ÖNDER Broşürü ve İmam Hatip Okullarının Eğitim Sistemi Eleştirisi
نظرة سريعة
- Yazar, ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği'nin broşürünü ele alarak, imam hatip okullarının eğitim sistemini sert bir dille eleştiriyor.
- Bu sistemin gençleri bilimsel düşünceden uzaklaştırıp "kumanda aletiyle güdülebilir insan sürüsü" haline getirmeyi amaçladığını iddia ediyor.
ملخص مُنشأ بالذكاء الاصطناعي
لماذا يهم
ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği'nin hazırladığı bir broşür, imam hatip okullarının eğitim sistemini ve hedeflerini detaylandırıyor. Yazar, bu sistemi "ilkel ve bayağı bir köle yetiştirme sistemi" olarak nitelendirerek eleştiriyor ve AKP hükümetinin pedagoji bilimine aykırı bir eğitim politikası izlediğini iddia ediyor.
Beni ürküten mafya programını ÖNDER İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği’nin hazırladığı broşürde okuyoruz (6 Ağustos 2012 tarihli Cumhuriyet gazetesinden aktarıyorum):
“İmam hatip liselerinin önündeki engeller kalkmıştır. İHL’den mezun olunca hem dininizi üst düzeyde öğrenecek hem de tıp, hukuk, siyasal, mühendislik gibi her çeşit üniversiteye girebileceksiniz. Hem halkın önüne geçip imam hatip olabilecek hem de öğretmen, doktor, avukat, hâkim, kaymakam, müfettiş, mimar olabileceksiniz.”
Yeryüzünde bunun benzeri bir öğretim sistemi yoktur, ilkel ve bayağı bir köle yetiştirme sistemi. İlkin ilk ve ortaöğretimde beyinleri yıkayıp ütüleyecekler; bilim karşıtı dogmalarla tıka basa dolduracaklar ve düşünen insan yerine uzaktan yönetilen kalas robotlar yetiştirecekler ve ülke yüzeyini bu türden piranalarla işgal edecekler.
Bu düşmanca bir programdır. Başbakanın “İmam hatipler milletin gözbebeği olacaktır” yobaz talimatına gönderme yapılan broşürde “Yeni dönemde Türkiye’nin gözbebeği olacak olan imam hatip liselerine kayıtta geç kalmayın” uyarısı yapılıyor.
Sonra sıra velilere geliyor: “Çocuklarımız imam hatip ortaokullarını bitirdiğinde; hem yüce kitabımız Kuranıkerim’i öğrenecek hem de Anadolu veya öğretmen lisesine gidebilecek, hem Hz. peygamberin hayatını öğrenebilecek hem de fen lisesi veya imam hatip lisesine gidebilecek.”
Çocuklar kesinlikle gerçek Kuranıkerim’i öğrenemeyecekler, çünkü Yaşar Nuri Öztürk’ün de iddia ettiği gibi öğretmenleri de Kuranıkerim Arapçasını bilmezler. Çocuklar laik okullarda öğrendikleri İngilizce ve Fransızca kadar Arapça öğrenemeyecekleri için Kuran’ı anlamalarına olanak yoktur. Ancak onu ezberleyecekler ve saptırılmış Türkçe mealini okuyacaklar. Ama buna karşın tamamı softa ve yobaz olacak. Sait Nursi ve Fethullah Gülen türü meczupların kölesi olacaklar; kafa ve ruh sağlıklarını yitirecekler. Dahası, ana babalarından nefret edecekler, kadını ve erkeği anlama yeteneğinden yoksun olacakları için de sağlıklı bir yuva kuramayacaklar. Şaşı bakacaklar.
İmam hatip okullarının “Sosyal, beşeri ve fen bilimleri ile birlikte İslami ilimleri aynı müfredat altında göstermesi bakımından Türkiye’ye özgü bir tecrübe” olarak tanıtıldığı bilgi notunda ise “Gençlerimize bu okullarda değerler eğitimi verildiği için kötü alışkanlıklar yok denecek kadar azdır” görüşü dikkat çekiyor.
Bu cümle, laik okulların bile isteye AKP hükümeti tarafından sabote edildiğinin itirafıdır.
Broşürün sözünü ettiği “Türkiye’ye özgü tecrübe” Sait Nursi’nin Van’da kurmayı hayal ettiği “Medresetü’z-Zehra” ucubesini örnek almaktadır.
Sonuç olarak: AKP hükümeti pedagoji bilimine aykırı, altı kaval üstü şeşhane bir öğretim sistemi içinde Türk gençliğini özgür ve bilimsel düşünceden uzak, kumanda aletiyle güdülebilir insan sürüsü haline getirmek istemektedir. ÖNDER’in broşüründe de itiraf edildiği gibi, uygar dünyada böylesine kaçık ve budala bir okul ve öğretim sistemi bulunmamaktadır.
Düşünsenize, gerçek beden eğitimi, müzik, resim derslerinden yoksun bırakılan çocuklarımız “din dersi” adı altında haftada sekiz saat irtica, hurafe ve üfürükçülük dersi alacaklar. Ağustos ayında yapılacak atamalar sonunda 8 bin başlık din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı kapatılmaz ise müftülük, imamlık ve Kuran kursu öğreticiliği yapan (ama pedagoji sertifikası bulunmayan) ilahiyat fakültesi mezunları ders verecek. Ve bu yetkisiz ve yeteneksiz kimselerin mezun ettiği zavallı çocuklar dünya ile yarışacaklar (!).
Böyle bir uygulama karşısında bütün aklı başında Türkiye’nin ayağa kalkması, isyan etmesi, uygulamayı yargıya götürmesi gerekmektedir. Ama tıpkı Osmanlı gibi Türkiye de uyuyor. Bütün dikkatini 2. ve 3. sayfalara vermiş olan basın çürümeye devam etmektedir.
Tektanrılı dinler tarihini okuyacak olursanız; Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam, yoksulu ve mazlumu savunmak için ortaya çıkmıştır. Başlangıçta, sırasıyla Musevilik, Hıristiyanlık ve İslama karşı olan eski düzenin siyasal erki (aristokrasi), ekonomik gücü (aristokrasi ve burjuvazi) ve ruhban sınıfı yeni dinleri kabul ederek, konumlarını koruyarak yeni statükoyu yapılandırmışlardır. Mazlum gene mazlum, yoksul gene yoksul olarak kalmıştır. Oysa Museviliği, Hıristiyanlığı, İslamı ilk kabul edenler yoksullar ve mazlumlardır.
İslamda ilk dört halife döneminden sonra gelen iktidarlar (günümüze kadar) Arap aristokrasisinin müstebit yönetimi olmuştur. Bizim ülkede de Diyanet İşleri Başkanlığı, cami ve ruhban sınıfı her zaman halka karşı, masa ve kasadan yana olmuştur.
Masa ve kasa, iktidarın simgesi, silahları ve bizzat kendisidir.
أسئلة مفتوحة
- Bu eğitim sisteminin Türk gençliği üzerindeki uzun vadeli etkileri ne olacak?
- Yargı bu uygulamalara karşı harekete geçecek mi?
- Basın, bu konuya yeterli ilgiyi gösterecek mi?






