
Cemil Tugay, AKP'ye geçişi sonrası gelen eleştirileri 'linç kampanyası' olarak nitelendirerek, İzmir'in yaşam tarzına müdahale edilmeyeceğini savundu.
AI-generated summary
Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapmaktadır ve yakın zamanda AKP'ye geçişi kamuoyunda tartışmalara yol açmıştır.
AKP'ye 'transfer' edilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, seçimde kendisine oy veren seçmenlerin tepkisine ilginç açıklamalarla yanıt verdi.
Tugay, "İzmirliler bana niye oy verdi? Ne yapmam için oy verdiniz? Belediye başkanlığı yapmam için değil mi? Ben peki başka bir şey mi yapmaya çalışıyorum? Hayır. 'Daha iyi belediye başkanlığı nasıl yaparım, İzmir'in sorunlarını daha fazla nasıl çözeriz?' bunun peşindeyim" dedi.
"CUMHURBAŞKANIMIZDAN 'YASAK GETİRELİM' DİYE CÜMLE DUYMADIM"
AKP'ye yakın Yeni Asır'a verdiği röportajda Tugay, "Kamuoyunda ve özellikle sosyal yaşamda bir değişim kaygısı var. Örneğin Kordon'daki eğlence mekanların kapatılacağı ya da yaşam tarzına müdahale edileceği yönündeki endişelere ne diyorsunuz?" şeklindeki soru üzerine "Türkiye'nin her yerinde AK Partili belediyeler var ve o şehirlerde insanlar normal özgür yaşamlarını sürdürüyorlar. Türkiye zaten genel olarak AK Parti tarafından yönetiliyor; böyle yasaklar gelecek olsa merkez hükümetten gelir, belediye neyi durdursun? Burada insanları korkutmayı amaçlayan bir kutuplaştırma siyaseti var. İzmirlilerin tamamının bu gerçekle yüzleşmesini diliyorum" dedi.
İzmirlilerin korkacağı bir şey olmadığını öne süren Tugay, "Önümüzde bunu insanların görmesi için iki buçuk sene olacak. Bu süreçte ne bakanlarımızdan, ne Cumhurbaşkanımızdan, ne de yerel AK Parti siyasetçilerinden 'İzmir'in falanca konuda özgürlüğünü kısıtlayalım, şöyle bir yasak getirelim, engel olalım' diye tek bir cümle duymadım. Böyle bir şey mümkün değil. İzmir, İzmir olarak yaşamaya devam edecek. İnsanlar eskisi gibi yaşantılarını sürdürecekler. Farklı olan tek bir şey olacak: Artık çok daha hızlı ve yoğun bir belediye hizmeti görecekler, şehre yatırımlar gelecek, pek çok iş yapılacak" ifadelerini kullandı.
TEPKİLERİ BÖYLE YANITLADI: İNSAN UTANIR
Kendisine yönelik tepkileri de "resmen bir linç kampanyası yürütülüyor" diye yorumlayan Tugay, "Bu kadar korkunç ve sistematik bir şekilde medyada, sosyal medyada sürekli karalanıyorum. Adeta 'vatan haini' ilan edildim; 'İzmir'i işgal ettiler' gibi laflar ediliyor. İnsan bu lafları ederken hakikaten utanır" ifadeleriyle yanıtlamaktan geri durmadı.
İZMİRLİLERE SESLENDİ: "BANA NİYE OY VERDİNİZ?"
AKP'li Tugay, kendisine tepki gösteren İzmirli yurttaşlara "İzmirliler bana niye oy verdi? Ne yapmam için oy verdiniz? Belediye başkanlığı yapmam için değil mi? Ben peki başka bir şey mi yapmaya çalışıyorum? Hayır. 'Daha iyi belediye başkanlığı nasıl yaparım, İzmir'in sorunlarını daha fazla nasıl çözeriz?' bunun peşindeyim. Şu andaki tek derdim bu. Ben İzmir'de büyümüş, İzmir'in ruhunu taşıyan bir insanım. Daha önceki değer yargılarım neydiyse aynen devam ediyor. Vatanına, milletine bağlı, halkını seven ve insanların sorunlarına duyarlı biriyim. Hiç kimseyi diğerinden ayırt etmeden bugüne kadar yaşadım ve çalıştım; bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğim" diye seslendi.
"AK PARTİ ZATEN İZMİR'İ YÖNETİYOR"
Tugay, yaşadığı sürecin siyasete daha farklı bakma olanağı sağladığını dile getirirken "Şunu fark ettim: Uzun zamandır Türkiye'de çok ciddi bir kutuplaşma siyaseti var ve insanlar adeta birbirine düşman ediliyor. Diyorlar ki: "AK Parti'ye İzmir'i teslim edemeyiz." Ben de onlara diyorum ki: AK Parti 24 yıldır hükümet. 24 yıldır İzmir'i valisiyle, kaymakamıyla, emniyetiyle, milli eğitimiyle, sağlığıyla ve yüzlerce kurumuyla zaten hükümet yönetiyor" ifadelerine yer verdi.

Re-Welfare Party Deputy Doğan Bekin criticized the Mecca Joint Defense Agreement signed between Türkiye, Saudi Arabia and Pakistan. Arguing that the agreement would create regional chaos and polarization, Bekin stated that the Turkish Grand National Assembly should reject this agreement.

Fund investigation, liquidation processes, counter-terrorism strategies and regional security issues are discussed in the Cabinet meeting under the chairmanship of President Erdoğan.

MHP leader Bahçeli's words 'Erdoğan in the executive, MHP in the legislature' brought to the agenda the search for a new role sharing in the People's Alliance and the strategy of keeping the voters who broke away from the AKP in the alliance.

CHP Aydın Deputy Süleyman Bülbül brought the statements of the President of Ankara No. 2 Bar Association, 'We made 70 of our members into judges and prosecutors', to the agenda of the Turkish Grand National Assembly and asked questions of merit and transparency to the Minister of Justice.

NEW Party MYK convened under the chairmanship of Chairman Özgür Özel. Party Spokesperson Zeynel Emre harshly criticized the lack of transparency in the fund investigation, trustee practices in Esenyurt and Ataşehir, and ship attacks in the Black Sea.

In his message to the World Food Forum, President Erdoğan stated that preventing food waste is a matter of national security. Referring to the Protect Your Food and Zero Waste projects, Erdoğan announced the candidacy of Mehdi Eker for the directorship of the UN Food and Agriculture Organization.