
KAAN’ın F-22, Su-57 ve J-20 ile aynı ligde yer alacağı ve hava-hava muharebesinde iddialı olduğu belirtildi.
Türkiye'nin 5. nesil savaş uçağı KAAN'ın Baş Mühendisi Emre Yaban, uçağın dünya genelindeki en gelişmiş hava üstünlük platformlarıyla aynı ligde, yüksek manevra ve görünmezlik kabiliyetleriyle geliştirildiğini açıkladı.
AI-generated summary
KAAN, Türkiye'nin yer imkanlarıyla geliştirdiği 5. nesil milli muharip uçak projesidir ve ilk uçuşunu 21 Şubat 2024'te gerçekleştirmiştir.
Emre Yaban: “Hava-hava muharebesi, manevra ve görünmezlik kabiliyetinde daha iddialı bir platform geliştiriyoruz.”
Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı KAAN’ın Baş Mühendisi Emre Yaban, platformun yalnızca F-16’nın yerini alacak bir uçak olarak değil, doğrudan dünyanın en gelişmiş hava üstünlük savaş uçaklarıyla aynı ligde geliştirildiğini söyledi. Yaban’a göre KAAN; F-22 Raptor, Su-57 Felon ve J-20 Mighty Dragon ile aynı sınıfta yer alırken, özellikle hava-hava muharebesi, yüksek manevra ve düşük görünürlük alanlarında iddialı hedeflerle tasarlanıyor.
Emre Yaban’ın açıklamaları, KAAN’ın geliştirme sürecinde benimsenen tasarım felsefesine de ışık tutuyor. Proje ekibi, uçağın merkezine hava üstünlüğü görevlerini yerleştirirken aynı zamanda çok rollü görev yapabilecek dijital bir mimari oluşturmayı hedefliyor.
“Artık 5. nesil savaş uçakları ligindeyiz”
Yaban, dünyada operasyonel 5. nesil savaş uçağı geliştirebilen ülke sayısının oldukça sınırlı olduğunu belirterek KAAN’ın doğrudan bu platformlarla rekabet edecek şekilde tasarlandığını ifade etti.
“Bizim sınıfımızda F-22, Rus uçağı Su-57 ve Çin uçağı J-20 gibi uçaklar yer alıyor.”
Bu açıklama, KAAN’ın tasarım önceliğinin hafif çok amaçlı bir savaş uçağından ziyade hava üstünlüğü odaklı ağır sınıf bir platform olduğunu ortaya koyuyor.
Hava-hava ve manevrada daha yüksek hedef
Baş Mühendis Emre Yaban’ın en dikkat çeken değerlendirmesi ise manevra kabiliyeti üzerine oldu.
Yaban, KAAN’ın aerodinamik tasarımında yüksek hücum açılarında kontrol edilebilirlik, enerji koruyan dönüş performansı ve yakın hava muharebesinde üstün çeviklik gibi kriterlerin önceliklendirildiğini belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Bizim hava-hava ve manevra kabiliyetimiz çok daha yüksek olacak.”
KAAN’ın teknik mimarisinde çift motorlu yapı, dahili silah istasyonları, süperseyir hedefi ve +9G sınıfındaki uçuş limitleri de bu yaklaşımı destekleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.
Düşük görünürlükte yeni nesil yaklaşım
Emre Yaban’a göre KAAN’ın yalnızca çevik bir savaş uçağı olması yeterli değil. Platformun en kritik özelliklerinden biri de görünmezlik (stealth) kabiliyeti olacak.
Yaban, uçağın radar kesit alanını azaltmaya yönelik gövde geometrisi, dahili mühimmat taşıma mimarisi ve kompozit yapısının önceki nesil platformların ötesinde geliştirildiğini belirterek şunları söyledi:
“Görünmezlik kabiliyeti çok daha yüksek bir uçak olacak.”
KAAN’ın tasarımında dış istasyon yerine gövde içi silah yuvalarının tercih edilmesi ve radar yansımalarını azaltan şekillendirme yaklaşımı, 5. nesil savaş uçağı konseptinin temel bileşenleri arasında yer alıyor.
KAAN yalnız uçmayacak
TUSAŞ’ın açıkladığı konsept doğrultusunda KAAN, gelecekte yalnızca pilotlu bir savaş uçağı olarak görev yapmayacak. Platform; ANKA-3, Süper Şimşek ve diğer insansız unsurlarla birlikte görev icra edebilecek “Loyal Wingman” mimarisine sahip olacak.
Bu yapı sayesinde KAAN’ın çevresindeki insansız hava araçlarına görev dağıtımı yapabilmesi, keşif ve taarruz görevlerini paylaşabilmesi hedefleniyor. Böylece pilotun iş yükü azaltılırken ağ merkezli harekât kabiliyeti de artırılacak.
Seri üretime giden süreç hızlandı
KAAN, 21 Şubat 2024’te ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirmişti. Program kapsamında ikinci ve üçüncü prototiplerin üretimi devam ederken, bu yeni uçaklarda ilk prototipe kıyasla daha gelişmiş aviyonikler, yapısal iyileştirmeler ve görev sistemleri yer alacak.
TUSAŞ’ın hedefi; test sürecini tamamlayarak ilk seri üretim Block konfigürasyonunu Türk Hava Kuvvetleri’ne 2028–2029 döneminde teslim etmek. Yerli TF35000 motorunun ise sonraki bloklarda platforma entegre edilmesi planlanıyor.
KAAN Baş Mühendisi Emre Yaban’ın açıklamaları, Türkiye’nin milli savaş uçağı programında hedefin yalnızca yeni bir platform üretmek olmadığını; F-22, Su-57 ve J-20 ile aynı kategoride rekabet edebilecek yeni nesil bir hava üstünlük uçağı geliştirmek olduğunu ortaya koyuyor.
AI outlook — possibilities, not facts
İlk seri üretim Block konfigürasyonunun 2028-2029 döneminde Türk Hava Kuvvetleri'ne teslim edilmesi
Likely · Within years
3 ballistic missiles were launched by the Houthis against the Yemeni city of Taiz in the morning. While there was no loss of life in the attack, panic occurred among the city's residents.
The Ministry of National Defense reported that search and rescue efforts with TCG Akın and ROV devices for the Tuğberk İmamoğlu ship that sank in the Sea of Marmara continued on a 24/7 basis.
The Revolutionary Guard Army Air Force announced that a US aircraft carrier and a destroyer ship participating in the naval blockade against Iranian ships were targeted with ballistic missiles, damaged and withdrawn to different regions. It was also stated that a US unmanned marine vehicle trying to enter the Iranian-controlled area in the Strait of Hormuz was also targeted. It was noted that Iran is stronger than ever and its resistance against US initiatives will continue.

In the analysis published in the 'Ayın Tarih' magazine of the Directorate of Communications, it was stated that Türkiye's domestic and national defense industry products have turned into effective elements on global war strategies and geopolitical balances. From 2002 to 2026, defense and aerospace exports increased 45 times, from $248 million to $11.2 billion; The number of companies increased from 56 to approximately 4,500, the number of projects increased from 62 to 1,400, and the project volume increased from 5.5 billion dollars to over 100 billion dollars. Turkish defense products are exported to 185 countries and 230 product types are in active use.

Approximately 50 senior personnel at the US Joint Chiefs of Staff were subjected to lie detector tests; During the tests, it was asked whether confidential information about the operations against Iran had been leaked to the press. In addition, it was claimed that ammunition stocks had dropped to a critical level due to the Iran conflict and that there were supply and living conditions problems on aircraft carriers.

The US Joint Chiefs of Staff subjected 50 senior personnel to a polygraph test following information leaked to the press that ammunition stocks had dropped to a critical level after the Iran operations.