
AI-generated summary
İklim değişikliği, küresel ısınma ile ilişkilendirilen ve sera gazları emisyonlarıyla artan ortalama sıcaklıklar nedeniyle gündeme gelen bir küresel sorundur. Türkiye, coğrafi konumu ve iklim çeşitliliği nedeniyle sıcaklık tehlikesi açısından farklı bölgelerde farklı riskler gösterir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları (COP), uluslararası iklim mücadelesinin ana platformlarından biridir ve Türkiye, COP31'i Antalya'da ev sahipliği yapacak.
İklim değişikliği dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan. Bu sorunu yaratan da dünyanın ortalama sıcaklığının giderek yükselmesi yani küresel ısınma.
Bunu şöyle düşünebiliriz: İnsanlar kömür, petrol ve doğalgaz yakıyor. Otomobiller, fabrikalar, elektrik üretimi, uçaklar ve binalar nedeniyle atmosfere başta karbondioksit olmak üzere sera gazları salınıyor. Bu gazlar dünyadan uzaya gitmesi gereken ısının bir bölümünü atmosferde tutuyor. Yani dünyanın çevresine giderek kalınlaşan bir battaniye serilmiş gibi oluyor.
Dünya ısındıkça yalnızca yazlar daha sıcak hale gelmiyor. Yağış düzenleri değişiyor, kuraklıklar ve sıcak hava dalgaları artıyor, bazı bölgelerde aşırı yağış ve seller daha sık veya şiddetli hale geliyor.
Bu konuda dünya ülkeleri Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları (COP) ile ortak mücadele yolları arıyor. COP’ların 31’incisi de 9-20 Kasım’da Antalya’da gerçekleşecek.
Hacer Foggo son yıllarda “derin yoksulluk” kavramını gündemimize taşıyan, en yoksulların yaşadıklarını görünür kılmaya çalışan bir sivil toplum gönüllüsü.
Geçen günlerde aradı ve “Nihayet iklim krizi ve yoksulluk ilişkisini birlikte ele alan bir araştırma yayımlandı” dedi. Climatic Change dergisinde yayımlanan ve Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı ve ekibi tarafından hazırlanan çalışmadan söz ediyordu.
Yavaşlı, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi ve coğrafi bilgi sistemleri uzmanı. Ben de Yavaşlı’yı arayarak sıcaklık tehlikesini yoksullukla birlikte değerlendiren araştırmayı konuştum.
SICAKLIK AYNI, HAYATLAR FARKLI
Araştırmada 1980-2024 arasındaki 44 yıllık veriler kullanılarak Türkiye’nin 973 ilçesindeki aşırı sıcaklık koşulları hesaplanmış ve hanehalkı gelir yapılarıyla karşılaştırılmış.
Sonuç çarpıcı:
120 ilçede, yani yaklaşık her sekiz ilçeden birinde, yüksek sıcaklık tehlikesi ile yoksulluk kesişiyor.
En geniş küme Güneydoğu Anadolu’da. Şanlıurfa, Mardin ve Batman’ın yanı sıra Diyarbakır, Siirt ve Şırnak’ın bazı ilçeleri bu grupta. Çukurova da riskli bölgelerden.
Ancak araştırmanın şaşırtıcı sonucu başka: İç Ege’nin bazı kesimleri ile Malatya, Elazığ ve Tunceli’nin alçak vadileri de risk haritasına giriyor. Sıcağın merkezi güneydoğuda olsa bile ekonomik kırılganlık, riski Türkiye’nin iç bölgelerine doğru taşıyor.
Araştırmanın bize anlattığı sorunun yalnızca termometrenin kaç dereceyi gösterdiği değil. O sıcaklıkla hangi koşullarda karşı karşıya kaldığınız.
Yavaşlı bunun için Antalya ile Harran örneğini veriyor.
Antalya’da termometre 42 dereceyi gösterdiğinde insanların önemli bir bölümü klimalı bir eve, işyerine ya da başka bir kapalı mekâna geçebilir. Aynı sıcaklık Harran Ovası’nda yaşandığında ise toplumun önemli bir kısmının klimaya erişimi olmayabilir.
Geliriniz, oturduğunuz evin yalıtımı, klimaya erişiminiz, yaptığınız iş, çalışma saatinizi değiştirme imkânınız ve sağlık hizmetlerine ulaşabilmeniz, sıcaklığın hayatınızdaki karşılığını değiştiriyor.
Araştırmanın önemli noktalarından biri de “tropik geceler”.
En düşük sıcaklığın 25 derecenin altına inmediği geceler özellikle Adana-Mersin-Hatay hattındaki riski büyütüyor. Çünkü insan bedeni gündüz maruz kaldığı ısı stresinden gece serinleyerek kurtulmaya çalışıyor. Gece de sıcak kalınca vücut toparlanamıyor.
İKLİM KRİZİ SINIF MESELESİ
Araştırmanın anlattığı bir gerçek var. İklim krizi aynı zamanda bir sınıf meselesi.
Paranız varsa evinizi yalıtabiliyor, klima kullanabiliyor, serin bir yere gidebiliyor, özel sağlık hizmetine ulaşabiliyorsunuz. Açık havada çalışmıyorsanız günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayabiliyorsunuz.
Ama bir tarım işçisiyseniz?
İnşaat işçisiyseniz?
Motokuryeyseniz?
Ya da elektrik faturasını düşünerek klimayı açamayan bir emekliyseniz?
İklim krizinin faturası işte o zaman ağırlaşıyor.
Bu nedenle çözüm de yalnızca “Sıcak hava geliyor, dikkatli olun” uyarısı olamaz.
KAMUSAL SERİNLEME ALANI
Araştırma, riskli ilçelerde kamuya açık serinleme alanları oluşturulmasını, aşırı sıcak saatlerinde açık alanda çalışmanın durdurulmasını, konutlara yalıtım ve pasif serinletme desteği verilmesini öneriyor.
Oysa iklim krizinin bir de eşitlik boyutu var.
Aynı ülkede, aynı gün, aynı 42 dereceyi yaşayan iki insanın karşı karşıya olduğu tehlike aynı değil.
Birinin önünde klimanın düğmesi var.
Diğerinin önünde çalışmak zorunda olduğu tarla.
Bugüne kadar iklim değişikliğini konuşurken çoğunlukla dereceleri, karbon salımını, enerji dönüşümünü konuşuyoruz. COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye’nin belki de önce bu farkı görmesi gerekiyor.
AI outlook — possibilities, not facts
COP31'de Türkiye, iklim adaplasyonunda eşitlik odaklı politikalar öne sürecek.
Possible · Within weeks
Riskli ilçelerde kamusal serinleme alanlarıyla ilgili yerel yönetimlerden ilk uygulamalar 6 ay içinde başlayacak.
Likely · Within months

Following meteorological evaluations, a ban on swimming was declared in Sarıyer and Beykoz districts of Istanbul on 7-8 September. Kısırkaya Public Beach in Sarıyer was closed to entrance.

Sarıyer District Governorship announced that swimming in the sea is prohibited at Kısırkaya Public Beach between 7-8 September due to high wavelengths. A temporary closure decision was made for life safety.

Nepalese authorities continue to search for those trapped under mud in hydroelectric power plant tunnels near the Trishuli River. Three people, including Chinese citizens, have been rescued alive since Friday. It is estimated that more than 900 people are trapped in the area. Additionally, an 8-year-old boy who survived the flood by climbing trees and was reunited with his mother was found alive.

The fire, which broke out around 15.30 in the forest area in the Kızılbölük location of Akbaş District of Serik district, was intervened by 1 fire extinguishing plane and 5 helicopters from the air, and approximately 70 water sprinklers and forest workers from the land. Antalya Metropolitan Municipality and Serik Municipality continuously transport water to the region with water tankers. Gendarmerie and commando teams provide security, AFAD teams are on standby. A fire management center was established and Serik District Governor Dr. Cemal Şahin is followed by General Director of Forestry Bekir Karacabey and Antalya Regional Director of Forestry Kemal Kayıran. Land intervention was intensified by stopping the use of aircraft in the evening. A forest worker was affected by smoke and was taken to the hospital. His health condition was reported to be good. Approximately 600 personnel are working with 150 water trucks, work machines and intervention vehicles to control the fire. The cause of the fire and the size of the area it affected will become clear through investigations after the extinguishing efforts are completed.

A fire broke out for an unknown reason in a non-forest area in Akbaş District of Antalya's Serik district. 5 planes, 13 helicopters, 75 water trucks, 3 work machines and 450 personnel are trying to control the fire.

A fire broke out around 15.30 in a non-forest area in Akbaş District of Antalya's Serik district. The intervention is carried out by land and air with 5 planes, 13 helicopters, 75 water trucks, 3 work machines and 450 personnel. While gendarmerie and commando teams provide security, AFAD teams are on standby. A fire management center is established and efforts are coordinated.