
İstanbul'da havaların ısınmasıyla birlikte ev içlerinde akrep görülme sıklığı arttı. Uzmanlar, bu durumun nedenlerini ve evde akrep ile karşılaşıldığında yapılması gerekenleri anlattı.
AI-generated summary
İstanbul'da havaların ısınmasıyla birlikte evlerde akrep görülme şikayetlerinde artış yaşanmaktadır. Uzmanlar, bu durumun kentsel yapıların akrepler için uygun yuvalar sunmasından kaynaklandığını belirtmektedir.
İstanbul’da havaların ısınmasıyla birlikte akrep şikâyetleri gündeme gelmeye başladı. Özellikle bahçeli, toprak alanlara ve eski yapılara yakın bölgelerde görülen akrepler, bu kez evlerin içinde ortaya çıkıyor. Kent yaşamında nadir karşılaşıldığı düşünülen akreplerin apartmanlara kadar girmesi, bazı vatandaşlarda endişeye neden oluyor.
Haşerelerden korktuğu için yaklaşık 10 yıldır yaşadığı evde çeşitli önlemler aldığını anlatan Kağıthane sakini B.A., tüm camlarında tel bulunduğunu, evin farklı noktalarında böcek tabletleri kullandığını ve kapıların önüne bant çektiğini söyledi. Şimdiye kadar aldığı önlemler sayesinde herhangi bir sorun yaşamadığını belirten B.A., hafta sonu evinde karşılaştığı akreple büyük korku yaşadığını ifade etti.
B.A. yaşadığı olayı şu sözlerle anlattı: “Haşerelerden korktuğum için evimin tüm camlarında tel var. Evin her yerinde böcek tabletleri, kapıların önünde bantlar bulunuyor. Yaklaşık 10 yıldır aynı binada oturuyorum ve aldığım önlemler sayesinde bugüne kadar hiçbir sorun yaşamamıştım. Ancak hafta sonu evimin içinde 7-8 santimetre büyüklüğünde bir akrep gördüm. Eve nasıl girdiğine dair hiçbir fikrim yok. Türünü ya da zehirli olup olmadığını da bilmiyorum. Çok korktuğum için akrebe hiç dokunmadan kedimi alıp evden çıktım. Hemen binadaki komşulara haber verdim ve ilaçlama firmasını aradım.”
İlaçlama firmasından gelen görevlinin kendisine özellikle bu zamanlarda akrep ihbarlarının arttığını söylediğini aktaran B.A., aynı gün içerisinde başka evlere de gidildiğini belirtti. B.A., “İlaçlama firmasından gelen personel, özellikle bu aylarda yoğunluk yaşadıklarını ve 7-8 eve daha gittiklerini söyledi. Bunun üzerine komşularımla da konuştum. Onlar da kapılarının önlerinde ve bina girişlerinde akrep ölüleri gördüklerini anlattılar. Bu durum beni daha da tedirgin etti. Özellikle Kağıthane bölgesinde akrep görülmesinin artık olağan bir duruma dönüştüğünü düşünüyorum” dedi.
Dört ay öncesine kadar Üsküdar’da yaşan S.G. ise akreplerle karşılaşmanın kendileri için neredeyse rutin hale geldiğini söyledi. O dönem salonu doğrudan bahçeye açılan bir evde yaşadığını belirten S.G., özellikle bahçeden eve akrep girdiğini, apartmanın farklı katlarında oturan komşularının da benzer sorunlarla karşılaştığını aktardı. “Üsküdar’da yaşıyordum, yaklaşık 4 ay önce taşındım. Salonum bahçeye açılıyordu ve sürekli salondan akrep giriyordu. Apartman 6 katlıydı. Bir üst kattaki komşumuzun balkonuna da çok sık akrep giriyordu. 5. kattaki başka bir komşumuz da zaman zaman akreplerle karşılaşıyordu. Bu nedenle belediyeden talepte bulunuyor, bahçenin ilaçlanmasını istiyorduk. İlaçlama yapıldığında ise uzun süre akrep görülmüyordu.”
Eve taşınmadan önce ev sahibinin kendisini bahçedeki yapay çim konusunda özellikle uyardığını söyleyen S.G., “Evde görülen akrepler çok büyük değildi. Ancak ben o eve taşınırken ev sahibim, salondan açılan bahçeyle ilgili beni özellikle uyarmıştı. Bahçe çimli bir yer değildi, tamamen topraktı. Bana, ‘Sakın burayı bahçe haline getirmek için yapay çim koyma. Eski kiracı yapay çim yaptırdı, onun altında akrepler yuvalanmış ve bütün apartmanı akrep basmıştı’ demişti. Daha sonra komşularımla konuştuğumda onların da aynı hikâyeyi anlattığını öğrendim” şeklinde konuştu.
Konuyu Manisa Celal Bayar Üniversitesi Alaşehir Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur'a danıştığımda, “İstanbul’da kayıtlı üç akrep türü mevcut: Alpiscorpius istanbulensis, Euscorpius tauricus ve Euscorpius italicus” dedi ve şöyle devam etti: “Alpiscorpius istanbulensis türü kırmızımsı kahverengi ya da koyu kahverengi renkli. Genelde İstanbul’un içinde ve çevresindeki ormanlar içinde bulunuyor, insan yerleşimlerine girmiyor. Euscorpius tauricus sarımsı turuncu ve Euscorpius italicus siyah renkli. Bu iki tür insan yerleşimlerine sıklıkla giriyor. Özellikle Euscorpius italicus ev içlerinde çok yaygın. Bu iki türün insan yerleşimlerinde bulunmasının sebebi ise çatlaklara girmeyi ve nemli ortamları seven türler olmalarından dolayı insan yapılarının çok uygun yuvalar sunması. Diğer bir sebep, bu türlerin neme oldukça bağımlı olması ve insan yerleşimlerinin genelde nemli olması.”
Diğer bir etkenin de bu türlerin sinek, hamam böceği ve çekirge gibi böceklerle beslenmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Bu böcek grupları hem insanların çöplerinden dolayı hem de habitatların uygun olmasından dolayı yaygın. Ayrıca insan yerleşimleri ışık kaynakları içerdiği için bu grupları çekiyor. Euscorpius türlerinin İtalya, Yunanistan ve Balkan ülkelerinde de şehir içlerinde yaygın olarak bulunduğuna dair raporlar mevcut” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, akreplerin binalara girişi hakkında, “Akrepler duvarlara rahatlıkla tırmanabilir ve tavanlarda gezebilirler. Yüksek katlara da bina içinden ya da dışından tırmanabilirler. Pencerelerden, çatılardan ya da depolardan girebilirler. Akrepler genelde bir bölgede popülasyon oluşturarak yaşar. Bu sebeple uygun bir bölgede birden fazla birey bulunabileceği gibi bu uygun ortama dışarıdan bireyler gelmesi de mümkün” cevabını verdi.
“Türkiye’deki akrepler için konuşacak olursak makasları kuyruktan kalın olan türlerin zehirlerinin zayıf ve insan sağlığı için tehlikesiz olduğunu söylememiz mümkün” diyen Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Makasları kuyruktan ince olan türler genelde tehlikeli türleri içermekle beraber, ‘makas ne kadar ince ise o kadar zehirli’ gibi bir genelleme yapılamaz. Ayrıca bu özelliğe sahip, zehri zayıf türler de bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Akreplerin eve giriş yollarını kapatmanın iyi bir tedbir olacağının altını çizen Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Pencerelere sineklik takmak, duvarları sıvamak ve çatlak bırakmamak iyi yöntemler olmakla beraber depolar, bodrum katları ve çatı katları ilaçlanabilir. Fakat akreplerin giriş yaptıkları yerler varsa ilaçlama kesin çözüm olmayacak ve başka bireyler buralara yerleşerek tekrar popülasyon oluşturacaktır. Bu sebeple evlerin ve apartmanların karanlık bölgelerin düzenli olarak UV ışıkla taranarak kontrol edilmesini öneririm” şeklinde konuştu.
Akreplerin büyürken kabuk değiştirdiğini bu nedenle evde kabuk görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Bunun yanında, öldükleri zaman dış iskeletleri geride kalır. Bir hayvana yem olduklarında, genelde sert olduğu için makasları geride bırakılır. Bu kalıntılar gözlemlendiğinde varlıkları anlaşılabilir” dedi.
İstanbul’da insan için tehlikeli düzeyde zehirli bir akrep türü bulunmadığını ifade eden uzman isim, temas halinde ise yapılması gerekenlere dair şu önemli bilgileri paylaştı: “İstanbul’da bir akrep sokma vakası olursa sadece sabun ile yıkamak yeterli. Ancak alerjik reaksiyon ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hastanenin acil servisine gidilmeli. Bu genelleme, tüm Marmara ve Artvin hariç Karadeniz bölgesi için yapılabilir. Eğer geri kalan bölgelerde akrep sokması vakası meydana gelmişse, sokulan yer soğuk tutularak bir hastaneye başvurulmalı.”
Akreplerin kedi ve köpek gibi evcil hayvanları sokabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, “Ama hayvanlar özellikle de kediler akrepleri avlayabilirler. Akrep var diye hayvanları evden uzak tutmak gerekli değil. Dediğim gibi İstanbul’da bir insan ya da ev hayvanının sağlığını tehlikeye sokacak kadar etkili bir zehre sahip bir akrep türü bulunmuyor” dedi.
Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur, sosyal medyadaki iddialara ilişkin olarak, “Mavi renk akrepleri kaçırmaz. Gececil, renk körü olan türlerdir. Mavi ya da kırmızı rengi ateş gibi algılayarak korktukları inancı da yanlış. Zaten ısıyı algılayan duyuları mevcut. Mavi renkten korktukları inancı, Fas gibi ülkelerde beyaz badanalı ve mavi çerçeveli evlerden ileri geliyor. Buralarda akrepleri kaçıran şey mavi renk değil, kireç ile yapılan badanadır. Akreplerin altlarında bulunan tarak organları duyu alma özelliğindedir ve pürtüklü yüzeylerde rahatsızlık duyarak yürümelerini engeller. Bu sebeple kireç badanalı evlerin duvarlarına tırmanamayacaklarını düşünüyorum.”

Meteoroloji Mühendisi Güven Özdemir, İstanbul'un barajlarının yıllık su ihtiyacını karşılamaya yetmediğini belirterek, sıcaklık ve buharlaşma riski ile belediyelerin sulama sistemlerindeki israfa dikkat çekti.
El Salvador, El Nino kaynaklı aşırı sıcaklar, kuraklık ve beklenen kasırga risklerine karşı ülke genelinde kırmızı alarm ilan etti. Yetkililer, gıda güvenliği ve su kaynaklarını korumak amacıyla önleyici tedbirlerin güçlendirileceğini açıkladı.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin uygulanmasına dair yönetmelik Resmi Gazete'de yayımlandı. Bakan Murat Kurum, düzenlemenin yeşil dönüşümü hızlandıracağını ve uluslararası ticarette rekabet gücünü koruyacağını ifade etti.
Cezayir İçişleri Bakanı Said Sayut, ülkenin doğusunda etkili olan orman yangınlarında Bicaye, Cicel ve Tizi Vuzu vilayetlerinde toplam 12 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bölgede söndürme çalışmaları devam ediyor.

Muğla Yatağan'da Tekrock Madencilik tarafından işletilen mermer ocağında dev kapasite artışına gidiliyor. ÇED alanı 90 futbol sahası büyüklüğüne çıkarılırken, yıllık üretim kapasitesi 5 kat artarak 1,5 milyon metreküpe yükselecek.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Cemre Vakfı ve İTÜ iş birliğiyle düzenlenen NextGenCOP30.5 İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda başlıyor.