
CIA Başkanı John Rattcliffe'nin Moskova ziyareti ve küresel siyasi gerilimler üzerine bir değerlendirme
AI-generated summary
Yazar, günümüzdeki diplomatik hareketliliği İkinci Dünya Savaşı öncesindeki istihbarat alışverişleri ile kıyaslamaktadır.
Salı sabahı ABD ordusuna ait dev bir nakliye uçağı Moskova semalarında görülünce ortalık karıştı...
Derken...
Uçağın içinde CIA Başkanı John Rattcliffe'nin bulunduğu anlaşıldı ve heyecan daha da arttı...
Neler oluyordu?
CIA şefinin Moskova'da ne işi vardı?
Bu soruya tatmin edici bir cevap şu satırları yazdığım ana kadar çıkmadı.
Verilecek resmi cevaplar da kafalardaki soruları gidermeyecek zaten...
Söylenene göre "istihbarat alışverişi" yapılıyormuş...
Öyle olsun!
Üstelik aynı saatlerde Vatikan temsilcileri de Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'la görüşüyordu...
Bu hiçbir şey...
Daha geçenlerde yazdım, hatırlayın...
Çarpıcı, sarsıcı bir sonbahar bekliyor bizi...
Aklıma İkinci Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde olup bitenler geldi...
Hitler'in çılgın savaşı Sovyetler Birliği'yleydi değil mi?
Bazı tarihçiler gibi şöyle de söyleyebiliriz:
Batı Nazi Almanya'sını Sovyetler'in üzerine sürüp uzun bir savaşın ardından tükenmesine yol açmıştı.
Peki savaşın hemen öncesinde istihbarat örgütleri ne yapıyordu?
Biliyor musunuz?
Mesela Alman istihbaratı, Hitler'den önce Sovyet istihbaratıyla can ciğer kuzu sarması olmuş ve Hitler döneminde de bunu sürdürmüştü...
Görünürdeki sert düşmanlık hem askeri teknoloji hem de istihbarat alışverişini engellememişti. Tabii bunlar ne okul kitaplarında yazar ne de Hollywood filmlerinde bahsi geçer...
Şimdi desem ki...
Hitler Polonya'nın güneyini silip süpürdükten ve Sovyetler de kuzeyde toprak aldıktan sonra Gestapo ve NKVD bir araya gelerek "operasyonel bilgi" alışverişinde bulunmuştu...
İnanmayacaksınız ama gerçek...
Niçin yazıyorum bunları?
Bugün olup bitenlerin anlamını ( mesela Almanya ve Ukrayna'da olanları ) daha iyi tartalım diye...
Bu arada Trump da Kanada'ya savaş ilan etti.
Bir dakika!
Ticaret savaşından söz ediyorum ama bildiğimiz savaş kadar yıkıcı olabilecek kararlar dizisini içeriyor.
Liberal medya yine "Trump delirdi" çığlıkları atmaya başladı.
Oysa dünya delirmek üzere...
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'ndaki tüm mayınların ABD Donanması tarafından temizlendiğini açıkladı. İran'a yönelik yeni mayın döşeme girişimlerine karşı 'sıfır tolerans' uyarısında bulunan Trump, bu tür eylemlerin derhal imha ile karşılık bulacağını belirtti.

İBB merkezli davada sanık Ertan Yıldız, mahkemede İmamoğlu dönemindeki usulsüzlükleri, rüşvet iddialarını ve siyasetin finansmanı için kurulan gayriresmi sistemin detaylarını anlattı.
Terör örgütü YPG, sözde özerk yönetimini ve tüm askeri yapılarını feshettiğini açıkladı. Örgüt elebaşı Ferhat Abdi Şahin, Şam'da Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşerek güçlerin Suriye ordusuna entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Afyonkarahisar'da yaptığı konuşmada Türk tarihinin bir bütün olduğunu vurgulayarak, terörün Türkiye'ye maliyetine dikkat çekti ve 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda atılan adımları değerlendirdi.
İsrail Başbakanı Netanyahu'nun basına kapalı toplantılarda Likud Partisi'nin oy kaybettiğini ve seçimleri kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ettiği iddia edildi. Likud iddiaları yalanlarken, anketler muhalefetin önde olduğunu gösteriyor.

İran ve Umman, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemiler için geçici bir geçiş güzergâhı oluşturulması konusunda anlaştı. Trump'ın İran'a yönelik ılımlı mesajları İsrail Başbakanı Netanyahu tarafından eleştirilirken, Tahran yönetimi yaptırımlar kalkmadan tam açılımın mümkün olmadığını belirtti.