Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sermaye piyasalarındaki sorunlu fonlarla ilgili yürütülen tasfiye süreci ve alınan tedbirler hakkında TBMM'de bilgilendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sermaye piyasalarında sistemik bir risk olmadığını belirterek, sorunlu 131 fonun tasfiye sürecinin başladığını, Hazine kaynağı kullanılmadan yatırımcı haklarının korunacağını ve sorumluların yargı önünde hesap vereceğini açıkladı.
AI-generated summary
Sermaye piyasalarında bazı fonlarda usulsüzlükler tespit edilmiş ve 131 fonun tasfiyesine karar verilmiştir.
İşte Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasından öne çıkanlar;
Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir.
Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır.
Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizlik hayata geçireceğiz.
Bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır.
Yanlışların üzerine kararlılıkla giderken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarımızı desteklemeye devam edeceğiz.
Sermaye piyasalarımızın geneline ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak, iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inanıyorum.
Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan büyük veya olduğundan küçük bir anlam atfetmeyelim.
Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde, yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz.
Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tasfiye ederken, vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum.
Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır.
Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı güçlü bir şeklide sürdüreceğiz.
Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz. Yaşanan sorunları giderirken, sermaye piyasalarımızın daha sağlıklı ve güçlü bir yapıda yoluna devam etmesini temin edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, Sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden başlattık.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun, hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır.
Sermaye piyasamızda yaşanan sorunun her bir detayı, ilk andan itibaren yetkili adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır.
Temel yaklaşımımız Sayın Cumhurbaşkanımızın, 'sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesidir. Bu çerçevede, her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, Az önce vurguladığım üzere yaşanan sorun, sermaye piyasalarımızın geneline yayılmış yapısal bir nitelik taşımamaktadır.
5 Ekim 2026 itibarıyla, tasfiyedeki fonların toplam portföy değeri, hane halkının finansal varlıklarının yüzde 2,4'üne karşılık gelmektedir.
Tasfiye halindeki 131 fon, toplam fon sayısının %4,6'sını, toplam portföy değerinin ise %7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır.
Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür, sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir.
Bununla beraber, sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmış olması meselenin önemini azaltmamaktadır.
Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasa güvenini zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri içinde kararlılıkla gidilmektedir.
Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımları atarken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirleri hayata geçiriyoruz.
Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus; bu süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağıdır.
Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere, fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisi söz konusu değildir.
Serbest fonlara giren herkes Profesyonel Müşteri ve Nitelikli Yatırımcı Talep Formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girebilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır.
Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır.
Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi uhdelerinde bulunan kaynakları kullanılacaktır. Ayrıca, fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan ve başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu yoğun bir mesai harcamaktadır. Yol haritamız ve temel ilkelerimiz belirlenmiş, eşgüdüm içinde ilgili her bir kurumumuz kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başlamıştır.
Şu hususun da altını özenle çizmek isterim. Bahse konu kurumların büyük bir kısmı bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerdir. Kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullanmaktadırlar ve kendi kararlarını almaktadırlar. Her biri aldığı kararı usülünce kamuoyu ile paylaşmaktadır.
Fon Koordinasyon Kurulu genel eşgüdümü sağlamakta, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırmakta ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit etmektedir. Ayrıca Kurulumuz Kununi düzenleme gerektiren hususlarda, kurumların teknik desteğini sağlayarak, Meclis grubumuz ile ortak çalışmalar yapmaktadır.
Özetle yürütmekte olduğumuz tasfiye sürecinde Fon Koordinasyon Kurulu olarak ana çerçevemiz şudur;
- Süreç şeffaf, adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde yönetilecektir,
- Hazine'den kaynak kullanılmadan, her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir
- Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana para ödemesi planlanmaktadır.
- Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir.
2008'de ABD'de yaşanan Madoff Şirketi Krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya Krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime Krizi denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini göstermektedir. Önemli olan bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit ve tasfiye etmektir.
Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemeler sonucunda netleşecektir.
Güçlü bir ekiple şu anda sahada olan DDK tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların, benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına alınması gereken ilave tedbirlere de ışık tutacağına inanıyoruz.
Bununla birlikte, sürecin öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını vurgulamak isterim. Çünkü kamuoyunda da siyasette de çok paylaşılıyor, eleştiriler yapılıyor. Bu nedenle atılan adımları belirtmek istiyorum:
21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesinde alınan karar sonrası para piyasası fonlarının portföyünün en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasını zorunlu hâle getirildi. Bu sayede bugün nakde kolay çevrilecek asgari bir kaynak bulunabilmektedir.
2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi, hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda harekete geçmiştir.
18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiği 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltilmiştir.
17 Haziran 2026'da SPK, serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAS uygulama esaslarını onaylamıştır.
20 Temmuz 2026'da TEFAS'ın fon alım satım altyapısı yenilenmiştir.
30 Temmuz 2026'da BDDK, 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere, tasarruf finansman şirketlerine, topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği hususunda düzenleme yapmıştır.
31 Temmuz 2026'da fonların portföylerindeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine, en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlenmesine karar verilmiştir.
28 Ağustos 2026'da SPK Yatırım Fonlarına İlişkin Rehberini yayımladı. Rehber 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdi. Rehber ile ilgili fonların işlemleri ile ilgili önemli kurallar getirildi.
Rehberin yürürlüğe girmesi ile sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunlar görünür hale geldi.
Bu adımlar atılmamış olsa, sorunlu fonların takdir edersiniz ki büyümeye devam ederek, gelecekte çok daha büyük ölçekli bir etki oluşturabileceği söylenebilir.
Tüm bunlarla birlikte, kurumsal ve kişisel sorumluluklar DDK süreci sonucunda netleşecek ve bunun gereği yapılacaktır
Değerli Milletvekilleri,
Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sermaye Piyasası Kurulumuz ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumumuz başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız hızlı şekilde aksiyon almışlardır.
16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine iki yıl borsada işlem yasağı getirilmiş, bazılarının ise tüm lisansları iptal edilmiştir.
17 Eylül 2026'da Finansal İstikrar Komitesi toplanmıştır. Sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alınmıştır.
Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından Piyasaya ilave likidite sağlanmıştır.
SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmiştir. Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonlar da TEFAS'ta işleme kapatılmıştır. Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır.
BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım'ın ve 2 faktoring şirketi Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring'in TMSF'ye devri kararlaştırılmıştır.
Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma süreci başlatılmıştır.
Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken adli süreçler de hızlı ve etkin bir şekilde devreye girmiştir.
Halihazırda adli süreçlerin de devam ettiğini göz önüne alarak, Anayasa ve İçtüzükteki yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar çerçevesinde, Adalet Bakanlığımızın ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında bilgi vermek istiyorum.
Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapılmıştır. Bunlardan 85'i tutuklu iken 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunmaktadır. 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmıştır.
15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir.
67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına, 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur. Fon çıkış tarihleri ve işlem oranları esas alınarak yatırımcı listesindeki 42 gerçek kişinin malvarlığı ayrıca dondurulmuştur.
Diğer yandan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili olarak; hak sahipliğine ilişkin talep edilen tüm veriler Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından; Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Yoğun olarak anlık ve günlük çeşitli rapor talepleri ivedilikle karşılanmaktadır.
Ayrıca, SPK'nın almış olduğu karar uyarınca, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili 6 aracı kurumun ve 7 portföy yönetim şirketinin hesaplarından kıymet ve nakit çıkış işlemleri, SPK gözetiminde Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul ve Takasbank'ın ortak kararıyla kontrollü olarak yürütülmektedir.
Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda, sürecin gereği olarak, bütün kurumlarımız arasında eş güdüm içinde ve süratle yürütülmesini sağlayacak koordinasyon mekanizmasını vakit kaybetmeden oluşturduk.
29 Eylül 2026 tarihinde ilgili fon yatırımcılarının meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek, tasfiye sürecinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli genel koordinasyonu sağlamak üzere, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından başkanlığını yaptığım “Fon Koordinasyon Kurulu” oluşturulmuştur.
İlk toplantıda Sermaye Piyasası Kurulumuz, tasfiye kapsamındaki fonların, mal varlığı ve likidite durumuna göre, yatırımcılara ödemelerin gerçekleştirilmesine yönelik yol haritasını sunmuştur.
Mevcut sorunun çözümünün yanı sıra, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönündeki kararlılık ortaya konulmuştur.
2 Ekim 2026 tarihinde yaptığımız İkinci Fon Kurulu Toplantısında ise Sermaye Piyasası Kurulumuzun 30 Eylül tarihli kararları çerçevesinde, net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin çalışmalar, ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir.
Ayrıca çalışmaları bir süredir devam eden Kanun Teklifi taslağına nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.
Geçtiğimiz Pazartesi günü ilgili tüm kurumların katkısı ile hazırlıkları yapılan Kanun Teklifi taslağı, Fon Koordinasyon Kurulu 3. Toplatısında kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Hazırlanan taslağa teknik düzeyde son hali verilerek Grubumuz aracılığı ile Meclisimizin takdirine sunulacaktır.
Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde, vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır.
Yatırımcıların en önemli beklentisi olan tasfiye sürecindeki Yol haritamızı kısaca özetleyecek olursam;
SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat ve İş Bankası belirlenmiştir. Bugüne kadar İş Bankası ile çalışan TERA kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından, geriye kalan 125
AI outlook — possibilities, not facts
Sorunlu fonların tasfiyesi için yasal düzenleme Meclis'e sunulacak.
Very likely · Within weeks

Principal payments of up to 1 million TL for 131 funds in the liquidation process in Türkiye begin in October. In the process that concerns more than 455 thousand investors, it is planned to make payments with fund assets and refunds without using public resources.
Turkish Airlines introduced its 72-person volunteer search and rescue team, a first in the aviation industry. At the ceremony held with the participation of Istanbul Governor Davut Gül and AFAD President Ali Hamza Pehlivan, coats of arms were delivered to the personnel who completed their training.
According to the survey conducted by AA Finans with 14 economists, the current account is expected to have a surplus of 3 billion 502.9 million dollars in August. The year-end current account deficit expectation is at 48 billion dollars.

In his statement regarding the fund investigation in the Turkish Grand National Assembly, Vice President Cevdet Yılmaz emphasized that Treasury resources will not be used in the liquidation process and that there is no systemic risk. Investors will be paid, with priority given to small investors.
Vice President Cevdet Yılmaz made a statement in the Turkish Grand National Assembly regarding the fund investigation and stated that the liquidation process has started and that small investors will be protected as a priority. It is aimed to complete the process within 5-6 months without using treasury resources.
Vice President Cevdet Yılmaz made a statement about the fund investigation in the Turkish Grand National Assembly. Yılmaz stated that small investors will be protected, the liquidation process will be carried out transparently and payments will begin for 17 funds belonging to A1 Capital, Bulls and Pardüs companies.