ve Yunanistan'ın egemenlik haklarını etkileyemeyeceğini ifade etti.
Atina, Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz rejimine ilişkin tek taraflı adımların iki ülke arasındaki ilişkileri de olumsuz etkilediğini savundu.
TÜRKİYE'NİN HAMLESİNE "SÜRPRİZ" YORUMU
Atina merkezli Banking News ise "Türkiye'nin hamlesi sürpriz oldu: Yunanistan zor durumda kaldı" başlıklı haberinde, Ankara'nın kararının Yunanistan açısından beklenmedik olduğunu yazdı.
Haberde, "Ankara'dan gelen deniz parkı hamlesi, Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir gerilemeye yol açtı. Atina'ya tamamen sürpriz olan bu karar denizleri daha da karmaşıklaştıracak" ifadeleri kullanıldı.
Yunanistan'daki bazı yorumlarda ise Türkiye'nin hamlesinin yalnızca çevre politikası kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu. Kararın Ege ve Doğu Akdeniz'deki daha geniş deniz yetki alanları tartışmasının bir parçası olduğu ileri sürüldü.
"MÜZAKERELER İÇİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ NOKTASI"
Yunan basınındaki analizlerde Türkiye'nin hamlesinin olası müzakereler açısından da önem taşıdığı belirtildi.
Ankara ve Atina arasındaki temel anlaşmazlıkların başında kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması geliyor. Taraflar, Yunan adalarının deniz yetki alanlarına etkisi ve sınırlandırmanın hangi ilkeler üzerinden yapılması gerektiği konusunda farklı görüşler taşıyor.
Yunan basınında, Türkiye'nin deniz parklarını da kapsayan idari düzenlemelerle gelecekteki görüşmelere kendi tezlerini daha fazla resmi uygulamayla destekleyerek girmeyi hedeflediği iddia edildi.
"ANKARA İLE İŞ BİRLİĞİNE GİDİLMELİ"
Yunanistan merkezli Militaire ise "Türkiye'nin hamlesi karşısında Yunanistan ne yapabilir?" başlıklı haberinde Atina'nın yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini savundu.
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Deyr el-Belah kentine düzenlediği İHA saldırısında 1 kişi yaşamını yitirdi. Gazze Sağlık Bakanlığı, 10 Ekim 2025'ten bu yana süren saldırılarda toplam can kaybının 73 bin 419'a ulaştığını açıkladı.
23 Ağustos 1791'de başlayan Haiti Devrimi, köleliğin kaldırılması mücadelesinde bir dönüm noktasıdır. UNESCO tarafından anma günü ilan edilen bu tarih, günümüzde 50 milyona ulaşan modern kölelik sorununa ve insan ticaretiyle mücadeleye dikkat çekmektedir.

Tunus'un Carcis kıyılarında 15 düzensiz göçmeni taşıyan tekne battı. Bir kişinin kurtarıldığı olayda 14 kişi kayboldu. IOM verilerine göre Orta Akdeniz, 2024 yılında göçmen ölümlerinin iki kattan fazla arttığı dünyanın en ölümcül göç rotası olmaya devam ediyor.

Giresun'un Deregözü Köyü yakınlarında bir hava aracının düştüğü ihbarı üzerine ekipler bölgeye sevk edildi. Piraziz Belediye Başkanı Mahmut Esat Ayyıldız ve Giresun Valiliği, şu ana kadar herhangi bir enkaz veya bulguya rastlanmadığını belirtti.
İsrail güçleri Batı Şeria'nın Nablus ve El Halil kentlerinde baskınlar düzenleyerek iki Filistinliyi gözaltına aldı. Kuzey Ağvar'da Filistinli çobanların meralara erişimi engellenirken, bölgedeki saldırıların Filistinlileri göçe zorlama amacı taşıdığı belirtiliyor.
Husilere bağlı El-Mesire kanalı, Sana, Sada, Hacce, Mahvit, Zamar ve Amran kentlerinde 12 Husi mensubu için cenaze töreni düzenlendiğini duyurdu. Ölenler arasında 4 subay bulunuyor ancak çatışmaların yeri ve zamanına dair detay verilmedi.