Türkiye'nin Savunma Sanayii Hamleleri ve Küresel Dinamikler
Quick Look
- Küresel savunma harcamaları artarken, Türkiye 'oyun değiştirici' hamleler yapabilen ülkelerden biri haline geldi.
- NATO zirvesinde savunma stratejileri ele alındı ve üye ülkeler GSYH'lerinin en az %3.5'ini savunmaya ayırma taahhüdünü yineledi.
AI-generated summary
Why It Matters
Soğuk Savaş sonrası savunma harcamalarında yaşanan gerileme, artan jeopolitik riskler ve Ukrayna Savaşı ile birlikte yerini tekrar bir artış eğilimine bırakmıştır. NATO ülkeleri, 2035'e kadar GSYH'lerinin en az %3.5'ini savunmaya ayırma taahhüdünde bulunmuştur.
Türkiye, savunma sanayiinde değişen küresel dinamiklere karşı en hızlı ve etkin biçimde uyum sağlayan ülkelerin başında geliyor. Hatta artık ‘oyun değiştirici’ hamleler yapabilen sınırlı ülkelerden biri...
Tam barışa yaklaşıldı derken, ABD ve İran yeni saldırılarla kendilerini hatırlattılar. Üstelik bu hafta Ankara'da tarihi bir zirve vardı. NATO üyelerinin liderleri, yeni dönemde askeri iş birliklerini ve savunma stratejilerini ele almak için Beştepe'de bir araya geldiler. Haliyle bu hafta ekonominin gündemi savunma harcamaları ve savunma sanayisi üzerinde yoğunlaştı.
Soğuk Savaş'ın ikinci yarısından 2010'ların sonuna kadar geçen dönemde küresel ölçekte savunma harcamalarının ağırlığında ciddi bir gerileme yaşanmıştı. 1960'larda küresel GSYH'nin yüzde 6'sına denk gelen toplam savunma harcamaları, kademeli olarak azalarak 2018'de yüzde 2.1'e kadar gerilemişti. Çatışma fay hatlarının yeniden ısınması ve artan jeopolitik riskler neticesinde son yıllarda dünya genelinde savunma harcamalarının arttığına şahit oluyoruz. Henüz yüzde 3 seviyesi görülmüş değil, ancak gidişat bu yöne doğru ilerliyor. Özellikle NATO'nun yenilenen hedefleri, savunma harcaması seviyelerini daha da yukarı taşıyacaktır.
NATO ülkeleri, geçtiğimiz yıl Lahey'de aldıkları kararla, 2035'e kadar yıllık olarak GSYH'lerinin en az yüzde 3.5'ini temel savunma harcamalarına ayırmayı taahhüt etmişlerdi. Ayrıca kritik altyapıyı korumak, sivil hazırlığı sağlamak, inovasyonu teşvik etmek ve savunma sanayisini güçlendirmek gibi güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalara GSYH'nin yüzde 1.5'ine kadar pay ayrılacağı duyurulmuştu. Ankara'daki zirvede bu taahhütlere bağlılığın altı kalın bir biçimde çizildi.
ULUSAL GÜVENLİK HAYATIN BİR GERÇEĞİ
Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya'yı kendileri açısından daha ciddi bir tehdit olarak gören Litvanya, Estonya, Letonya ve Polonya, NATO üyeleri arasında savunma harcamalarını en agresif biçimde artıran ülkeler olarak dikkat çekiyor. Dünyanın uzun yıllardır huzur ve barış diyarları olarak gördüğü İskandinav ülkelerinde dahi ciddi artışlar yaşanıyor. Türkiye'ye baktığımızda temel savunma harcamalarının GSYH'ye oranının son 10 yılda yüzde 1.38'den yüzde 2.85'e yükseldiğini görüyoruz.
Önümüzdeki yıllarda bu rakamlar artmaya devam edecek. Barışın teminat altında olduğu farazi bir dünyada, savunmaya para harcamak yerine kamu kaynaklarını eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal harcamalara yönlendirmek çok daha etkin olurdu. Böylece kalkınma daha kolay gerçekleşebilirdi. Ama maalesef gerçek hayat böyle bir yer değil. Çatışmalar, terör eylemleri ve savaşlar, hayatın acı ama gerçek yüzü olmaya devam ediyor. Her ne kadar insanoğlu "modernleştiğini" ve "medenileştiğini" iddia etse de...
Open Questions
- Savunma harcamalarındaki artışın ekonomik etkileri neler olacaktır?
- Yeni savunma stratejileri hangi ülkelere karşı geliştiriliyor?






