
Ömer Çelik, Netanyahu yönetimini 'soykırım şebekesi' olarak nitelendirerek bölgedeki saldırıların ortak bir fanatizm ajandasının parçası olduğunu belirtti.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Başbakanı Netanyahu'yu 'soykırım şebekesi' olarak tanımlayarak, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırıların bölge barışını tehdit ettiğini ve hukuk önünde hesap verilmesi gerektiğini vurguladı.
AI-generated summary
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail'in bölgedeki askeri operasyonlarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştirilerini değerlendirdi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Netanyahu’nun “soykırım şebekesi”nin tüm bölge için daha fazla kaos ve katliamdan başka bir şey ifade etmediğini belirtti. Ömer Çelik, bu katliam şebekesinin hukuk önünde hesap vereceği günlerin gelmesinin tüm insani değerler adına elzem olduğunu vurguladı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamaları şöyle:
"Netanyahu’nun “soykırım şebekesi” tüm bölge için daha fazla kaos ve katliamdan başka birşey ifade etmiyor.
Bu insanlık düşmanı şebeke İsrail’in iç siyasetinde sıkıştıkça Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Bunun sebebi, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu katliam şebekesine karşı “insanlık ittifakı”nın en kararlı duruşuna sahip olmasındandır. Sayın Cumhurbaşkanımızın tüm insanlık adına yükselttiği ses, bu soykırım şebekesini “insani değerler” adına mahkum etmektedir. Bu katliam şebekesinin hukuk önünde hesap vereceği günlerin gelmesi, tüm insani değerler adına elzemdir.
Netanyahu şebekesinin Gazze’deki soykırımı, Batı Şeria’yı Gazzeleştirme eylemleri, İran halkına saldırısı, Lübnan’ın belli bölümlerini işgal etmesi ve Suriye’ye yönelik tacizleri aynı fanatizm ajandasının parçalarıdır.
Netanyahu şebekesinin son olarak Suriye’yi tekrar hedef alması, bölge halklarının huzur ve barışının en büyük düşmanının İsrail politikaları olduğunu bir kere daha gösterdi. Şara hükümeti Suriye’nin iç bütünlüğünü sağlama adına ne zaman basiretli adımlar atsa, İsrail hemen Suriye halkının iç barışına saldırmaktadır.
Buna karşı tüm uluslararası toplum beraber tepki vermelidir. Netanyahu şebekesine karşı durmak, tüm insanlığın haysiyetini savunmaktır."
Kıbrıs gazetesinin köşe yazısında, 19 Ağustos'ta Ercan Tavsiyeli Hava Sahası'nda Türk A400M askeri uçağı ve İngiliz yolcu uçağının kontrollü hareketi, Rum ve Yunan basınının siyasi kriz yaratma çabaları olarak yorumlandı.
KKTC Başbakanı Üstel, Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkının uluslararası temaslarını, ekonomik hayatını ve egemenlik haklarını hedef alan baskılarını kınadı. Üstel, izolasyon politikalarının ve tehditlerin Kıbrıs Türk halkını haklarından vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısının Türkiye'ye haber verilmeden gerçekleştiğini belirtti. Barrack, İsrail'in bu hamlesini iç seçim dinamikleriyle ilişkilendirerek Ankara'nın itidalli tutumunu övdü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Hegseth ile yaşadığı gerginlik nedeniyle Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un yıl sonuna kadar görevinden ayrılması bekleniyor. Driscoll'un askeri üs içindeki konutunu değiştirdiği belirtiliyor.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıyı 'tehlikeli bir oyun' olarak niteledi. Ankara'nın bilgilendirilmediğini belirten Barrack, durumun askeri çatışma riski taşıdığına dikkat çekti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldıklarını belirterek, gerçek güvenliğin bölgesel ve bağımsız bir düzenle sağlanabileceğini vurguladı.