
Cardiff Üniversitesi araştırmacıları, mikro-CT tarama ile kilidi zarar görmeden inceledi ve ANCE kombinasyonunu tespit etti
AI-generated summary
1583'te İspanya'dan İngiltere'nin King's Lynn kentine doğru seyreden Ann Francis adlı gemi, şiddetli bir fırtınaya yakalanarak rotasından saptı ve Galler'in Port Talbot kenti yakınlarında bulunan Margam Plajı'nda karaya oturdu. Geminin kargosundaki tarihî eserler yüzyıllar boyunca kumların altında gömülü kaldı ve daha sonra metal dedektörleriyle yeniden keşfedildi.
Denizin derinliklerinde yüzyıllar boyunca saklı kalan tarihi eserler, modern bilim ve teknolojinin yardımıyla geçmişin bilinmeyen hikâyelerini gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Bunun son örneklerinden biri de 400 yılı aşkın süredir kapalı durumda bulunan pirinç bir asma kilit oldu. Kilidin geçmişine ilişkin ortaya çıkan ayrıntılar ise düşündürücü…
BİLİM İNSANLARI KİLİDE ZARAR VERMEDEN İÇ MEKANIZMASINI İNCELEDİ
Tarihi kilidin sırrının çözülmesinde en önemli rolü, Cardiff Üniversitesi araştırmacılarının kullandığı mikro-BT tarama teknolojisi oynadı. Geleneksel inceleme yöntemlerinin aksine bu teknoloji, eserin parçalarına ayrılmasına veya fiziksel olarak zarar görmesine gerek kalmadan iç yapısının görüntülenmesine imkân tanıdı.
Müze uzmanlarıyla birlikte çalışan araştırma ekibi, yüksek çözünürlüklü taramalar aracılığıyla kilidin iç mekanizmasının ayrıntılı üç boyutlu modelini oluşturdu. Bu model sayesinde kilidin döner harfli kadranlarının arkasında bulunan çentiklerin nasıl çalıştığı ve doğru harf kombinasyonunda nasıl hizalandığı tespit edildi.
Cardiff Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yapan Dr. David Williams, gerçekleştirilen çalışmanın önemine dikkat çekerek, “Mikro-CT taraması, kilide zarar vermeden içine bakmamızı sağladı” dedi.
Çalışmanın tarihi açıdan son derece özel olduğunu vurgulayan Williams, 400 yıllı aşkın bir gizemi çözme fırsatının her gün karşılarına çıkmadığını belirtti. Araştırmacılar, mekanizmanın çalışma prensibini yeniden oluşturarak dört harfli şifreyi belirledi. Yapılan incelemeler sonucunda doğru kombinasyonun ‘ANCE’ olduğu anlaşıldı. Kilidin üzerindeki harfli kadranların günümüze kadar çalışır durumda kalması da araştırmacıları şaşırtan ayrıntılardan biri oldu.
KİLİDİN HİKÂYESİ 1583 YILINA UZANIYOR
Tarihi kilidin geçmişi, 28 Aralık 1583 tarihinde yaşanan deniz kazasına dayanıyor. İspanya’dan İngiltere’nin King’s Lynn kentine doğru seyreden Ann Francis adlı gemi, şiddetli bir fırtınaya yakalanarak rotasından saptı. Kontrolünü kaybeden gemi, Galler’in Port Talbot kenti yakınlarında bulunan Margam Plajı’nda karaya oturdu.
Yaşanan kaza sonucunda gemi battı ve taşıdığı yükler denizin dibinde kaldı. Geminin kargosunda bulunan çeşitli tarihî eserler ve değerli eşyalar, yüzyıllar boyunca kumların altında gömülü kaldı. Bölgedeki kalıntılar, daha sonraki yıllarda metal dedektörleri kullanılarak yapılan aramalar sonucunda yeniden keşfedildi.
Ann Francis enkazıyla bağlantılı olarak bulunan eserler arasında pirinç asma kilit de yer aldı. Kilidin, gemide taşınan değerli eşyaları korumak amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. Özellikle İspanyol sikkelerinden oluşan bir koleksiyonun yakınında bulunması, kilidin geçmişteki işlevine ilişkin önemli ipuçları sundu. Ayrıca enkaz alanından iki adet sikke ağırlığı da çıkarıldı. Bu buluntular, gemide taşınan yükün niteliğine ilişkin araştırmalara katkı sağladı.
KİLİT, GÜMÜŞ PARALARIN VEYA DEĞERLİ EŞYALARIN BULUNDUĞU BİR SANDIĞI KORUYOR OLABİLİR
Araştırmacıların üzerinde durduğu en önemli sorulardan biri, tarihî kilidin hangi amaçla kullanıldığı. Uzmanlara göre kilit, gemide taşınan küçük bir hazine sandığını güvence altına almış olabilir. Ancak kilidin bir zamanlar koruduğu düşünülen sandık günümüze ulaşmadı. Sandığın içinde ne bulunduğuna ilişkin kesin bir bilgi de bulunmuyor. Bu nedenle kilit, şifresi çözülmüş olmasına rağmen geçmişine ilişkin yeni soruları beraberinde getiriyor.
Dr. David Williams, Daily Mail’e yaptığı açıklamada kilidin muhtemelen değerli eşyalarla dolu küçük bir sandıkta kullanıldığını belirtti. Williams, sandığın içerisinde para veya başka değerli eşyaların bulunmuş olabileceğini ifade ederek, günümüze ulaşamayan belgelerin ya da tekstil ürünlerinin de kilit altında tutulmuş olabileceğini söyledi.
Bu ihtimaller, kilidin yalnızca maddi değeri olan eşyaları değil, dönemin ticari veya kişisel yaşamına ilişkin önemli belgeleri de korumuş olabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, sandığın içeriği konusunda kesin bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını vurguluyor.
MÜZE UZMANI: BRİTANYA’DA EŞİNE AZ RASTLANAN BİR BULUNTU
Tarihi kilidin en dikkat çekici özelliklerinden biri, üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen mekanizmasının büyük ölçüde çalışır durumda kalması. Özellikle harfli kadranların hâlâ kolaylıkla döndürülebilmesi, eserin korunma durumunun ne kadar sıra dışı olduğunu ortaya koyuyor.
Galler Müzesi’nde sikkeler ve Galler ekonomik tarihi alanında kıdemli küratör olarak görev yapan Alastair Willis, kilidin tarihsel önemine dikkat çekti. Willis, Elizabeth dönemi şifreli kilitlerinin Britanya’da bilinen eserler arasında yer aldığını ancak bu kilidin olağanüstü iyi durumda korunmuş olmasının ve tarihi kesin olarak tarihlendirilebilen bir gemi batığıyla ilişkilendirilmesinin onu benzersiz kıldığını belirtti.
Willis, kilidin çözülmesiyle birlikte yeni bir merak konusunun da ortaya çıktığını ifade ederek, belirlenen şifrenin kilidin sahibi açısından özel bir anlam taşıyıp taşımadığının bilinmediğini söyledi. Uzmanlara göre ‘ANCE’ kombinasyonu, kilidin sahibi tarafından seçilmiş kişisel bir şifre, bir isimle bağlantılı harf dizisi veya başka bir anlam taşıyan özel bir kod olabilir. Ancak bu konuda henüz kesin bir kanıt bulunmuyor.
KİLİDİ İLK BULAN METAL DEDEKTÖRÜ UZMANI ŞAŞKINLIĞINI ANLATTI
Tarihi eserin keşfindeki önemli isimlerden biri de kilidi ilk bulan metal dedektörü uzmanı Peter Hughes oldu. Hughes, kilidi ilk gördüğü anda hem işçiliğine hem de yüzyıllar boyunca korunmuş olmasına hayran kaldığını söyledi. Kumların altında 400 yıldan fazla süre kalmasına rağmen kilidin harfli kadranlarının kolaylıkla döndüğünü fark etmesinin kendisini şaşırttığını belirtti.
Hughes, keşif anına ilişkin açıklamasında, kilidin üzerindeki kadranları çevirdiğinde bunların hâlâ rahatlıkla hareket ettiğini gördüğünü ve bu duruma inanamadığını ifade etti. Metal dedektörü uzmanı, kilidin bir zamanlar koruduğu düşünülen hazine sandığının içinden önemli eserler çıkabileceği ihtimalinin de kendisini heyecanlandırdığını dile getirdi.
Ancak araştırmalar ilerledikçe sandığın kendisine ve içeriğine ilişkin somut bir bulguya ulaşılamadı. Geriye, geçmişte neyi koruduğu henüz bilinmeyen tarihi bir kilit ve onun çevresinde şekillenen gizemli bir hikâye kaldı. Gemi enkazından çıkarılan diğer tarihi eserlerle birlikte Galler'in Swansea kentindeki Ulusal Sahil Müzesi’nde sergileniyor.
Daily Mail'in "A 400-year-old secret unlocked: CT scans crack the four-letter code on a brass lock recovered from a shipwreck off the coast of Wales in 1583" başlıklı haberinden derlenmiştir.

The Voyager 1 spacecraft, launched by NASA in 1977, will be about 25.9 billion kilometers away from Earth on November 18, 2026, or one light-day, which would take 24 hours to get the signals and responses sent to the spacecraft.
YÖK announced the comprehensive scientific productions carried out by universities, including brain tumor treatment, artificial intelligence-supported rehabilitation robots, digital agricultural applications, cyber security achievements and cultural heritage projects.

UC Santa Cruz researchers discovered that psilocybin repaired neural connections in the brain within 24 hours and that this process was independent of its hallucinatory effects. This finding opens the door to the development of a new generation of non-hallucinogenic antidepressants.

A huge ancient DNA study published in Nature revealed the origins of Germanic and Celtic languages and their migration routes in Europe with genetic data. The study confirmed the genetic basis of historical processes such as the birth of the Vikings and the Anglo-Saxon migrations.

A total of 35 solar flares were recorded on Friday, November 6, and Saturday, November 7, due to an active spot group on the Sun. Experts are closely monitoring the possibility that the number of eruptions may increase and the possible effects on the Earth's magnetic field.

Astronomers have discovered two Pluto-sized and smaller rocky objects in the debris disk around a white dwarf star that may have survived the star's death phase.