İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadele, sınır güvenliği, geçici koruma statüsü ve gönüllü geri dönüş süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadelenin hedefinin kaçakçılık ağları olduğunu belirterek sınır güvenliği, geçici koruma statüsü ve gönüllü geri dönüşlere ilişkin yeni dönemin hedeflerini açıkladı.
AI-generated summary
İçişleri Bakanlığı, düzensiz göçle mücadele ve sınır güvenliği alanında teknolojik altyapıyı güçlendirerek yeni bir strateji yürütüyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, düzensiz göçle mücadeleden sınır güvenliğine, geçici koruma statüsünün geleceğinden gönüllü geri dönüşlere kadar kapsamlı mesajlar verdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, göçün yalnızca Türkiye sınırları içinde ortaya çıkan bir sonuç olarak görülmediğini belirterek kaynağından geri dönüşe kadar tüm sürecin birlikte yönetileceğini söyledi.
Düzensiz göçle mücadelede hedefin göçmenler değil, insanların çaresizliğini kazanca çeviren kaçakçılık ağları olduğunu vurgulayan Çiftçi, sınır güvenliğinde teknolojik kapasitenin artırıldığını açıklayarak göç yönetiminde yeni dönemin hedeflerini, düzensiz göçle mücadelede atılacak adımları, geçici koruma statüsünün geleceğini ve Suriyelilerin gönüllü dönüş sürecini Yeni Şafak'a anlattı.
“SINIRLARIMIZ İÇİNDE KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR SONUÇ OLARAK ELE ALMIYORUZ”
"Düzensiz göçün kaynağında engellenmesinden gönüllü geri dönüşlerin teşvik edilmesine kadar uygulamada ne gibi kararlar alınacak?" sorusunu yanıtlayan Bakan Çiftçi, "Göç İdaresi Başkanlığımızda da yeni bir yönetim göreve gelmiş olup, süreci bu vizyonla yürütecektir. Yeni dönemde göçü, yalnızca sınırlarımız içinde karşılaştığımız bir sonuç olarak ele almıyoruz." diyerek şunları söyledi:
"Kaynak ülkeden geri dönüş aşamasına kadar uzanan bütüncül bir süreç olarak yönetiyoruz. Bu anlayışla stratejimizi beş ayak üzerine kurduk. Göçü kaynağında önlemek, sınırlarımızı etkin biçimde korumak, ülke içindeki düzensiz göçü tespit etmek, kayıt dışı istihdam ve göçmen kaçakçılığıyla mücadele etmek ve gönüllü geri dönüşleri güvenli, onurlu ve düzenli biçimde yönetmek. Kaynağında önle, sınırda engelle, içeride tespit et, organizatörü etkisiz hâle getir, geri dönüşü yönet."
"MÜCADELENİN HEDEFİNDE GÖÇMENLER DEĞİL, KAÇAKÇILAR VAR"
Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığıyla mücadelede, ayrıca sınır güvenliğinde atılan adımlara ilişkin de bilgi veren Çiftçi, bu mücadelenin hedefinde göçmenlerin değil göçmen kaçakçılığı organizasyonlarının olduğunu ifade etti.
"Göçmeni değil, insan hayatını satan kaçakçılık ağını hedef alıyoruz." vurgusunda bulunan Çiftçi açıklamasına şöyle devam etti:
"Sınırlarımızı en ileri teknolojiyle koruyoruz. Bugün sınır hattımızda 1.349 kilometre güvenlik duvarı, 362 elektro-optik kule, drone'lar ve diğer teknolojik sistemler bulunuyor. Göçmen kaçakçılarına yönelik bugüne kadar 4 bin 94 operasyon gerçekleştirdik. Ülkemizde yasal kalış hakkı bulunan yabancı sayısı ise 3 milyon 623 bin 608’dir. Düzensiz göçü sınır kapısında değil, göç rotası daha oluşmadan durduracağız."
Bakan Çiftçi'ye "Geçici korumanın geleceği ve Suriye’ye gönüllü dönüşler konusunda tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu da soruldu.
İçişleri Bakanı, Suriye’de güvenlik, kamu düzeni ve devlet kurumları yeniden tesis edilirken geçici koruma uygulamasının geleceğine ilişkin hukuki ve idari çalışmaların yürütüldüğünü belirtti.
“HİÇ KİMSEYİ ÖLÜM VE ZULÜM ORTAMINA ZORLA GÖNDERMEYECEĞİZ”
"Çünkü geçici koruma; savaş ve kitlesel tehdit şartlarına bağlı istisnai bir mekanizmadır. Şartların değişmesiyle bu statünün de hukuk içinde yeniden değerlendirilmesi gerekir. Geçici koruma, kalıcı ikametin başka bir adı değildir. Bu süreci ani ve keyfî kararlarla yürütmeyeceğiz." diye konuşan Çiftçi, "İnsan onurunu, hukuki güvenliği, kamu düzenini ve Türkiye’nin millî menfaatlerini birlikte gözeteceğiz. Hiç kimseyi ölüm, zulüm veya güvensizlik ortamına zorla göndermeyeceğiz. Bununla birlikte geçici koruma mekanizmasının süresiz bir belirsizliğe dönüşmesine de izin vermeyeceğiz. Şartlar değişiyorsa statü de değişir; ancak her adım hukukla ve insan onuruyla atılır. Zorla gönderme yok, süresiz belirsizlik de yok." dedi ve şu bilgileri paylaştı:
TÜRKİYE'DE KORUMA ALTINDAKİ SURİYELİ SAYISI KAÇ?
"Bugün ülkemizde geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 235 bin 988’dir. 2016 ile 31 Temmuz 2026 arasında 1 milyon 462 bin 947 Suriyeli; 8 Aralık 2024’ten bu yana ise 722 bin 944 Suriyeli, gönüllü, güvenli ve onurlu biçimde ülkesine dönmüştür. Bu dönüşleri, Suriye makamlarıyla yürüttüğümüz çalışmalarla güvenlik, barınma, kimlik, tapu ve resmî belge sorunlarını çözerek; geri dönenlerin kendi ülkelerinde yeniden hayat kurabilmesini sağlayarak gerçekleştiriyoruz. İnancımız merhameti, devlet sorumluluğumuz güvenliği, hukukumuz adaleti emreder."
SURİYELİLER KALICI OLACAK MI?
Çiftçi, "Kamuoyunda zaman zaman “Suriyeliler kalıcı mı olacak?” kaygısı dile getiriliyor. Toplumsal uyum ve kamu düzeni açısından bu meseleyi nasıl ele alıyorsunuz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
“Politikamızı, kamu düzenini korumak ile insani sorumluluğumuzu yerine getirmek arasında sağlam bir denge üzerine kuruyoruz. Vatandaşımızın huzurundan da insan onurundan da taviz vermeyiz. Kamu düzenini de koruyacağız, insani sorumluluğumuzu da yerine getireceğiz; bu ikisi birbirinin karşıtı değildir. Sözümü şöyle tamamlayayım: Göç politikamızın pusulası bellidir. Sınırımızı koruyacak, kaçakçıyı çökertecek, kayıt dışılığı önleyecek, gönüllü dönüşü destekleyecek ve attığımız her adımı hukukla, akılla ve vicdanla atacağız. Sınırı koru, kaçakçıyı çökert, kaydı tut, dönüşü destekle; her adımı hukukla ve vicdanla at.”
AI outlook — possibilities, not facts
Geçici koruma statüsünün hukukî çerçevesi şartlara göre yeniden değerlendirilecek
Likely · Within months
Kıbrıs gazetesinin köşe yazısında, 19 Ağustos'ta Ercan Tavsiyeli Hava Sahası'nda Türk A400M askeri uçağı ve İngiliz yolcu uçağının kontrollü hareketi, Rum ve Yunan basınının siyasi kriz yaratma çabaları olarak yorumlandı.
KKTC Başbakanı Üstel, Rum yönetiminin Kıbrıs Türk halkının uluslararası temaslarını, ekonomik hayatını ve egemenlik haklarını hedef alan baskılarını kınadı. Üstel, izolasyon politikalarının ve tehditlerin Kıbrıs Türk halkını haklarından vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail'in Suriye'deki hava üssü saldırısının Türkiye'ye haber verilmeden gerçekleştiğini belirtti. Barrack, İsrail'in bu hamlesini iç seçim dinamikleriyle ilişkilendirerek Ankara'nın itidalli tutumunu övdü.
Wall Street Journal'ın haberine göre, ABD Savunma Bakanı Hegseth ile yaşadığı gerginlik nedeniyle Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll'un yıl sonuna kadar görevinden ayrılması bekleniyor. Driscoll'un askeri üs içindeki konutunu değiştirdiği belirtiliyor.

ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail'in Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırıyı 'tehlikeli bir oyun' olarak niteledi. Ankara'nın bilgilendirilmediğini belirten Barrack, durumun askeri çatışma riski taşıdığına dikkat çekti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, bölge ülkelerinden yeni güvenlik ve ekonomik işbirliği mesajları aldıklarını belirterek, gerçek güvenliğin bölgesel ve bağımsız bir düzenle sağlanabileceğini vurguladı.