Breaking
BackAmiral Türker Ertürk, 36 saniyelik bir konuşma nedeniyle hapiste tutuluyor
Amiral Türker Ertürk, 36 saniyelik bir konuşma nedeniyle hapiste tutuluyor
Developing
Cumhuriyet43 minutes agoPolitics2 min readTürkiyeView translation

Amiral Türker Ertürk, 36 saniyelik bir konuşma nedeniyle hapiste tutuluyor

Quick Look

  • Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, 9 yıl önce ve 3,5 yıl önce yaptığı iki konuşma nedeniyle 17 Ağustos'tan beri hapiste tutuluyor.
  • Mahkeme, tutukluluğuna devam kararı verdi ve sonraki duruşmasını 5 Ekim'te belirledi.
  • Davanın esasını oluşturan konuşmalar, daha önce iddianamede yer almamış ve toplumsal tepki yaratmamıştı.

AI-generated summary

Why It Matters

Türker Ertürk, 39 yıl deniz siłarında görev yaptıktan sonra emekli oldu ve medyada yorumcu olarak aktif hale geldi. Daha önce Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklanmak istenen amirallerden biriydi ancak tahliye edilmişti. Güncel dava, 9 yıl önce ve 3,5 yıl önce yaptığı iki TV yorumundan kaynaklanıyor.

Font size

Tuğamiral Türker Ertürk, emekri olduktan sonra yazılı ve görsel medyada yaptığı yorumlarla tanınıyor. Öncesi değerli bir askerlik kariyeri… Daha küçücük bir çocukken giydiği denizci üniformasını 2010’da istifa edene kadar taşıyor: Tamı tamına 39 yıl boyunca.

8 Eylül’de duruşması vardı. Biri 9 yıl önce, diğeri 3,5 yıl önce yaptığı iki konuşmadan ötürü 17 Ağustos’tan beri hapiste tutuluyor. “Sanığın üzerine atılı suça ilişkin mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdiği süre, eylem için yasada öngörülen ceza miktarı, delillerin tam olarak toplanmamış olması, adli kontrol tedbirinin bu aşamada yetersiz kalacağı” düşünüldü ve “tutukluluğuna devam” dendi. Sonraki duruşması 5 Ekim’de.

9 yıl önceki konuşması, zaten iddianamede dahi zamanaşımı nedeniyle yer almaması gereken, 19 saniyesi “sakıncalı” bulunan bir konuşma: Halkbank üzerinden ABD-İran yaptırım ilişkisine dair bir değerlendirme. Davanın esasını oluşturan diğer yayın ise 3,5 yıl önce, seçim gündeminde kaydedilmiş.

“Delil” denen yayın kayıtlarına her an ulaşılabilir; kaldı ki bunca zaman sonra birdenbire birkaç troll tarafından dolaşıma sokuldu. İnsanlarımızı bugün panikletmek şöyle dursun, konuşmalar tazeyken bile kimseyi eyleme geçirmemiş, kimseyi tedirgin etmemiş, panikletmemiş, -amiralimiz alınmasın ama- etkilememiş yayınlar ve yorumlar…

Konuşmaların, söyleşilerin yapıldığı kuruluşlardan temin edildiği ve izlendiği duruşma salonunda tekrarlandı. Türker Amiral’in avukatı Ayhan Yıldızel, mahkeme başkanına gerekli görülürse tüm kaydın yine hemen izletilebileceğini söylediğinde hâkim, kaydın zaten kendilerinde olduğunu ve izlendiğini dahi belirtti.

Bu gözaltı ve hapishane süreci, Tele1’de yapılan bir programdan minicik bir kesitten kaynaklanıyor; Türker Ertürk’ün o günün koşulları içinde yaptığı 36 saniyelik bir yorumdan! Doğru okudunuz: 36 saniyelik bir konuşma.

Şeref madalyalı amirali hapiste tutan işte bu 36 saniye. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde bilfiil geçirilen 39 yıla karşılık, 36 saniyeye indirgenen bir ömür ve kariyer.

Türker Ertürk, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında kaçmamış; 104 amiralin imzaladığı Montrö Bildirisi’nde gözaltına ve sorguya alınan, mahkumiyet istenen 12 Amiralden biri olmuş, yine bir yere kıpırdamamış. Ancak mahkeme, bunca badirede ülkeyi terk etmemiş amiralin bu defa kaçabileceği endişesini taşıyor olmalı ki savcılık makamı, “adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı” düşüncesiyle hapiste tutulması yönünde görüş bildirdi. Aradan birkaç saniye geçmeden hâkim de kararını bu yönde açıkladı.

TÜRK AMİRAL

Kariyeri, birçoklarının ancak filmlerde görebileceği cinsten: Savaş gemisi komutanlığı, Deniz Askeri Ataşeliği, Eğitim Filotillası Komodorluğu, Deniz Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığı, Karadeniz Bölge Komutanlığı, Deniz Harp Okulu Komutanlığı…

Yurtsever Ertürk’ün, Mustafa Kemal Atatürk’ün bugünlerde yeniden anlatılması, anlaşılması, kavranması ve güçlendirilmesi gereken “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü benimseyerek sürdürdüğü ödünsüz yürüyüşünde, Türk dünyasına katkılarından ötürü “General Gazi Aslanov Altın Şeref Madalyası”, Karabağ mücadelesinde Azerbaycan’ın haklı davasına ve mücadelesine desteğinden ötürü “Vatan Evladı Altın Şeref Madalyası” aldığını da anımsamalı.

TÜRKER ERTÜRK DAVASI NE ANLATIYOR?

Yıl 1994. O zaman Refah Partisi İstanbul İl Başkanı ve MKYK Üyesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu zalim yönetim, bu aziz millete bir bardak çayla, bir simidi bile layık görmüyor!” dediği o ünlü konuşmasından altı ay ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasından bir ay sonra… Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan kürsüde konuşuyor: “Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne: Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak; tatlı mı olacak, kanlı mı olacak?”

Bir parti genel başkanı, hem de irtica tehditlerinin yoğun bir biçimde tartışıldığı bir dönemde, milyonlarca insanın işitebileceği ve etkilenebileceği bir kürsü konuşmasında bu ifadeleri kullandı. Ertesi gün manşetler “Erbakan Kanlı konuştu” şeklinde çıktı. Ancak kimse Erbakan’ı, bu kadar etki gücü varken bu konuşmayı yaptı diye gözaltına almadı, hapse atmadı, mahkemeye çıkarmadı.

Şimdi Amiral Türker Ertürk benzer bir ifade nedeniyle hapiste. Seçim gündeminde “İktidar değişecek ama acılı ama acısız: Herkes aklını başına devşirmeli: siz de ben de.” dediği için…

Burada mesleğinden çoktan emekli olmuş bir yurtseverin kaygısından başka bir şey okunmuyor. Tüm yaşamı boyunca savunduğu evrensel ilke ve değerleri sıklıkla anımsatan eğitimli, aydın bir yurtseverin, aynı çizgide olan hemen herkesin düşüncelerini yansıtan sıradan bir yorumu sadece. İçeride, dikkat çeken otoriterleşmeye karşı parlamenter rejime geçiş isteği ve demokrasinin güçlendirilmesi vurgusunu sıklıkla yapan eski bir askerin; inatla demokrasinin vazgeçilmezliğinden, seçimlerin ve geleceğin güvenliğinden söz etmesi ayrıca takdir edilesi.

Türker Ertürk savunmasında, sözlerinin cımbızlandığını, amacının sadece siyasi bir tespiti paylaşmak olduğunu belirtiyor. Ancak mahkeme tutanaklarında açıkça belirtilmeyenin ise gerek Türker Amiral’in tutuklanmasında gerekse benim gibi başka muhaliflerin hapse atılmasında iktidara yönelen eleştirilere gösterilen tahammülsüzlük olduğu açık.

Nitekim Türker Ertürk, Atatürk’e “ayyaş” diyen zihniyeti eleştiriyor; acilen Cumhuriyet değerlerine dönülmesi ve bunların korunması gerektiğini, otoriterleşmenin sakıncalarını dile getiriyor.

Oysa ne Türkiye’de ne de dünyanın hiçbir özgür ülkesinde, siyasetin ve yargının ritmi, tıpkı Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in bu adli yıl açılış konuşmasında da vurguladığı gibi, sosyal medyanın dalgalanmaları ve konjonktürün ihtiyaçlarıyla belirlenmemeli.

Öte yandan, tutuklama bir tedbir değil artık, bir cezalandırma aracı. Türker Ertürk davası düpedüz bunu yineledi. Yeri yurdu belli, yıllardır ekranlarda konuşan ve kaçma şüphesi bulunmayan, yaşanan onca hassas dönemde ülkesini terk etmemiş ve asla terk etmeyecek emekli bir amiralin, televizyon arşivleri incelenecek diye cezaevinde tutulması; tutuklama tedbirinin fiili bir infaza dönüştüğünün göstergesi.

Bu dava salt bir şahsın yargılanması olarak değerlendirilemez. Bu ve benzer davalar, genel itibarıyla düşünmeye ve düşünme özgürlüğüne, basın ve haber alma özgürlüğüne karşı kurulan bariyerlerdir. Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Lale Özan Arslan gibi iktidarın uygulamalarına karşı muhalefet çizgisinde duranlar üzerinden toplumun geri kalanına gözdağı verme girişimidir. İktidar, tarih boyunca doğal görülmüş insanların iktidarı eleştirme hakkının kullanılmasını, eleştirilmeyi, topluma hesap vermeyi istemiyor.

Ayrıca Türker Ertürk davasında olduğu gibi yalnız bugün değil, tedavülden çoktan kalkmış bir konuşmanız bile insanları özgürlüklerinden alıkoymaları için bir gerekçe oluşturabiliyor. “Hukuk geriye yürümez” düsturu bile işlevini yitirebiliyor ve muhalif olmak, tek başına bir yargı sopasıyla dövülebilme olasılığınızı güçlendiriyor.

Tıpkı Türker Ertürk’ün bir yayında Çinlilerden alıntılayarak söylediği gibi:

“Kaplanın kanatları olsaydı, kötülüğünün sınırları olmazdı.”

Oysa kaplanlar hiç şüphe yok ki bunları yapabilen insanoğlundan çok daha iyidir. Ortada kanatlı kaplan yok ama sınırsız bir kötülük var. Bir de kocaman bir ömrü tutsak eden saniyeler.

What to Watch

AI outlook — possibilities, not facts

  • 5 Ekim tarihli duruşmada tutukluluk kararı yeniden değerlendirilecek veya serbest bırakma yapılabilir.

    Possible · Within days

  • Dava, ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı konusunda uluslararası örgütlerin gündemine gelebilir.

    Possible · Within weeks

Open Questions

  • Konuşmaların tam içeriği ve bağlamı nedir?
  • Tutuklama kararının hukuki dayanakları nelerdir?
  • Davanın sonucunda beklenen sonuçlar nelerdir?
  • Benzer durumda diğer yorumcuların durumu nasıl?

Related Topics

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories

Statute of limitations request for fugitive prosecutors in FETO conspiracy cases
Developing·

Statute of limitations request for fugitive prosecutors in FETO conspiracy cases

The Chief Public Prosecutor's Office of the Supreme Court of Appeals requested the dismissal of the public cases against the fugitive prosecutors Zekeriya Öz, Cihan Kansız and Mehmet Yüzgeç, who are at the center of the conspiracy cases set up by FETO, on the grounds of statute of limitations. Allegations such as lack of investigation and lack of records in the accusations against the defendants were brought to the agenda.

Cumhuriyet
2 min read
Controversy over government officials giving political advice
Developing·

Controversy over government officials giving political advice

During the conversation of a liberal-minded person, the issue discussed with the claim that state officials and corporate representatives went beyond their duties and gave advice on political issues, especially that a MİT member suggested NEW Party Chairman Özgür Özel to stop defending Ekrem İmamoğlu, emphasizes the risk of this situation turning into political propaganda and the need to purify state mechanisms from power politics.

Cumhuriyet
2 min read
Özel said that he will win the next elections with the New Party in Üsküdar
Developing·

Özel said that he will win the next elections with the New Party in Üsküdar

Speaking at the 'The decision belongs to the nation, Üsküdar belongs to the nation' meeting held in Üsküdar Pier Square, Özel stated that they could not win Üsküdar for 35 years, but they never blamed its people. He reminded that they won the district municipality with the nomination of Sinem Dedetaş and emphasized that they would win the next elections, saying that the deputy mayor election after Dedetaş's arrest would go down in history with shame. Stating that they founded the New Party to come to power, he brought good news to Üsküdar and said that it was time for all democrats to unite.

Habertürk Gündem
2 min read
More on this topictürker erTürk