BackHusilerin Perim Adası'na ilerlemesi Kızıldeniz ve küresel ticareti tehdit ediyor
Husilerin Perim Adası'na ilerlemesi Kızıldeniz ve küresel ticareti tehdit ediyor
Developing
Cumhuriyet1 hour agoWorld3 min readTürkiyeView translation

Husilerin Perim Adası'na ilerlemesi Kızıldeniz ve küresel ticareti tehdit ediyor

İran destekli Husilerin Yemen'deki stratejik Bab el-Mendeb Boğazı yakınlarına ulaşması, Suudi Arabistan'ın petrol sevkiyatını riske atarken ABD yönetimini yeni bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Quick Look

İran destekli Husilerin Yemen'deki Perim Adası'na ulaşması, kritik Bab el-Mendeb Boğazı'nı tehdit ederek küresel enerji sevkiyatını ve ticaret rotalarını riske attı; Suudi Arabistan ABD'den askeri yardım istedi.

AI-generated summary

Why It Matters

Husiler yaklaşık 12 yıl önce Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirdi. Bab el-Mendeb Boğazı küresel enerji ve ticaret rotalarının en önemli dar geçitlerinden biridir.

Font size

İran destekli Husilerin Yemen'in güney kıyıları boyunca ilerlemesi, Batı Asya’daki savaşın seyrini değiştirebilecek yeni bir gelişmeyi beraberinde getirdi.

Reuters'ın aktardığına göre Husiler, cuma günü Yemen ile Afrika arasındaki Bab el-Mendeb Boğazı’nın ortasında bulunan Perim Adası’na ulaştı.

Bu ilerleyiş, grubun Kızıldeniz’in girişindeki kritik deniz geçişini tehdit etme kapasitesini artırdı.

Bab el-Mendeb, küresel enerji ve ticaret rotalarının en önemli dar geçitlerinden biri olarak biliniyor.

İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğini büyük ölçüde aksatmasının ardından Suudi Arabistan, petrol ihracatının önemli bir bölümünü Kızıldeniz limanları üzerinden gerçekleştirmeye yöneldi.

Husilerin Bab el-Mendeb üzerinde baskı kurması, Riyad'ın bu alternatif güzergâhını da risk altına sokuyor.

Savaş öncesinde dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçerken Bab el-Mendeb'in kapanması halinde küresel petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 7'sinin, dünya ticaretinin ise yaklaşık yüzde 12'sinin etkilenebileceği belirtiliyor.

Trump'ın ilk başkanlık döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı'nda görev yapan David Schenker, Hürmüz ile Bab el-Mendeb'in aynı anda İran ve müttefiklerinin baskısı altına girmesini “en kötü senaryo” olarak nitelendirdi.

Schenker, iki boğaz üzerindeki baskının Tahran'a önemli bir stratejik koz sağlayabileceğini söyledi.

Husilerin ilerleyişi, İran'la savaş yedinci ayına girerken ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki baskıyı da artırdı.

Trump yönetimi son dönemde İran üzerinde ekonomik baskıyı artırırken askeri çatışmanın ABD ekonomisine maliyetini sınırlamaya çalışıyordu.

Savaşın etkisiyle ABD'de akaryakıt fiyatlarının yükselmesi de Trump yönetiminin üzerindeki iç siyasi baskıyı artırıyor.

Reuters'a göre yüksek benzin fiyatlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki çoğunluğunu koruma hedefini riske attığı değerlendiriliyor.

Trump yönetimi, bir yandan enerji fiyatlarını ve küresel ticareti korumaya çalışırken diğer yandan yeni bir cephede Husilerle doğrudan çatışmaya girmek istemiyor.

Reuters'a konuşan üç kaynağa göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Trump'ı arayarak Husilere karşı ABD'den askeri yardım talep etti.

Washington yönetiminin ise şimdilik çatışmaya doğrudan müdahil olmayacağını ancak Suudi Arabistan'a istihbarat desteği sağlayabileceğini bildirdiği aktarıldı.

Trump da cumartesi günü Muhammed bin Selman ile görüştüğünü doğruladı.

Trump ayrıca Husilerin de ABD yönetimiyle temasa geçerek Washington'ın çatışmaya doğrudan dahil olmamasını talep ettiğini söyledi.

Üst düzey bir Trump yönetimi yetkilisi, ABD'nin Kızıldeniz'de seyrüsefer serbestisinin korunmasına odaklandığını, ancak bölgesel güvenlik sorunlarının çözümünde müttefiklerinin öncülük etmesini istediğini belirtti.

ABD'nin Husilere karşı doğrudan askeri operasyona başlaması, halihazırda İran savaşında yoğun biçimde kullanılan Amerikan askeri kaynakları üzerinde ek baskı yaratabilir.

ABD'li yetkililere göre Husilere karşı yeni bir operasyon, önemli miktarda hava ve deniz gücü ile istihbarat kapasitesi gerektirebilir.

Husilerin füze ve İHA saldırılarına karşı Amerikan donanmasının müdahale etmesi durumunda hava savunma füzeleri ve mühimmat stoklarının da daha hızlı tüketilebileceği belirtiliyor.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili ise ABD ordusunun kaynak sıkıntısı yaşadığı yönündeki değerlendirmeleri reddederek mevcut mühimmat ve stokların yönetimin stratejik hedeflerini karşılamak için yeterli olduğunu savundu.

Husiler, Yemen'in başkenti Sana'yı yaklaşık 12 yıl önce ele geçirdi.

Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri müdahaleye rağmen grup Yemen'in önemli bir bölümündeki kontrolünü korudu.

Trump yönetiminin geçen yıl Husilerle vardığı anlaşma kapsamında ABD'nin bombardımanları durdurması karşılığında grubun Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sonlandırması öngörülmüştü.

Washington'ın yeniden doğrudan askeri müdahaleye başlaması bu uzlaşmanın da fiilen sona ermesi anlamına gelecek.

Eski ABD Yemen Özel Temsilcisi Tim Lenderking, Washington'ın doğrudan askeri müdahaleden kaçınması halinde Suudi Arabistan'a daha fazla istihbarat desteği sağlaması ve Yemen'in uluslararası alanda tanınan hükümetine diplomatik ve askeri desteğini artırması gerektiğini söyledi.

Lenderking, Washington'daki Middle East Institute tarafından düzenlenen bir etkinlikte yaptığı değerlendirmede, “Bu yönetim göreve gelirken ‘Yemen bizim için ne yapabilir?’ diye soruyordu. Yemen günümüzü mahvedebilir” ifadelerini kullandı.

What to Watch

AI outlook — possibilities, not facts

  • ABD'nin Suudi Arabistan'a istihbarat desteğini artırması

    Likely · Within weeks

Open Questions

  • ABD Husilere karşı doğrudan askeri müdahalede bulunacak mı?
  • Suudi Arabistan petrol sevkiyatı için hangi alternatifleri değerlendirecek?

Related Topics

This article was originally published by Cumhuriyet.

Related Stories

More on this topichusiler