Bilim insanları yıllar önce uyarmıştı... İstanbul'daki sel felaketinin perde arkası
İstanbul'da 14 Ekim'de yaşanan şiddetli yağışlar sonrası kentin sel riskini artıran yapısal faktörler ve bilimsel çözüm önerileri.
Quick Look
- 14 Ekim'de İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışlar su baskınlarına ve can kayıplarına yol açtı.
- Bilimsel araştırmalar, sel riskinin sadece yağış miktarıyla değil, betonlaşma, dere yataklarındaki yapılaşma ve yetersiz drenaj yönetimiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
AI-generated summary
Why It Matters
İstanbul'da 14 Ekim'de yaşanan şiddetli yağışlar, 1.277 su baskını ve 15 heyelana neden oldu. Şehir, geçmişte de Ayamama Deresi çevresinde olduğu gibi benzer sel felaketleri yaşamıştır.
İstanbul'da 14 Ekim'de etkili olan şiddetli yağışlar, ev ve iş yerlerinde su baskınlarına, ulaşımda aksamalara ve can kayıplarına yol açtı.
İstanbul Valiliği'nin 14 Ekim saat 20.00 itibarıyla açıkladığı ilk verilere göre 1.277 su baskını, 15 heyelan ve 47 mahsur kalma olayı kaydedildi. Beykoz-Ömerli'de metrekareye 193,84 kilogram yağış düştü.
Peki İstanbul neden şiddetli yağışlarda sular altında kalıyor?
Bilimsel çalışmalar, yanıtın yalnızca yağış miktarında değil, kentin suyu nasıl yönettiğinde de saklı olduğunu gösteriyor.
BETONLAŞMA RİSKİ NASIL ARTIRIYOR?
Seda Ertan ve Rahmi Nurhan Çelik'in 2021'de Sustainability dergisinde yayımlanan araştırması, Kağıthane Deresi havzasındaki 1.653 hektarlık alanı inceledi.
Araştırmacılar, farklı yapılaşma ve yağmur suyu yönetimi senaryolarını bilgisayar modelleriyle karşılaştırdı.
Sonuçlar, yeşil çatılar ve su geçiren yol yüzeyleri gibi uygulamaların yüzey akışını ve taşkın tehlikesini azaltabileceğini gösterdi.
Bunun nedeni, toprak ve bitki örtüsünün yağışın bir bölümünü tutmasına karşılık asfalt ve betonun suyun hızla yüzeyden akmasına yol açması. Böylece kısa sürede drenaj sistemlerine ulaşan su miktarı artıyor.
DERE YATAKLARINDAKİ YAPILAŞMA
İstanbul'un en ağır sel felaketlerinden biri, 9 Eylül 2009'da Ayamama Deresi çevresinde yaşandı. Felakette 32 kişi hayatını kaybetti.
Sezar Gülbaz ve çalışma arkadaşlarının Journal of Hydrologic Engineering dergisinde yayımlanan araştırması, taşkını bilgisayar modelleriyle inceledi.
Model sonuçlarına göre havzanın bazı kritik noktalarında su derinliği yaklaşık 11 metreye ulaştı. Bu değer, bütün havzada aynı derinliğin ölçüldüğü anlamına gelmiyor.
Dere yatakları yalnızca suyun normal koşullarda aktığı kanallardan oluşmuyor. Şiddetli yağışlarda çevresindeki taşkın düzlükleri de suyun yayılma alanına dönüşebiliyor.
NEDEN HER YERDE ETKİ FARKLI?
2022'de Sustainable Cities and Society dergisinde yayımlanan bir İstanbul araştırması, taşkın tehlikesini ve toplumsal kırılganlığı birlikte değerlendirdi.
Çalışma, yağışın yanı sıra geçirimsiz yüzeyleri ve drenaj ağının risk değerlendirmesinde önemli olduğunu gösterdi.
Başlıca risk etkenleri şöyle:
Betonlaşma: Yağmur suyunun toprağa sızmasını azaltıyor.
Drenaj kapasitesi: Tahliye sisteminin kapasitesi aşıldığında su birikiyor.
Dere yatakları: Taşkın suyunun yayılabileceği alanlarda yapılaşma zararı büyütebiliyor.
Yapıların konumu: Bodrum katları ve alçak bölgelerdeki yapılar su baskınlarına daha açık olabiliyor.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİSİ NE?
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) Altıncı Değerlendirme Raporu, küresel ısınmanın birçok bölgede aşırı yağışların şiddetlenmesine katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.
Sıcaklıktaki her 1 derecelik artış, atmosferin su buharı tutma kapasitesini yaklaşık yüzde 7 yükseltiyor. Ancak bu, yağış miktarının her bölgede aynı oranda artacağı anlamına gelmiyor.
İstanbul'daki son felaketin iklim değişikliğiyle ne ölçüde bağlantılı olduğunu belirlemek için olaya özgü bilimsel analiz gerekiyor.
BİLİMİN ÖNERDİĞİ ÇÖZÜM NE?
Araştırmalar, sel riskinin azaltılması için yalnızca daha büyük tahliye kanallarının yeterli olmayabileceğine işaret ediyor.
Dere taşkın alanlarının korunması, geçirgen yüzeylerin artırılması, yeşil altyapı uygulamaları ve drenaj sistemlerinin aşırı yağış senaryolarına göre planlanması birlikte ele alınmalı.
Bilimsel çalışmaların ortaya koyduğu temel sonuç şu:
Sel riskini yalnızca yağışın şiddeti değil, kentin suyu ne ölçüde güvenli yönetebildiği de belirliyor.
İSTANBUL'DA SEL ÖNLENEBİLİR Mİ?
Bilimsel araştırmalara göre, aşırı yağışları engellemek mümkün olmasa da bunların sele dönüşme riskini ve yol açtığı zararları azaltmak mümkün.
Bunun için yalnızca yağmur suyu kanallarını genişletmek yeterli değil. Dere yataklarının ve doğal taşkın alanlarının korunması, betonlaşmanın sınırlandırılması ve yağmur suyunu tutabilen yeşil alanların artırılması gerekiyor.
Araştırmalarda önerilen çözümler arasında, bitki örtüsüyle kaplanarak yağmur suyunun bir bölümünü tutan yeşil çatılar, suyun toprağa geçişine izin veren yol kaplamaları ve yağmur suyunu geçici olarak depolayan sistemler bulunuyor.
Ancak bu önlemlerin etkisi, bölgenin coğrafi özelliklerine ve yağışın şiddetine göre değişiyor.
Uzmanlık çalışmalarının ortak mesajı açık:
Open Questions
- İstanbul'un drenaj sistemlerinin kapasitesi ne kadardır?
- Dere yataklarındaki mevcut yapıların tahliyesi planlanıyor mu?






